Yeliz’in bir şarkısı vardı “Bu Ne Dünya Kardeşim” diye, bazen gerçekten insanın haykırası geliyor, bu ne dünya kardeşim, diye! Kadınlar ezelden beri birçok kültür ve toplumda, sosyal yaşamda hep görmezden gelinmiş, önemsenmemiş, hatta aşağılanmıştır ve hem hayret hem ne yazıktır ki, tüm çabalarına rağmen, eskisinden çok farklı ve hatırı sayılır bir yol alınmış olsa da bu umursamazlık, bu küçümseme bugün halâ kimi zaman doğrudan kimi zaman alttan alta devam etmektedir.

Sınırlı eğitim olanakları, liderlik ve karar almada yetersiz görülmek, eşit olmayan ekonomik fırsatlar, erkeklere nazaran eşitsiz ve adaletsiz döngülerle topluma potansiyel katkıları da engellenmektedir.

Her yıl 8 Mart’ta kutlanan Kadınlar Günü, kadınların direncini, gücünü, başarılarını onurlandırırken, haklarını elde etmek yönündeki mücadelelerini vurgulamak açısından da çok önemlidir. O kadar zorlu, o kadar zaman-zaman dayanılmaz, haksız ve acılarla dolu oldu ki kadınların yaşamla mücadelesi, ama bir o kadar da dayanıklı, güçlü karşı geldiler ki şartlara, dünya çapında emeklerinin karşılığını, sağlık ve sosyal haklarını, kadınlık onurlarını kazandılar, kazandırdılar. İşte buradan hareketle, işyerlerinde iş güvenliği açısından ciddi haksızlıklara maruz kalan, bunu sağlıkları, hatta hayatları ile ödeyen bir grup kadın işçinin öyküsü ile duyuralım, hatırlatalım istedim bu fırsatla…


Guido Panerai


Saat sektöründe fosforesan kadranlar
20. Yüzyılın başlarında İtalyan donanması için saat üreten Panerai şirketi sahibi Guido Panerai, Rolex ile iş birliğinde, dalgıçlar için geliştirilmiş “Rolex Oyster for divers” modelini lanse ederler. Ancak bu model, zamanın modasınca küçük çaplı kadranı olup deniz altında zorlu koşullarda okunamıyordu. Bu sorun Guido Panerai için bir fırsat yarattı. Radium bromide ve çinko sülfürden elde ettiği özel bir karışım sayesinde saatlerin indekslerinin karanlık ortamlarda parlamasını sağladı. Bu buluşu, “Radiomir Panerai” denilen modelin doğuşuna yol açtı.

Radiomir Panerai

Rolex-Geneva tarafından tedarik edilen ve Panerai tarafından modifiye edilmiş Radiomir modelinde iki pirinç kadran katmanı arasına sürülen bu kimyasal maddenin yarattığı fosforesan etki, üst kadranın üzerindeki rakamların üzerindeki yarıklardan yansıyarak karanlıkta ışımalarını sağlıyordu. Ancak macun ne kadar kalın sürülürse o kadar daha parlak bir ışıma oluyordu. O halde üst paneli selüloit yapmalıydı, iyi de radyum hem ısı hem ışık üretiyordu bu da selüloit paneli deforme etti, ibrelerin dönmesi engellendi. Bu buluşun üzerinden çok geçmeden yeni bir madde saat kadranlarında fosfor efekti yaratabilmek adına kullanılmaya başlandı.


Bir saatin içinde oldukça güvenli hale getirilebilen Trityum denilen bu radyoaktif malzeme herhangi bir ışık kaynağı tarafından şarj olmaya ihtiyaç duymamasından ve güçlü parlaklığından dolayı kısa zamanda benimsendi. Hatta maddenin ışıltısı o kadar güçlüydü ki, 1930’lu yıllarda cilt kremi, diş macunu gibi ürünlerde bile kullanılmaya başlandı. Küçük miktarlarına maruz kalmak nispeten zararsızdı ve vücuttan atılabilirdi. 1950’de bir patent alındı ve Panerai, daha da etkili bir şey bulana kadar güvenilir Trityum’u kullanmaya devam etti.

Radyum Kızları trajedisi
Şirketler, çoğu işçi sınıfından olan binlerce genç kadını, saat kadranlarını radyum bazlı boyayla boyamak için işe aldı. İş zorlu ve düşük ücretliydi, ancak kadınların istihdam seçeneklerinin sınırlı olduğu bir dönemde onlar için saygın bir fabrika işi olarak görülüyordu. Kadınlar, fırça uçlarını ince tutmak için, dudaklarıyla dikkatlice sivriltmeleri konusunda eğitildiler; bu tekniğe “lip-pointing - dudakla sivriltme” deniyordu.


Ancak, bilmeden, bu rutin radyum alımı onları zehirliyordu. Radyum, yutulduğunda veya solunduğunda son derece zararlı olan ancak o zamanlar mevcut teknolojilerle neredeyse tespit edilemeyen alfa parçacıkları yayıyordu.

Kısa bir zaman sonra diş kaybı, anemi, ağız tümörü ve çene nekrozu gibi çeşitli hastalıkların pençesine düşen kadın işçiler dava açtılarsa da aralarından beşi, kısa bir süre sonra hepsi genç yaşta hayata gözlerini yumdu. Radyum izotopunun yarı ömrü 1.600 yıl olduğundan, bedenleri bugün bile hala radyoaktiftir.

