Hafıza ve düşünme becerilerindeki bozulma, demans tanısıyla en sık ilişkilendirilen belirtilerdir. Ancak bilişsel olmayan bazı belirtiler, tanı konulmadan yıllar, hatta onlarca yıl önce ortaya çıkabilir.
Demans vakalarının yaklaşık %60 ila %80’ini oluşturan Alzheimer hastalığı, genel olarak üç ana evrede ilerler. İlk evre, bilişsel işlevlerde belirgin bir değişiklik görülmeden yaklaşık 15 ila 20 yıl önce başlayabilir. Bu dönemde beyin küçülmeye başlar ve Alzheimer’ın en önemli biyolojik özelliklerinden biri olan yanlış katlanmış proteinler birikmeye başlar. Bunlar, beyinde oluşan yapışkan amiloid beta plakları ile sinir hücrelerinin içinde oluşan tau yumaklarıdır.
Bunu, kişilerin hafıza ve düşünme becerilerinde fark edilir sorunlar yaşamaya başladığı ancak günlük işlevlerini büyük ölçüde sürdürebildiği hafif bilişsel bozukluk dönemi izler. Daha sonra ise birden fazla bilişsel alanın etkilendiği ve kişinin günlük yaşamını bağımsız olarak sürdüremediği demans evresi gelişir.



Bilim insanları, ilk iki evrede beyinde meydana gelen biyolojik değişikliklerin, tanı konulmadan yıllar önce bile duygusal, duyusal ve fiziksel belirtilere yol açabileceğini düşünüyor.
Kaliforniya Üniversitesi Los Angeles (UCLA) Nöroloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Timothy Chang, “Bu erken belirtilerin pek çoğunu yaşayabilirsiniz ancak buna rağmen hiçbir bilişsel belirti göstermeyebilirsiniz” diyor.
Uzmanlar ayrıca önemli bir noktaya dikkat çekiyor: Alzheimer riskini artıran erken belirtilere sahip olmak, mutlaka demans gelişeceği anlamına gelmez. Üstelik araştırmalar, demans vakalarının yaklaşık %45’inin yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebileceğini gösteriyor.

1. İleri yaşlarda başlayan depresyon ve anksiyete
Depresyonun demans için önemli bir risk faktörü olduğu uzun zamandır biliniyor. Danimarka’da 1,4 milyondan fazla yetişkin üzerinde yapılan 2023 tarihli bir araştırma, depresyon tanısı alan kişilerde demans riskinin yaklaşık 2,4 kat daha yüksek olduğunu ortaya koydu.



Bununla birlikte özellikle 55-60 yaşlarından sonra ortaya çıkan depresyon ve anksiyete, beyinde erken dönemde başlayan değişimlerin bir uyarı işareti de olabilir.
Prof. Dr. Chang’a göre, demansın erken döneminde beyindeki sinir ağlarında meydana gelen değişiklikler ruh sağlığını da etkileyebiliyor. Bu nedenle geç yaşta başlayan ruh hali değişiklikleri, beyin işlevlerinde meydana gelen erken değişimlerin bir göstergesi olabilir.
Araştırmalar ayrıca bu tür duygu durum belirtilerinin demansın ilerlemesini hızlandırabileceğini de gösteriyor.

2. İlgisizlik, sinirlilik veya huzursuzluğun artması
Sinirlilik, huzursuzluk ve kolay öfkelenme gibi nöropsikiyatrik belirtiler Alzheimer hastalığında oldukça yaygındır ve bilişsel gerileme başlamadan önce de görülebilir.

