Bir akademisyen, bir tıp adamı, genç bir doktor... Dünya tatlısı çocukları ve her zaman yanında olan eşi ile aile kavramının en güzel örneklerinden… CEKİ PALTURA ile uzun yolun adımlarını konuştuk.
Tıp alanında eğitim almak ile başlayan, Kulak Burun Boğaz uzmanı olarak devam eden, Profesörlüğe giden yolculuğu anlatabilir misiniz?
1998 yılında Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tıp eğitimine başladım. Eğitimin ilk üç yılı akademik yönü nedeniyle hastalardan uzaktı. Dördüncü sınıf ile birlikte klinik eğitimimiz başladı. Bu dönemde ilk defa hastalarla iletişime geçtim. İlerleyen yıllarda, hastaları yaşa ve cinsiyete göre ayırmayan, hem poliklinikte hem de ameliyathanede hizmet verebileceğim branş olan Kulak Burun Boğaz bölümü ilgimi çekti ve bu konuya yönlendim. 2005 yılında Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Asistanlık eğitimi ile başlayan bu süre sonrasında KBB hastalıkları uzmanı olarak Erzurum’da Mareşal Çakmak Asker Hastanesi ve Taşköprü Devlet Hastanesi’nde hizmet verdim. 2014 yılında İstanbul’a döndüm ve iki yıl Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çalıştım. Bu süreçte hekimlik yanında diğer hekimlere bilgilerimi aktarmam gerektiğini düşündüm ve akademik alanda yayınlar ve projeler yapmaya başladım. 2015 sonunda Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne geri döndükten sonra KBB Kliniğinde eğitim de vermeye başladım. 2020 yılında Doçent Doktor oldum. Bu süreçte uluslararası düzeyde 20’den fazla bilimsel yayınım oldu. Sonrasında İstanbul Arel Üniversitesi ve Fenerbahçe Üniversitesi’nde Öğretim Üyesi oldum. 2025 Eylül’den itibaren Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde İngilizce KBB Anabilim Dalı’nda Öğretim Üyesi olarak eğitim vermekteyim. Ayrıca Şişli ve Bağdat Caddesi’nde de hastalarıma hizmet etmekteyim.
Bu yolculukta karşılaştığınız zorluklar nelerdi?
Öncelikle tıp eğitimi oldukça zordu. Altı yıl süren bu süreçte ciddi bilgi birikimi ve bu bilgileri uygulama becerisi gerekiyordu. Önce insan vücudunun yapısı ve düzeni, sonrasında da bu düzeni bozan hastalıklar ve tedavilerini öğrenmemiz gerekiyordu. Aynı zamanda bu bilgileri kullanarak hastaların tanı ve tedavilerini uygulamamız gerekiyordu. Uzmanlık eğitimi sırasında da hastalıkların cerrahi olarak tedavilerini öğrenmek ve uygun olarak planlamak gerekiyordu. Bu süreç aslında hala devam ediyor. Yeni çıkan hastalık ve tedavi yöntemlerini sürekli öğrenmek ve bilgilerimizi güncel tutmak zorundayız. Bu da yeni çıkan kitapları ve yayınları takip etmek, hastalarımızın bakımı için geceleri hastanede nöbet tutmak ve hizmete aralıksız olarak devam etmek demekti.
Bir tıp adamı olarak ailenizin desteği konusunda neler söyleyebilirsiniz?
En başından annem, babam ve kardeşim tıp eğitimi sürecinde maddi ve manevi olarak desteklediler. Eşim de bu dönemde benimle neredeyse bütün ülkeyi dolaştı. Evliliğimizin ilk yıllarında askerlik ve mecburi hizmet için gittiğimiz Erzurum ve Kastamonu şehirlerinde beraber yaşadık. Ailemizin ve arkadaşlarımızın olmadığı, sosyal olarak kısıtlandığımız bu süreçte birbirimize bağlılığımız bizi ayakta tuttu. Mecburi hizmet yaptığım bu dönemde İstanbul’dan farklı bir hasta profili ile karşılaştım. İlk başlarda hastalarla anlaşmada zorlansam da mesleki gelişimim için çok verimli iki sene geçti.
