Haber fotoğrafı: Dany Brillant 

Genellikle yeni yılı karşılama ve gelecek ile ilgili planlar yapılan Aralık ayında, her ne kadar lapa lapa yağan kara, ve çocukluğumuzun çetin sayılabilecek kışlarına hasret kalsak da, beyaz renkli hayaller kurmamıza engel olacak bir şey yok. Yeni yıla girmeden önceki son dönemeçte, siz sanatseverler için en güzel, en beğenilen etkinlilerden, gidilecek ve görülecek en keyifli mekânlardan bir seçki hazırladım ve beğeninize sunuyorum.

SON DAKİKA | Ne dinleyelim
Aşk şarkılarının romantik prensi, sahnelerin en renkli isimlerinden, efsanevi Fransız şarkıcı Dany Brillant 12 Aralık Salı akşamı Zorlu PSM’de bir kez daha hayranlarıyla buluşacak. Hayatın ve mutluluğun ritmi olarak tanımladığı Swing, Latin ve Caz etkili müziği, kulakları okşayan kadife sesi ve etkileyici şovu, mutluluk, kadınlar ve aşk temalı şarkıları ile unutulmaz bir geceye hazır olun. Onu hepiniz tanıyor ve çok seviyorsunuz: ilk albümünü 1991 yılında C'est Ça Qui Est Bon adı ile yayınlayan sanatçıya Suzette adlı caz ritimleri ile donanmış parçası dünya çapında şöhreti getirdi. 1996’da yayınlanan Havana albümünün, 1997’nin yıldızı Nouveau Jour’un ya da 2001’de liste başı olan Dolce Vita’nın şarkılarını hep bir ağızdan söylemek isterseniz acele edin. Biletler hızla tükeniyor. Piu Entertainment ve Zorlu PSM organizasyonuyla gerçekleşecek konserin biletleri Biletix ve Passo’da. https://www.biletix.com/etkinlik/2PE66/ISTANBUL/tr


Ne izleyelim ǀ FİLM
Carol ve Cennetten Çok Uzakta filmlerinin yönetmeni Todd Haynes’in yeni filmi Bir Skandalın Peşinde Cannes’da Altın Palmiye için yarıştıktan sonra New York Film Festivali’nin açılış filmi olarak gösterildi. Bir Skandalın Peşinde, iki kadını izliyor: popüler TV oyuncusu Elizabeth (Natalie Portman) ile onun filmde canlandıracağı Gracie (Julianne Moore). Elizabeth’in, hayatını gözlemlemek için binlerce kilometre aşarak Georgia eyaletine gelen Gracie ve genç eşi, zamanında tüm ülkeyi ayağa kaldıran bir skandala yol açmışlardır. Şimdiyse, aradan yirmi yıl geçtikten sonra, evlilikleri Elizabeth’in ısrarlı sorularıyla sarsılır. Gerçek olaylara dayanan bu kara komedi, Amerika’nın skandallara olan takıntılı zaafını su yüzüne çıkaran eğlenceli bir psikolojik dram. 15 Aralık 2023’te vizyona girecek olan bu romantik/dram türündeki yapıtı kaçırmayın.


Ne izleyelim ǀ OPERA
İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin sahneleyeceği La Bohème Operası 14 Aralık Perşembe ve 16 Aralık Cumartesi tarihlerinde sanatseverlerle buluşacak. Atatürk Kültür Merkezi’nde sergilenecek olan eser, Besteci Giacomo Puccini’nin başyapıtlarından biri. Librettosu Luigi Illica ve Giuseppe Giacosa tarafından yazılan bu dramatik ve romantik eser, dünyada en çok sahnelenen ve sevilen operaların arasında. 1830’lu yılların Paris’inde, dokunaklı bir aşk hikâyesinin anlatıldığı eserde, Bohem hayatı yaşayan bir grup arkadaş, geçimlerini sanat eserleri yaratarak kazanmaktadır. Şair Rodolfo, terzi Mimì’ye âşık olmuştur; ressam Marcello’nun da şarkıcı Musetta ile çalkantılı bir ilişkisi vardır. Mimì’nin sağlığı kötüleşince, Rodolfo onun bu hastalıktan öleceğini kabul etmekte zorlanır. Rodolfo ve Mimì ayrılır ve aylar sonra Musetta, Mimì’nin durumunun ağırlaştığını fark ederek onu Rodolfo ve Marcello’nun yaşadığı eve getirir. Rodolfo hemen onu içeri alır ve sağlığına kavuşması için elinden geleni yapmaya çalışır. Ancak artık çok geçtir. Birbirlerine aşklarını ilan ettikten hemen sonra Mimì hastalığına yenik düşer. İtalyanca seslendirilecek olan eseri, Evin Atik sahneye koyuyor. İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası’nı İbrahim Yazıcı yönetiyor. Dekor tasarımı Çağda Çitkaya’ya, kostüm tasarımı Sevtaç Demirer’e, ışık tasarımı Serkan Şentürk’e, koreografi ise Şebnem Şenel’e ait. İstanbul Devlet Opera ve Balesi Korosu Paolo Villa, çocuk korosu ise Sercan Gazeroğlu yönetiminde sahnede olacak.




