Usuldendir: Lafı dolandırana “Sadede gel!” deriz; pek azımızın dolambaçlı anlatımlara, girift ifadelere, ağdalı sözcüklere sabrı vardır. Bu saptama belki de en çok, “Eee, bu hisseyi alalım mı, satalım mı?” diye sorup, ivedilikle yanıt bekleyen hisse senedi yatırımcısı için geçerli! Uzun yıllar İngilizce editörü olarak çalıştığım yatırım kuruluşunun araştırma birimini yöneten sevgili müdürüm, acil bir raporu bana iletmesinin üzerinden on saniye geçmeden telefona sarılır ve şaka yollu -bu konuda şaka yapmayacağını bilirdim- şöyle bir uyarıda bulunurdu: “Edebiyat yapma Lolita! Çok acelemiz var!” Oysa finans sektörüne yönelik anlı şanlı yayınlarda karşınıza çıkacak çetrefilli ve bir o kadar da lezzetli sözcükleri, bir strateji raporunda doğru ve yerinde kullanmanın da bir keyfi vardır. Yani “edebiyat yapmak” ve dahası mükemmeliyetçilik ruhunuzda varsa, aceleye gelen işler ve tam yeri gelmişken kullanamadığınız o tumturaklı sözcük, içinize dert olur!
Bu yazımızın konusu, dil söz konusu olunca, elini korkak alıştırmayanların tercihi, uzun sözcükler: Bazen bir rekora imza atmak için, bazen bilim veya edebiyat öyle gerektirdiği için, ya da sırf eğlence olsun diye…

Sade dil süslü dile karşı
20. yüzyıl İngiliz edebiyatının önde gelen kalemlerinden George Orwell, “Kısa bir kelime iş görüyorsa, asla uzun bir kelime kullanmayın…” demiş. Üstadın benimsediği net ve kısa anlatım prensiplerinin içinde yer aldığı, 1946 tarihli “Politics and the English Language” (Siyaset ve İngiliz Dili) adlı denemesi, uzunca bir süre, özellikle gazete yazarlarına “başucu kaynağı” olmuş. Şimdi de Orwell’e neredeyse zıt bir bakış açısına göz atalım: “How To Sound Clever” (Zeki Görünmenin Yolları) adlı popüler iletişim kitabında, yazar Hubert van den Bergh, meraklısına “tatlı bir heyecan” yaşatacak 600 kelimeyi bir araya getiriyor - anlamları, kökenleri ve doğru kullanımlarıyla… Hedefi, okura günlük konuşmalarda kendisini daha bilgili ve etkileyici gösterecek sözcükleri öğretmek… Van den Bergh kısaca şöyle diyor: “Zor kelimeler kullanın! İnsanların nadiren kullandığı, ama duyduğunda ‘Vay canına!’ dediği kelimeler seçin. Ama kelimeleri de öyle yerli yersiz kullanmayın! Nerede ve nasıl kullanacağınızı bilin…” Yazarın, kitabı için seçtiği sözcüklerin birçoğunu gazete makalelerinden aldığını da bu arada belirtelim! Yani Orwell’in sade yazım kılavuzunun, en azından kimi gazete yazarı için artık olmazsa olmaz bir başucu kaynağı olmadığı sonucuna varabiliriz.
Dünyanın en uzun kelimesi nedir?
İşte bu, “kelime”yi nasıl tanımladığınıza bağlı! Eğer teknik terimleri de dâhil edecek olursak, insan vücudundaki en büyük protein olan “Titin”, belli başlı listelerde başı çekiyor. Kimyasal açılımı “Methionylthreonylthreonyl…” şeklinde başlayan ve “…isoleucine” olarak biten bu sözcük, tam 189.819 harften oluşuyor! Rivayete göre okunması yaklaşık üç saat sürüyor. “Öyle kelime mi olurmuş!” diyorsanız, pek de haksız sayılmazsınız! Dahası dünyanın önde gelen leksikografları (sözlükbilimcileri) sizinle aynı görüşte… Bir sözcüğün sözlüğe girmeye hak kazanması için, üç temel kıstası karşılaması gerekiyor: Yaygın kullanım; sürekli kullanım; anlamlı kullanım. Yani, sözcüğün bir şeye atıfta bulunmak için kullanıldığına dair kanıt gerekiyor. Titin’in kimyasal açılımı ise, sadece teknik bir tanımlama olarak varlığını sürdürdüğü ve dilin ortak kullanımında yer almadığı için, “yaygın kullanım” kıstasını karşılamıyor.

