Haber resmi: Hindistan’da yerel yöneticiler, EIC (İngiliz Doğu Hindistan Şirketi) temsilcisinin denetimindeydi
Rahmetli Kraliçe II. Elizabeth, Bond’a nasıl “öldürme izni” verdiyse I. Elizabeth de İngiliz Doğu Hindistan şirketine “savaş” izni vermişti. Hollanda ve Fransa versiyonları da aynı şekilde devletlerinin izniyle işlerini yürüttüler; gittikleri coğrafyanın idarecileriyle anlaşıp günün deyimiyle ülkelere çöktüler, halkların canına okudular. Günümüzle paralellikleri görmek açısından geçmişe bakıyoruz.
Devlet içinde devlet: İngiliz Doğu Hindistan Şirketi
İngiliz Doğu Hindistan Şirketi kısa adıyla EIC, Asya’yla ticaret yapmak amacıyla kurulmuş, 1600’de kraliyet tarafından tescillenmiş, Babür sultanlarından da imtiyazı kapmış bir şirketti. 18. yüzyıl başından 19. yüzyıl ortasına kadar Hindistan’da, 19. yüzyılda Çin’de faaliyet göstermişti. 1857’deki Hint Ayaklanmasının ardından yetkilerini kaybedip 1874’te feshedildi.

1664’te kurulan Fransız Doğu Hindistan Şirketi, EIC ile rekabetteydi
Kral II. Charles’ın Braganzalı Catherine’e düğün hediyesi Bombay’dı. Daha sonra bahsedeceğimiz VOC, EIC’den iki yıl sonra kurulmuştu, fakat deniz filosu daha güçlüydü. VOC, Asya ve Endonezya’ya yoğunlaşınca EIC de Hindistan’a yöneldi.
(Hollanda Doğu Hindistan Şirketi) VOC parası
EIC, “ticaret üçgeni” sürecinde, değerli madenlerini Hindistan’da üretilen mallarla takas ediyor, ardından bu malları Doğu Hint Adalarında baharat karşılığında satıyordu. Baharatlar Londra’da, değerli madenlere yapılan yatırımı çok aşan kârlarla alıcı buluyordu. Hindistan hammadde üretip ithal ürün tüketen bir ülke haline geldi. El sanatları ve yerel endüstri yok edildi. Yüksek vergiler halkı yoksullaştırdı; 1770’te Bengal’de yaşanan kıtlık bu politikaların sonucuydu.
Yargıya da el atan şirket, posta servisi kurmuş, geniş bir demiryolu ağı inşa etmişti; ardından misyonerler sükûn ettiyse de şirket Katolikliği yayarken, diğer inançlardan potansiyel müttefikleri soğutma riskine karşı faaliyetlerini yasaklamıştı.

VOC yapısı ve yayılımı nedeniyle modern şirketlere benzetilir
EIC, ilerleyen dönemlerde tuz, çay ve Çin’e afyon satışını kontrolüne alarak muazzam kârlar elde etti. Britanya’ya o kadar çok çay ithal edildi ki, yerel bira bile pahalı kaldı. Karayipler’den gelen ucuz şekerin katkısıyla, Britanyalılar çay tiryakisi oluverdi. EIC Amerika’daki kolonilere de çay satma imtiyazı aldı, ancak halk Hindistan gibi yağmalanmaktan korkarak ayaklandı, kârı katlayalım derken koloniler kaybedildi. O zamanlar yalnızca Çin’de çay üretiliyordu, EIC bunun karşılığında Çinlilere Hindistan’ın afyonunu veriyordu. Çin afyonu yasaklayınca, şirket nakliyeyi gizlice yapmaya devam etti ve 1839’da savaş çıktı.
EIC, tekstil ve afyon ticareti sayesinde milyonlar kazandı
Şirketin Britanya’dan çok fazla gümüş çekmesi ve Hint ürünlerinin geleneksel İngiliz yün sektörünü geriletmesi protestolara yol açıyordu. Yün ithalatında gümrük vergisi artırıldı ve 17. yüzyıl sonunda İngilizlerin yünden başka bir giysiyle gömülmesini yasaklamak benzeri koruyucu yasalar çıkarıldı. 18. yüzyıl sonunda yünün popülerleşmesi imalatı artırdı, şehirlerde fabrikalar kuruldu; EIC Endüstri Devrimine bir nevi yön vermiş oldu.

