Bilim kadını, mimar, öğretim üyesi, her şeyden önce insan gibi insan Gül Koçlar Oral

Bilim kadını, mimar, öğretim üyesi, her şeyden önce insan gibi insan Gül Koçlar Oral
SÖYLEŞİ

Bilim kadını, mimar, öğretim üyesi, her şeyden önce insan gibi insan Gül Koçlar Oral

Çevremizdeki binaların yıkıldığı, iş makinalarının gürültüsünden geçilmediği bir dönemde bir kadın tanıdım: Gül Koçlar Oral. Hem mimar hem öğretim görevlisi hem yeşil sevdalısı hem hayvan sever… Hepsi bir arada olunca Gül Koçlar Oral ile sohbet etmek şart oldu. Hem de koyu bir sohbet ettik. Akıllı binalardan, bilime, öğrencileriyle olan ilişkilerine hepsini konuştuk…

Kendinizi birkaç cümle ile nasıl tanıtırdınız?
İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü’nden mezun bir mimar olup, halen aynı bölümde öğretim üyeliği görevini sürdürmekteyim. Mezuniyetim sürecinde kurduğum akademisyen olma, bilimsel çalışma hayalini inşa ettim ve etmeye devam ediyorum. Diyebilirim ki, kendini tanıma/bilme yolculuğunda ilerleyen, düşünmeye, tartışmaya, en çok da araştırmaya, araştırma yaptırmaya, öğrenmeye, öğretmeye çalışan ve bu süreçte elden geldiğince katkı sağlamaya çalışan bir insanım.

Mimarlık mesleğini seçmenizdeki en önemli etken nedir?
Bu konuda en önemli etken üniversite sınavlarına hazırlanırken İTÜ Taşkışla Binası’na yaptığım ziyarettir. Binanın atmosferi öylesine etkiledi, ışığı beni öylesine sardı ki, geleceğimin İTÜ’de olacağına karar verdim. Ayrıca mimarlık sadece bir iş değil, bir yaşam tarzı. Mimarlık, yaşamla uyumu bulduğum, keşfetmeye, hayal etmeye ve üretmeye izin veren, nesnelere, ortamlara farklı açılardan bakmayı öğreten hem sayısal hem sözel düşünmeyi zenginleştiren, çevreyi yeniden inşa etmeye, değiştirmeye, araştırmaya imkân veren bir alan.

Bilim kadını, mimar ve öğretim üyesi derken illa da eğitim mi dersiniz?
Bilimsel çalışma, öğretim üyesi, mimarlık, eğitim, gerçekte her alan bir bütünsellik içinde birbiri ile içi içe ve birbirinden beslenerek güçlenmekteler. Eğitim her alanın temelini oluşturmakta. Eğitim, bilgi, bakış açısı, doğruyu bulma, anlayış kazanma ve bunları günlük yaşamda uygulama için farklı konular üzerinde çalışmanın dayanağını sağlamakta. Eğitim esnek düşünmeye, kavramları sorgulamaya ve dönüştürmeye açık, farklı bilgi alanları ile birlikte çalışma becerisi elde etme, adaptasyon yeteneğini güçlendirme için son derece önemli. Eğitim bize yaşamı öğretir, bir anlamda eğitimin kendisi bir yaşamdır. Özellikle yaşadığımız doğal ve çevresel sorunların çözümünde insanın gezegene verdiği zararları gidermede ve sürdürülebilirliği sağlamada rehberimiz eğitim olacaktır.

Öğrencileriniz ile iletişiminiz hakkında neler söylersiniz?
Öğrencilerimin belirli niteliklere sahip üniversiteli gençler olması açısından şanslı olduğumu söyleyebilirim. Öğrencilere verdiğim bilgilerle öğrencinin kısa sürede sorunlara çözüm üretebilecek potansiyele sahip olduğunu göstermesi memnuniyet verici. Yüksek Lisans ve Doktora öğrencilerimle bire bir görüşme, öğrenme ve araştırma söz konusu. Bu da aramızda öğretime dayalı bir bilgi alışverişini sağlamakta ve öğretim yaratıcı anlamda yararlı olmakta. Konu hakkındaki genel olarak düşüncem, eğitim ve öğretiminde öğreten ile öğrenen arasında sevgi ve saygı esasına dayalı bir iletişimin olması ve karşılıklı hoşgörü olması gerekliliğidir. Bu karşılıklı iletişim ölçülü ancak anlamlı ve güçlü olmalıdır.

