Haber Fotoğrafı: Lozan Antlaşması imza töreni, 24 Temmuz 1923


Bu sene Lozan Antlaşması’nın da, Cumhuriyetimizin de 100. yılı.

Lozan Antlaşması’nın 100. yılı, Türkiye’de ve Türklerin yoğunlukla yaşadıkları yabancı ülkelerde coşkuyla kutlandı. İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de ve çeşitli illerde etkinlikler yapıldı. İnşallah Cumhuriyet Bayramımız da aynı şekilde coşkuyla kutlanır.

Lozan, Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası tapu senedidir.

İstanbul’da Şişli Belediyesi, “100. Yılında Lozan Antlaşması: Sonsuz Barış” adlı bir sergiyi İstanbullularla buluşturdu. Etkinlikler kapsamında, Ankara Politikalar Merkezi ve İnönü Vakfı’nın desteğiyle Yapı Kredi Bomontiada’da “Barış Yüzyılı” konulu bir de panel gerçekleştirildi.


Prof. Dr. İlber Ortaylı, Lozan’ın gizli maddeleri olmadığına dair açıklama yapıyor

Panelde konuşan Prof. Dr. İlber Ortaylı, “Lozan konusunda birçok şey söyleniyor. Karadeniz kahvelerinden, Orta Anadolu kahvelerine ve İstanbul meyhanelerine kadar herkes tarihçilik yapıyor. (…) Lozan’ın 100 yıllık süresi olduğu söyleniyordu. 100 yıl doldu, bir şey olmadı. Lozan’ı imzalayan devletlerin de sesi soluğu çıkmadığı gibi, itirazları da olmadı. Lozan’ın gizli maddeleri varmış, öyle şey olmaz. Okumuyorlar, fikir öne sürüyorlar,” demiş. Gerçekten de bir müddettir, Lozan’ın gizli maddeleri olduğu, Boğazlar üzerindeki hakimiyetimizin 100. yılda sona ereceği, yabancı devletlerin Türkiye’nin yeraltı servetleri üzerinde hak iddia edeceği, Fener Patrikhanesinin ekümenik olduğunun kabul edileceği, Sevr Anlaşmasının bazı maddelerinin bize yeniden dayatılacağı gibi komplo teorileri havada uçuşuyordu. Ama 100. yıl geldi, geçti. Bir şey olmadı. Zira böyle gizli maddeler yok ve olamaz.

İngiltere’nin içinde olduğu bir müzakere ortamında savaşın kazanılmasında önemli rol oynayan ABD’nin ortaya koyduğu ‘Wilson İlkeleri’ne aykırı hareket edilmesi düşünülemez. 1918’de açıklanmış olan bu ilkelerin ilk maddesi de uluslararası antlaşmalarda gizli maddelerin olmaması veya gizli şekilde uluslararası antlaşmalar yapılmamasıdır.


Casa Botter Binası – Beyoğlu



100. yılında Lozan Antlaşması - Sonsuz Barış Sergisi. Sergi Küratörü ve yazar Kemal Tayfur açıklama yapıyor

İBB Miras ve İBB Kültür ekibinin katkılarıyla restore edilen 123 yıllık Casa Botter Binasında da “Lozan 1923 / Yüz Yıl Önceki Başlangıç” adlı bir sergi yer alıyor. 30 Ekim’e kadar açık olan sergi ücretsiz ve ilgilenenler için çok güzel fotoğraflar var.

Peki, Lozan Antlaşması niye bu kadar önemli?
Lozan Antlaşması, I. Dünya Savaşı’ndan sonra imzalanan son antlaşmadır. Savaşı kaybeden devletlerle yapılan diğer tüm antlaşmalar barışa değil, savaşa kapı açmışlardır. Örneğin, Almanya ile yapılan Versay Barış Antlaşması, içerdiği ağır koşullardan ötürü Almanya’da büyük tepkiye yol açmış ve “ihanet” olarak kabul edilmiştir. Birçok tarihçi Almanya’da 1920’lerde yaşanan ekonomik ve siyasi istikrarsızlığa, Nazi Partisi’nin iktidara gelişine ve hatta II. Dünya Savaşı’nın çıkmasına, Versay Antlaşması’nın neden olduğu düşüncesindedir. Antlaşma Avrupa’yı faşizme sürüklemiştir. Türkiye II. Dünya Savaşı’ndan uzak kalabildiyse, biraz da Lozan yüzündendir.

