Edebiyatımızın bilinçaltı: Varlık Dergisi

Edebiyatımızın bilinçaltı: Varlık Dergisi
İNCELEME

Edebiyatımızın bilinçaltı: Varlık Dergisi

Edebiyatta, kültür ve sanatta devamlılığın, istikranın sembolü Varlık Dergisi, 87 yıldır kesintisiz olarak yayın hayatını sürdürüyor.


Cumhuriyetin 10. yılında, 1933 yılında Ankara’da ilk sayısı çıkan, günümüze kadar aralıksız olarak yayın hayatını sürdüren tek dergi olma özelliğini günümüzde de korumaya devam ediyor.
Öyle ki, Türk şiirinin büyük ustası Fazıl Hüsnü, Varlık Dergisi için “Sanımca yeni Türk edebiyatının bilinçaltı odur.” saptamasını yaparak Varlık’ı hak ettiği yere en güzel biçimde koyuyor. Gelin birlikte bu uzun soluklu serüvenin arşivinde dolaşalım.

1930’lu yıllar, Hasan Ali Yücel önderliğinde ulusal bir edebiyat oluşturma çabasının öne çıktığı yıllardır. Böyle bir ortamda Varlık Dergisi de Cumhuriyetin 10. yılına denk gelen ilk sayısından itibaren Türk edebiyatının şekillenmesinde önemli bir görev üstlenir. Cumhuriyet ideallerinin izinden giden dergi, kendine seçtiği isimle de bunu kanıtlamak ister. Mahmut Makal “Yokluk İçinde Varlık” adlı yazısında “Yaşar Nabi, ülkedeki yazın ve kültür yoksulluğundan yola çıkıp bu alanlarda bir varlık yaratma imanıyla ‘Varlık’ koymuştur dergisinin adını” diye anlatır. Dergi ilk sayısını “On Beş Günlük Sanat ve Fikir Mecmuası” ibaresi ile çıkarır, bu ibare 132. sayıya kadar korunur. Fakat derginin 1939 yılında çıkan 132. sayısından itibaren bu ifade “Milliyetçi ve Memleketçi Fikir Mecmuası” sloganıyla değiştirilir. Sloganın değişiminde İkinci Dünya Savaşı ve etkilerinin olduğu yadsınamaz bir gerçektir.

Yaşar Nabi Nayır, Mustafa Kemal Atatürk’ün ideallerinin, devrimlerinin sadık bir takipçisidir. Genç Cumhuriyet’in sahip olduğu azim ve ilerleme heyecanı Yaşar Nabi’nin kişiliğinde karşılığını bulur. Öyle ki, Yaşar Nabi Nayır henüz ilk sayıda derginin çıkış nedenleri, amaçları ve ilkelerini şöyle ortaya koyar:

“Memlekette bir tek hakiki san’at mecmuası yok. İnkılâbın, her sahada, yokluktan varlıklar yaratmak işine girişmiş olduğu bir devirde acısı hissedilen bu boşluğu doldurmak, duyulan bir ihtiyaca cevap vermek gayesiyledir ki VARLIK çıkıyor. VARLIK, Cumhuriyeti en büyüğümüzden emanet alan bir Türk gençliğinin, yaratıcı bir İnkılâp neslinin sanat sahasında da var olduğunu göstermek ve onun için çalışmak istiyor.”

