Haber resmi: "Palyaçoların babası" Joseph Grimaldi


Bilinen bir öyküdür... Mutsuz adam gülmeyi unutmuştur. Doktora gider derdini anlatır. Doktor nazikçe cevap verir “Şehrin öbür ucunda bir sirk var. Oradaki palyaçoyu seyret. Derdine derman bulacaksın.” Mutsuz adam daha da hüzünlenir, “İşte o palyaço benim” der.

Kimdir bu rengarenk kıyafetleri, kırmızı burunları ve koskoca ayakkabıları ile bizi gülümseten palyaçolar? Palyaçolar sadece güldürü ustaları değildir, kimi zaman ürkütücü de olabilirler. İlginç karakterlerdir. Ürkütücü ve korku filmi karakteri olanları ile çocukların sevgilisi haline gelenler arasında görüntü farkı olsa da hepsi bir usta mim sanatçısı, çoğu akrobat ve ip cambazı. Hepsi saf görünümlü, şakrak… Sakın ola ki, soytarı ile karıştırmayın. İkisi de renkli giyiniyor. İkisi de abartılı hareketlerle seyirciyi kapsama alanlarına çekiyor. Palyaçolar birer performans sanatçısı, soytarılar ise alaycı ve doğaçlama yapan şovmenler. Palyaçolar gösteri sırasında sık sık kendilerini gülünç duruma düşürürler, hatta bazen çaresiz ve savunmasız derecesinde saftırlar. Soytarı ise seyircinin düşeceği durumdan nemalanır. Seyirci ile kendini kıyaslar.

Palyaçolar bize dünya sahnesindeki gösterinin bir parçası olduğumuzu hatırlatır. Palyaçolar dünyanın ve toplumun çıkış noktasıdır. Bir yandan bizi güldürürler öte yandan kendimize dönmemizi sağlarlar. Bizi derinden sarsarlar ve etkilerler.

İnanmayın her tebessüme. Palyaçolar gerçekten mutlu olsalardı yüzlerini boyarlar mıydı?



Palyaçoların babası Joseph Grimaldi
Palyaçoların babası sayılan Joseph Grimaldi profesyonel olarak performans sergileyen ilk palyaço olarak tarihe geçti. 1778 ile 1837 yılları arasında yaşadığını düşünürsek hiçbir teknolojik katkının bulunmadığı bir dönemde mesleğini icra ettiğini de görebiliriz. İlk olarak sahneye çıktığında henüz üç yaşındaydı. İlk sahnesi Royal Tiyatro idi. Büyük Palyaço olarak da anılan Grimaldi beyaz yüz ve büyük numara ayakkabı gibi birçok palyaço numarasının bu literatüre girmesini sağladı. Ölünceye kadar mesleğini icra etti. Joseph Grimaldi, her yıl şubat ayının ilk pazar günü Londra’da, birçok palyaço tarafından düzenlenen bir etkinlikle anılır. Bu kel kafalı bol fırfırlı kıyafetli büyük sanatçı, güldürmeyi kendine görev bildi ancak kimseyi kırmadı.

Feminist bir palyaço Evetta Matthews
Babası 40 yıllık palyaço iken kızının bu mesleği seçmesi neden bu kadar tuhaf karşılandı? Bunu anlamak mümkün değil. Evetta Matthews feminist palyaço olarak tarih sayfalarında yer aldı.



Palyaçoluk kariyerine atıldığı zaman evden ayrıldı ve Amerika’da turneye çıktı. Yıl 1895, o günlerde bir gazete makalesinde şöyle diyordu Evetta: “Bir kadının bir erkeğin yapabileceği her şeyi yapabileceğine ve bunu bir erkek kadar iyi yapabileceğine inanıyorum. Ringe palyaço olarak çıkacağımı söylediğimde tüm halkım bana güldü. Ama artık gülmüyorlar.” Esas amacının para kazanmak olduğunu söyleyen bu kadın, sahnede bisiklet sürerek ve Hint sopaları kullanarak erkeksi tavırlar içinde idi. Gazete, yaptığı yorumda şöyle diyordu “Palyaçoluk işlerinde erkekler Bayan Evetta’nın maskaralıklarından hoşlanıyorlar ama onu ciddiye alıp rakip olarak görmüyorlar. Ayrıca kadınların onu örnek alacaklarına inanmıyoruz.” O dönemde büyük sirklerde birkaç kadın palyaço olmasına rağmen cinsiyet dengesizliği devam etti.


