Çengelköy’de tarihî çınarın altındayım. Nice öğrencilerin, nice aşıkların, nice emeklilerin tavşan kanı çaylarını yudumladıkları güzel, bir o kadar gizemli ağacın altında… Yaklaşık 800 yıldır mahalle kültürünün ve dayanışmanın simgesi haline gelen bu çınarın halk arasındaki adı “İnsanları dinleyen ağaç”tır. Ağaçlar dünyanın nefes aldığı akciğerleri olduğu kadar, kökleri ile tarihin en büyük şahitleridir. Kimileri dalları ile kimileri yaprakları ile kimileri çiçekleri ile kimileri saldıkları kokular ile bizlere eşlik ederler. Doğanın bir mucizesi olan ağaçlar her mevsim farklı mesajlarla bizleri farklı dünyalara götürür. Rüzgâra dayanıklılıklarından başlayarak, meyvelerinin lezzetine uzanan, sessiz ama derinden bir hikâye ile onlarla yolculuğa çıkmaya hazır mısınız?
Zeytin ağacı
Ağaçlar birer hikâye anlatıcısıdır
Girit adasındaki, üç bin yaşında olduğu düşünülen zeytin ağacı dünyanın en yaşlı zeytin ağacı olarak bilinir. Antik Yunan’da Olimpiyatların şampiyonlarına bu ağaçtan yapılan taçlar takılırdı. 2004 Atina Olimpiyatlarında gelenek bozulmadı. Birinciler bu ağacın yapraklarından örülen taçlarla onurlandırıldılar. Bu ağacın hala meyve verdiği söylenir.
Isaac Newton’un meşhur elma ağcı sadece bir efsane değil, bir botanik harikasıdır. Günümüzde Lincolnshire’daki Woolsthorpe Manor’da yaşamaya devam etmektedir. 1664-1665 yılları sırasında veba salgınından kaçan Newton bu yöredeki çiftliklere sığınır. Bahçede dalgın dalgın dolaşırken bir ağaçtan düşen elmaya dikkatlice bakar. Bu ağaç nadir bulunan bir elma türüne aittir. Newton elmanın düşüş şekliyle uzun uzadıya ilgilenir. Ve tarihe mal olan yerçekimi kurallarının ilk adımları bu elma ile başlar. Orijinal ağaç 1820’lerde bir fırtınadan zarar görse de köklerinden yeniden filizlendi ve büyümeye devam etti. Ağaçtan alınan çelikler dünyanın dört bir yanındaki üniversite ve araştırma merkezlerine gönderildi. Bir uzay mekiği ile yer çekimsiz ortama dahi çıkarıldı.

Robin Hood'un evi olduğu varsayılan 900-1000 yaşındaki meşe ağacı
İngiltere’nin Sherwood Orman’ında yaşayan, zenginlerden çalarak fakirlere yardım eden, adaleti sağlamak içim mücadele eden Robin Hood ve arkadaşlarının kendilerine mesken olarak edindikleri ağaç, Binbaşı Meşe adıyla karşımıza çıkar. Ağaç o kadar büyük ve yaşlıdır ki, bugün ağır dallarını taşıması için metal desteklere ihtiyaç vardır. Kendi başına devasa bir ekosistem barındırır; yüzlerce böcek türüne, mantarlara ve kuşlara ev sahipliği yapar. 2014 yılında yapılan bir oylamada İngiltere’de “Yılın Ağacı” seçildi. Robin Hood bir efsane mi yoksa gerçek bir kahraman mı bilinmez ama Binbaşı Ağacı ziyaretçilerini selamlamaya tüm ihtişamı ile devam etmekte.