I. Dünya Savaşı’na yaklaşık 40 ülke katılmış, yaklaşık 65 Milyon insan silah altına alınmıştı. Savaş sonrasında mağlup devletlere cezalandırıcı anlaşmalar dayatılmıştı. Örneğin Mondros Mütarekesi bir esaret sözleşmesiydi. Türkiye, savaş sonrasında kendisine dayatılan antlaşmayı kabul etmeyip bağımsızlığı için savaşan tek ülke oldu.


İstanbul’un işgali - Fransız generalin İstanbul’a at sırtında İstanbul’a girişi

I. Dünya Savaşı’nda mağlup edilen ülkeler arasında başkenti işgal edilen tek ülke de bizdik. Başkentimiz İstanbul ve Boğazlar işgal edilmişti. Fransız generali İstanbul’a at sırtında, muzaffer bir Roma komutanı edasıyla girmişti. Ardından da İzmir işgal edilmişti. Sonrasında, Erzurum ve Sivas Kongreleri var ve Ankara’da meclis toplanıyor. Yani, sadece ülkeyi kuşatan düşmanlarla bir savaş değil, İstanbul’daki hükümet ile de bir çeşit iç savaş yaşanıyor. Kurtuluş Savaşı; İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan gibi devletlerin Türkiye üzerindeki hayallerini parçaladı. Ardından Mudanya Mütarekesi imzalandı. Bu mütareke, özü itibariyle yabancı askerlerin Türkiye’den çıkarılmasını kabul eden bir anlaşmaydı. Ancak nihai bir anlaşma değildi.

Saltanat kaldırılınca Lozan’a sadece Ankara Hükümeti iştirak etti
1911’de Trablusgarp ile başlayan savaşlar neredeyse 11 yıldır devam ediyordu. Önce Trablusgarp, ardından Balkan Savaşı, ardından I. Dünya Savaşı, arkasından Kurtuluş Savaşı! Neredeyse aralıksız savaşlar yüzünden genç kuşak ölmüş veya sakat kalmıştı. Artık yetmişti gayri... Mustafa Kemal barış istiyordu. Avrupa devletleri bir barış teklifiyle geldiğinde, sevinç ve heyecanla kabul etti. Mustafa Kemal barış görüşmeleri için İzmir’i teklif etti. Ama Yunanistan ve İngiltere tabii ki kabul etmedi. Orası mı, burası mı derken Lozan teklif edildi. İsviçre, I. Dünya Savaşı’na girmemişti. Lozan bağımsız ve tarafsızdı, üstelik gidip gelmek açısından gayet elverişliydi; kabul edildi.

Lozan görüşmelerinin teklifi, Saltanatın kaldırılması ve Halifeliğin Sultanlıktan ayrılması gibi konularda hızlanmaya sebep oldu. Zira İtilaf devletleri, Vahdettin Hükümetini tanımaya devam ediyorlardı. Görüşmeye hem Ankara Hükümetini hem de İstanbul Hükümetini davet etmişlerdi. Devletin geleceği İstanbul Hükümetinin eline bırakılamazdı.


Son Osmanlı Padişahı Vahdettin, İstanbul’u terk ederken

Mustafa Kemal’in ısrarıyla, 1 Kasım’da Büyük Millet Meclisi Saltanatı kaldırdı, böylece Lozan’a sadece Ankara Hükümeti iştirak etti. 17 Kasım 1922 tarihinde Sultan Vahdettin bir İngiliz gemisiyle İstanbul’dan ayrılmak zorunda kaldı. İngiltere kendisini kabul etmeyince, geçici olarak Malta’da kıyıya çıktı. (20 Kasım 1922) Halifelik Abdülmecid Efendi’ye kaldı.

