Haber Fotoğrafı: "70 Yıl Sonra Yeniden Görüntülenen Japonya" sergisinin kitabının kapağı


Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, bundan yaklaşık 70 yıl önce, Kore’de askerlik görevimi yaptığım yıllarda, izinlerimde ziyaret ettiğim Japonya’da -Tokyo, Kyoto, Osaka ve Nara’da- çektiğim fotoğrafları yeniden gün ışığına çıkararak Japon halkıyla buluşturmak istedi.

Bu fikir ortaya çıktığında önümüzde çok kısa bir zaman vardı. Buna rağmen son derece yoğun bir çalışma başladı. Fotoğrafların seçilmesi, sergide kullanılacak boyut ve sayıların belirlenmesi, Ankara’dan gerekli onayların alınması, baskıların yapılması, çerçevelenmesi, sandıklanması ve Tokyo’ya gönderilmesi gibi birbirini izleyen bütün işlemler yalnızca bir hafta içinde tamamlandı.

İletişim Başkanlığı, sergiyi bir kitapla da kalıcı hâle getirmeyi kararlaştırdı. Normal koşullarda bir fotoğraf kitabının hazırlanması ve basılması aylar sürebilir. Oysa bu kez bütün çalışma yalnızca on gün içinde tamamlandı. Fotoğrafların alt yazılarının doğru biçimde sıralanması ve üç dilde -Türkçe, İngilizce ve Japonca- hazırlanması da başlı başına ayrı ve titiz bir çalışma gerektirdi.


İzzet Keribar sergi açılışında (Tokyo Yunus Emre Enstitüsü, 14 Eylül 2026)

Sonunda ortaya çıkan kitap beni gerçekten çok mutlu etti. Bugüne kadar yayımlanmış fotoğraf kitaplarım arasında özel bir yere sahip olan, hatta en başarılı çalışmalarından biri olduğunu düşündüğüm bir kitap ortaya çıktı.

Serginin açılışı ve son hazırlıklar için Tokyo’ya davet edildim. 14 Eylül Pazartesi günü saat 11.00’de, Tokyo Yunus Emre Enstitüsü’nde gerçekleştirilen açılışa Japon konukların yanı sıra Tokyo Büyükelçiliğimiz ve Başkonsolosluğumuzun mensupları da katıldı.

Çok kalabalık olmayan, fakat son derece zarif ve anlamlı bir açılış oldu. Gazeteciler de törende yer aldı; bol bol fotoğraf çektiler. Açılış konuşmaları üç dilde yapıldı. Hatta Japonca konuşmayı Latin harfleriyle okuyarak ben üstlendim. Sanırım bu küçük sürpriz de konukların hoşuna gitti; konuşmamı alkışlarla karşıladılar.


Sergide yer alan fotoğraflardan

Sergi, ertesi günden itibaren Yunus Emre Enstitüsü tarafından Japon halkının ziyaretine açıldı. Enstitü çalışanlarının aktardığına göre sergiye her gün oldukça fazla ziyaretçi geliyor. Bundan 70 yıl önce çektiğim fotoğrafların, bugün Tokyo’da yeniden Japon izleyicilerle buluşması benim için tarifsiz bir duygu.

Tokyo’da bulunduğumuz süre boyunca İletişim Başkanlığı, şehri daha rahat gezebilmemiz için Türkçe konuşan bir şoför ve araç da tahsis etti. Böylece asistanımla birlikte Tokyo’da geçirdiğimiz dört gün boyunca hem sergiyle ilgili çalışmalarımızı tamamladık hem de şehri yeniden keşfetme fırsatı bulduk.

Ardından hızlı tren Shinkansen’e binerek son iki günümüzü Kyoto’da geçirdik. Kyoto’nun tapınakları ve geleneksel atmosferi, fotoğrafçı için adeta bitmeyen bir hazine. Elbette elim boş dönmedim; arşivime çok sayıda yeni Kyoto fotoğrafları ekledim.


Sergide yer alan fotoğraflardan

Japonya ile ilişkim yalnızca Kore’deki askerlik yıllarıma dayanmıyor. 1998 yılında Atlas Dergisi ile çalıştığım dönemde de eşimle birlikte Japonya’ya benzer bir seyahat gerçekleştirmiştik. Aradan geçen yıllarda Tokyo’nun nasıl değiştiğini görmek ise benim için ayrıca ilginçti.

Tokyo, son otuz yıl içinde inanılması güç bir dönüşüm geçirmiş. Deprem kuşağında yer almasına rağmen şehrin birçok bölgesinde yükselen 40-50 katlı gökdelenler, modern mimarinin ve teknolojinin ulaştığı boyutları gösteriyor. Bazı bölgelerde gökyüzüne uzanan bu yapıların yoğunluğu, insana New York’u bile hatırlatıyor.

Altı gün süren bu yoğun yolculuk benim için zaman zaman yorucu olsa da son derece anlamlıydı. Bir yandan bundan 70 yıl önce çektiğim fotoğraflarla kendi geçmişimi yeniden hatırladım ve o günlerin anılarını başkalarıyla paylaşma fırsatı buldum. Diğer yandan Tokyo ve Kyoto’yu bugün yeniden fotoğraflayarak arşivimi genişlettim.

Bir fotoğrafçı için bundan daha güzel bir karşılaşma olabilir mi?

Yetmiş yıl önce çekilmiş fotoğrafların bugün yeniden hayat bulması, benim için yalnızca bir sergi değil; geçmişle bugün arasında kurulmuş çok özel bir köprü oldu.