Tıp okumanızda sizi en çok etkileyen ne oldu?
Öncelikle insan hayatına dokunabilme gücü, yani bir hastanın hayatını kurtarmak ya da yaşam kalitesini artırmak, sonrasında da hasta ile birebir temas teorik bilgilerin pratiğe dönüşmesini sağlaması çok etkileyici oldu. Eğitim sırasında uzun nöbetler, yoğun sınavlar ve duygusal yükler biz doktorları zorluklarla baş etme konusunda dengeli kılıyor. Bu mesleğin olmazsa olmazı ise meslektaş dayanışması oluyor. Bu dayanışma hala geçerli; zorlu sınavlarda beraber çalışma ile başlayan bu arkadaşlık, hastalar ile zorlandığımız dönemde ya da Covid gibi pandemi yaşadığımız dönemlerde birbirimize daha yakın olmamızı sağladı.
Kulak Burun Boğaz uzmanlığı seçmenizde özel sebepler var mı?
Aslında 4. sınıftan itibaren her branşın kısa süreli de olsa eğitimini alıyoruz. 6. Sınıf sonunda da bu branşlardan birini tercih etmemiz gerekiyor. Ben öncelikle cerrahi müdahale yapabileceğim bir branş seçmeyi düşündüm. Seçeceğim bölüm aynı zamanda her yaş ve cinsiyete hitap edebilmeliydi. Ameliyat haricinde klinik hizmeti de vermem gerekiyordu. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzmanlığı bu söylediğim bütün nitelikleri içeriyordu.
Ses cerrahisine yönelmenizi sağlayan bir dönüm noktası oldu mu?
Asistanlığa başladığım Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Kliniği’nde ses cerrahisinin bütün ameliyatları yapılıyordu. Basit bir ses teli hastalığı da ileri evreli gırtlak kanseri ameliyatı da eğitim sürecinde sıklıkla gördüğüm ameliyatlardı. Ayrıca asistanlık döneminde Amerika’nın en ünlü ses cerrahlarından Steven Zeitels’in yanında gözlemci olarak bir süre bulundum. Dr. Zeitels ünlü sanatçıların (Steven Tyler ya da Adele gibi) doktoruydu. Aynı zamanda Amerika’nın bütün bölgelerinden hasta kabul ediyordu. Onun yanında gördüğüm ameliyatları yapmaya ve dil ve konuşma terapistleri ile birlikte kurduğu çalışma düzenini burada kurmaya çalıştım. Şu anda da kliniğimde başka hekim arkadaşlarımın yönlendirdiği hastaların ses hastalıklarını cerrahi ya da terapi ile tedavi ediyorum.
Ses cerrahinde dünyadaki yenilikler nelerdir?
Öncelikle lazer kullanımı ile birçok hastamızı tedavi etmekteyiz. Örnek vermek gerekirse, lazer sayesinde birçok gırtlak kanseri hastasını eskisi gibi boyundan ameliyat etmek yerinde ağız içinden mikroskop ve lazer yardımı ile tedavi edebilmekteyiz. Bu sayede hastalar daha kısa süre hastanede kalıyor ve ciddi komplikasyonu olan büyük ameliyatları olmuyor.
Ayrıca son zamanlarda sesin perdesini değiştirdiğimiz ameliyatlar popüler olmaya başladı. Ses perdesi derken sesin kalınlığını ve inceliğini değiştirebilmekteyiz. Bu ameliyatlar ile hastaların daha kalın ya da daha ince tonlarda konuşabilmelerini sağlayabiliyoruz.
Odyoloji konusunda tıp ilerlemeleri nelerdir?
