Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ne bağlı İstanbul’un iki simge yapısı Galata Kulesi ve Kız Kulesi, 2025 yılında toplam 1 milyon 197 bin 385 ziyaretçi ağırlayarak rekor kırdı. Restorasyon, koruma ve etkin alan yönetimi çalışmalarıyla her iki yapı da kültür turizminin en çok ilgi gören durakları arasında yer aldı.
Yerli ve yabancı ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle Galata Kulesi 951.338, Kız Kulesi ise 246.047 ziyaretçiye ulaştı. Restorasyon ve koruma süreçleri Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından titizlikle yürütülen tarihî yapılar, kültürel mirasın sürdürülebilir şekilde gelecek kuşaklara aktarılması hedefi doğrultusunda hem kent yaşamına hem de turizme güçlü katkı sağladı.
Galata Kulesi 2025’in en çok ziyaret edilen müzeleri arasında
Galata Kulesi’nde, 1 Kasım 2023 tarihinde başlatılan restorasyon çalışmaları kapsamında, önce 8. kat ziyarete kapatılmıştı. Süreç içerisinde, kulenin 63 metre yüksekliğindeki 270 kilogram ağırlığındaki bakır âlemi restore edilerek dört parça hâlinde yeniden yerine yerleştirildi. Devam eden çalışmalarda, yapının beden duvarları ve zemininde jeoradar taramaları gerçekleştirildi.
Tarihî yapının tamamı, dış cephe onarımı ve depreme karşı güçlendirme çalışmaları kapsamında geçici olarak ziyarete kapatılarak kapsamlı bir restorasyon sürecine alındı. 674 yıllık Galata Kulesi, bu süreçte iskeleyle çevrelenerek koruma altına alındı.
Bakanlık tarafından yürütülen çalışmaların ardından yeniden ziyarete açılan dünyanın en eski kulelerinden biri olan Galata Kulesi, geçen yılın en çok ziyaret edilen 5. müzesi oldu.
Kız Kulesi yeniden ziyaretçilerini ağırlıyor
İstanbul Boğazı’nın ortasında yer alan Kız Kulesi, II. Mahmud dönemindeki mimari kimliğine kavuşturulması hedefiyle 2021 yılında başlatılan kapsamlı restorasyon ve güçlendirme çalışmalarının tamamlanmasının ardından yeniden ziyaretçilerini ağırlamaya başladı.
Restorasyon sürecinde, yapıda geçmiş dönemlerde yapılan ve özgün mimariyle uyumlu olmayan müdahaleler aşamalı ve kontrollü biçimde kaldırıldı. Çalışmalar sırasında, önceki onarımlarda kullanılan beton ve çimento içeriğindeki tuzlar ile kimyasal maddelerin yapıya zarar verdiği, taşıyıcı kolon ve kirişlerin birbirine bağlı olmadığı tespit edildi.
Restorasyon çalışmalarında, bugüne ulaşan kaynaklar arasında en fazla bilgi ve belgenin bulunduğu 18. yüzyıl sonu verileri esas alındı. Bu doğrultuda, kule ve kale bölümünde yer alan özgün olmayan çatı ekleri kaldırılarak yapı, tarihsel dokusuna uygun hâle getirildi.
Kaynak: t24.com.tr