Yaklaşık 1.400 kişinin incelendiği 2017 tarihli bir araştırmada;
- Bilişsel açıdan sağlıklı yaşlı bireylerin yaklaşık %31’inde ruh hali belirtileri görüldü.
- Demans riski yüksek olan grupta bu oran %47’ye çıktı.
- Hafif bilişsel bozukluğu bulunan kişilerde ise oran %54’e ulaştı.
Stanford Üniversitesi Psikiyatri ve Davranış Bilimleri Bölümü’nden Dr. Adam Turnbull’a göre, Alzheimer’a özgü biyolojik değişiklikleri taşıyan kişilerin yaklaşık %50-60’ında en az bir nöropsikiyatrik belirti bulunuyor.
Turnbull şöyle diyor:
“Eğer kendinizi sürekli öfkeli, huysuz hissediyor, insanlara kolayca çıkışıyor ve ilişkileriniz sürekli tartışmalarla yıpranıyorsa, bir yaşlılık psikiyatrisi uzmanından destek almanız faydalı olabilir.”

3. Uyku sorunları
Kaliteli uyku, beyni koruyucu etki gösterdiğinden, kötü uyku bazen beyinde yolunda gitmeyen bir şeylerin işareti olabilir.

2025 yılında yayımlanan ve 39 araştırmayı değerlendiren kapsamlı bir analiz, aşağıdaki uyku sorunlarının demans riskini artırabileceğini ortaya koydu:
- Uyku apnesi
- Gündüz aşırı uyku hali
- Huzursuz bacak sendromu
- Biyolojik saat (sirkadiyen ritim) bozuklukları
Bunun yanında uykusuzluk ya da gece daha az uyumak da demansın erken belirtileri arasında yer alabiliyor.
4.400’den fazla bilişsel açıdan sağlıklı yaşlı üzerinde yapılan bir araştırma, geceleri daha az uyuyan veya gündüz daha fazla uyuyan kişilerde, Alzheimer’ın temel biyolojik göstergelerinden biri olan amiloid beta birikiminin daha fazla olduğunu gösterdi.
Buna karşılık, gece uykusuna eklenen her bir saat, beyindeki amiloid beta düzeylerinin daha düşük olmasıyla ilişkilendirildi.
Araştırmalar, uykunun beyindeki atık maddelerin, özellikle de amiloid beta proteinlerinin temizlenmesine yardımcı olduğunu düşündürüyor.
Elbette ara sıra yapılan öğleden sonra uykuları endişe verici değildir. Ancak gün içinde çok fazla uyuyup gece kaliteli uyuyamamak dikkat edilmesi gereken bir durum olabilir.


4. Koku alma duyusunun zayıflaması
Koku alma yeteneğimiz beyin sağlığıyla yakından ilişkilidir. Bu duyunun kaybı, Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıkların en erken belirtilerinden biri olabilir.

Erken evre Alzheimer hastalarının yaklaşık %85’inde koku alma sorunları görülmektedir.
Bunun nedeni, burun ile beynin birbirine çok özel bir sinir ağıyla bağlı olmasıdır. Koku bilgisi, işitme ve görmeye göre beyin korteksine çok daha doğrudan ulaşır ve ardından hafıza, öğrenme ve duyguların yönetiminde önemli rol oynayan hipokampus ve amigdala gibi bölgelere aktarılır.
İlginç olan ise, koku sinirinin kendini yenileyebilme özelliğine sahip olmasıdır. Yapılan çalışmalar, düzenli koku egzersizlerinin koku alma duyusunu geliştirebildiğini, hatta normal koku alma yeteneğine sahip kişilerde bile bilişsel işlevleri destekleyebileceğini göstermektedir.

5. Daha yavaş yürümek
Eskiden daha yavaş yürümek, kısa adımlar atmak veya daha geniş adımlarla yürümek yaşlanmanın doğal bir parçası kabul edilirdi. Ancak yeni araştırmalar, bu değişikliklerin bilişsel bozukluklardan yıllar önce ortaya çıkabileceğini gösteriyor.

2024 yılında 65 yaş üzerindeki 1.300’den fazla sağlıklı yetişkin üzerinde yapılan bir çalışma, yürüyüş hızı ve kişinin kendi etrafında 360 derece dönebilme becerisindeki bozulmanın, bilişsel gerilemeden yaklaşık 10 yıl öncebaşlayabileceğini ortaya koydu.

