Haber fotoğrafı: Sirtaki Hocası Ersoy Şahin
Her dansın anlatılmayı bekleyen bir hikâyesi, bir çıkış noktası vardır. İsyan, aşk, ayrılık, kutlama… Bildiğimiz bütün danslar bir durumu veya duyguları ifade etmek için ortaya çıkmış, kendi içinde farklılıkları olsa da esasta amacı aynı olup insanlığın ortak malıdır.
Peki bu Sirtaki nedir? Suyun iki kıyısında yaşayan insanların aynı ritim aynı müziklerle yaptıkları bu dans nereli? Figürlerin bir temeli var mı? O tabaklar neden kırılır, peçeteler havada uçuşur? Sirtaki denince hemen aklımıza yaz akşamları, Fedon, rakı-balık, mavi-beyaz masalar, Yunan adaları gelir.
“Hasapiko”dan “Sirtaki”ye
Sirtaki, Yunanca “Syrtos” kelimesinden türemiş; “dansı sürüklemek” veya “dansı yönlendirmek” anlamlarını taşıyor. Yunancada küçültme ve şirinleştirme eki olan “aki” eklenerek elde edilmiştir. Aslında Sirtaki kelimesi 1960’lı yıllarda kullanılmaya başlanmış. O yıllara kadar esas kullanılan sözcük “Hasapiko”. Bu yeni isimlendirmeye Hasapiko’da yapılan bir değişiklik nedeniyle ihtiyaç duyulmuş. Hasapiko Argo, aynı ritimle başlayıp aynı ritimle biten yavaş bir dans. Ancak özellikle Theodorakis ve Hacıdakis gibi bestecilerin 1960’lı yıllarda geleneksel Yunan müziklerine getirdikleri yeni yorumlarla birlikte, bu müzikler yeni bir dans yapılandırmasını da gerekli kılmış ve ağır bir ritimle başlayan Hasapiko Argo, belli bir noktadan sonra giderek hızlandırılmaya başlamıştır. İşte bu yeni türü saf Hasapiko’dan ayırmak için Sirtaki sözcüğü türetilmiştir.
Hasapiko, orijinal olarak Bizans İmparatorluğu döneminde İstanbul’da doğmuş şehirli bir dans. İlk ortaya çıktığında meslek loncalarına, özellikle de kasaplar loncasına bağlı bir savaş dansı imiş. Ancak bu dansı sadece Rum kültürüne mal etmek doğru olmaz. Çünkü Bizans İstanbul’u, pek çok etnik yapıyı bünyesinde barındırıyordu. Rumlar, Ermeniler, Slavlar, Latinler… Bu yüzden Hasapiko, temelde Rum Bizans kültürünün bir parçası olsa da çok-etnikli Bizans şehir hayatının bir ürünü sayılır.
Sirtakinin kökenine dair en yaygın söylenenlerden biri, kasap havasından doğduğudur. Hasapiko olarak da bilinen kasap havası, Osmanlı döneminde İstanbul’da oynanan bir dans türüdür. Fener ve Balat semtlerinde yoğunlaşan kasap loncaları arasında doğan bu dansın figürleri, kasapların günlük yaşamlarını ifade eder. Hayvan kesilmeden önce bir ritüel olaral hayvanların etrafında dönülerek, diz kırıp çökülerek yapılan bir dansmış. Dönemin kasaplarının çoğu Arnavut kökenli olmasına rağmen kasap havasının, yani Hasapiko’nun neden Yunan kökenli bir dans olarak tanındığı ise bilinmiyor. Zamanla dönüşüm geçirerek yerini Sirtakiye bırakmış ve yıllarca Balkanlar’da eğlencenin adı olmuş.

Bir film müziği mi?
Birçok kişi de aslında Sirtaki diye bir dans türü olmadığını ve bunun bir film müziği olduğunu savunur. Bu görüşe göre Sirtaki, 1964 yılında Nikos Kazancakis’in aynı adlı romanından uyarlanan, Mihalis Kakoyannis tarafından senaryosu yazılan, kurgulanan ve yönetilen filmi için, usta Yunan Sanatçı Mikis Theodorakis tarafından bestelenen parçadır.
İngiltere’de yaşayan bir yazar olan Basil, Yunanistan’a gider ve orada hayat dolu, özgür ruhlu Zorba (Anthony Quinn) ile tanışır. Zorba, geçmişindeki büyük acıları, hataları dans ederek unutan ve hayata ancak bu şekilde tutunabilen bir adamın hikâyesini anlatır. Filmde dansın rolü oldukça büyüktür. İşte Sirtaki, Mikis Theodorakis’in bu film için, filmin konusunu destekleyecek ve dans içeren bir mizansene uygun olacak şekilde bestelenmiş bir müziktir. Film, hikâyesiyle olduğu kadar müziği ve dansı ile de popülerleşmiş. Hele ki, Zorba ve Basil’in Sirtaki müziği eşliğinde Hasapiko ve Haseposerviko dansı yaptıkları sahne efsaneleşmiş. Anthony Quinn’in sahilde çıplak ayakla dans ettiği final sahnesi, sinema tarihinin en ikonik anlarından biri olarak kabul edilir.