Öte yandan, Guinness Dünya Rekorlarına girmeye hak kazanmış en uzun “sözcük” Sanskritçe: Vijayanagara Kraliçesi Tirumalamba’nın 16. yüzyıla ait eseri Varadambika Parinaya’da yer alan ve -Latin alfabesinde 428 harfe karşılık gelen- 195 Sanskritçe karakterden oluşan birleşik bir “sözcük”. Kraliçe aslında yalnızca, “Kral, yol üzerinde Tuṇḍira (Tamil Nadu/Hindistan) ülkesinden geçti” demiş. Harf bombardımanının kaynağı, o ülkeyi betimlemek için kullandığı tek bir birleşik sözcük!

“Pneumonoultramicroscopicsilicovolcanoconiosis”
Önde gelen İngilizce sözlüklerin üzerinde mutabık kaldıkları, ama yine de tartışmalı olan “en uzun sözcük”, bir akciğer hastalığını tarif eden, 45 harften oluşan “pneumonoultramicroscopicsilicovolcanoconiosis” (pnömonoultramikroskopiksilikovolkanokonyoz)… Volkanik patlamalar sonucu yayılan ince silis tozlarının solunmasıyla ortaya çıkan bu hastalık adının tartışmalı oluşu, dünyanın en eski bulmaca severler kuruluşu olan National Puzzlers’ League’in (NPL) başkanı tarafından 1935 yılında, en uzun sözcüğe ulaşmak amacıyla, yani yapay olarak türetilmiş olmasından kaynaklanıyor. NPL üyelerinin başarısı ise, etkili lobi faaliyetleriyle, yaygın kullanımı olmayan, Uluslararası Hastalık Sınıflandırması (ICD) kılavuzuna da girememiş bu sözcüğü, anlı şanlı lügatlere dâhil ettirebilmelerinde yatıyor!
Uzun sözcüklerin kraliçesi: Supercalifragilisticexpialidocious!
Uzun sözcüklerden bahsedip de, kimisine göre bir kez duyduktan sonra, “ayakkabınızın tabanına yapışmış sakız gibi” bir türlü zihninizden çıkarıp kurtulamadığınız o Mary Poppins şarkısını es geçmek ne mümkün! Başrollerini Julie Andrews ve Dick Van Dyke’ın paylaştığı, beş dalda Oscar kazanmış müzikal filmde (1964), sihirli güçlere sahip dadı Mary Poppins (Julie Andrews), olağandışı yöntemlerle kazandığı at yarışı sonrası duyduğu coşkuyu, bir şarkıyla ve içindeki şu sözcükle özetler: “Supercalifragilisticexpialidocious!” Filmin çekildiği dönemde bu eğlenceli sözcük, senaryoya göre, “Ne diyeceğini bilemediğin zaman söyleyeceğin bir şey”di.
https://www.youtube.com/watch?v=uZNRzc3hWvE
(Mary Poppins (1964) – “Supercalifragilisticexpialidocious” / yukarıdaki linki tıklayarak izleyebilirsiniz)
Artık değil! Amerikalı besteci kardeşler Robert ve Richard Sherman’ın popüler kültüre armağanı olan bu 34 harflik “sözcük”, günümüzde çoğu İngilizce sözlükte yer alıyor. “Son derece harika”, “muhteşem”, “olağanüstü” bir şeyi tanımlamak için kullanılıyor. Uzmanlarına göre, dilbilimsel açıdan mükemmel bir uydurma sözcük (nonce word) ve neolojizm (yeni sözcük) örneği…
Yoksa siz “Çekoslovakyalılaştıramadıklarımızdan” mıydınız?