Günümüzde mimarlık anlayışı geçmişe göre değişti mi?
Birinci Endüstri Devrimi’nden bu yana gerçekleşen gelişmeler, mimarlık alanını da etkilemiş, yeni yapı tiplerini, yeni bir mekân ve biçim üretme anlayışlarını ortaya koymuştur. 21. Yüzyılda gelişen teknoloji ve dördüncü sanayi devriminin yarattığı yenilikler farklılıklar sunarken yaşadığımız pandemi koşulları hızlı bir değişime yol açmış bu değişimler mimarlığı doğrudan etkilemiştir. Özellikle son zamanlarda tasarım ve üretim süreçlerine hâkim olan dijital tasarım ve üretim tekniklerine dayanarak geliştirilen mimari üretim, geçmişten farklı yeni bir mimariyi öne çıkarmış, sanal gerçeklik, robotik ve yapay zekâ gibi yeni teknoloji alanlarının mimarlığı ve mimarlığın üretim biçimlerini nasıl değiştirebileceğini kapsayan yaklaşımların tartışıldığı yeni bir platform ortaya çıkmıştır.

Kentsel dönüşüm hakkında neler düşünüyorsunuz?
Kentsel alanların zaman içerisinde karşılaştıkları doğal afetler ve çeşitli sorunlarla mevcut yapıların yetersiz ve uygun olmayan şartlarda olması durumunda yeniden yapılanma ortaya çıkmaktadır, ve kentsel dönüşüm gerekli hale gelmektedir. Bu bağlamda genel olarak kentsel dönüşümü, mevcut fiziksel çevrenin iyileştirilerek başka bir fiziksel çevreye evrilmesi şeklinde tanımlamak mümkündür. Günümüzde, kentsel dönüşüm diğer bir deyişle yeniden yapılanma çevresel sorunların çözümü için fırsat olarak ele alınarak yeni yapılacak binaların çevre dostu olarak tasarımı ve yapımı büyük önem taşımaktadır. Dolayısıyla kentsel dönüşüm, çevre dostu binaların yapımına olanak sağlama, alternatif kaynakların kullanımı, bölgenin ekolojik, sosyal, ekonomik ve kültürel değerlerini korumaya yönelik çözümleri ele almalıdır.

Yeşilin bu kadar yok olması küresel anlamda neleri getiriyor?
Günümüzde dünyayı tehdit eden küresel iklim değişikliğinin etkilerini azaltmada en önemli faktörlerden biri de yeşil alanların azalmasını önlemektir. Günümüzde kentsel alanlar asfalt ve betonla kaplandığı için, düşen yağış toprak tarafından emilememekte ve doğrudan akışa geçmektedir. Düzensiz kentleşme sonucu, kentlerin altyapısı çoğu zaman yeterli olmamaktadır. Diğer taraftan nüfus artışı, kente aşırı göç, kent içinde üretim ve tüketim dengesini bozduğu gibi, açık ve yeşil alanları hızla yok edip, bunların konutlara, işyerlerine ya da sanayi birimlerine dönüştürülmesine neden olmaktadır. Bir kentin havasının, suyunun temiz olması, orada var olan yeşil alanın oranına göre değişmekte olup, düzensiz kentleşme doğa üstünde havanın kirlenmesi, suyun zehirlenmesi ve toprağın tahrip olması gibi olumsuz etkilere yol açmaktadır. Dünya nüfusunun büyük bölümü kentlerde yaşamakta ve bu oran giderek artmaktadır. Yaşanılan alanlarda küresel iklim değişikliğinin yarattığı olumsuz etkileri azaltmak ve kentleri bu etkilerden korumak, ekosistemlerden yarar sağlayan yeşil alanların arttırılmasıyla olanaklı olabilecektir.

Akıllı binalar hakkında neler söylersiniz?
Günümüzde insan ihtiyaçlarını ve konfor koşullarını istenilen düzeyde sağlayan, üretken, dinamik gereksinmelere cevap veren teknolojik gelişmeler doğrultusunda tasarlanan binalara gerek duyulmaktadır. Bu bağlamda teknoloji barındıran yapılar, aynı zamanda iletişim teknolojisinde meydana gelen değişimler ve bunların insan yaşamına yansımaları “akıllı bina” kavramını ortaya çıkarmıştır. Akıllı binalar, yatırımlar için en yüksek getiriyi sağlamak amacıyla teknolojik yenilikleri kullanarak, bina içinde yaşayanların konforunu arttıran, güvenliğini sağlayan, enerji maliyetlerini düşürmeyi hedefleyen, işletme kolaylığı getiren ve bütün bu faktörlerin yanı sıra iyi bir işletmeciliğe yönelik yönetim ilkelerini bir arada bulunduran binalar olarak tanımlanabilmektedir. Zamanla akıllı binaların, binanın tüm yaşam döngüsü içinde kullanıcıları için bütünleşik bir yaklaşımla en uygun şartları sağlayan bunun yanı sıra çevre dostu olma, sağlık, konfor sürdürülebilirlik gibi kavramları da kapsayan yapılar olarak tanımlanması önemli olmuştur.

