Haber Resmi: 18 ve 19. yüzyılın en büyük gösterilerinden biri olan Barnum Sirki afişi


1842 yılında New York’ta bir adam, insanların merakını paraya dönüştürmenin formülünü bulmuştu. Adı Phineas Taylor Barnum’du. Bugün gösteri dünyasının öncülerinden biri kabul ediliyor. Ancak onu asıl farklı yapan sirki değil, insan merakını yönetme becerisiydi.



Barnum’un kurduğu dünyanın merkezinde, eğlence kadar rahatsız edici başka bir şey daha vardı. Çünkü onun dehası hayvanları eğitmekte ya da akrobatlar yetiştirmekte değildi. O, insanların bakmaktan kendilerini alamadığı şeyleri keşfetmişti. Farklı olanı. Garip olanı. Acı vereni…

“Ucube gösterileri”
19. yüzyılda Amerika ve Avrupa’nın büyük kentlerinde binlerce insan bilet alıp “ucube gösterileri” olarak bilinen bu sergilere gidiyordu. Orada gördükleri şey klasik sirk eğlencelerinden ziyade insan bedenleriydi.


Cüceler, Barnum’un en kıymetli seyir malzemelerindendi

Önceleri bir sirkin parçası olan gösteriler, artan ilgi nedeniyle zamanla ayrı bir program haline bile gelmişti. Dönemin bazı çevreleri, bu kişilerin gösteriler sayesinde gelir elde ettiklerini ve toplumdan dışlanmak yerine bir yaşam kurabildiklerini savunuyordu. Buna karşılık günümüz tarihçileri, güç dengesizliği nedeniyle bu ilişkinin çoğunlukla sömürü niteliği taşıdığı görüşünde birleşiyor.


Sakallı kadın Annie Jones


Gösterinin emsalsiz olması için farklı olanlar keşfedilip sahneleniyordu. Dev insanlar, cüceler, sakallı kadınlar, siyam ikizleri, ağır fiziksel deformasyonları olan kişiler ve dünyanın uzak köşelerinden getirilen yerli topluluklar bunların arasındaydı. İnsanlar bilet alıyor, sıraya giriyor ve başka insanların bedenlerine bakıyordu.

Barnum’un kariyerini başlatan kişi de aslında bir gösteri sanatçısı değildi. Joice Heth isimli yaşlı ve felçli bir siyah kadındı. Barnum onu, ABD Başkanı George Washington’ın çocukluk bakıcısı olduğu ve 161 yaşında bulunduğu iddiasıyla sergiledi.


George Washington'ın 161 yaşındaki yaşlı ve felçli siyahi bakıcısı Joice Heth


Kadın ölümüne kadar şehir şehir dolaştırıldı. Daha da çarpıcısı, öldüğünde Barnum gösteri amaçlı bir otopsi düzenleyerek insanların cesedini izlemesi için bilet sattı. Sonrasında iddiaların doğru olmadığı ortaya çıktı. Ama gösteri çoktan para kazandırmıştı.


Bir başka ünlü gösteri yıldızı ise “General Tom Thumb” adıyla tanıtılan Charles Stratton idi. Büyüme hormonlarında yetersizlik nedeniyle kısa boylu kalan çocuk, çok küçük yaşlardan itibaren Barnum’un en büyük yıldızlarından biri haline getirildi.

Bay ve Bayan Tom Thumb, Commodore Nutt, Minnie Watson ve P.T. Barnum (Connecticut Tarih Derneği Arşivi)

İnsanlar onun Napolyon taklitlerini izlemek için salonları dolduruyordu.


2 metre 29 santimlik boyu ve 159 kilo ağırlığı ile Anna Haining Bates de diğer bir figürdü. 41 yaşında sebebi bilinmeksizin aniden ölen Bates’e 19. yüzyılın imkânları ile hiçbir tanı konamamıştı. Bugün yaşasaydı, muhtemelen büyüme hormonunu aşırı salgılayan bir hipofiz tümörü açısından araştırılırdı.

Üstelik Barnum yalnızca insanları değil, insanların inanma arzusunu da besliyordu. ‘Feejee Mermaid’ (Fijili deniz kızı) adını verdiği, maymun ve balık kalıntılarından oluşturulmuş sahte bir deniz kızını bile binlerce kişiye gerçekmiş gibi göstermeyi başarmıştı.


Fijili deniz kızı


Dünyanın çeşitli bölgelerinden getirilen yerli topluluklar ise “egzotik kabileler” adı altında teşhir ediliyordu. Bugün bakıldığında bunlar kültürel meraktan çok, insanları nesneleştiren gösteriler olarak değerlendiriliyor.

İlginç olan şu ki, Barnum bütün bunları gizlemiyordu. Kendisine düzenbaz ya da göz boyayıcı denmesini bile sorun etmiyordu. Çünkü onun asıl keşfi, insanların gerçeği değil hikâyeyi satın aldığıydı. Barnum’un başarısı kısa sürede taklit edildi ve benzer gösteriler Amerika ile Avrupa’nın birçok şehrine yayıldı.

Aradan yaklaşık iki yüz yıl geçti
Bugün artık sakallı kadınları kafeslerde sergilemiyoruz. Cüceleri müzelerde dolaştırmıyoruz. İnsan hakları anlayışı büyük ölçüde değişti. Ancak şu soruyu sormak gerekiyor: Bakma arzumuz gerçekten ortadan kalktı mı?

Sosyal medyada, sıra dışı hastalıklar milyonlarca görüntülenme alıyor. Algoritmalar, daha fazla ilgi çeken içerikleri öne çıkarıyor. Ne yazık ki, bunların önemli bir kısmını acı, öfke ve şiddet oluşturuyor. Psikolojik çöküşler, aile dramları, estetik operasyonlar ve kişisel trajediler içerik haline geliyor. Belki de Barnum’un çadırları yıkıldı ancak seyirci hiç değişmedi.


2017 yılı yapımı olan ve başrolünü Hugh Jackman’ın üstlendiği film, P.T Barnum’un hayatını özetliyor

Belki de mesele gösterinin kendisi değildir. Mesele, sahnedeki kişiye bakarken ne gördüğümüzdür. Bir insan mı? Yoksa yalnızca merakımızı tatmin edecek bir nesne mi?

Çadırlar söküldü. Kafesler boşaldı. Ama eğer başkalarının acısını hâlâ bir seyir malzemesi olarak tüketiyorsak, Barnum’un en büyük gösterisi belki de hiç bitmedi.