Sondan eklemeli (aglütinatif) bir dil olan Türkçe, uzun sözcükler için biçilmiş kaftan! Türkçenin legoyu andıran sözcük yapısının sınırlarını test eden mizahi yönü güçlü dil meraklıları için, Çekoslovakya uzun yıllar -eklerle 45 harfe ulaşarak- değerli bir fırsat sundu… 1993 yılında bölünene kadar! Bir süreliğine tahtını Afyonkarahisar’a (aynı kalıptaki ekiyle 53 harf) bıraktıysa da, günümüzde en uzun tekerleme sözcük 70 harf uzunluğundaki “Muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebileceklerimizdenmişsinizcesine”. Popüler dil tartışmalarında sıkça yapılan bir kıyaslamayla, eğer bu sözcüğü İngilizce ifade etmek isterseniz, tam 21 sözcük kullanmanız gerekecek! (Esasen Türkçede sözcük boyutu hâlihazırda 117 harfe kadar uzayabiliyor; ancak yapay türetmelerle oluştuğu için, genel kabul görmemiş.) Bu gibi ekli sözcükler, şüphesiz sözlüklerde yer almıyor. Türk Dil Kurumu’na (TDK) göre, en uzun Türkçe sözcükler 20 harf uzunluğunda olup, kuyruksallayangiller (bir kuş familyası) ve ademimerkeziyetçilik (yerinden yönetim), bilinen örnekler arasında…
Kültürlü olan herkes ağdalı veya uzun sözcükler kullanmayabilir; ancak zengin bir kelime dağarcığına sahip olmak, genel olarak eğitimin ve kültürün bir göstergesi… Dolayısıyla, kimimizin özellikle yazı dilinde azıcık hava atmak için gösterişli kelimeler kullanması gayet doğal… Ancak bu eğilimin tek sebebinin hava atmak olduğu da söylenemez! Alışılmadık, “büyük” kelimeler duyulara hitap eder; onları telaffuz etmek, kimimize göre bir zevktir. Bizi gündelik hayatın sıradanlığından uzaklaştırırlar. Can sıkıntısına karşı hayatın sunduğu basit ve zararsız iksirlerdendirler. “Büyük” kelimeler, kaba olarak algılanabilecek bir saptamanızı, daha az kaba bir şekilde ifade etmenizi ya da lafı dolandırmanızı sağlayabilir. Unutmayalım ki, her sözcük bir seçimdir: Bir sözcük, söylemek istediğinizi dümdüz ifade ederken, görünürde benzer olan bir diğeri, muzipçe veya iğneleyici olabilir. Dili kaba bir araç gibi değil de, bir keyif veya zarafet aracı olarak görenlerimiz için, uzun veya gösterişli sözcükler bazen söylemek istediğimize nokta atışı yapar.

Ama siz yine de, “Sözcük uzun olsa ne olur!” demeyin… Fobisi bile var! Uzun ve karmaşık kelimeleri okumaktan veya duymaktan duyulan yoğun korkunun bilimsel adı “Hippopotomonstrosesquippedaliophobia”. Kökeni ise, ta M.Ö. birinci yüzyıldan günümüze seslenen ünlü Romalı şair Horatius’un kullandığı, Türkçe karşılığı “bir buçuk ayak uzunluğundaki kelimeler” olan Latince kökenli bir kelime oyunu: “Sesquipedalia verba”… Horatius, Ars Poetica (Şiir Sanatı) adlı eserinde, şairlere şöyle bir öğüt vermiş: “Yürekleri ağlatmak isteyen şair, gösterişli sözleri, bir buçuk ayak uzunluğundaki devasa lafları bir kenara bırakmalıdır.” Bence burada en ilginç olanı, fobiyi tanımlayan sözcüğün, fobiyi tetikleyecek kadar uzun olması(!).
Dil: Yaşayan bir Sistem
İster eğlence için, ister bilimsel zorunlulukla türetilmiş olsun, uzun sözcükler dilin yaratıcı potansiyelinin birer göstergesi… İletişimle gelişen ve değişen bir sistem olan dil, insanlıkla birlikte büyüyor; yeni gereksinimlere uyum sağlıyor. Dil bilimciler, dijitalleşme ve yeni bilim dallarının gelişimine paralel olarak, kelime boylarının giderek uzayabileceğini bilimsel olarak ortaya koyuyor. Demem o ki, “bir buçuk ayak uzunluğundaki” sözcüklerin hükümranlığına hazır olun!
Kaynakça:
Babbel. (t.y.). The longest word in the world: Which one holds the record? Babbel Magazine. https://www.babbel.com/en/magazine/the-longest-word-in-the-world
Guinness World Records. (t.y.). Longest word. https://www.guinnessworldrecords.com/world-records/longest-word
Kültür ve Yaşam. (t.y.). Türkçemizdeki uzun uzun kelimeler. https://kulturveyasam.com/turkcemizdeki-uzun-uzun-kelimeler/
Nunn, G. (2013, 11 Ekim). Move over, George Orwell – this is how to sound really clever. The Guardian. https://www.theguardian.com/media/mind-your-language/2013/oct/11/mind-your-language-long-words
Quora. (t.y.). Why do intelligent people like to use big words? https://www.quora.com/Why-do-intelligent-people-like-to-use-big-words