Görüşmeler de aynı gün, 20 Kasım 1922’de başladı, yaklaşık 2,5 ay sonra ise kesintiye uğradı. İsmet İnönü kendisine teklif edilenlerin çoğunu kabul etmemişti. 23 Nisan 1923’te ikinci evre görüşmeler başladı; İnönü ikinci evreye eşi Mevhibe Hanımı da götürdü. Çetin müzakereler yapıldı. Arada Mustafa Kemal ile İsmet İnönü arasında sürekli şifreli telgraflar gitti, geldi. Nihayet 24 Temmuz 1923’te antlaşma imzalandı.

Lozan Antlaşması tam 143 maddedir. Sınırlar, Musul meselesi, Boğazlar sorunu, Azınlıklar meselesi, Nüfus mübadelesi, Kapitülasyonlar ve diğer meseleler üzerine maddeleri vardır. Musul sorunu Lozan Antlaşması ile çözülemedi; İngiltere ve Türkiye arasında çözülmek üzere geleceğe bırakıldı.

Antlaşmanın imzalanması yabancı ülkelerde “Türkiye’nin büyük zaferi” olarak lanse edildi. Fransız gazeteleri Fransız Hükümetini, İngiliz gazeteleri İngiliz Hükümetini “Türkiye’ye boyun eğdiniz” diye eleştirdi. Buna karşılık, Ankara’da da antlaşma imzalandı diye sevinmeyenler oldu.

Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde, Kurtuluş Savaşı’nda ve Türkiye Cumhuriyeti döneminde önemli görevlerde bulunan Rauf Bey (Rauf Orbay), Lozan görüşmeleri esnasında Ankara Hükümetinin başkanıydı. Rauf Bey, Misak-ı Milli’ye çok önem veriyordu.

Misak-ı Milli nedir?
‘Milli yemin’ anlamına gelen bu isim Osmanlı Mebusan Meclisi’nin 28 Ocak 1920’de gizli bir oturumda kabul ettiği metnin adıdır. Meclis’te Felah-ı Vatan (Vatanın Kurtuluşu) adlı grup tarafınca yazılan bu metin, altı maddede ülkenin olması gereken sınırlarını belirtir. Bu sınırlar kabaca bugünkü Türkiye haritasını, Yunanistan’da kalan bazı bölgeleri, artı Musul, Kerkük ve Batum’u kapsar. Misak-ı Milli gizli bir oturumda kabul edildikten hemen sonraki gün dünyaya ilan edilmişti. Bu metnin ilanı üzerine İngilizler meclisi basmış ve içlerinde Rauf Orbay’ın da olduğu Misak-ı Milli’ye öncülük eden isimleri tutuklayarak Malta’ya sürgün etmişlerdi.


Lozan’daki ilk Türk delegasyonu. İsmet Paşa en önde, soldan dördüncü

Rauf Bey, belki de aslında Lozan’a kendi gitmek istiyordu. Ankara’daki mecliste önemli bir mebus grubu da onu destekliyordu. Fakat Mustafa Kemal, bu iş için İsmet İnönü’yü uygun görmüştü. İsmet İnönü bir diplomat değildi, üstelik hukuki tabirlere yabancıydı. Ancak çok sabırlı, dikkatli ve titizdi ve Mustafa Kemal’in emir komuta zinciri içinde çok iyi tanıdığı bir dostuydu.

Türk heyetinin yeterli diplomasi tecrübesinin olmadığı ve karşılarında İngiltere’nin, Fransa’nın en kurt siyasetçilerinin, ömrünü dışişlerine adamış diplomatlarının bulunduğu bilinen bir gerçektir... Rauf Orbay, antlaşmanın imzalanmasının ardından hükümetten istifa etti. Önder kadroda beliren kopuş sadece Rauf Beyle de sınırlı kalmadı. Örneğin meclise Erzurum’dan mebus seçilen Kâzım Karabekir Paşa ordu hizmetini tercih ettiğini söyleyerek istifa etti. Ankara’dan kopan eski arkadaşlar İstanbul’da toplaşmaya başladı. Eski vekil Dr. Adnan ve eşi Halide Edip de İstanbul’daydılar. Birtakım Paşaların, Halife Abdülmecid ile yazışmaları da dikkat çekiyordu. 28 Ekim’de bile İstanbul’daki gazeteler “Vekiller heyeti reisliğine seçilmesi muhtemel simalar” başlığı altında İstanbul’daki isimleri yazıyordu.


