Derso ile Kelen, Milletler Cemiyeti’nin unutulmaz kelle avcıları

Derso ile Kelen, Milletler Cemiyeti’nin unutulmaz kelle avcıları
Mizah

Derso ile Kelen, Milletler Cemiyeti’nin unutulmaz kelle avcıları


Jean-Marie Bertin*


“Bir anlamda biz kelle avcılarıyız. Çeşitli kafaları toplar biriktirir, özel bir yöntemle orantılarını değiştiririz. Bu vahşi girişimimiz, 1922’de, Türk-Yunan savaşından sonra (İstiklal Savaşı) düzenlenen Lozan Barış Konferansı’nda başladı. Delegeler doğruca savaş alanından gelmişti. Sivil kıyafetlerine karşın kafalarında hâlâ subay şapkaları vardı. Bu bizim ilk uluslararası konferansımızdı.”

Otuz yıla yakın süren ortaklıkları boyunca sayısız politikacı ve diplomatın karikatür portrelerini çizmiş olan Alois Derso ile Emery Kelen, 1950 yılında verdikleri bir mülakat esnasında bu işe nasıl başladıklarını yukarıdaki cümlelerle açıklamışlardı.

Her ikisi de Macar Yahudisiydiler. Alois Derso, gerçek adıyla Alajos Dezsö, 1888 yılında Macaristan’da doğmuştu. Sanatsal eğitimini Birinci Dünya Savaşı öncesinde Paris’te tamamladıktan sonra, savaşın başlamasıyla birlikte Macar ordusunda görev almıştı. Bu süreçte yurtdışına karikatürler göndermeye başlamış, Cenova Konferansıyla ilgili çizimlerini yayınlayan Fransız Le Matin gazetesi, sanatçının adını Dezsö yerine Derso olarak yazınca da, sanatçı bu yeni adını benimsemişti.

Asıl adı Imre Klein olan vatandaşı Emery Kelen ise 1896 yılında doğmuştu. İlk çizimleri 1917’de Szamár (Eşek) gazetesinde yayınlanmıştı. Savaşta geçirdiği üç buçuk yıl onu “ömür boyu pasifist” yapmıştı. Oysaki Macaristan, Birinci Dünya Savaşı’nın bitiminde bile sanatçının arzu ettiği barış ortamına bir türlü kavuşamıyordu. Ülkedeki baskıcı Macar Komünist rejiminin başlattığı ‘Kızıl Terör’le birlikte, antisemitik istismarların yoğun olarak uygulandığı ‘Beyaz Terör’ dönemi genç sanatçıyı iyice yıldırmıştı.

1919 yılının Aralık ayında Klein Münih’e taşındı. Bir yandan sanatsal eğitimini sürdürürken diğer yandan Kelen takma adıyla çeşitli dergilerde çizimlerini yayınlatmaya başlamıştı. 1922’de ise hiper enflasyonun hüküm sürdüğü Almanya’dan ayrılarak İsviçre’ye, yoğun diplomatik faaliyetlerin gerçekleştiği Milletler Cemiyeti’nin merkezinin bulunduğu Cenevre kentine gitti. Derso ile de orada tanışmışlar.

Cenevre’de başlayan yepyeni bir kariyer

Milletler Cemiyeti müzakereleri sırasında kamera kullanımına izin verilmediğinden, basının ressam ve karikatüristlere ihtiyacı vardı. Sanatsal yakınlığa ek olarak, kökenleri ve dilleri de ortak olan iki Yahudi gurbetçi, dünya sorunları hakkında aynı anlayışa sahip olduklarını keşfetmişlerdi. Bunun üzerine karikatürlerini “Derso ve Kelen” imzası altında, yenilikçi ve rafine bir tarzda yayınlamaya karar verirler. Bu esnada Derso Le Matin’de, Kelen ise Kahire’de yayınlanan bir gazete olan Al-Kaskhu’da çalışmaktadır. Dünya çapında ün kazanmaya başlamasıyla birlikte Kelen, 22 Aralık 1922 tarihinde Imre Klein olan adını, daha Anglosakson bir çağrışım yapan Emery Kelen olarak değiştirir.