6. El kavrama gücünün azalması
El sıkma veya kavrama gücü, sağlıklı yaşlanmanın önemli göstergelerinden biridir. Hatta bazı araştırmalar, yaşam beklentisini öngörmede tansiyondan bile daha güçlü bir gösterge olabileceğini öne sürmektedir.

190 binden fazla yetişkinin incelendiği yakın tarihli bir araştırmada;
- El kavrama gücündeki her 5 kilogramlık azalma, erkeklerde demans riskini %20, kadınlarda ise %12 artırdı.
- Daha düşük kavrama gücü, problem çözme becerilerinin ve hafıza testlerindeki performansın da daha düşük olmasıyla ilişkili bulundu.
Doktorlar fiziksel kırılganlığı değerlendirirken el kavrama gücünü ve yürüme performansını birlikte inceler.
Fiziksel kırılganlık, vücudun hastalıklara ve yaralanmalara karşı daha hassas hale gelmesi anlamına gelir. Bu durum hem demans için bir risk faktörüdür hem de bilişsel belirtiler başlamadan yaklaşık on yıl önce ortaya çıkabilen erken bir uyarı işareti olabilir.


Ne zaman doktora başvurmalısınız?
Dr. Adam Turnbull, “İleri yaşta bu belirtileri fark ediyorsanız hemen paniğe kapılıp bunun demans olduğunu düşünmeyin. Büyük olasılıkla nörolojik bir hastalık söz konusu olmayabilir” diyor.

Bununla birlikte, özellikle hafıza ve düşünme becerilerinizde değişiklikler fark ediyor ve bunlara yukarıdaki belirtilerden biri veya birkaçı eşlik ediyorsa mutlaka doktorunuza danışmanız önerilir.
Günümüzde PET görüntüleme, beyin omurilik sıvısı incelemesi (lomber ponksiyon) ve geliştirilen yeni kan testleri sayesinde Alzheimer’a özgü biyolojik belirteçler çok daha erken dönemde saptanabiliyor. Bu da tedaviye daha erken başlanmasına olanak sağlayabiliyor.
Prof. Dr. Timothy Chang ise şöyle diyor:
“Bir değerlendirme yaptırmak ve bir hekimin durumun gerçekten endişe verici olup olmadığı konusunda görüş bildirmesi her zaman faydalıdır.”

Demans riskini azaltmak mümkün mü?
Demans gelişiminde genetik faktörler rol oynasa da riskimizi azaltmak için yapabileceğimiz pek çok şey bulunuyor.

ABD’de yürütülen ve sonuçları geçen yıl açıklanan U.S. POINTER klinik araştırması, şu dört unsurun birlikte uygulanmasının bilişsel gerileme riski taşıyan yaşlı bireylerde zihinsel performansı artırabildiğini gösterdi:
- Düzenli fiziksel egzersiz
- Sağlıklı beslenme
- Sosyal olarak aktif kalmak
- Beyni çalıştıran zihinsel aktiviteler ve oyunlar
Bunun yanında diğer araştırmalar da şu alışkanlıkların bilişsel sağlığı korumaya katkıda bulunabileceğini gösteriyor:
- Alkol tüketimini bırakmak veya önemli ölçüde azaltmak
- Düzenli aşı yaptırmak
- İşitme sağlığını korumak ve gerektiğinde işitme cihazı kullanmak
 
-----------------------
Yazar: Richard Sima
Richard Sima, nörobilim alanındaki akademik kariyerinin ardından bilim gazeteciliğine yönelmiş ödüllü bir yazardır. The Washington Post gazetesinin Brain Matters köşesinde beyin sağlığı ve nörobilim üzerine yazılar kaleme almaktadır.
 
Kaynak: www.washingtonpost.com, 21.07.2026.
(Bu yazı yapay zekâ tarafından Türkçeye çevrilmiştir.)