Derginin ilk sayısı Abdülhak Şinasi Hisar’ın teşvikiyle çıkar. İlk sayıda yer alan yazar ve sanatçılar şöyledir: Kemalettin Kâmi, Yaşar Nabi, Kâzım Nami, Cevdet Kudret, Hâmid Macit, Abdülhak Şinasi, Ziya Osman, Vasfi Mahir, Sabri Esat, Behçet Kemal, Feridun Fazıl, Ahmet Kutsi, Muzaffer Reşit, İbrahim Necmi, Ahmet Muhip, Kontöz Dö Noay, Nahit Sırrı, Ahmet Hamdi, Etienne Tömörkeny, Şevket Hıfzı. Derginin basımı için o yılların Ankara’sının en prestijli matbaası Hakimiyet-i Milliye ile anlaşılmıştır. Dağıtım koşulları oldukça zordur. Ödemelerde zorluklar çıkmaktadır. Bu sebeplerden dolayı Nahit Sırrı Örik, ikinci yıl dergiden çekilir. 1940’lı yıllara kadar kopuşlar olduğu kadar yeni yazarlar da dergiye eklemlenmektedir. 1941 yılında Sait Faik’in bir öyküsü nedeniyle dergi askerî mahkemeye verilir. Yine de ilerleyen süreçte yayın hayatını aksatmadan sürdürmeye devam eder. Derginin ilk yıllarında en çok öne çıkan konu başlıkları şunlardır; eğitim, politika, ekonomi, tarih, sosyoloji, psikoloji, fen bilimleri, güzel sanatlar, mimari, müzik, tiyatro. Dergi tam da genç cumhuriyetin kültürlenme sürecine öncülük edecek alanlarda yayın yapmayı amaç haline getirmiştir.

Yaşar Nabi Nayır’ın büyük emeğiyle hazırlanan dergi, başlangıçtan günümüze kadar Batı edebiyatına verdiği önem ile de ülkemizin entelektüel birikiminin oluşmasında büyük rol oynar. Yaşar Nabi, “Yedi Meşale”nin “meşaleler”inden biridir. Edebiyatla doğrudan bir ilişki kuran Yaşar Nabi sayesinde, Varlık Dergisi sadece bir edebiyat dergisi olarak kalmakla yetinmez. Cumhuriyet kuşağının estetik zevkini, ideallerini, beklentilerini yönlendiren bir yayın organı olma misyonu da yüklenir. Bu nedenle Batı edebiyatının önde gelen eserlerinin Türkçe’ye çevrilmesine de ağırlık verilir. Dergi içinde “Garp Edebiyatı” başlıklı bir köşe açılır. Bu köşede çeviri eserlere her sayıda yer verilmeye çalışılır. Yaşar Nabi, batı dilleri ve edebiyatları üzerine düşüncelerini şöyle dile getirir:

Telif yazılara daima en fazla yer ayırmakla beraber Garp’ın şaheserlerini ve edebi hareketlerini okuyucularımıza tanıtacağız. Ve gözlerimizi, şimdiye kadar yapıldığı gibi yalnız Fransa’ya çevirmeyeceğiz, bütün kadar yapıldığı gibi yalnız Fransa’ya çevirmeyeceğiz, bütün Garp dillerinden ve edebiyatlarından sırasıyla eserler neşredeceğiz.”

“Garp edebiyatı” köşesinde sadece batı kültürüne ait çevirilere yer verilmez, bu köşenin odağında Balkan edebiyatına dair çeviriler vardır. Yaşar Nabi Nayır’ın Üsküplü olması Balkan edebiyatına ayrı bir önem verilmesinde önemli rol oynar. Varlık Dergisi, ilerleyen yıllar boyunca modern Türkiye’nin önemli bir kılavuzu olma görevini başarıyla yerine getirir.

Varlık Dergisi, yayın hayatı boyunca her fikre açık olur fakat Atatürk ilkelerini kırmızı çizgi olarak korur. İlerleyen günlerde “Cep Dergisi” adında bir dergi daha çıkartılarak ülkemizin dünya edebiyatları hakkında bilgilendirilmesi amaçlanır. 1946 yılında Tercüme Bürosu’ndaki görevinden istifa eden Yaşar Nabi Nayır, Varlık Yayınları’nı kurarak dergicilikten sonra yayıncılık hayatına da başlar. Varlık Yayınları, edebiyatımız için dönüm noktalarından biridir. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel önderliğinde başlatılan, fakat Yücel’in 1946 yılında Tercüme Bürosu’ndan ayrılmasıyla yarıda kalan “dünya klasiklerinin yayımlanması”nı Varlık Yayınları üstlenir. Yaşar Nabi, Varlık’ın nasıl bir toplumsal ortam içinde kurulduğunu, nasıl bir misyon yüklendiğini 40. yıl dolayısıyla kaleme aldığı yazısında şöyle anlatır:

