Seramik toprağın ellerle bir hikâyeye dönüştüğü bir sanat dalı. Bu kez seramiğin sadece teknik yönünü değil insana dokunan tarafını konuşmak üzere seramik eğitmeni Alican Sakarya ile atölyesinde bir araya geldik. Atmosfer sakin, üretmenin verdiği mutluluk herkese yansıyor. Sohbet keyifli idi…

Alican Sakarya sizce kimdir?
Hocadır. İyi hocayım. Hatta çok iyi hocayım. Ayrıca iyi baba olma gayretinde bulunan bir adamım. 1990 doğumluyum. Lisede plastik sanatlar eğitimi, üniversitede de cam-seramik eğitimi aldım. 2015’te AS Sanat Seramik ve Sanat Atölyesini kurdum. Hem hobi hem profesyonel düzeyde eğitim veriyor, Workshoplar düzenliyorum.


Alican Sakarya'nın en küçük öğrencisi kızı Ada


Sizce sanat nedir ve eğitmen olmak sanatçı kişiliğinizi nasıl etkiliyor?
Sanat, en genel anlamıyla yaratıcılığın ve hayal gücünün ifadesidir. Yapan kişiyi tatmin etmesi önemlidir. Bence ayrıca cüret etmektir. Duvara yapıştırılmış bir muz, toplumun çoğuna bir şey ifade etmedi. Ama bence bir anlam ifade ediyor.
Fikirleri öğrencilerimle paylaşmak bazen beni tüketiyor. Buna karşılık öğrencilerimden de çok şey öğreniyorum. Bazen cesareti bile.

Siz seramik sanatçısı olmaya karar verdiğinizde hayatınızın hangi dönüm noktasında idiniz?
Sanatçı olduğuma dair bir iddiam yok… Sanatçı isem, bunu başkaları söylemeli. Ben seramik hocasıyım. Hayatımı seramikle kazanmaya karar verdiğimde orta sondaydım. Liselere giriş sınavı öncesiydi. Küçüklüğümden beri ellerim kabiliyetlidir. Hatta İş Eğitimi hocam babamı okula çağırıp, bunu ona söylemişti. Ben de beyaz yakalı olmanın bana uygun olmadığını düşündüm.

Elinize aldığınız ilk çamur parçasıyla yaptığınız şeyi hatırlıyor musunuz? O an ne hissetmiştiniz?
Elime aldığım ilk çamur parçasına dışkı şekli vermiştim. O an, kendim ne istersem onu yapabileceğimi hissetmiştim.

Daha çok nelerden etkilenirsiniz?
Antik dönemlerden ve tarih öncesi eserlerden etkilenirim. Uzaydan fikir alırım. Göbeklitepe ve İkiz idoller beni etkiliyor. Döküm yoluyla şekillendirme yapıyorum.

Yeni bir esere başladığınızda sizi harekete geçiren şey nedir?
Beni yeni bir eser üretmek konusunda en çok motive eden şey üzüntüdür. Dolayısıyla ortaya hüzünlü şeyler çıkar. Aynı nedenle, karamsar işleri severim. Bazen fırından çıkan eser tam aklımdaki eser olur, bazen de olmaz. Olmayınca, bir daha, bir daha dener, bir daha fırına atarız.



Eserlerinizin bir süs eşyası olarak kalmasını mı istersiniz, yoksa insanların her gün onlardan kahve içip onlara dokunmasını mı?
Süs eşyası demek yanlış bir yaklaşım. Ben eserimin bir sanat eseri niteliği olsun isterim. Bir bardak ya da bir sürahiye daha ihtiyaç yok. Onları zaten züccaciye ve ev dekorasyon firmaları yapıyor. Ben eserlerime müzelerdeki eserler gibi bakılmasını isterim. Yaptığım bardakların kullanılması tabii ki beni tatmin eder, ama işlevi olan şeyler benim gözümde sanat eseri değildir. Bardak, su içmek için kullanıldığında ben o bardağı sanat olarak görmüyorum. 

Geleneksel seramik ile çağdaş seramik arasında nasıl bir etkileşim var?
Eski eserlerden fikir alınıyor ama çok sadeleştik diyebiliriz. Her şey daha gösterişsiz, daha kıvrımsız. Bazı eserlerde eskiyi daha çok seviyorum. Mesela, eski çiniler çok kıymetli.

Saatlerce emek verdiğiniz bir eserin fırında çatladığını veya kırıldığını gördüğünüzde ilk tepkiniz ne oluyor? O “yas” sürecini nasıl atlatıyorsunuz?
Saatlerce uğraştığım bir eser çatlar ya da kırılırsa üzülürüm, kızarım, söylenirim hatta küfür ederim. Sonra bir daha yaparım. Olmazsa bir daha, bir daha yaparım. Ta ki, istediğim kadar iyi olana kadar. Ta ki, “Önceki iyi ki çatladı, iyi ki kırıldı” diyene kadar. 


Feride Petilon - Alican Sakarya

Atölyenize ilk gelen bir öğrencinin neler hissetmesini istersiniz?
Doğru yerde olduğunu hissetmesini isterim. “Ben bu işi en ufak ayrıntısına kadar öğreneceğim” diye hissetmesini isterim.

Seramiğe yeni başlayanlar neler beklemeli ve en çok yaptıkları hatalar nedir?
Seramiğe yeni başlayanlar bu işte sürecin uzun olduğunu bilmeli. Seramiği yoğurması, şekillendirmesi, kuruması, pişmesi, sırlanması, yeniden pişmesi bir süreç. Sabırlı olmalılar ve uzun bir sürece hazır olmalılar. En çok yaptıkları hatalar ise, sır ve sır altı boyanın mantığını karıştırmaları, ikisini aynı sanmaları.

Sizce seramik gerek Türkiye’de gerek dünyada hak ettiği yeri buluyor mu?
Dünyada evet, Türkiye’de hayır. Olay biraz da gelirle alakalı. Aynen sporcu yetiştirmek gibi... Bence seramikçilere yeterince yatırım yapılmıyor.

Yakın zamanda CKM’de bir serginiz oldu. Gelecekte de sergi planlarınız var mı?
CKM’deki sergi, AS Sanat’ın 11. Yıl sergisiydi. Bir sonraki sergiyi kişisel açmayı planlıyorum.

En sevdiğiniz renk nedir? Seramikte de aynı mı?
En sevdiğim renk siyah... Seramikte de aynı. Işığı yutmasını severim. Hatta son sergimin konusu bu olacak.

Seramik perisi hep yanınızda olsun…


Kısa Kısa
Çamur nedir? Konuşabilseydi ne derdi?
İstediğimiz her şeye dönüştürebileceğimiz bir dost, bazen de düşman. Şayet konuşabilseydi, “Beni rahat bırakın” derdi.

Gerçekçi sanat mı? Soyut sanat mı?
Soyut sanat. Gerçekçi olan zaten var.

Minimalizm mi? Gösterişli formlar mı?
Gösterişli formlar.

Günün hangi saati daha üretken olunur?
Gece üretken olunur.