Deniyor ki, herkesin hayat boyu kovaladığı haz, kısa zamanda unutulurken, okumak, sohbet, dans gibi keyif veren etkinlikler zamanı unutturuyormuş. Hazzın ömrü kısa, “an” doğuracak ve iz bırakacak yaşantılarınsa ömrü zenginleştiren duygusal kalıcılığı çok uzun. Öze dair oldukları için unutulmuyorlar. Başka bir veri: Mutluluğu sahip olunacak şeylere bağlayanların sevinci en fazla sekiz ay sürüyormuş; bence o jet, yat falandır, ayakkabı sevinci en fazla 1 gün.

2004’te yapılan bir araştırmada, konfor sağlayan tüm araçlara sahip katılımcıların %34’ü “çok mutlu” olduklarını belirtmiş, yani %66’nın gönlü olamamış. Şimdi hemen parayla saadet olmaz, masalı akla gelmesin, gayet de olur. Kimilerinin dediği gibi, “Belediye otobüsünde ağlayacağıma, Mersedes’imde ağlarım”. Evet, zenginler fakirlere göre rahat ve sağlıklı bir hayat sürerler. Fakirler tansiyon, kalp, depresyon, artık Allah ne verdiyse her tür hastalığa çok daha yatkındır. 20.000 dolardan az kazananların, 70.000 dolardan fazla kazananlara kıyasla orta yaşta ölme ihtimalleri 3,5 kat daha fazla...

Yine de insan türü sürprizlerle dolu. Psikologların, “Hayatınız ne kadar yolunda;1 çok mutsuz - 9 çok mutlu arasında puanlayın,” sorusuna Masai yerlileri 5,7, İnuit’ler 5,8, Amiş’ler 5,8, dünyanın en zengin insanları 5,8 ortalamasıyla cevap vermişler. Masailer 0,1’i nereden kesmişler, Bill Gates ve İnuit Akiak’ı buluşturan 5,8’in altı nasıl doldurulmuş, merak içindeyim. Gerçi zenginlerin yanına koyulan insanlar hep içe kapalı gruplar, Gates’in evinden haberleri yok. Şimdi konuya başka açıdan yaklaşıyoruz.


İnuit ve zengin ABD’li aynı oranda memnun


Mart 2026’da yayımlanan Mutluluk Raporu’nda Finlandiya 9. kez başı çekiyor. Finlandiya’yı İzlanda, Danimarka, Kosta Rika, İsveç, Norveç, Hollanda, İsrail, Lüksemburg ve İsviçre takip ediyor. Mutluluk derken, sokakta kahkaha atarak dolaşmıyorlar, kaygıları az. En mutsuzlar Afganistan, Sierra Leone, Malavi, Zimbabve, Botsvana, Yemen, Lübnan. Kuzey Avrupa ülkelerinin sırrı nedir acaba? Kendilerini güvende hissetmek olabilir mi?

Araştırmacılar, sosyal medyayı günde bir saatten az kullanan gençlerin yüksek mutluluk düzeylerine sahip olduğunu söylüyor. Ancak ergenler sosyal medyada günde ortalama iki buçuk saat harcıyor. İnfluencer’ların cirit attığı, görsel içeriklere ağırlık veren platformlar, kişiler arası karşılaştırmaları teşvik ediyor. Zaten basit hayatı savunanlar diyor ki, yapmanız gereken şeylerden biri, kendinizi başkalarıyla karşılaştırmayı bırakmak. İnuit iseniz kolay, değilseniz kafanızı karıştıracak şeyler etrafta çok…

Araştırmaların bendeki meali şu: Sosyal bir devlette yaşıyorsanız, temel ihtiyaçlar karşılandıktan sonra –burada Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisini hatırlıyoruz– hâlâ rahat değilseniz, dönüp bir kendinize bakınız.

Şimdi kendimize bakıyoruz
Tarihe döndüğümüzde kendine bakan bakana… Herman Boerhaave 1668-1738 arasında yaşamış. Botanikçi, kimyager ve doktormuş. Modern hastanenin kurucusu olarak kabul edilen bu hümanist beyefendinin sloganı Simplex sigillum veri, yani “basitlik gerçeğin işaretidir” veya yalınlık doğruluğun mührüdür”. Artık hangi çeviri size hoş geliyorsa…

Hollandalı Hipokrat diye bilinen Herman Boerhaave

Felsefede, tutumluluk ilkesi Fransisken bir rahibin adıyla anılıyor: Ockham’ın usturası, (Latince lex parsimoniae) olarak da biliniyor. Bu ilke diyor ki, şeyler gerekmedikçe çoğaltılmamalıdır; bir olgu açıklanırken mümkün olan en az varsayıma dayanmalıdır. Basit olanı hafifsemek yerine, bir sorunu basit şekilde çözümlemek tercih edilmeli, gereksiz kısım usturayla kesip atılmalıdır.

Uzun bir sıçramayla günümüze geliyoruz. Alman sosyolog ve filozof Hartmut Rosa da beş ay boyunca Kara Ormanlar’daki köyünde kalmış ve modern insanın “tükenmişlik” sendromunun, “iyi yaşamın hızlı yaşam olduğu” yaklaşımından kaynaklandığını söylemiş. Dünyayı emrinde sanma ve her şeyi denetleme arzusu, aslında bizi düşlediğimizin tam tersine bir dünya ile baş başa bırakıyor diyesiymiş.