Pablo Picasso, The Clown and the Harlequin, 1915

Palyaçolar tabloları da süsledi
İspanyol Kübist ressam Pablo Picasso yenilik arayışları ile 20. yüzyıla damgasına vuran sanatçıların başında gelir. Picasso’nun 1915 tarihli “Palyaço” adlı eseri, günümüzde Museum of Modern Art New York’ta bulunmaktadır. Eserin orijinal boyutu 185,5 x105,1 cm’dir. Ressamın “Oturan Palyaço”, “Palyaço Pierrot”, “Palyaço Başı”, “Akrobat ve Genç Palyaço” adını verdiği tabloları oldukça ünlüdür.


Mark Chagall, Le Clown au Cirque

Belaruslu Fransız sanatçı Marc Chagall’in 1980 yılında tahta üzerine yaptığı tablonun adı “Sirkteki Palyaço”dur. Chagall eserlerinde sık sık sirk konusunu ele alır. Palyaçolar, akrobatlar, renkli sirk dünyaları Chagall’a ilham verir. 1960 yılında verdiği bir röportajda şöyle diyordu: “Bu palyaçolar ve akrobatlar benim hayal dünyamda yer aldılar. Onlardan etkileniyorum. Onlarla yeni ufuklara doğru gidiyorum.” 1962’de bir arkadaşının daveti ile Kış Sirki’nde özel bir locaya gitti. Bu mekân aynı zamanda Henri de Toulouse Lautrec ve George Seurat’in ünlü sirk çizimleri için ilham aldığı bir mekândı. Zamanın ünlü sanatçıları gibi o da bu abartılı dünyadan etkilendi. Ve bu eserleri ile Parisli sanatçıların arasında yankı buldu.


Paul Cézanne, Pierrot ve Harlequin

1839-1906 arasında Fransız empresyonist ressam Paul Cézanne modern sanatın gelişmesine öncü oldu. Empresyonizm ve kübizm arasındaki köprüyü oluştururken palyaçolardan esinlendi. Başarılı olmak isteyen sanatçının yeteneğine eşi inanmadı, babası takdir etmedi, arkadaşları tarafından da dışlandı… Bu durum onun gizemli eserlerinden birisi olan Pierrot ve Harlequin’i yaratmasına neden oldu. Pierrot yas tutan bir karakterdir, Harlequin ise tam tersi neşeli ve maceraya hazırdır. Harlequin çirkin ve kabadır. Pierrot ise korkak. Bu zıtlık, tablonun ana temasıdır.

Kolombiyalı modern sanatın bir temsilcisi olan Fernardo Botero 1932-2023 yılları arasında yaşadı. En önemli özelliklerinden biri figürlerinin ebatlarındaki abartıdır. Özellikle kadınlar şişmandır.


Fernando Botero, Fille Sirk İnsanları

Fernardo Botero “Fille Sirk İnsanları” adlı çalışmasında sirk yaşamının bir parçası olan kulisi resmeder. Bu tabloda yer alan tüm kahramanlar sirk kıyafetleri içinde tasvir edilirken kadın figürü Botero’nun karakteristik şişman kadını da yer almaktadır. Tablodaki palyaço figürü kendi içine dönmüş, yalın, makyajsız ve donuk yüz ifadesi ile dikkati çekmekte.

Kitapları kırktan fazla dile, verilen yazar senarist Paul Auster “Ağlayamadığım için gülüyorum” diyor.



Palyaço Korkusu
Koulrofobi adı verilen korkunun kaynağı, büyük çabalarla bizleri güldüren palyaçolardır. 64 ülkede 1.000 yetişkin katılımcının yer aldığı uluslararası bir anketten elde edilen sonuçlara göre katılımcıların yarısından fazlasının palyaço korkusuna sahip olduğu tespit edildi. Bu korkunun hayvanlardan korkma, yükseklik korkusu kapalı alan korkusundan daha yaygın olduğu ortaya çıktı.

Palyaço gördüğünde aşırı tepki veren biri için bu tepkinin esas sebebinin yüzü makyajlı olan kişinin yüz ifadesinin gizli olması söylenebilir. Ayrıca ani hareketlerinden dolayı palyaçolar tekin olarak görülmeyebiliyor. Makyajdaki kırmızılığın hastalığı anımsattığını düşünen çocuklar da var. Palyaçolarla olumsuz deneyimler yaşayanlar, palyaçonun gerçek duygularını ve niyetlerini okuyamadıkları için onlardan korkabilirler. Aileden veya yakın çevreden birinin palyaçolara ait kötü anılarını anlatması da çocuklarda korku yaratabilir. Koulrofobi’nin tedavisi konusunda uzman kişiler tarafından tedavi edilmelidir.

Kaynakça:
https://my.clevlandclinic.org
https:// nistanbul.com
https://tr.wikipedia.org
https://listelist.com
https://www.oggusto.com
https://eessamlar.grafiksaati.org
https://artsproustart.com
https://tr.painting.com