Haber Fotoğrafı: Hıfzı Topuz


Çoktandır İstanbul’a gelmiyordum. Geçtiğimiz temmuz ayında ailece on gün geçirmek için Ulus’taki evimize geldik. İlk gece evimizde bizi biraz tatsız bir sürpriz bekliyordu. Gecenin ilerlemiş bir saatinde, yattığım odada korkunç bir gürültüyle uyandım. Yan odada yatan kızım ve torunum da, deprem oldu zannederek yataklarından fırladılar. Birkaç dakika sonra odamdaki 30 senelik emektar kütüphanemin raflarından yuvarlanan kitapları görünce, olayın ne olduğunu anladık. Meğer yağmurdan sızan sular üst kattan inip rafların pimlerini çürütmüş. Ertesi sabah yerlere saçılan kitapları toplamakla geçti. Aralarında eski sevdiğim kitaplar, sonra okurum diye aldığım bir sürü eser… İşte böylece duayen gazeteci, basın meslek örgütlerinin kurulmasında öncülük eden, UNESCO’da uzun yıllar uluslararası görevler yürüten, değerli yazar, saygıyla ve özlemle andığım Hıfzı Topuz’un “İletişimde Karikatür ve Toplum” kitabı ortaya çıktı. Birlikte göz atalım mı?


Hıfzı Topuz - Ester Almelek

Bugün çeşitli dillerde kullanılan karikatür sözcüğü, İtalyanca “abartma, yükleme eylemi” anlamındaki caricatura sözcüğünden gelir. Köken olarak karikatür, bir abartma, bir yükleme, bir bozma-çarpıtma anlamını taşımaktadır. Günümüzde karikatür geniş olarak yapılan, hemen hemen her ülkede izleyicisi ve hayranı bulunan, düzenli olarak dergiler veya kitaplar halinde satılabilen bir sanat dalıdır. Karikatür, güncel olaylar ve insanların özelliklerini çizgi yoluyla ifade etme sanatıdır. Bu sanat türü, güncel meseleleri eleştirel bir şekilde ele almak için kullanılabilir ve zaman zaman politik veya sosyal mesajlarla harmanlanabilir. Günümüzde özellikle siyasi ve sosyal yergi amacı güden karikatürler çok yaygındır



Karikatürün antik kökenleri
Karikatüre benzeyen ilk desenler neolitik çağda yapılmıştır. Bu çağa ilişkin olarak mağaralarda bulunan bazı resimler karikatüre benzeyen bir yan taşımaktadırlar. Fransa’da Ariege bölgesinde Trois-Freres mağarasında, doğu İspanya’da Cueva bölgesinde Ramigia mağaralarında bu çeşit desenler bulunmuştur. Mısırlılar, Yunanlılar ve Romalılar her yerde gülmece nitelikli desen örnekleri bıraktılar. Orta çağ, zaten pek çok gülmece deseniyle doludur. Genelde kilise kapıları üstündeki gülünç figürler, vitraylar ve heykelcikler bunların örnekleridir. Bunların gülmece niteliği taşıdıkları ancak yakın zamanlarda kabul edilmiştir. Matbaa, karikatüre yeni ufuklar açmıştır. Desenlerin çoğaltılması üzerine karikatürcü, yapıtlarını geniş ölçüde yayma olanağını bulmuştur.

1500’lerin sonlarında Annibale Carracci, o zamanlar karikatürler gerçek sanat olarak görülmese de, çizimlerinde insanların özelliklerini şakacı bir şekilde değiştirerek bu sanat türünün yaratılmasında öncü oldu. Uzun bir süre boyunca karikatür bir İtalyan özelliği olarak kabul edildi. Ancak aynı dönemde Kuzey Avrupa’da Pieter Bruegel the Elder gibi sanatçılar da biraz abartılı portreler yapmışlardır.


Leonardo da Vinci
 

Bilinen en eski modern karikatür örnekleri, belirli kusurlarını modele dökmek için insanları gözlemleyen Leonardo da Vinci (1452–1519) tarafından verilmiştir. Bunlarda amaç, özgün olanın bir portreden daha vurucu olduğu izlenimi vermekti. Gian Lorenzo Bernini (1598–1680), yine bu alandaki ilk sanatçılardan biri olup, bir insanı üç-dört çizgiyle mizahi olarak betimlemeyi başarmasıyla bilinmektedir. Karikatür sanatı, zamanla Fransa ve İtalya’daki kapalı aristokrat kesiminde yaygınlaştı.