Dünya Basitlik Günü
12 Temmuz Dünya Basitlik Gününün ilk ne zaman kutlandığı belli değil, ama yaygınlık kazanması 2000’lerin başı. 12 Temmuz, basit yaşamanın felsefesini geliştiren, sivil itaatsizliğin öncülerinden Amerikalı yazar-filozof Henry David Thoreau’nun doğum günü. Thoreau hümanist, doğa hayranı ve tahmin edileceği üzere kölecilik karşıtı.


1817-1862 arasında yaşayan Henry David Thoreau'nun kulübesi


Thoreau, Walden Gölü kıyısındaki kulübesinde mütevazı bir hayat geçirirken boş durmaz, toplum ve devlete yönelik eleştirilerde bulunur, “En iyi hükümet en az hükmedendir” der. Thoreau’nun günümüzdeki takipçileri “Simplicity Collective” ismini verdikleri bir ağ kurmuşlar. Sadeliğin hepimizin yaşamlarını iyileştireceği umudunu taşıyorlar ve beraberce yaratabileceğimiz alternatif yaşam biçimleriyle gezegenimizi çevresel felaketten kurtarabileceğimiz görüşündeler.

Basit bir yaşamı tercih etmek, yoksulluğu seçmek değil; dengede yaşamak... Bizi yoran şeylerden kurtulmak. Neyi sevdiğinizi fark etmek. Olumsuz koşulları azaltmak. Zarfa değil mazrufa bakmak. Basitlik, sürdürülebilirliğin sağlaması için bireyin çevresiyle beraber çabalamasını gerektiriyor ve içinde büyük bir derinlik barındırıyor. Dileyen ara sıra moda olan minimalizm akımından başlar, eşya azaltır, bir süre alışveriş yapmaz; kimisi doğayla bütünleşir, kıt kaynakları sürdürülebilir bir şekilde doğaya zarar vermeden kullanır, tüm canlıların yaşam hakkına saygı duyar. İsteyen tik-tok seyretmeyi bırakıp romana yönelir.

Ekolojik farkındalık, tutumlu tüketim ve kişisel gelişim gibi temel unsurlara dayanan gönüllü basitlik, daha iyi bir dünyaya kapı aralıyor, karıncanın yangına taşıdığı su misali… Karmaşıklığın, tutarsızlığın ve belirsizliğin arttığı, yaygınlaştığı şu dönemde aklı temiz tutmak gerçekten çok zor. Hele güvenilir-iyi-doğru yolun bulunması, kimilerinin işine gelmiyorsa ve önyargılar sempati veya körü körüne bağlılıkla besleniyorsa… Neyse bu başka konu. Yine de her zaman meselenin özünü aramakta fayda var, ama dürüstçe... Sonuçta donanımımız karıncadan daha ileri diye övünüyoruz.

Kütüphaneler zamana uyarsa
Finlandiya’da kütüphaneler dikiş makinası, 3d yazıcı ve benzeri aletleri halkın kullanımına sunmaya başladı. Hizmeti belediyeler finanse ediyor.



Kütüphane işliklerinde giysiler onarılıyor; yazıcı, ses cihazları ve çizim programlarıyla üretim yapılıyor, böylece sürdürülebilirlik politikaları destekleniyor ve bireysel bütçelere fayda sağlanıyor. Kütüphaneler de okuma ve çalışma merkezleri olma işlevlerine, günün gereksinimlerine uygun olarak, yaratıcılık ve ömür boyu öğrenme hizmeti vermek gibi önemli bir faaliyet daha ekliyor.

Çokluk
300.000 – Ortalama bir Amerikan evindeki eşya sayısı.
%25 – İki araçlık garajı olan ancak garajında araba park edecek yeri olmayanların yüzdesi.
7,3 metrekare – Amerika’daki her erkek, kadın ve çocuk için mevcut olan depolama alanı.
238 – Ortalama 10 yaşındaki bir çocuğun sahip olduğu oyuncak sayısı.
12 – Ortalama 10 yaşındaki bir çocuğun oynadığı oyuncak sayısı.


Her ihtimale karşı saklanan eşyalar

1.700 dolar – Ortalama bir Amerikalı ailenin yıllık olarak kıyafetlere harcadığı para.
65 pound (yaklaşık 30 kg.) – Ortalama bir Amerikalının bir yılda attığı kıyafetlerin ağırlığı.
1,2 trilyon dolar – Amerikalıların temel ihtiyaç olmayan mallara 1 yılda harcadığı para.

Kaynaklar:
https://www.dw.com/tr/d%C3%BCnya-mutluluk-raporu-t%C3%BCrkler-ne-kadar-mutlu/a-76426060
https://tr.wikipedia.org/wiki/Herman_Boerhaave
https://www.acarbaltas.com/dis-kosullar-mutlulugu-ne-kadar-etkiler/
https://nationaltoday.com/national-simplicity-day/
https://www.gazeteduvar.com.tr/basitlik-uzerine-makale-1573553
https://mymodernmet.com/libraries-finland-oodi/