Cumhuriyetimiz onuncu yılını doldurmamıştı daha Varlık çıktığında. Çocuk çağımdan o güne kadar sayısız edebiyat dergisi pişirilmiş, kotarılmış, piyasaya sürülmüş ama bir iki ay, bilemedim bir iki yıl geçmeden defteri dürülmüştü. 500 basılan kitapların tozlu kitapçı vitrinlerinde, on yıl sonra da güneşten solup kavrulmuş bir görünüşte boynu bükük durmakta devam ettiği bir ortam! On beş milyonluk nüfusumuz içinde okuma yazma bilenlerin sayısı yüzde onu bulur mu, bulmaz mı diye tartışıldığı bir dönem. 1911’den 1922’ye on iki yıl sürmüş aralıksız savaşlar sonunda milyonlarca değerli evlâdı ile birlikte varını yoğunu yitirmiş bir ülke… Okuma, yazma bilenlerin de kitaba, dergiye verilecek parası mı, kitap arayacak hâli mi kalmış. Abdullah Cevdet’in “Körler diyarında mum tacirleriyiz” diye nitelendirdiği yıllar… Üstelik harf devrimi yapılalı da ancak beş yıl olmuş. Devrimlere ayak uyduramayan, yeni harfleri yeterince sökemedikleri için okumaktan tat alamayan oldukça önemli sayıda yurttaş da hâlâ eski harfli kitaplarla beslenmekte ayak diriyor. Atatürk’ün karamsarlıkları dağıtan umut aşılayıcı sözleri çınlıyor kulaklarda. İşte bu yaratıcı soluğun dürtüsüyle doğdu Varlık…”

Varlık Dergisi’nin kültür, sanat, düşünce hayatımızdaki önemine katkıda bulunan unsurlardan biri de ilk defa Varlık’ın sayfalarında yer alan dönemin genç edebiyatçılarıdır. Melih Cevdet Anday, Sabahattin Kudret Aksal, Behçet Necatigil, Tahsin Yücel gibi şair ve yazarlar ilk şiirlerini, yazılarını Varlık’ta yayımlamışlardır. Edebiyat tarihimizde dönüm noktalarından biri olan “Garip hareketi” bir manifestoyla Varlık’ın sayfalarından duyurulmuştur. Yayınlandığı döneme damga vuran Fakir Baykurt’un köy notları yine Varlık’ta okurlarla buluşmuştur. Yaşar Nabi’nin bu yol açıcı, öngörülü tavrı Varlık Dergisi’nde bir gelenek halinde korunmaya devam eder. Çağdaş Türk edebiyatının önemli yazarlarından Nazlı Eray, Müge İplikçi, Alpay Kabacalı gibi daha pek çok yazar ve şair ilk ürünlerini Varlık Dergisi’nde yayınlar.

Bu uzun soluklu serüvende Varlık Dergisi’nden pek çok yazar, şair, editör geçer. Derginin editörlüğünü 1990’da Enver Ercan, Kemal Özer’den devralır. 1980’li yıllarda, ülkemizin önemli kültür, sanat, düşün dergilerinden Yeni Düşün dergisinin editörlüğünü de yürütmüş olan Enver Ercan, yine 1980’li yıllarda, Gösteri dergisinde, Doğan Hızlan’la birlikte de çalışır. Editörlük mesleğinin pratiğinden yetişme bir editör olan Enver Ercan, Varlık’ın gelişen koşullara göre değişmesinde önemli rol oynar. Eğitimini ortaöğretim düzeyinde bırakmış olmasına karşın, güçlü bir edebiyat sağduyusuna sahiptir. 2018’de Enver Ercan’ın vefatından sonra derginin editörlüğünü Mehmet Erte üstlenir. Varlık Dergisi, Filiz Nayır Deniztekin’in sahipliğinde yayın hayatını sürdürmeye devam ediyor…

Varlık’ın 100. yılını da görebilmek umuduyla…

Kaynaklar

Mehmet Sarı, Bulgar Edebiyatının Çeviriler Yoluyla Türkçeye Girişi Üzerine Betimleyici Bir İnceleme: Varlık Dergisi Örneği, Trakya Üniversitesi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, 2019