Binalarda enerji verimliliğini kısaca nasıl tanımlarsınız?
Enerji verimliliği, enerji kaynaklarının üretiminden tüketimine kadar her safhada en yüksek etkinlikte kullanımı ve enerji kayıpları ile her çeşit atığın değerlendirilmesi veya geri kazanılması yolu ile enerji tüketiminin ekonomik kalkınma, sosyal refah, konfor koşulları, istenilen performans düzeyi ve kaliteden ödün vermeden enerji ihtiyacının en aza indirilmesidir. Kısa dönemde sonuçların kolaylıkla alınabileceği bir alan olan enerjinin verimli kullanımı, ülkece üzerinde çözüm üretilmesi gereken bir konudur.

Mimari açıdan ideal şehir planlaması nasıl olmalı?
Çevresel problemlerin yanı sıra yaşadığımız pandemi, betonlaşmış kentler yerine doğayı daha çok kent yaşamına entegre eden bir anlayışın önem kazanmasını sağlamıştır. Çok değerli bilgiler sağlasa da konvansiyonel şehircilik uygulamaları ve projeleri artık yerini insan yaşamının önceliklerini ele alan, insan ve kent mekânı entegrasyonunda yeni tanımlamalar yapan yeni yaklaşımlara bırakmalı. Bugünden geleceğe baktığımızda kanımca, güncel ve geleceğe dönük problemlerin çözümüne olanak sağlayacak, insanların sağlıklı, konforlu, güvenli yaşayabileceği, ulaşılabilir yaşam alanları sunan akıllı şehir planlaması, geleceğin ideal şehir planlaması olarak görülebilir.
İnsanların şehirde nasıl hareket ettiği, enerjinin en çok hangi alanlarda tüketildiği, tüm sistemlerinin birbiri ile ilişkisini çözmeye olanak veren veriler ile entegre oluşturulan akıllı şehir planlaması, çevreyle uyumlu, dijital ve insan sistemleri ile kişilerin yaşam kalitesini artıran, fonksiyonel ve sürdürülebilir bir gelecek sunan, ileri yaşamsal teknolojiler ile desteklenmiş şehir planlamasını kapsamaktadır. Ancak akıllı şehirler sadece teknolojinin yoğun olarak uygulanması olarak düşünülmemelidir. Akıllı şehirlerin, değişimin sürekliliğinin sağlanması ve gelecek nesillerin gereksinimlerinin de karşılanmasına olanak vermesi özellikleri ön plana alınmalıdır.

Öğretim üyeliği, ders vermenin yanı sıra dernek başkanlığı, idari görevler, kongre, seminerler, bilimsel çalışmalar gibi pek çok faaliyeti sürdürüyorsunuz. Bu kadar faaliyet için gereken enerjiyi nasıl buluyorsunuz?
Her şeyin çok hızlı değiştiği günümüzde zamanı verimli kullanabilmek çok önemli. Birçok faaliyette bulunma yaklaşımının düşüncelerimize derinlik, bize zenginlik kattığını, yapılan her faaliyetin birbirini beslediğini ve geliştirdiğini düşünüyorum. Farklı faaliyetlerle uğraşmak, yaratıcı fikirlere ulaşmak için sabit düşünce kalıplarından kurtulmayı, beyin fırtınası yoluyla özgürce ilişki kurmayı olanaklı kılıyor ve her ilişki bir iletişimi her iletişim de yeni bir düşünceyi olanaklı kılıyor. Gerçekte sürdürdüğüm faaliyetler bağlantısal bir bütünlük içinde. Yeni bir paradigma olarak ortaya çıkan bağlantısallık yaklaşımı ile esas önemli olanın ve bütünü anlayabilmek için gerekli olan öğenin aslında parçaların incelenmesinde değil de parçanın parça ile, parçanın bütün ile olan etkileşmesinde yattığı anlaşılmıştır. Bu noktada benim yaptığım görevler ve faaliyetler de bütünü oluşturan ve birbiriyle ilişkili olan parçalar. Daha açık bir deyişe, bunların hepsi birbirini doğuran ve besleyen işler…

Ve kısa kısa
En beğendiğiniz şehir… Londra
Eski bina alıp restore etmek mi, yoksa modern bir ev mi? Eski bina alıp restore etmek.
Şehir merkezi mi? Banliyö mü? Şehir merkezi.
Tiyatro mu? Sinema mı? Sinema.
Klasik mi? Pop mu? Manevi duruma göre değişken.
Kedi mi? Köpek mi? Kedi.
Öğretim üyesi mi? Mimar mı? Her ikisi birlikte…