Anne Frank'ın kestane ağacı
Ağaçlar ile olan gezimize devam ederken bu kez Amsterdam’dayız. Anne Frank’ın, sadece o kestane ağacını görerek soluk aldığı evin önündeyiz. Kestane ağacına bakarak mevsimleri belirleyen Anne Frank için bu ağaç adeta bir umut ışığıdır. Yazdığı günlüğünde şöyle der: “Neredeyse her sabah, akciğerlerimdeki tozu temizlemek için tavan arasına gidiyorum. En sevdiğim yerden dışarıya bakıyorum; mavi gökyüzünü, dallarında güneş ışığının parladığı o çıplak kestane ağacını görüyorum... Bu var olduğu sürece -ve bence her zaman var olacak- bu güneş ışığı, bu bulutsuz gökyüzü… üzgün olmaya hakkım yok.” 2010 yılında devrilen kestane ağacından dünyanın dört bir yanına fidanlar yollandı ve barış parklarına dikildi.
Meksika’nın Oaxaca eyaletindeki Tule ağacı ise bir kilisenin bahçesinde yer almakta. Bir rahip tarafından dikildiği söylenir. 
Meksika Oaxaca'da dünyanın en geniş ağacı - Tule ağacı
Gövdesindeki girinti çıkıntılar aslan, fil ve insan figürlerini andırır. Bu hali ile “Hayat Ağacı” olarak adlandırılır. Gövdesi o denli büyüktür ki, birkaç ağacın birleşmesinden meydana geldiği sanıldı. Ancak yapılan incelemelerde ağacın tek bir DNA’sı olduğu ortaya çıktı.
Ülkelerin sembolleri olan ağaçlar
Doğa ve kültür, ülkelerin vazgeçilmez zenginliklerindendir. Tabiatın sundukları ile insanın yarattıkları birbirine sarmanlanırken ulusal simgelerini oluşması doğaldır. Kimi zaman güç, kimi zaman kök, bazen toprağın verdiği zenginlik bu simgelerin oluşmasına katkıda bulunur.
İşte bazı örnekler; Japonya’nın Sakura (kiraz ağaçları) ülkenin estetik anlayışı ile bağdaşır. 
Hanami festivalleri bu ağaç etrafında yapılır. Hanami, Japoncada “çiçek izleme” anlamına gelen ve yüzyıllardır süregelen bir gelenektir. Temelde, sakura ağaçlarının çiçek açtığı kısa dönemi, sevdikleriyle ağaçların altında piknik yaparak kutlama üzerine kuruludur.
Hindistan’daki Banyan Hint İnciri adı verilen ağaç, kökleri ve gölgesi ile birliği simgeler. Avustralya’nın Altın Akasya isimli sarı çiçekli ağacı kıtanın zorlu yaşam şartlarının sembolüdür. 
Avustralyanın Altın Akasyası
Dünyanın en çok bilinen eşleşme Kanada ile Akçaağaç arasındadır. Yaprağı bayrağında yer alan ağaç bir doğal göndermedir. Yunanistan’ın Zeytin Ağacı sembolizmasında barış ve bilgelik görülür. Rusya’daki Huş Ağacı ülkenin edebiyatında ve kültüründe saflığın ve baharın müjdecisidir. Türkiye’nin köklü mirasını temsil eden ağaç ise Meşedir.
İstanbul’un sembol ağaçları
İstanbul’un rengi nedir diye sorarsanız erguvan moru olarak cevap alabilirsiniz. Her yıl ilkbaharın yaza doğru kaydığı dönemde Boğaz’ın her iki yakası bu renge boyanır.
Çınarlar İstanbul’un ulu ağaçlarıdır. Eski semtlerde mutlak devasa çınarlar bulunur. Çengelköy’deki Tarihî Çınaraltı, Emirgân Çınarları ve Gülhane Parkı’ndaki asırlık ağaçlar şehrin yaşayan tarihidir adeta. At kestanesi eski İstanbul’un vazgeçilmezidir. Baharda açan çiçekleri ile görsel bir şölen yaratırlar. Ihlamur kentin özel bir dokusudur... Beşiktaş’ta, Adalar’da, Kadıköy ve çevresinde hissedilen yoğun koku şehrin huzurlu yüzünü temsil eder. Artık bulunması zor olsa da manolya yalıların ağacıdır. İstanbul’da anıt ağaçlar da bahsetmek mümkündür. Bahçeköy’deki Ağıl Çınarı’nın bin yaşında olduğu söylenmekte. Tarihî Beykoz Çayırı’nda bulunan Hünkâr Çınarı adından da anlaşılabileceği gibi Osmanlı Padişahlarının uğrak dinlenme yeridir. Gülhane’de bulunan Alemdar Taşlı Çınar da 450 yıllık geçmişi ile kentin önemli botanik bir değeridir.
