Haber Fotoğrafı: Prof. Dr. Akın Yücel
Fotoğraflar: Teri Erbeş
Prof. Dr. Akın Yücel hızla değişen estetik cerrahi uygulamalar arasında, bilimsel ve etik sınırları merkeze alan yaklaşımı ile dikkat çekiyor...
Estetik cerrahide çoğu zaman hızlı değişimlerin ve popüler trendlerin diliyle konuşuluyor. Prof. Dr. Akın Yücel ise bu alana biraz daha farklı bir yerden bakıyor. Onun için plastik cerrahi; pazarlanabilir bir “güzellik hizmeti” değil, ciddi bir tıp disiplini ve aynı zamanda kültürel bir alan.
Bilimsel sınırları önemseyen, her talebi kabul etmeyen, “öncesi–sonrası” görsel paylaşmayı tercih etmeyen bir hekim olarak; estetikle birlikte sanatı, tarihi ve düşünceyi de konuşuyor. Memeory sergisinden Vega dergisine uzanan üretim alanı, mesleğine bakışının ne kadar katmanlı olduğunun göstergesi...
Akın Yücel kimdir, kendinizden bahseder misiniz?
Ankara’da doğdum, sırasıyla TED Ankara Koleji, Ankara Fen Lisesi, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde eğitim gördüm, 1994’te Tıp Doktoru olarak mezun oldum. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimine başladım. Bu sürede İngiltere ve Amerika’da fellow olarak çalıştım, Profesör unvanını 2008’de aldım. Cerrahpaşa’da akademisyenliğimi 2011’de noktaladım, Nişantaşı’ndaki kliniğimde hasta kabul etmeye başladım. Akademik hayatım boyunca ulusal/uluslararası derneklerde dernek başkanı, eğitmen, ülke sekreteri gibi birçok görev aldım, halen almaktayım.
Cerrahide tecrübenin rolü tartışılmaz. Bir yandan da yeni bilgiler, teknolojiler araştırmalar gelmekte. Bu dengeyi nasıl kuruyorsunuz?
Cerrahi; hekimin eğitiminin, yeteneğinin, tecrübesinin öne çıktığı bir disiplin. Buna rağmen ameliyat teknikleri, cerrahi olmayan yöntemlerdeki gelişmeler ve bunları kombine etmemiz ya da ameliyat planını geciktirmek için kullanmamız tıp gündemini sürekli takip etmemizi gerektiriyor, bundan dolayı mesleğimdeki yenilikleri takip etmek ve öğrenci yetiştirmek için vakit yaratıyorum. Bu da çok seyahat, çok toplantı ve kurs demek. Son yıllarda özellikle yüz gençleştirme ve meme cerrahisinde uluslararası eğitimler de vermeye başladım, bu süreyi tatilinizden ve profesyonel çalışma saatlerinden ödünç alıyorsunuz ama mesleğimin en tatmin edici yönlerinden biri öğrenmenin de öğretmenin de hiç bitmeyişi.

"Memeory" Sergisi
Kliniğinizin imzasını taşıyan Vega isimli life-style bir derginiz var. “Memeory” isimli memenin tarih boyunca nasıl algılandığına dair kapsamlı bir sergi yaptınız. @akinyucel Instagram hesabınızda sanat, müzik, bilim, felsefe birçok alanda içerik paylaşıyorsunuz. Mesleğinizle bu alanları nasıl ilişkilendiriyorsunuz?
Sanata, edebiyata, felsefeye her zaman ilgim vardı, bunları beslemenin mesleğime de katkısı olduğunu düşünüyorum. Estetik cerrahi gibi bir alanda sanat tarihinden, felsefeden, psikolojiden, güncel bilimsel tartışmalardan bihaber olmak bana eksik hissettirirdi, bir başka deyişle bu alanların bana kazandırdıkları ile idealimdeki hekime yaklaşıyorum. Bir dergi çıkarmam, sergi yapmam, kültür-sanat ağırlıklı bir Instagram hesabımın olması nasıl bir insan olduğumu, değerlerimi, ilgi alanlarımı ifade etmemi, benzer hassasiyetlere sahip insanlarla buluşabilmemi sağlıyor, hastalarımla da kopmayan bir bağ oluşturuyor. Sürekli ameliyat anlatsam elbet bir gün sıkılacaklardı, şimdi merakla paylaşımımı beklediklerini söylüyorlar, bu da beni mutlu ediyor.

Miryam Şulam - Prof. Dr. Akın Yücel (Fotoğraf: Teri Erbeş)
Estetik müdahalelerde bulunduğunuz kişilerin öncesi–sonrası fotoğraflarını paylaşmamayı tercih ediyorsunuz. Bu yaklaşımınızın arkasındaki düşünce nedir?
Hasta fotoğrafı paylaşmıyorum çünkü bir ameliyatı özendirmeyi istemem. Neticede her ameliyatın az da olsa komplikasyon riski var, fotoğraftaki kişi kadar başarılı sonuç alamama ihtimali var çünkü hastalar farklı iyileşme kapasitesine sahip. Biraz old school yaklaşımımın da etkisi var elbette, hekimlikle pazarlamayı yan yana düşünemiyorum ama dergim, aktif Instagram hesabım var. Tanıtıma karşı değilim, basında sıkça demeçlerim de çıkmakta. Ben sosyal medya gibi yanlış/eksik anlaşılmaya müsait bir alanda ameliyat özendirmeye karşıyım.
Trend işlemler çok hızlı değişiyor. Siz bir uygulamanın “gerçekten doğru” olduğuna nasıl karar veriyorsunuz?
Bu güzel bir soru. Şöyle örnek vereyim, radyoaktivite keşfedildiğinden beri güvenli doz aralığı her yeni araştırma ile yenilendi ve doz aşağı çekildi. 1924’te 700 olan etkin doz oranı günümüzde 50’ye kadar geriledi. Yeni bir cihaz, uygulama, yöntem üzerinde yeterince bilimsel çalışma yapıldığını düşünmüyorsam ya da henüz çok yeni ve büyük vaatleri olan uygulamalar için hekim sezgilerimle yıllar içinde sorun yaşanabileceğini düşünüyorsam, mesafe koyarım.

Son olarak, bugün aynaya baktığında kendini yetersiz, eksik ya da başkalarıyla kıyaslanmış hisseden bir kadına, estetikten önce, kendisiyle kurduğu ilişkiye dair ne söylemek isterdiniz?
Estetik doğal güzelliğinizi ortaya çıkarmaya yardımcı olabilir, sizi daha özgüvenli yapabilir, rahatsız eden bir izi hafifletebilir, hissettiğiniz yaşa yaklaştırabilir. Bir başkası ile kendinizi kıyaslamadan, karakteristik özelliklerinizi koruyarak yapılan cerrahi ve ameliyatsız işlemler özbakımın parçasıdır. Eğer değişiklik arzusu sizden değil etrafın tavsiyesi, Instagram’daki ideal bedenlerle karşılaştırmadan kaynaklanıyorsa hiç gerek yok, herkes işlem yaptırmak zorunda değil; kimi genetik olarak daha şanslı, kimi kendine çok iyi bakıyor, kimisi her haliyle mutlu. Bu mutluluğu sarkmalar, izler gölgeliyorsa estetik işlem düşünebilirsiniz.






