Pötibör sadece bir bisküvi mi?

Pötibör sadece bir bisküvi mi?
İNCELEME

Pötibör sadece bir bisküvi mi?

“Petit-Beurre / Pötibör” farklı yazılır, aynı okunur.

Çayın yanına yenir, kahvenin yol arkadaşı olur.

Çıtırı makbuldür, ama süte de batırılır.

Bir ‘zaman’ alegorisidir. Bisküvinin dört köşesindeki yuvarlak çıkıntılar 4 mevsimi, çevresini saran 52 diş yılın 52 haftasını, üzerinde bulunan 24 delik ise günün 24 saatini temsil eder. Bu ‘tasarım bisküvi’ günün her saati, her mevsim, yıl boyunca yenilebilir mesajı veriyor olabilir mi?



Bisküvinin etimolojisi ve tarihçesi
Bisküvi kelimesi etimolojik olarak araştırıldığında, “bi” - iki, “cuit” - pişmiş kelimelerinin birleşmesinden ortaya çıktığı görülür. Eski kayıtlarda “dipyrites artos” (iki kez pişirilmiş ekmek) ve “plakounta” (kek) terimi bulunurken, 19. yüzyıl sonları ve 20.  yüzyıl başlarında, Yunan yemek kitaplarında ve afişlerinde “dipyron / iki kez pişirilmiş” terimine rastlıyoruz.

İlk olarak Çin’de ortaya çıktığı düşünülen bisküvilerin kil kalıplarda ve közde pişirildiği de edindiğim bilgiler arasında. Mısırlıların mezarları üzerine yapılan araştırmalarda, işçilerin bir fırın ateşi önünde bisküvi pişirdikleri varsayılan figürlere rastlandı.

Keşfedildiği ilk çağlarda raf ömrünün uzun olması dolayısıyla savaş sırasında askerlerin baş yiyeceği haline geldi. Antik Yunan’da olduğu kadar, Roma döneminde de bisküvi beğenilen bir beslenme alışkanlığı idi. Bu dönemde “asker ekmeği” veya “gemici ekmeği” adı altında 30 gün su içinde bırakılan ve dört kere pişirilen bisküviler daha sonra 1. Dünya Savaşı’nın simgesi haline geldi.

Bayatlamaması ve besin değerinin yüksek olması bisküvilerin popülaritesinin artmasının başlıca nedeni oldu. Bisküvilerin biçimlendirilebilir hamurdan yapılması hayal gücünün sınırlarını zorlarken zamanla kendini ifade ediş biçimine dönüştü. Bayramlarda ve özel günlerde pişirilen bisküviler kutlamaların sembolü oldu. 15. yüzyılda bal, şekerin yerini tutarken, 17. yüzyılda lüks tüketime olan eğilim ile bisküviler çikolata ile kaplandı. 18. yüzyılın ilk yarısında bisküviler krema, meyve şekerlemeleri ile süslendi. 19. yüzyılda ise lüks tüketimden ayrılarak halkın gündelik yaşamda eriştiği bir tat oldu. İngilizlerin meşhur beş çayı atıştırmalığı konseptine uygun olan bisküviler sanayileşerek üretilmeye başlandı.

Pötibörün doğuşu
Aynı yıllarda doğu kökenli şekerlemeci Roman Lefêvre, eşi Utile ile birlikte Fransa’nın Nantes kentine yerleşti ve ilk “petit beurre” bisküvisini ürettiler. Daha sonraki yıllarda Avrupa’nın tüm ülkeleri bisküvi trendine katıldı.


Almanya’nın Hannover kentinde İngilizlerden esinlenen Herman Bahlsen, leziz pötibör bisküvisini üretti. Bahlsen de, daha sonra dünyaca ünlü olacak bisküvilerine Hannover’ın en tanınmış kişisi filozof, matematikçi, dilbilimci ve tarihçi Gottfried Wilhelm Leibniz’in (1647-1716) adını verdi. 1893 yılında, Chicago dünya fuarında altın madalya ile taçlandırılan bu bisküviler Berlin’de ışıklı bir pano ile dünyaya tanıtıldı. Günümüzde ailenin küçük torunu tarafından yönetilen bisküvi fabrikası, değişen tüketim alışkanlıklarına ayak uydurarak ürün yelpazesini genişletse de, pötibör bisküvileri markanın gözbebeği olma özelliğini koruyor.

