Biri büyük ve güçlü, biri ufacık ama zeki.

İkisi de kazanamayacak çünkü mesele kazanmak değil…

Tom and Jerry çoğumuz doğmadan önce de var olan bir hikâye. 

Aslında bu iki sevimli kahramanın isimleri 1820’lerden kalma, rom ve brendi ile yapılan bir yılbaşı kokteylinden geliyor:
William Hanna ve Joseph Barbera tarafından yaratılan bu seride, toplamda 160’tan fazla kısa film üretildi. 13 tanesi Oscar’a aday gösterildi, 7 tanesi de ödül kazandı.



William Hanna şunu demişti;
“Tom and Jerry’den hiç sıkılmadım ama hayatımda, çizgi film yapmaktan daha fazlasını yapmayı hayal ettim.”

Gerçekten de aslında savaşmaktan başka yapacak o kadar çok şey var ki! 

 

“Bu, güç ile aklın eski hikâyesidir.”
Bu hikâye, aslında güç ile zekânın, büyüklük ile çevikliğin, görev ile içgüdünün çatışmasıdır. Basit bir kovalamaca gibi görünür. Ama aslında eski ve evrensel bir metaforu karikatürize eder. Mesele sadece kovalamaca değildir.

Hikâyeler çoğu zaman bir evin içinde geçer. Dışarıdan bakınca düzen vardır. İçeride ise… sürekli bir çatışma.

Jerry küçük, sürekli tehdit altındadır. Zekâ ile hayatta kalır.

Tom ise büyük, güçlü, hızlıdır ama çoğu zaman bir “Otorite” karikatürü olmaktan kurtulamaz.

Tom, Jerry’yi yakalamak için her yolu dener: Balta, çekiç, ateşli silahlar, havai fişekler, patlayıcılar, tuzaklar, zehir…



Jerry’nin misilleme yöntemleri ise boyundan beklenmeyecek kadar daha şiddetlidir ve sık sık başarılı olur.

Bunlar arasında Tom’u ikiye bölmek, kafasını veya parmaklarını bir pencereye veya kapıya sıkıştırmak, Tom’un kuyruğunu bir tost makinesine veya çamaşır makinesine tıkmak, onu bir buzdolabına tekmelemek, elektrik çarpmasına maruz bırakmak, onu topuz, sopa veya tokmakla dövmek, bir ağacın veya elektrik direğinin onu yere saplamasına izin vermek, ayaklarına kibrit sokup yakmak vb. yer alır.

Jerry: Aklın tarafı
Jerry doğrudan saldırmaz. Plan kurar. Tuzak hazırlar. Zamanlama yapar. Tom’un hamlelerini önceden tahmin eder.

Dar alanlara girer. Anında yön değiştirir. Kaybolur, yeniden ortaya çıkar.

Tom hızlı olabilir ama hantal kalır. Jerry ise akışkandır.

Delikler onun için kaçış yolları, mutfak eşyaları silah, evin düzeni stratejik haritadır.

Tom’un kaybedecek düzeni vardır. Jerry’nin ise kaybedecek bir varlığı vardır ve bu yüzden her hamlesi zorunludur…

Tom evin içindedir. Güçlüdür ama tahmin edilebilir.

Jerry ise evi kullanır. Tehlikeye daha yakın gider. Sınırları zorlar. Geri adım atmaz.

Zayıftır ama öngörülemez. Sadece fiziksel değil, zihinsel oynar:

Tom’u kızdırır. Sabrını tüketir. Hata yapmaya zorlar.

Jerry’nin en büyük avantajı: kurallara bağlı olmamasıdır.

Beklenmedik hareket eder. Orantısız karşılık verir. Oyunu sürekli değiştirir.

Gücü yoktur ama zamanlaması vardır.

Alanı küçüktür ama kullanımı büyüktür.

Zayıftır ama oyunu o belirler.