Ne dinleyelim ǀ KONSER
Dünyaca ünlü topluluk Concerto Köln ile klasik müzik sahnesinin önemli virtüözlerinden Giuliano Carmignola 15 Aralık saat 20.30’da İş Sanat’ta bir araya geliyor. Klasik müziğin önde gelen topluluklarından Concerto Köln, 2004 yılında Wolfgang Amadeus Mozart’ın eseri La nozze di Figaro (Figaro’nun Düğünü) kaydıyla Grammy ödülünün sahibi oldu. Echo Klassik de dâhil olmak üzere 75’in üzerinde ödüllü albüm kaydı olan Concerto Köln, bu konserde bir başka Grammy’li sanatçı Giuliano Carmignola’ya eşlik ediyor.
Piyanist ve besteci Fazıl Say, Volkswagen Arena’da geleneksel hale gelen yıl sonu konserleri kapsamında, usta tiyatro sanatçısı Genco Erkal ile sahne alacak. Etkinlik, 23 Aralık saat 21.00’de 360 derecelik açıya sahip Volkswagen Arena sahnesinde gerçekleşecek. Konserin bir bölümünde Fazıl Say kendi eserlerinin yanı sıra farklı bestecilerin eserlerini solo çalacak. Ardından Say ve Genco Erkal; Say’ın Nâzım Hikmet’in unutulmaz şiirlerinden esinlenerek bestelediği ve Nâzım başlığı altında sunduğu eserlerden oluşan bir repertuvarla izleyici karşısında olacak.




Nereye gidelim ǀ TİYATRO
4 Aralık Pazartesi saat 20.30’da Zorlu PSM %100 Stüdyo’da sergilenecek olan ve belirsizlik, bellek, nezaret ve perspektif temalarını konu eden Kopenhag; bilimin ve sosyal hayatın temeli olan belirsizlik labirentinde modern fizik, felsefe ve ilişkilere dair bir anlatı kuruyor. Yirminci yüzyılın en büyük atom fizikçilerinden Niels Bohr ve Werner Heisenberg 1941 yılında Kopenhag’da tarihin akışını değiştiren bir görüşme yaparlar. Hakkında, Hitler için atom bombası yaptığı iddiaları dolaşan Heisenberg, Nazi işgali altındaki Danimarka’ya, yarı-Yahudi eski arkadaşı ve hocası Bohr’u ziyarete gider. Yanlış anlaşılmalar ve belirsizliklerle dolu bu görüşmenin sonucunda II. Dünya Savaşı’nın gidişatı ve milyonlarca insanın kaderi belirlenir. Heisenberg, Bohr ve Margrethe’in huzura kavuşamayan ruhları, hayattayken yanıtlayamadıkları bir sorunun cevabını aramaktadır: Heisenberg Kopenhag’a neden geldi?




Çolpan İlhan & Sadri Alışık Tiyatrosu, Piu Entertainment ve Zorlu PSM ortaklığıyla sahneye konulan, Uraz Kaygılaroğlu’nun William Shakespeare’e, Nezaket Erden’in Viola karakterine hayat verdiği, sayısız ödülün sahibi efsanevi filmden aynı isimle Türkiye’de ilk kez sahneye uyarlanan Aşık Shakespeare, sahnelendiği ilk günden bu yana kapalı gişe oynanmaya devam ediyor. Yönetmenliğini Serdar Biliş’in, koreografisini Beyhan Murphy’nin ve müziklerini Tuluğ Tırpan’ın, dekor ve ışık tasarımını Cem Yılmazer’in ve kostüm tasarımını Gamze Kuş’un üstlendiği Aşık Shakespeare’in oyuncu kadrosunda ayrıca Şebnem Sönmez, Merve Polat, Kerem Arslanoğlu, Ceren Taşçı ve Ekrem Can Arslandağ gibi başarılı oyuncular da yer alıyor. Oyunun özgün atmosferini yansıtmak üzere bestelenen şarkılar, müzisyen Gülin Kılıçay ve oyun için bir araya gelen özel müzik grubu tarafından sahnede canlı olarak seslendiriliyor. Aşık Shakespeare, 23-24 Aralık tarihlerinde Zorlu PSM’de seyircisiyle buluşacak. Biletlerinizi önceden satın almakta yarar var. 



