Haber fotoğrafı: Usta fotoğrafçı Selim Seval'in yeni albümü "İnsan"ın kapağı
Selim Seval’i fotoğrafçılık yaşantım kadar uzun bir süreçte tanırım. Türk fotoğrafı adına değerli çalışmalarda bulunmuş, çok önemli ve değerli bir insanı olmanın yanı sıra, bir fotoğraf tutkunudur kendisi. Daha önce Metro, Havaalanı, Upuzun Bir Düş, Otogar, (Terminal İstanbul), İstanbul Surları başlıklı birçok belgesel çalışmayı kitaplaştırmıştır. Seval’in son çalışması ise, ülkemiz ve dünyada çekilen, insan konulu 276 siyah siyah beyaz fotoğraftan oluşan bir çalışmanın albümüdür.
İnsan aslında bir yaşam hikâyesidir
Kendi tanımına göre; doğum, emekle öğrenme, ergenlik, sevmek, evlilik, iş hayatı, sosyal yaşam ve en nihayetinde ölümü konu alan ve dünyanın birçok yöresinden çekilmiş kareler bize bir ömre sığabilen hikâyeyi anlatıyor. Fotoğrafların bütünü bir hikâye olmaktan çok bir yaşam şiirine vurgu yapıyor. Öyle ki, Nalan Barbarosoğlu uzun bir şiir yazmıştır kitabı için. Şiir, kitap tanıtımı ile birlikte seslendirilmiştir, ben bir etkinlikte dinleme fırsatı buldum. Etkilenmemek içten değil.

Selim Seval kurgusu olan kitabında Edward Steichen’in düzenlediği 68 ülkeden 273 fotoğrafçının, 503 fotoğrafının yer altığı “Family of Man / İnsanlık Ailesi” sergisi ve kitabı ana kılavuz olmuştur. Bu sergi bugüne kadar yapılmış ilk örneklerden bir tanesidir.
Selim Seval fotoğraf sokağında bir görüntü avcısıdır. Bakmaktan öte görme disiplini ile hayatı çerçeve içine alır. Ona göre bir fotoğrafın gerçekleşmesi için 20 dakikalık bir süreç vardır. Yani kadrajını, bakacın arkasından kaydetmek için o kadar zamanı, sabırla ve tekniği ile çalışır. İnsan fotoğrafı çekmek zordur. Bir o kadar da kişilik hakları da son derece önemlidir. Bu, her fotoğrafçının uyması gereken bir etik unsurdur. Seval işine gösterdiği saygı kadar bu ilkeye de önemli yer vermektedir.
Belgesel fotoğraf bir tarih kavramıdır
Hızla değişen dünyada, kültür, yaşam ve onların paralelinde bulunan birçok değer hızla değişiyor. Teknoloji kadar şehirle, onların içini dolduran insanlar da kültür değişimine uğruyor. Bu hızlı değişim içinde geri kalan zamanın en önemli tanığı fotoğrafçı ve onun ortaya çıkardığı anın belgesidir.

Seval, fotoğraflarına yansıttığı yaşam felsefesini şöyle tanımlıyor; Dünyanın herhangi bir yerinde doğan insanların, her birinin yaşadığı toprağa göre kültürleri de farklı olsa da duyguları aynıdır… Her bebek aynı duygu denizinden doğar, büyür. Ancak büyüdükçe ve mahalle ve oynadığı oyunları, eğitimini aldığı kurumlardaki yakınlaşmalar yaşam yolunu ve kültürü geliştirir. Şöyle devam ediyor… 1955 yılında basılan ‘Family of Man’ sergi kataloğunun bana öğrettiği; her fotoğrafın bir hikâyesinin ve duyusunun olması gerektiğidir. O fotoğrafı değerlendirirken, müzik yaptığı yıllarda öğrendiği bir kurala başvurur. Orkestra üç gitar ve bateriden oluşmaktadır. Bas, ritim ve solo gibi unsurlar fotoğraf karesine yansıyınca, anlatım değerleri ortaya çıkıyor.