52.000 paket bisküvi yardımı
Fabrikanın girişinde bulunan, altından yapılmış 20 kg ağırlığında bisküvi formundaki levhanın öyküsü ilginç: 2013 yılında çalınan bu levha, firmanın 52 farklı yardım kuruluşuna 52.000 paket bisküvi yardımı yapma sözünü vermesinin ardından bulundu. Olay halen gizemini korumakta. Hırsızların kimliği hakkında kimsenin hiçbir fikri yok. Marka dünyaya açılmakta. Firma bitter çikolata dolgulu bisküvilerin Uzakdoğu’da hiç rağbet görmediğine dair bir bilgi de paylaştı.
2. Dünya Savaşı’ndan sonra endüstri gelişirken, yiyecek sektörü de bu gelişmeden payını aldı. Uzmanlar geleneksel tatlar ile modern fikirleri bir araya getirdi. Ünlü sanatsever Catherine de’ Medici’ye ait bisküvi tarifleri günümüzde geçerliliğini koruyor. Teknoloji bizleri her gün bir tat ile tanıştırıyor. Reklam sektörü bu ürünleri daha da popüler hale getiriyor ama hiçbiri pötibörün yerini tutamıyor.


Catherine de’ Medici
İtalyan doğumlu, Fransız Kraliçesi Catherine de’ Medici, üç kralın ve Fransız aşçılığının analığını yapan bir kadındır. Hem anne hem baba tarafından şaşalı bir üne sahip olması ile tezat olarak öksüz ve yetim olarak büyüdü. Amcası tarafından himaye edilmesine rağmen 14 yaşında evlenerek Fransız Kraliyet Ailesinde yerini aldı. Evliliğinin ilk yıllarında başlayan ve tam 25 yıl süren eşinin metresi ile olan rekabeti, kendisini fazlasıyla yıprattı. Yedi çocuk annesi olan Catherine, çocuklarının sırasıyla Kral olmaları ile birlikte tarih sayfalarında yer almaya başladı. Fransız tarihi içindeki acılar karşısında zaman zaman taraf, zaman zaman da uzlaşmacı tavırları ile dikkat çekti. Ve bu yıllarda sanatla haşır neşir oldu. Koleksiyonları dilden dile dolaşırken, yeme-içme kültürüne olan merakı, bu konuda araştırmalar ve denemeler yapmasına sebep oldu. İtalya’ya ait tatları Fransız rafine tatlarıyla birleştirdi. Pâte a Choux adlı hamuru baz alarak ekler, profiterol gibi halen dünyada ön sıralarda yer alan tatlıların da dünyaya tanıtılmasına vesile oldu. Çok yakın bir tarihte, Kraliçenin hayatına dayanan bir dönem-dram dizisinin hazırlıklarına başlandı.

Feride’nin Çikolata Topları
Malzemeler:
125 gr margarin
3 yumurta
3 çorba kaşığı şeker
3 çorba kaşığı kakao
3 paket pötibör bisküvi
1 parmak çikolata


Margarini eritin, şeker ve kakaoyu ekleyin. İyice çırpılmış yumurtaları -yumurtalar pişmemesi için karışım iyice ılık olduktan sonra- ekleyin. (Çiğ yumurta ile yapmak istemiyorsanız bir çay bardağı süt koyabilirsiniz.) Bisküvileri de içine kırıp yoğurun. Çikolatayı benmaride erittikten sonra ekleyin. Tümünü iyice yoğurduktan sonra küçük toplar haline getirin ve dipfrize koyun.
Topları tatlandırmak için arzunuza göre içine ceviz, şamfıstığı gibi kuruyemişler ya da erimeyen çikolata parçacıkları, veya likör yaptıktan sonra ayırdığınız vişneleri koyabilirsiniz. Yine arzuya göre üzerini hindistancevizi ya da şamfıstığı ile süsleyebilirsiniz.
Afiyet olsun.

Not:
Sevgi ile yoğurmayı;
Yoğururken gülümsemeyi ve aklınızdan güzel şeyler geçirmeyi ihmal etmeyin.

Kaynakça:
https://www.google.com.tr/url
Vikipedi, özgür ansiklopedi
www.günceltarih.org
www.eanansiklopedi.com