Çok enerjik, kararlı ve çok daha büyük olmasına rağmen, Tom, Jerry’nin zekâsına rakip olamaz.


Tom ise bazen düşünmez, reaksiyon verir.

Tom’un en güçlü motivasyonlarından biri gururudur:

Sürekli yenilmek onu daha da hırslandırır.

Küçük birine karşı başarısız olmak egosunu zedeler.

Bu yüzden mücadele uzadıkça: amaç yakalamak olmaktan çıkar, itibar meselesine dönüşür.

Alan Tom’undur. Güç onundur. Ama kontrol onun değildir.

En altta çoğu zaman başarısız olma, değersizleşme, yerini kaybetme korkusu vardır. Onun için çoğu zaman saldırgan görünür ama aslında savunmadadır.

Bir noktadan sonra Jerry’yi yakalamak için değil, yakalamaya çalışmayı sürdürmek için kovalar. Çünkü durursa kim olacağını bilmez.

Çünkü en büyük korkusu yenilmek değil... yerini kaybetmektir.



“Müzik” sanki bir karakter...
Müzik, kısa filmlerde çok önemli bir rol oynar; aksiyonu vurgular, mizah katar, geleneksel ses efektlerinin yerini alır ve sahnelere duygu katar.

Müzik yönetmeni Scott Bradley, caz, klasik ve pop müzik unsurlarını birleştiren karmaşık müzikler yaratmıştı. Müzik izleyiciyi öykünün içine çeker. Heyecanlandırır, öfkelendirir, endişelendirir, koltuğunda zıplatıp çığlık attırır...

Aslında bir Bağ
Tom & Jerry aynı evin karakterleridirler. Varlıkları birbirlerine bağlıdır. Sanki içten içe bunu bilirler. Düşmanlıkları bile… bir bağdır.

Gerçek bir tehlike geldiğinde de birbirlerini kurtarırlar. 

Bir bölümde, Tom her şeyini kaybetmiş gibi rayların üstünde oturur. 

Kovalamaz, bağırmaz, plan yapmaz. Sadece bekler.

Jerry onu görür ve yanına gelir. O da hiçbir şey yapmaz. Sadece oturur. 

O an, hikâye ilk kez durur. Ve insan şunu fark eder:



Mücadele bittiğinde geriye kalan, zafer değil… yalnızlıktır. 

Ve belki de o an, düşmanlığın neyi sakladığı görülecektir.

Çünkü Jerry’ye olan düşmanlık bazen seçim değil, çok kadim bir alışkanlıktır.

Üçüncü karakter 
Bu hikâyenin bir de üçüncü karakteri vardır. Evdeki köpek.


Güçlüdür, otoriteyi temsil eder, düzeni sağlar. Ama çoğu zaman olaya geç müdahale eder.

Bazen yanlış tarafa kızar.

Bazen sadece gürler ama hiçbir şeyi çözemez.

Tom ondan korkar. Jerry ise onu kullanmayı öğrenir.

Başka türlü olsaydı Tom & Jerry olmazdı ama...
Mesele hiçbir zaman kimin haklı olduğu değildir.

Mesele, tarafların birbirlerini nasıl gördüğüdür.

Çünkü insan, karşısındakini tehdit olarak gördüğü anda, onu anlamayı bırakır. Anlamayı bıraktığı anda da mücadele başlar. Ve o mücadele çoğu zaman kazanmak için değil, korkuyu susturmak için verilir.

Oysa güç, zekâyla kavga etmek yerine onunla birleşmeyi bir an için düşünebilseydi…

Belki de o evde ilk kez sessizlik değil, düzen olurdu.



Bu hikâye yeni değildir. Çizilmeden çok önce de vardı.

En sert düşmanlıklar… en derin bağların üstünü örten bir kabuktur. 

İnsanlar çoğu zaman düşmanlarını yok edemez.

Ama isterlerse…

Onlarla yaşamayı öğrenebilirler.

 

Ya da öğrenemezler. 

Ve hikâye devam eder.