Bombay’daki kale
EIC kendi ordusuna yatırım yaparken İngiliz ordusuna da ücret ödüyordu. 1763’te EIC’nin yalnızca Bengal’de 6.680 askeri vardı ve 1823’te sayıları 129.473’e çıkmıştı. Askerlerin çoğu Hintliydi. Karşılaştırırsak 1830’da EIC sivil çalışan sayısı sadece 3.500 civarındaydı.
EIC devletin uzun koluydu fakat ilişki tek yönlü değildi. 19. yüzyıl başlarında Parlamentoda yaklaşık 100 EIC mensubu vardı. Şirket günümüzde British Library’de bulunan geniş bir evrak arşivi oluşturmuş, mahkemelerini kurmuş ve kendisine karşı suç işleyenler için hapishaneler yapmıştı. Personelini sınavla seçiyordu; bu sistem daha sonra İngiliz kurumlarınca da uygulandı.
Savaşlar, yolsuzluk, kaçakçılık ve korsanlık derken, düşüş dönemi geldi. Yüksek toprak vergisi tarıma sekte vurmuş, on binlerce Hintli darboğaza girmişti. Serveti Hindistan’dan nasıl çıkarırız sorusu vardı şimdi… 1813’te Britanya EIC’nin tekeline son verdi. Yasalar EIC’nin gücünü elinden alırken 1833’te Çin’le olan ticaret tekelini kaybetti. Aslında batmayacak kadar büyümüş şirket, devlet tarafından kurtarılmıştı.
1857-58’de Babür İmparatorluğunun çöküşü ve Birinci Hindistan Bağımsızlık Savaşıyla birlikte EIC’nin sonu geldi. Ayaklanmanın sebepleri gayet haklıydı, ilk kıvılcım Hintli askerlerden yani Sepoylardan çıktı. EIC ordusunda 45.000 Britanyalı ve 230.000 Sepoy vardı. Ayaklanma bastırıldıktan sonra Britanya hakimiyeti ele aldı. 1877’te Kraliçe Victoria Hindistan Kraliçesi ilan edildi, 1947’de Hindistan bağımsızlığını kazanana kadar sömürü devam etti.

Vereenigde Oostindische Compagnie kısaca “VOC” şirketi
Hollanda Doğu Hindistan Şirketi
Hollanda Doğu Hindistan Şirketi kısa adıyla VOC, 1602 yılında kurulmuş, muskat, karanfil gibi değerli baharatların alım-satım imtiyazını almıştı. Sıcak coğrafyaların cazip tatlarına talep çoktu. Başlangıçta ticareti küçük şirketler yürütüyor ve aralarındaki rekabetten dolayı Portekizlilerle aşık atamıyorlardı, VOC tekelleşince Portekiz’in Asya’daki kontrolüne son verdi.
Şirketin Asya ve Hollanda’da yaklaşık 50.000 personeli vardı, gemileri 1602’den 1799’a kadar Hollanda’dan Doğu Hint Adalarına bir milyondan fazla insanı taşımıştı. Ümit Burnu üzerinden Doğu Hint Adalarına giden, yaklaşık 150 gemilik bir filo vardı. Bu rota üç yıla kadar uzardı. Aslında bölgede kaleler kurma, askerî operasyonlar yürütme hakkı verilmese, tekelleşme mümkün olamazdı. Parlak döneminde hisse senetleri 78.000.000 Florindi (yaklaşık 7,9 trilyon ABD Doları). Dünyanın ilk çok uluslu şirketi ve halka açılan ilk şirketti.
1556’da Hollanda istilacı İspanyollarla savaşıyordu. Şirket Hollanda’nın bağımsızlık mücadelesine finansman sağlamaktaydı. Portekiz ve İngiliz tehdidini bertaraf etmek amacıyla gemiler silahlandırıldı. VOC devletin onayıyla Cava, Sumatra, Maluku adaları ve Hindistan’daki yerel hükümdarlarla masaya oturdu. Ordu ve yargı sistemi kurma, baharat ticareti tekeli ve liman kullanma imtiyazlarını kopardı. Kale inşa etmek, gemi almak ve filoyu toplarla donatmak gibi masraflar nedeniyle şirketin yıllık askeri maliyeti 400.000 Florindi.