Dünyada yayımlanan ilk karikatür kitabı İngiltere’de basılan ve Mary Darly’nin A Book of Caricaturas (1762) adını verdiği eserdir. Yine 18. yüzyılda bu alanda uzmanlaşan İngiliz Thomas Rowlandson (1756–1827) ve James Gillray (1757–1815) gibi isimler de önemli eserler vermiştir.


Steinberg


Karikatürün işlevleri
Karikatürün temel işlevi güldürmektir. Gülmece, karikatürün temelidir. Ama bu işlevin yanında karikatürün pek çok farklı işlevi ve hedefleri vardır. Bu görevleri şöyle sıralayabiliriz.
Haber verme: Karikatür bir iletidir. Bu haber siyasal, sosyal, kültürel, ekonomik, sanatsal, felsefi, psikolojik aktüalite ile ilgili olabilir.
Eğitim: Karikatür aynı zamanda didaktik bir sistemdir. Fransa’da karikatürün eğitimindeki rolü, çizgi-öykülerde görülür. Karikatürü okuma-yazma bilmeyenler de anlarlar. Karikatür, siyasal eğitimde de yerini bulmaktadır. “Siyasal eğitim aracı olarak karikatür” adlı yapıtında Werner Krüger şu noktayı vurgular: “Karikatür, siyasal ve toplumsal eleştiride çok etkili bir anlatım aracıdır ve kamu oyununun oluşturulmasında önemli bir rol oynar.” Baudlaire’e göre bazı karikatürler, “Tarihçinin, arkeoloğun ve hatta filozofun dikkatine değer bir niteliktedir; bu tür karikatürler, ulusal arşivlerde ve insan düşüncesinin biyografik kayıtlarında yer almalıdır.”
Tabuları ve mitosları yıkma: Birçok karikatürcü inançların, kalıpların, yasak sınırlarının, toplumdaki saçmalıkların ortadan kaldırılması için karikatür çizer ve savaşını verirler.
Reklam: Reklamcılık, karikatüre geniş parasal olanaklar sağlamıştır. Karikatür tüm kitle iletişim araçlarına girmiştir: Basına, televizyona, sinemaya, afişlere, broşürlere…
Eğlendirme: Bu işlev, çok uzun zaman boyunca, karikatürcülerin temel işlevi olmuştur.


Wolinski


Karikatürler neden önemlidir?
Karikatürler, toplumsal meseleleri ele almanın ve eleştirinin yanı sıra, mizah yoluyla insanları güldürmenin bir yolu olarak da önemlidir. Ayrıca karikatürler, yaratıcılığı teşvik eden ve insanların düşünmelerini sağlayan bir sanat formu olarak da kabul edilir. Karikatürler, siyasi liderlerin, ünlülerin veya diğer toplum liderlerinin eleştirisini yaparak, toplumda açık fikirli tartışmalara da katkıda bulunabilir. Karikatür, desen ve altyazı olmak üzere iki ögeden oluşur. Altyazı, karikatürün açıklayıcı, öyküsel bölümüdür. Karikatürcünün anlatamadığı noktada kendisine yardımcı olur. Karikatürde yeni akımın kurucusu olan Steinberg’e göre, önemli olan sadece grafik yaratmadır, yani sözcüklere başvurmadan kendi kendine yeten çizgilerin dili... Gülmece’yi de sanatçı şöyle anlatıyor: “Grafik gülmece, edebi gülmece gibi ne teknik bir şey ne yüzyıllık tek düze bir iş, ne de alaylı sözlerle varılan bir sonuç. Gülmece bir görme açısı, bir içten bakış, dünyayı ve çeşitli şeyleri bir kavrama biçimidir.”

Karikatür evrensel değildir. Bir ülkede kutsal kabul edilen bir imge başka bir ülkede güldürüye yol açabilir. Belirli dönemlerde, Karikatürcünün topluma etkisi büyük olmuştur. Hara-Kiri okulunun kurucusu, Fransa’da siyasal karikatürün en başarılı temsilcilerinden olan Wolinski bir röportajında şöyle demiştir: “Topluma etkimiz şöyle oluşuyor: En azından, insanları düşüncesiz, kafasız olmaktan kurtarmaya çalışıyoruz. İnsanları biraz olsun düşünmeye zorluyoruz. Burada insanları budalalıktan kurtarma savaşı veriyoruz.”