Nereye uğrayalım ǀ SERGİ
Panoramik resim ve fotoğraflar üzerinden, İstanbul’un temsil tarihini yeni perspektiflerle değerlendirmeyi amaçlayan Tam Yerinden: İstanbul’a Panoramik Bakışın Tarihi sergisi, “panorama” formunun geçmişini eleştirel bir çerçevede, farklı boyut ve bağlamlarıyla ele alıyor. Panoramik görüntülerin üretim ve tüketimindeki katmanlı ilişkileri irdelerken görüntülerin farklı izleyici kitleleri arasında dolaşımını, algılanma şekillerini, yüzyıllar içinde yaygınlık kazanmış farklı medyalar arasındaki bağlantıları da sorguluyor. Sergide, daha önce hiç sergilenmemiş ve yayımlanmamış bir erken 19. yüzyıl panoraması ilk kez gün yüzüne çıkıyor. Barker, Gudenus, Schranz, Melling, Dunn, Robertson gibi İstanbul’a panoramik bakan sanatçıların eserlerinin en niteliklilerinden bazılarının bir araya geleceği sergi, panoramik bakışın yangın felaketlerinden sanayileşmeye, İstanbul tarihinin farklı unsurlarını belgelemekte nasıl kullanıldığını da ortaya seriyor. Pera Müzesinde, 24 Mart 2024 tarihine kadar gezilebilir.



Ne okuyalım ǀ KİTAP
Herhangi bir hayal ya da amaç olmadan günleri devirmek, sosyal mecralarda saatlerce gezinmek, aşırı dozda dizi izleyerek ya da bilgisayar oyunlarıyla zamanı verimsizce tüketmek, “Hayatta ne istiyorum?” sorusunu sormadan akıntıya kapılıp gitmek, akışına bırakmayı yarını düşünmeden kendini salmak şeklinde yorumlamak, kendimize ve potansiyelimize ihanet değil midir? Yaşamın sonlarına yaklaştığımızda geriye dönüp vaktin çoğunu sosyal medyada kedi videosu izleyerek, beş farklı açıdan selfie çekerek, başkalarının çoğunlukla gerçeği yansıtmayan hayatlarına bakıp hayıflanarak geçirmiş olmayı ister miyiz? Akademisyen, yazar Bahar Eriş, Alfa Yayınlarından piyasaya çıkan kitabı Düşleyen Düşünen Dönüşen İnsan’da yeni gerçeklerle uyumsuz hayatlarımızı birçok yönden yeniden düşünmek ve dönüştürmek zorunda olduğumuzu, bunun için de duygusal zekâ, dikkat ve odaklanma, yaratıcılık, eleştirel düşünme ve zaman yönetimi becerilerimizi geliştirmemiz gerektiğini söylüyor. Ve sonrasında ekliyor: “Peki bu becerileri nasıl geliştireceğiz?” Telaşa kapılmadan, denemeye, keşfetmeye ve merak etmeye devam ederek, en önemlisi de anlamlı ilişkiler, işler ve değerler etrafında hayatı yeniden ve yeniden inşa ederek… Kişisel gelişim kitaplarına ilgi duyanlar için mükemmel bir seçim.



Nerede yiyelim ǀ İTALYAN
Bomonti’ye gitmeyeli çok mu oldu? Öyleyse size müthiş bir tavsiyem var: Zula ve Batard’ın yaratıcıları Cihan Kıpçak ve Üryan Doğmuş’un eseri olan dört dörtlük İtalyan restoranı: The Ordinary. Son derece keyifli bir ortamda, leziz İtalyan tabaklarının en güzellerini tadabileceğiniz, özenle seçilmiş listesinden dilediğiniz şarabı seçebileceğiniz ve daha da önemlisi, bütün bu güzellikleri harika bir ortamda deneyimleyebileceğiniz şahane bir mekân burası. Rezervasyonsuz gitmemenizi ve barda oturmanızı şiddetle tavsiye ederim, böylelikle açık mutfağın karşısına kurulup bu eşsiz lezzetlerin nasıl hazırlandıklarını da izleyebilirsiniz. Favori yemeklerime gelince: Burrata, Pizza Bianco al Tartuffo e Funghi ve Cacio e Pepe. Unutmadan, tiramisu’suna da diyecek yok – tabii onca lezzeti tattıktan sonra, yeriniz kalırsa! Kısacası, The Ordinary, sırf yemeklerinin lezzeti için değil, aynı zamanda insanı kucaklayan samimi atmosferi için de gitmeye değer.