Ocak 1923’te ikili, Türk-Yunan barış konferansının ardından “Guignol Lozan’da” başlıklı bir albüm yayınlar. Tamamı çizerler tarafından imzalanarak ve 300 nüsha olarak basılan bu dosya şeklindeki albümde 25 adet renkli levha yer almaktadır. Kitabın tıpkıbasımı, 1993 yılında İnönü Vakfı tarafından, bu kez Türkçe olarak ve “Karikatürcü Gözüyle Lozan Müzakeresi Albümü” başlığı altında toplam 600 adet olarak Türkiye’de de yayınlanır.

Tekrar 1920’lere dönecek olursak; aynı yıl Milletler Cemiyeti, Derso ile Kelen’in “Les Gardiens de la Paix” (Barışın Bekçileri) adı altındaki 350 karikatürlük Milletler Cemiyeti albümünü Cenevre’de yayınlar. Albümdeki portreler o denli başarılıdır ki, hem konu mankenleri olan diplomatlar hem de uluslararası basın kuruluşları bu çizimlere büyük rağbet gösterirler. Derso ile Kelen, Milletler Cemiyeti’nin bütün oturumlarını takip etmeyi sürdürürler. 1924’te ise Paris’te düzenlenen ve Birinci Dünya Savaşı’nın kaybedeni Almanya’nın, ödeyeceği savaş zararlarının miktarını belirleyecek olan komitenin çalışmalarına katılırlar. Astoria Oteli’ndeki toplantıların ertesinde 18 büyük özgün baskı içeren “Dawes Planı” başlıklı bir dosya hazırlarlar.

1929 yılında, Almanya’nın ödeyeceği tazminatı yeniden tartışmak üzere, o yıl Paris’te inşası yeni bitmiş olan George V Oteli’nde uluslararası bir toplantı düzenlenir. Derso bu toplantıdaki bütün tartışmaları izler. Müzakereler son bulduğunda, komitenin başkanı olan Owen Young’ın eşi, Derso’ya, izlenimlerini albüm haline dönüştürmesi için 4.000 dolar teklif eder. Derso, bu müzakerelerdeki çizimlerini İngilizce notlarıyla birlikte bir araya getirerek “My 1929 Report” (1929 Raporum) başlıklı 18 litografi içeren eşsiz bir albüm oluşturur.

1931 yılında vaad edilen topraklar

26 Eylül 1931’de Fransızların ünlü mizah dergisi “Le Rire”, Derso ile Kelen’in gözünden Milletler Cemiyeti konulu özel bir sayı çıkartır. İkili bu özel sayıda “Cenevre Ahdi” başlığı altında ‘Eski Ahit’teki bazı öykülere gönderide bulunan 14 büyük boy sayfa hazırlar. Çeşitli metinlerin eşliğindeki çizimler “Yaratılış” bölümüyle başlar. Ardından “Nuh’un Gemisi”, “Hazreti İbrahim’in Kurbanı”, “Hazreti Yakup’un Merdiveni”, “On Emir” gibi bölümlerle sürer. Son sayfada halkına Vaad Edilmiş Topraklar’ı gösteren Hazreti Musa rolünde, dönemin ünlü politikacısı ve Fransa Dışişleri Bakanı Aristide Briand’ı görürüz. Vaad edilen topraklar ise, belki de yıllar sonra Avrupa Birliği olarak anılacak olan ‘Avrupa Birleşik Devletleri’dir!

İkilinin ünü arttıkça, Avrupa kıtasında onların çizimlerini yayınlayan gazete ve dergilerin sayısı da hızla artar. Karikatürleri artık yalnız mizah dergilerinde değil, İsviçre, Almanya, Fransa, İngiltere gibi ülkelerin önemli ve ciddi yayın organlarında da sıkça boy göstermeye başlar.