Maruz kalınan radyum miktarı ile yukarıdaki semptomların ortaya çıkması için gereken süre arasındaki ilişki bilinmemekteyse de erken farkına varıp işten ayrılanlardan sonuncusu Mae Keane 1920 yılında 107 yaşında öldü.

Tazminat
İşyerlerini dava ederek kanunen tazminat hakkı kazanan kızların her birine 10.000 dolar (2024 yılındaki karşılığı 183.000 dolar) ve ömür boyu ödenecek yıllık 600 dolar (2024 yılındaki karşılığı 11.000 dolar) tazminat ödendi, ayrıca ortaya çıkan tüm tıbbi ve hukuki masraflar da şirket tarafından karşılanacaktı.


Avukat Leonard Grossman Radyum Kızları davasını gönüllü olarak üstlenmişti (1937)

II. Dünya Savaşı’nın sonunda, Panerai saatlerinin üstelik de İtalyan Donanması dalgıçlarının müttefik savaş gemilerini etkisiz hale getirmesine yardımcı olmada etkili olduğu dönemde, radyum neredeyse şarbon kadar istenmeyen bir şey haline geldi. Panerai’deki yetkililer, markaya özgün kimliğini veren özelliklerden birini kaybetme olasılığıyla karşı karşıya kaldılar.

Panerai, için 1990’ların başında Sylvester Stallone’un verdiği olumlu tanıtım desteği ile birlikte, bir başka “ışıma” yenilemesinin zamanı gelmişti. Japonya’da geliştirilen ve İsviçre’de Super-LumiNova lisansı altında üretilen LumiNova alternatifi…


Super-LumiNova


Bu stronsiyum alüminat bazlı madde, görünür ışığı emerek aktive olur ve ardından yavaşça geri yayar. Ayrıca radyoaktif değildir. Önceki çinko sülfür bazlı malzemelere göre on kata kadar daha yüksek parlaklık sağlayan bu madde, sektörde çığır açtı. Panerai’nin kadranları, bazen çeşitlilikten yoksun olan bir sektörde onu öne çıkaran unsurlardan biri oldu. Mini ışın kılıçları gibi göze çarpan ışımalarla süslenmesi, ikonik yazı tipi ve sandviç katmanlarıyla tamamlanması, markaya rakiplerine karşı daha da büyük bir avantaj sağladı.

Panerai’yi halâ kimler takıyor?
Arnold Schwarzenegger sık-sık Panerai saat takarken görülüyor. Disney CEO’su Bob Iger, aktör Brad Pitt, süper model Heidi Klum ve beyzbol oyuncusu Mike Piazza da İtalyan saatini bileklerinde takarken görüldü.


Süper model Heidi Klum da Panerai kullananlardan


Bu radyoaktif maddeyle üretilen Panerai saatleri bugün hala radyoaktiftir ve radyumun yarı ömrü 1.600 yıldan fazla olduğundan, uzun süre radyoaktif olmaya devam edeceklerdir. 1930’lardan 1960’ların ortalarına kadar olan vintage Panerai saatleri, özellikle radyum boyalı kadranlara sahip olanlar, Radiomir gibi erken dönem modelleri (radyum bazlı ışıldama nedeniyle “radyo” kelimesinden türemiştir), bazı nadir askerî modeller ve prototipler bunlardandır.

Peki neden imha edilmiyor veya satıştan çekilmiyorlar?
Ah kahpe değer piyasaları! Bir kere, bunların tarihsel değerleri onları koleksiyonluk parçalar yapıyor. Bu saatler radyoaktif olsa da radyum boyası, kadran ve kristalin altına kapsüllenir, böylece radyasyon içeride tutulur ve dış doz çok düşüktür; dolayısıyla normal yani hasarsız kullanıldığında risk minimum düzeydedir.

Radyum Kızlarının topluma kazandırdıkları
Radyum Kızlarının hikâyesi, özellikle Dünya Kadınlar Günü’nde etkileyici birkaç kritik temayı vurguluyor. Bir kere etkin ama savunmasız işçi olarak kadınlar endüstriyel yenilikte önemli rol oynadılar ancak savunmasızlıkları, kadınların sağlığı ve iş gücünü hafife alan sistematik cinsiyet önyargılarından kaynaklanıyordu. Hukuki Aktivizm penceresinden, hasta, marjinalleşmiş ve damgalanmış olmalarına rağmen, Radyum Kızları örgütlendi, yasal olarak mücadele etti ve adalet talep etti. Cesaretleri, kadınlar ve tüm çalışanlar için emsal belirleyici hakların oluşturulmasında etken oldu. Radyum Kızlarının deneyimi sağlık ve güvenlik, cinsiyet, meslek sağlığı ve sosyal adaletin önemini vurgulayarak, kadınların da güvenli iş yerleri ve etik muamele hakkına sahip olduğuna dikkat çekti. Dava, radyoaktif maddeler ve işyeri güvenliği standartları için düzenlemelerin oluşturulmasına katkıda bulundu ve kadın çalışanların büyük ölçüde faydalandığı modern iş sağlığı hareketinin erken temellerinden biri oldu.