Yapay zekânın yardımı ile odyometri sistemleri, işitme testlerini daha objektif hale getiriyor ve insan yorumuna olan ihtiyacı azaltıyor. Teletıp ve sanal asistanlar ile, uzaktan işitme cihazı ayarı, hasta takibi ve eğitim süreçlerinde kullanılıyor. İşitme cihazları da zaman içinde çok gelişti. Eskiden sadece dışarıdaki sesin miktarını arttırarak bir mikrofon gibi çalışan cihazlar kullanılıyordu. Bu da birçok hastanın işitme cihazlarından fayda görmesini engelliyordu. Son yıllarda gelişen teknoloji ile işitme cihazlarında ses daha duyarlı hale geldi. Artık hastanın işitmesinin bozuk olduğu frekanslarda yoğunlaşarak probleme yönelik tedavi yapılmakta ve hasta uyumu artmakta.
Hem akademisyen hem de hekimlik görevinizi devam ediyorsunuz. İkisi arasında nasıl bir etkileşim oluyor?
Hekimlik mesleğinde bilgi ve becerinin yanında usta çırak ilişkisi de önemlidir. Bunu asistanlığımın son yıllarında deneyimledim. Dönem olarak altımda bulunan asistan arkadaşlarıma bilgilerimi aktarırken bunu daha büyük bir kitleye aktarmam gerektiğini fark ettim. Sonrasında uzmanlık ve sonrasında doçentlik dönemimde, birçok asistanla birebir muayene ve tedavi ederken onların hayatlarına yön vermelerinde yardımcı olarak devam ettim. Şu anda da bulunduğum üniversitede hem tıp öğrencilerine hem de dil konuşma terapisi öğrencilerine mesleklerinin inceliklerini aktarmaya çalışıyorum.
Genç hekimlere araştırma yaparken nasıl bir yol seçmelerini tavsiye edebilirsiniz?
Açıkçası araştırma hiçbir zaman bitmiyor. Hala güncel yayınları takip etmeye çalışıyoruz. Bu konuda bize göre daha şanslılar. Bizim öğrencilik yıllarımızda bilgisayar ve internet ağı bu kadar güçlü değilken bugün dünyanın farklı bir yerindeki ameliyatları bile canlı olarak seyredebiliyorlar ki bu çok önemli bir fırsat.
Genç hekim adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?
Öncelikle temel bilgileri çok sağlam olmalı. Anatomi, biyokimya ve fizyoloji gibi temel tıp bilimleri çok iyi öğrenilmeliler. Bunun yanında merak etmeli ve araştırmalılar. Derslerde anlatılandan çok daha fazlasını araştırmalı ve sorgulamalılar. Bunun yanında sadece tıbbi bilgilere gömülmemeliler. Hekimlik sosyal bir meslektir. Fırsat buldukça genel kültürlerini canlı tutmalılar ve geliştirmeliler. Mümkün olduğu kadar sosyal ortamlara girmeliler, sinema tiyatro gibi kültürel aktivitelere katılmalılar. Hastalarla iletişimleri çok iyi olmalı. Mutlaka hastalara nazik davranmalılar. Tanıya giden yolda hastanın söyledikleri bize çok fazla yol gösterir. Etik değerleri korumalı ve kendinden tecrübeli hekimlerle mutlaka iletişime geçmeliler.
KBB hakkında yanlış bilinen doğrular nelerdir?
Öncelikle kulak kiri, dış kulak yolunda kulak sıvılarının birikimi sonucu oluşur. Kulak kirinin temizlenmesi alışkanlık yapmaz.
Her bademcik ve geniz eti ameliyat ile tedavi edilmez.
Sinüzit ilaç ile tedavi edilebilen bir hastalıktır.
Sigara sağlıklı değildir ve gırtlak kanserinin en önemli nedenlerindendir.
Baş dönmesinin Latincesi vertigodur. Baş dönmesi yapan birçok hastalık vardır. Bu hastalıklardan biri de halk arasında kulak kristallerinin oynaması olarak adlandırılan Benign Paroksismal vertigodur. Ancak her baş dönmesi bu hastalık değildir.
Siz kendi kariyerinizde gerçekleştirmeyi istediğiniz hedefiniz nedir?
Aslında akademik olarak gelebileceğim en üst seviyeye geldim. Ama işim burada bitmiyor. Artık yeni hedefim yetiştirdiğim öğrencilerimin de bu mertebelere ulaşması...