Malezya Cornwallis Kalesindeki VOC topu
Genel Vali Coen’in amacı Banda Adalarını ele geçirmekti, 1621’de 1655 asker ve 250 paralı Japon askeriyle Lontor Adasına (bugünkü Banda Baser) çıkartma yaptı. Köy ateşe verildi ve 10.000’den fazla insan, yani nüfusun % 90’ı öldürüldü, sağ kalanlarsa köle olarak satıldı. Muskat tarımı için Java’dan köle getirildi. Hollanda Doğu Hindistan Şirketinin yıllık kârı 6.000.000 Florine ulaşmıştı.
VOC, Sri Lanka’da tarçın üretiminin kontrolünü ele geçirmiş, Tayvan’da ham ipek, gümüş ve altın ticaretine başlamıştı. Kuzey Vietnam’ın Tonkin ipeği revaçtaydı. 1604’te, Hindistan’da ticarete başladı. Siyam’ın tahsis ettiği arazide geyik derisi, manda boynuzu, inek derisi gibi ürünler işlenip Japonya’ya satılıyordu. Japonya dışa kapalı bir ülke olmasına rağmen Hollandalıların bazı bölgelerde kalmalarına izin vermişti. Japonlar teleskop ve mikroskop karşılığında ipek veriyorlardı.
Şirket, yeni pazar peşindeydi, “yeni Hollanda” adını verdikleri Avustralya’nın kuzey ve batı kıyılarının haritasını çıkarmışlardı. Adı adaya verilen Kaptan Abel Tasman, güney kısmına giden ilk kişiydi, ancak Avustralya sömürülmeye değer bulunmadı, yine de James Cook’tan önce bölgenin haritasını çıkarttıkları için tarihe geçtiler.
Ancak her çıkışın bir inişi vardı… Şirketin masrafları çoktu. Muslukların başındakiler yasa dışı ticareti sevmişlerdi. Örneğin genel valinin yıllık maaşı 14.000 Florinken 1704-1709 arası valilik yapan Joan van Hoorn evine 10.000.000 Florinle dönmüştü.
Hollandalılar, 1623’te on İngiliz, dokuz Japon ve bir Portekizli tüccarı idam etmişlerdi. Ambonya Katliamı olarak bilinen bu olay rekabeti savaşa çevirdi (1652-1784). Sonuçta Hollandalılar İngilizleri yense de savaşın ekonomik bedeli ağır oldu.

1773’te Yeni Dünyalılar “tea party” protestosunda İngiliz çaylarını denize dökmüşlerdi
Zamanla çay, kahve ve şeker gibi ürünler uluslararası pazarlarda yaygınlaşmış ve baharat pazarı inişe geçmişti. Bitki ve tohumlar anavatanları dışındaki coğrafyalarda yetiştirilebiliyordu. Muskat Karayiplere ulaşmış, İngiliz tüccarlar karanfil ve muskatı Hindistan’a götürmüşlerdi. Ordu kuran, kendi parasını basan, sömürge devleti gibi davranan Hollanda Doğu Hindistan Şirketi, 18. yüzyıl sonunda iflas etti. Hollanda 1799’da şirketi feshetti.
Cambridge Üniversitesinden araştırmacı Alessio Terzi’den mealen aktarırsak, Doğu Hindistan şirketleri gibi, bütçeleri devletlerle yarışan bazı şirketlerin her tür denetiminden muaf at oynattığı günümüzde “geçmişi anlamak, özellikle iktidar seçkinlerinin çıkarlarıyla toplumun genel çıkarlarının ayrıştığı noktada, temel bazı kontrol mekanizmalarının yokluğunda neler olabileceğini göstermesi bakımından da faydalı bir izlek” sunabilir.
14 çocuklu birinin şirketi mesela…
Kaynaklar:
https://eksiseyler.com/devlet-gucune-erisen-tarihin-gelmis-gecmis-en-degerli-sirketi-dutch-east-india-company
https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-22368/hollanda-dogu-hindistan-sirketi/
https://www.britannica.com/topic/East-India-Company
https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-20958/dogu-hindistan-sirketi/
https://www.birgun.net/makale/somurge-sirketlerinden-dijital-imparatorluklara-733687