Öte yandan, beraber çalışmakla birlikte, Derso ile Kelen’in yaşam ve çalışma biçimleri neredeyse birbirlerine tamamen zıttır. Kelen bir İngiliz kadınla evlidir, Derso ise bekârdır. Kelen’in düzenli bir ev hayatı vardır. İşindeyse disiplinli ve organizedir. Portre çizerken karşısındakinin en uygun pozisyonu almasını bekler, hazırlıklarını önceden ona göre yapar. Derso ise bohemdir, gece yaşamını sever. Genellikle öğleden sonraları yataktan çıkar. Bir gece kuşu gibi kurbanlarının çevresinde dolanır, hüzünlü gözleriyle onları izler, yüzlerini ezberler ve çoğu kez Milletler Cemiyeti Sarayına bitişik bir barın sessiz köşelerinden birinde, hafızasına kaydettiği bu profilleri bulduğu bir kâğıt parçasına ya da bir peçeteye aktarır. Aynı kişinin bazen 100’den fazla eskizini yaptığı olur. Beğendiğini saklar, diğerlerini buruşturup atar.

Kurbanlarımızla iyi anlaşırız!

Kariyerleriyle ilgili bir röportajda, “Kurbanlarımızla çok iyi anlaşıyoruz” demişlerdi. “Aslında bu hiç de şaşırtıcı değil. On iki yıl boyunca konferans salonlarında, resepsiyonlarda, otellerde, istasyonlarda bir arada bulunmak, bir düşmanla bile sempati oluşturmak için yeterlidir!”

“Arkadaşlığımızdan gurur duyuyoruz. Tamamıyla uluslararası bir platformda, ulusal bencilliğin öne çıktığı, çatışmalı bir ortamda çalışıyoruz ve yapıtlarımızı tüm taraflara kabul ettirmeyi başarıyoruz. Elbette tezimizi kabul ettirmek için kendi diplomasimiz var. Bu yüzden çizimlerimizde ele aldığımız konular ve kişiler hakkında bilgilendirilmekten kaçınıyoruz, gazetecilik çalışmalarımızı belgelere ve vicdanımızın dile getirdiği kendi gerçeklerimize dayandırıyoruz. ‘Kendi diplomasimiz’ konusuna açıklık getirmek için geçenlerde SSCB’den gelen bir gazeteciyle diyalogumuzu örnek gösterebiliriz. Adam eleştiri amacıyla bize, böylesine gelişmiş bir çizim ve gözlem yeteneğimiz varken nasıl oluyor da ‘gerçek’ mizahçı olamadığımızı sordu. Kendisine yanıtımız şu oldu: ‘Neden? Sakın, bizi kaba ve önyargılı Bolşevik karşıtı karikatürler yayınlamadığımız için eleştiriyor olmayasınız?’”

1936’da uluslararası diplomat ve gazeteci camiasının buluştuğu ve gayri resmî tartışmalarını gerçekleştirdikleri Bavyera adındaki bir birahanenin, ki takma adıyla “Milletler Cemiyeti geyikhanesi” diye anılırdı, duvarlarını süslemek amacıyla üç metre genişliğinde ve bir buçuk metre yüksekliğinde büyük bir duvar resmi siparişi alırlar. Bu resim için Cenevrelilerin ünlü “Tırmanma Festivali” (Fête de l’Escalade) geleneğinden esinlenirler. Bu festival, günümüzde hâlâ Protestan Cenevre halkının 1602 yılında Savoy Katolik Dükalığı tarafından ele geçirilme teşebbüsüne karşı koyuşunu ve Savoy Dükünü yenilgiye uğratışlarını anmak için düzenlenmektir. Derso ile Kelen’in anakronik duvar freski, 17’nci asrın kostüm, miğfer ve zırhlarıyla Cenevre surlarına tırmanarak Milletler Cemiyetinin mikrofonlarını ele geçirmeye çalışan diplomatları karikatürize etmektedir. Freskin alt kısmında olan biteni heyecanla izleyen ve surlara tırmananları destekleyen devrin liderleri vardır. Hitler ve Stalin ise kayıtsızca zar oynamaktadır.