Ağaçlar filmlere konu olur mu?
Ağaçlar filmlere konu olmakla kalmayıp güçlü sembollerle karşımıza çıkarlar. Yüzüklerin Efendisi filminde yürüyen ağaçlar ormanların koruyucusudurlar. Ağaç sakal (Treebeard), dünyanın en bilge ve kadim karakterlerinden biridir. 
Ağaç sakal - Treebeard
Harry Potter filmimdeki Çarpan Söğüt sinirli ve saldırgan yapısı ile unutulmaz bir ağaç örneği verir. Hayat Ağacı filminde Brad Pitt ağacın varoluş ve dünyanın döngüsü ile ilgili metaforlar sunar. Klasikleşmiş Şeker Portakalı filmimde ana karakterin en büyük dostu, konuştuğuna inandığı bir portakal ağacıdır. The Lorax filmi ağaçların yok olduğu bir dünyada, son bir ağaç tohumunun peşinden giden çocukların hikâyesini anlatan bir animasyondur. Nuh Tepesi filmi ise, bir babanın vasiyeti üzerine köyündeki bir ağacın altına gömülmek istemesini ve bu ağacın etrafında gelişen ailevi ve hukuki çatışmaları anlatır. Nuri Bilge Ceylan’ın Ahlat Ağacı filmi, ağaç-baba-oğul ilişkisinin metaforudur.
Ressamlar ağaçları resmetmeyi sever mi?
Doğanın bir parçası olan ağaçlar, ressamlar için paha biçilmez figürlerdir. Derinlik, ışık ve perspektif katmak amacıyla ağaç çizmek ressamların vazgeçilmezidir. Öte yandan, insanın doğaya karşı çaresizliğini, köklere olan bağlılığını anlatmak için ağaçları kullanmak, bir sanatçının kabiliyetinin bir parçasıdır. Botticelli’nin “İlkbahar” tablosunda portakal ağaçları bereketi sembolize eder. Sanat tarihçileri tabloda çokça bitki türü ve çiçeğin resmedildiğini söyler. Bu tablo Floransa’daki Uffizi Galerisi’nde sanatseverler ile buluşmakta. Claude Monet ve Camille Pissarro mevsim geçişlerindeki figürleri ile ışık ve renk armonisine en güzel örnekleri verdiler. Caspar David Friedrich tablolarında kar altındaki meşe ağaçlarını resmederken ölümün ve direncin gücünü anlatmaktadır.

Çiçek Açan Badem Ağacı, Vincent Van Gogh
Vincent Van Gogh selvi ve zeytin ağaçlarını resmederken iç dünyasının karmaşasını su yüzüne çıkartmakta idi. “Çiçek Açan Badem Ağaçları” Japon sanatından esinlenerek yeniden doğuşu simgeler. Bu tablo Amsterdam’daki Van Gogh Müzesi’nde en çok ilgi gören tabloların başında gelir. Gustav Klimt “Hayat Ağacı” adlı eserinde altın varak ve spiral formlarını kullandı. 
Hayat Ağacı, Gustav Klimt
Bu, Art Nouveau akımının bir temsilcisi olup çok yönlü bir anlatıdır. Brüksel’deki Stoclet Sarayı’nın yemek odası için hazırlanan bu eser, sarayın özel mülkiyet olması nedeniyle izlenme imkânına sahip değil. Sanatçıya ait orijinal çizimler ve taslaklar ise, Viyana’daki Uygulamalı Sanatlar Müzesi’nde sergilenmektedir.
Kaynakça:
https://cembotanik.com
https://www.yesilormanokulu.com
https://anitagac.istanbul
https://dendro.com.tr
https:// www.artmajeur.com
https:// www.kew.org.
https://bantmag.com
https://dergipark.org.tr
ChatGPT