Girit Adası’ında çekilmiş efsanevi film, “Zorba’nın Dansı” adlı parçasıyla bu dansa evrensel bir kimlik kazandırmış, Yunan kültürünü ve danslarını dünyaya tanıtmış. Bu filmle beraber geleneksel bir halk dansı olan Sirtaki, en popüler Yunan dansı oluvermiş. Sirtaki daha çok Yunan kimliği ile özdeşleşmiş, hatta Yunanistan’da bile geleneksel bir dans olarak algılanmış. Film, yeni evrensel bir dans biçimi (Sirtaki) doğurmuş ve kültürel bir simgeye dönüşmesine vesile olmuş. Aslında filmin karakterini yansıtan bu dans, özgürlüğü, tutkuyu ve yaşam enerjisini simgeler hale gelmiş.
Kimileri Sirtakinin bir Zeybek dansı uyarlaması olduğunu iddia ederken, diğer yaygın bir bilgi de bu dansın Yunanistan veya İstanbul’da değil 1950’lerde Fransa’da yaşayan Yunan göçmenleri tarafından Sirtaki olarak adlandırıldığıdır.

“Tabak kırma” ve Sirtaki müziği
Günümüzde “tabak kırma” batıl inançtan ziyade sembolik bir anlam taşıyor. Yunanlılar bunu kutlama atmosferinde eğlenmenin ve pozitif enerjiyi açığa çıkarmanın bir yolu olarak görürler. Gelelim efsaneye... Efsane der ki: Çok çok eski zamanlarda, bir gün bir Yunan düğününde kavga çıkmış. Kavgayı gören aile büyüklerinden biri ayağa kalkmış ve kadehini kırmış. Kavga bir anda kesilmiş, düğündeki herkes dönüp bu yaşlı adama bakakalmış. Adam durmuş ve “Kadehler kırılsın, kalpler kırılmasın” demiş. “Ancak bu efsane gelenek halini alınca neredeyse her Sirtakide tabaklar çanaklar kırılır olmuş.
Müziksiz dans olmaz. Sirtaki dansının figürlerinden bahsetmeden önce müzikal özelliklerine de değinelim. Sirtaki müzikleri yavaş bir tempoyla başlayıp giderek hızlanır. Tempolar arası bu geçiş, müziğe bağlı olarak yumuşak veya sert bir şekilde olabilir.
Sirtaki müziğinin olmazsa olmaz enstrümanı Buzuki denen ve yine Yunan mı Türk kökenli mi olduğu tartışmalı telli bir çalgıdır. 
Buzukinin, Anadolu’da yaygın bir şekilde kullanılan Bozuk Sazın küçültülmüş bir türevi olduğu ve Yunancadaki Buzuki sözcüğünün Türkçedeki “bozuk” sözcüğünden türediği söylenir. Buzuki dışındaki Sirtaki enstrümanları arasında bağlama (bağlamadaki), ud (udi), santur (santuri), kanun (kanoni), çimbalo (santurun geliştirilmiş bir türevi), laterna ve akordeon sıralanabilir.
Dışarıdan bakıldığında Sirtaki figürleri oldukça kolay görünür. “Halay gibi ama, zeybeğe de benziyor…” Ancak, gerçekte iş göründüğü kadar basit değildir. Figürlerdeki yalınlık yanıltıcıdır çoğu zaman. Figürlerin çoğu belli bir ustalık veya en azından pratik gerektirir. Sirtakide figürleri yapmanın değil, bu figürlere ruh kazandırmanın zor olduğu söylenir. Birçok dansta olduğu gibi Sirtakinin de yazılı olmayan kuralları vardır. Bilindiği gibi, Sirtaki grup halinde yapılan bir dans. Grup içindeki uyum bütünlük açısından oldukça önemlidir. Topluluk danslarının en önemli avantajlarından biri adımları unutmak gibi bir derdinizin olmamasıdır. Minik bir gecikmeyle bile olsa hemen yanınızdaki kişinin adımlarından kopya çekerek kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Ayrıca dengesi bozulan olursa, omuzunuza sarılı kollardan destek alabilir. Sirtaki dans gruplarından bir kişi dansın yönlendiricisidir. Grup, yönlendiricinin adımlarını ve sözlü talimatlarına uyarak dans eder.
Yalındır ancak basit değildir. Ustalık gerektiren karmaşık hareketler de içerir. Öğrenilmesi zevkli ve kolaydır. Canlı, heyecanlı, neşe dolu bu dans sevgi ile icra edilir. Bir defa kanınıza girdi mi vazgeçmek mümkün değildir. Günümüzde pek çok yerde açılan Sirtaki kursları, bu eğitimi almanız için ilk başvuracağınız adrestir.
Sirtaki müzik mi dans mı, Yunan mı Türk mü, zeybek mi Hasapiko mu bilinmez ama kökeni gibi efsaneleşmiş bir ritim ve adımlar ahengi barındırdığı kesin. Hikâyesi ne olursa olsun Sirtaki sevilen bir dans türü ve Buzuki de Sirtaki’nin ayrılmaz müzik aletidir.