İkili, 1937 yazında “Au banquet des Nations” (Ulusların ziyafet sofrasında) adlı albümlerini yayınlar. Albüm, on beş yıl boyunca Milletler Cemiyeti tarafından akredite edilmiş gazeteciler birliğinin düzenlediği bütün ziyafetlerin menülerinde yer alan karikatürlerinin bir derlemesidir. Her menüdeki karikatürlere Fransızca ve İngilizce açıklayıcı notlar eşlik etmekte ve mizahi bir üslupla o ziyafeti tarihsel bağlamına yerleştirmektedir. Bu çalışma aynı zamanda Derso ile Kelen’in Avrupa’da yayınlanmış olan son albümleridir.

Milletler Cemiyeti’nden Birleşmiş Milletler’e…

Mesken tuttukları Cenevre’de, dünyanın siyasi gündemini yakından takip ederek her fırsatta Hitler’i ve dönemin diğer diktatörlerini hicveden ikili, Avrupa’daki ısınmanın ve antisemitizmin kaçınılmaz yükselişinin tam olarak farkındadır. Önce Avusturya’nın, ardından da Çekoslovakya’nın Südet bölgesinin Almanya tarafından ilhakından sonra, Amerika’ya göç etme kararı alırlar. 13 Ekim 1938’de New York’a gelirler. Yapıtları yenidünyada da bilindiği için iş bulmakta gecikmezler. United Press ajansıyla sözleşme imzalarlar. Hemen ardından Esquire, Ken, New York Times Dergisi, New York Post, New York Herald Tribune, Fortune, Washington Post, Christian Science Monitor gibi ABD’nin önde gelen yayın organlarında çizgileri yayınlanmaya başlar.

İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda, 1945 yılının Haziran ayında, San Francisco’da düzenlenen konferanstaki müzakereler sonucunda 50 ülke Birleşmiş Milletler Antlaşmasını imzalar. Uluslararası ilişkilerdeki uzun deneyimleriyle Derso ile Kelen, bütün organizasyonu, katılımcılarını, yapılmış olan çalışmaları ve gelişmeleri A’dan Z’ye takip ederler. Sonrasında, BM’nin sponsorluğunda, “Birleşmiş Milletler Eskiz Defteri” adında 96 sayfalık bir kitap yayınlarlar. Bu kalın ciltli ve bol renkli albüm onların son ortak yayını olacaktır.

Kelen, 1948’den 1957’ye kadar Birleşmiş Milletler Bilgi Bürosu’na danışmanlık yaptıktan sonra, BM’nin görsel yayınlar biriminde yönetmen ve yapımcı olarak görev aldı. Bir zamanlar Birleşmiş Milletler lobisinin vazgeçilmezlerinden olan Alois Derso’ya gelince, kırılgan ve zarif yapısıyla yarı emekli olarak New York’taki bir otel odasında yaşamını sürdürdü. Ta ki, 22 Aralık 1964 sabahı, Albert Hotel’deki odasında ölü olarak bulununcaya dek... Kayıtlara, ‘uyurken vefat etti’ diye yazıldı.

Kelen ise 1963 yılında, yayıncı Alfred Knopf ile bir anı kitabı yayınladı: “Zamanında barış: Bizi savaşın içine ve dışına sürükleyen adamlar, 1914-1945”. 1966’da ise, eski BM Genel Sekreteri Dag Hammarskjöld’in biyografisini yazdı. Kelen, siyasi çalışmalarına ek olarak, çocuklar için de birkaç resimli kitap yaptı. Yoğun ve oldukça hareketli bir hayattan sonra Emery Kelen, 9 Ekim 1978’de Avusturya’nın Viyana kentinde öldü.

*Jean-Marie Bertin (France Cartoons No.11 - 2019)

* Fransızca aslından Türkçeye uyarlayan: İzel Rozental