İyi bir karikatürcü olmak için sanatçı yeteneği yeterli değildir. Onda gülmece yeteneği ile çizerlik yeteneği bütünleşmelidir. Yeteneklerini kullanabilmesi için karikatürcünün günlük olayları çok yakından izlemesi, bol bol okuması, toplumdan uzaklaşmaması ve geniş bir kültür düzeyinde olması gerekir. Turhan Selçuk’a göre, “Karikatürün ham maddesi insandır; İnsanın çelişkileri, yanılgıları, yapıtları, yaptıkları, davranışları ve özlemleridir.”


Semih Balcıoğlu


Türkiye’de karikatür
Osmanlı döneminde ilk karikatür 1867’de yayımlanmıştır. 1870’te Teodor Kasap’ın yayımladığı Diyojen ise ilk Türk gülmece dergisidir. Bu dergiyi başkaları izlemekle birlikte, ilk karikatürlerin yayımlanmasından sonra uzunca bir süre karikatürsüz bir dönem yaşandı. II. Abdülhamid’in baskıcı yönetimi gazete ve dergilerin çıkmasını engellemiş, çıkabilenlerde de eleştiri amaçlı gülmeceye izin verilmemiştir. Türk karikatürünün ikinci dönemi Cumhuriyetin kurulmasını izleyen yıllarda ortaya çıkmıştır. 1928’de yeni Türk alfabesinin benimsenmesi okuryazar sayısını çoğalttığı gibi basın yayın alanında da önemli bir canlanmaya yol açtı. Bu değişme ve gelişmeleri izleyen yıllarda karikatür, günlük gazetelerin ayrılmaz bir parçası olmuş ve klasik Türk karikatürünün en büyük ustaları yetişmiştir. Dönemin en önemli sanatçısı Cemal Nadir Güler’dir. 1950 II. Dünya Savaşından sonra gülmeceyi ileten yazı artık kendi başına bir fıkra olmaktan çıkmış, yazısız karikatür öne çıkmıştır. Bu anlayışı uygulayan en önemli sanatçılar Turhan Selçuk, Ali Ulvi Ersoy ve Ferruh Doğan olmuşlardır. Nehar Tüblek, Semih Balcıoğlu, Altan Erbulak, Mustafa Eremektar (Mıstık) ve Oğuz Aral da bu dönemin karikatürcüleri arasındadır. Onları Yalçın Çetin, Tonguç Yaşar, Tan Oral ve Tekin Aral izlemişlerdir.


Turhan Selçuk


1970’lerin başında karikatür bir kendini yenileme sürecine girdi ve büyük yaygınlık kazanarak pek çok kişi, özellikle de gençler için bir anlatım, bir dışavurum aracı oldu. 1975’te de İstanbul’da, Tepebaşı’nda Türkiye’nin ilk Karikatür Müzesi kuruldu. Karikatür günümüz Türkiye’sinde yaygınlık açısından en önde gelen sanat dalı durumuna gelmiştir. Sanatsal yaratıcılık alanı olarak geniş kitleler tarafından ilgiyle izlenmekte ve sevilmektedir.

Yazımı Hıfzı Topuz’un umut dolu sözleriyle noktalamak istiyorum. “Karikatür bazen şaşırtıcı olur, şok etkisi yapar, bazen bunaltır, bazen de estetik duygularımıza seslenirken, bilgi verir, aydınlatır ve eğitir. Karikatür yaşayacaktır, çok uzun ömürlü olacaktır. Yarının karikatür biçemi ve tekniği ne olur bilemeyiz. Bu sorunun yanıtı ilerdeki medya biçimlerine bağlıdır. Kuşkusuz yarının çizerleri başka bir biçem ve içerikle karikatürlerini çizeceklerdir, ama, yaşamı daha hoş kılacak gülmece iletileri hep var olacaktır.”

Kaynakça:
İletişimde Karikatür ve Toplum - Hıfzı Topuz