Mustafa Kemal ve Rauf Orbay

Ve sonra ne oldu? Atatürk, 29 Ekim 1923’te güvendiği birkaç mebus ve birkaç Paşadan oluşan çekirdek kadrosuyla Cumhuriyeti kurdu! İtirazlara rağmen Halifeliği de kaldıracaktı, ama bunun için 1924 yılını bekleyecekti.

Peki, yüzüncü senede yurt içinde kutlamalar ve paneller varken, yurt dışında kutlamalardan başka neler oldu?
- Yunanlılar da, aynı Türkler gibi Lozan Barış Antlaşması’nı ülkelerinin tapusu olarak görüyorlar. Lozan, Yunanistan için de kurucu bir metin. Buna karşılık, Yunanlılar için Lozan tartışması, zorunlu nüfus mübadelesinde kilitleniyor. Mübadelenin (Yunanistan’da yerleşik Müslümanların Türkiye’ye, Türkiye’de yerleşik Rum Ortodoksların Yunanistan’a gönderilmesi) insan haklarını, hakkı hukuku hiçe sayan bir uygulama olduğunu vurguluyorlar.


Kürt dernekleri, Lozan Antlaşmasının 100. yılında protesto gösterileri yaptılar

- Lozan’da bir azınlık grubu olarak kabul edilmeyen Kürtlere gelince: Onlar 100. yıl münasebetiyle Türkiye ve dünya kamuoyunun dikkatini çekmek üzere bireysel veya örgütsel düzeyde birçok ülkede etkinlikler ve protestolar düzenlediler.

Çağdaş Türkiye’nin kuruluşuna ait bir belge
Tekrar antlaşmanın imzalandığı zamana dönersek, imzalanmanın ardından, İstanbul’daki son işgal kuvvetlerinin 4 Ekim 1923’te Türk bayrağını selamlayarak Türkiye’yi terk ettiğini görürüz. Lozan Antlaşması, sadece savaşı bitirip barışı başlatan bir antlaşma değildir. Çağdaş Türkiye’nin kuruluşuna ait bir belgedir. Sevr ile karşılaştırıldığında Lozan’da elde edilen sonucun müthiş bir zafer olduğu bariz, ancak hedeflenen en yüksek noktalar düşünüldüğünde bazı eksiklikleri var olabilir. Buna karşılık Lozan’da İsmet Paşa’nın var gücüyle uğraştığı, isteklerinden çok zor taviz verdiği kesindir. İngiliz delegesi Lord Curzon, bir ara İsmet Paşa’ya şöyle demiş: “Müzakere ediyoruz. Aylardan beri arzu ettiklerimizden hiçbirini alamıyoruz. Vermiyorsunuz. (...) Ama ne reddederseniz cebimize atıyoruz. Cebimizde saklıyoruz. Memleketiniz haraptır. Yarın geleceksiniz, bunları tamir etmek, kalkınmak için yardım isteyeceksiniz. O zaman, bu cebime koyduklarımın her birini, birer birer çıkarıp size vereceğim.” Ben de, o günün asla gelmemesini, ve Atatürk’ün dediği gibi, “Cumhuriyetimizin ilelebet payidar kalmasını” diliyorum.

Kaynaklar:
TEK ADAM - Mustafa Kemal - Şevket Süreyya Aydemir - Cilt 3 (1922-1938)
https://youtu.be/VC5TLHUAztQ
https://tr.euronews.com/2023/07/24/lozan-antlasmasinin-uzerinden-95-yil-gecti-peki-imzalanan-metinde-gizli-maddeler-var-mi
https://www.dunya.com/kultur-sanat/dunya-barisini-saglayan-lozanin-100-yildonumu-haberi-699803
https://www.indyturk.com/node/653016/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/lozan-antla%C5%9Fmas%C4%B1n%C4%B1n-100-y%C4%B1ld%C3%B6n%C3%BCm%C3%BC-yerli-ve-yabanc%C4%B1-etkinlikler
https://medyascope.tv/2023/07/30/serhat-guvenc-yazdi-lozan-baris-antlasmasinin-100-yilinda-turk-yunan-iliskileri/