Nisan, İstanbul’da baharın tam anlamıyla hissedildiği, şehrin renk ve enerjiyle dolduğu bir ay. Parklar lalelerle süslenirken sokaklar biraz daha canlı, günler biraz daha uzun. Bu ay, yeni başlangıçlar yapmak, ilham veren etkinliklere katılmak ve şehrin kültür-sanat ritmine karışmak için güzel bir zaman. Sinema salonlarında festival filmleri, sahnelerde tiyatro ve bale, konserlerde farklı müzikler… Nisan ajandam keyifli anlarla dopdolu. Bu ay, kendimize zaman ayırdığımız, yeni şeyler öğrendiğimiz, güzel insanlarla bir araya geldiğimiz ve İstanbul’un baharını doyasıya yaşadığımız bir ay olsun. Yavaşlamak, fark etmek ve ilhamı günlük hayatımıza taşımak için…

Ne izleyelim ǀ FESTİVAL
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından organize edilen 45. İstanbul Film Festivali, bu yıl 9-19 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek. Her yıl olduğu gibi, festival programı; dünya sinemasının yeni örneklerinden kült yapıtlara, yönetmen söyleşilerinden özel gösterimlere kadar geniş bir yelpazeyi kapsayacak. Resmî seçkide Altın Lale Yarışması: Uluslararası ve ulusal yapımların yarıştığı ana bölüm; Yeni Bakışlar: Türkiye’den yeni yönetmenlerin ilk veya ikinci filmlerine odaklanan ulusal yarışma ve Kısa Film Yarışması: Ulusal kısa film üretimini destekleyen bölüm yarışma bölümleri yer alacak. Festival kapsamında düzenlenen Türkiye’nin ilk ortak yapım marketi Köprüde Buluşmalar, Anadolu Efes’in ana desteğiyle 14-16 Nisan 2026 tarihlerinde 21. kez gerçekleştirilecek. Bu platform, Türkiye’den sinemacıları uluslararası film profesyonelleriyle bir araya getirmeyi amaçlıyor. Güncel gelişmeleri, İKSV İstanbul Film Festivali resmî web sitesinden takip edebilirsiniz. 

Ne dinleyelim ǀ KONSER
Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası, 16 Nisan 2026 akşamı saat 20.00’de İngiliz romantizminin doruğu Elgar, Sovyet ironisiyle Şostakoviç ve sinemanın unutulmaz sesi Rota’yı üç farklı dünyanın müzik dilini bir araya getiren bu konserde buluşturuyor.


Lütfi Kırdar Asım Kocabıyık Anadolu Oditoryumu’nda gerçekleşecek konserde, gecenin solisti, yorumlarıyla çağımızın en önemli keman virtüözlerinden biri kabul edilen Daniel Hope. Anne-Sophie Mutter’in davetiyle genç yaşta sahneye adım atan Hope, Yehudi Menuhin’in himayesinde yetişmiş, o zamandan bu yana dünyanın önde gelen orkestraları ve şefleriyle konserler vermiş. Çok yönlü bir sanatçı olarak klasik repertuvarda derinlikli yorumlarıyla tanınırken, çağdaş bestecilerle yaptığı iş birlikleri ve disiplinler arası projeleriyle de öne çıkıyor. Sanat yönetmenliği yaptığı festivaller ve toplumsal duyarlılığı yüksek çalışmaları sayesinde yalnızca bir keman virtüözü değil, aynı zamanda bir kültür elçisi olarak kabul ediliyor. Orkestra Şefi: Carlo Tenan. Biletler www.borusansanat.com sitesinde.

Nereye gidelim ǀ BAHÇE
İstanbul Lale Festivali, her yıl 1–30 Nisan tarihleri arasında düzenlenen ve şehrin parklarını, bahçelerini ve meydanlarını milyonlarca laleyle süsleyen renkli bir bahar etkinliği.


2006’dan beri İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen festival, Osmanlı döneminden günümüze uzanan lale kültürünü yaşatırken doğanın uyanışını da simgeliyor. Emirgan Korusu, Gülhane Parkı, Sultanahmet Meydanı ve Göztepe 60. Yıl Parkı gibi alanlarda farklı lale türleriyle hazırlanan peyzaj düzenlemeleri ziyaretçilere görsel bir şölen sunuyor. Festival süresince canlı müzik, fotoğraf sergileri, geleneksel el sanatları gösterileri, çocuk atölyeleri ve sokak performansları düzenleniyor. Lale temalı hediyelik eşyalar, el yapımı seramikler ve fularlar ziyaretçilere sunuluyor. Etkinlikler genellikle parkların açık olduğu saatlerde (07.00–22.00) ziyaret edilebiliyor. Özellikle nisanın ilk iki haftası lalelerin en yoğun ve canlı görüldüğü dönem. Amsterdam’a yolu düşmeyenler için güzel bir alternatif.

Neyi kaçırmayalım ǀ ÖZEL PROJE
Dünyaca ünlü ve ülkemizde de çok sevilen İtalyan tenor Alessandro Safina ile Global 100 DJ List’de yer alan ülkemizin en başarılı prodüktör-DJ’lerinden biri olan Burak Yeter ilk kez çok özel bir proje için bir araya geliyor.


İki sanatçı 5 Haziran akşamı Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’ndaki konserde Sinema Senfoni Orkestrası eşliğinde klasik ile moderni harmanlayacak. Konsere La Casa de Papel’in unutulmaz soundtrack’i “My Life is Going On” ile tanıdığımız başarılı İspanyol şarkıcı Cecilia Krull ve America’s Got Talent tarihinin ilk 5 iyi şarkıcısından biri seçilen, güçlü sesiyle her tarza kendi imzasını atan Cristina Ramos konuk olarak katılacak. Sürpriz düetler, farklı yorumlar, benzersiz bir müzik şöleni… Musicarium ve Y Kültür Sanat’ın organizasyonuyla gerçekleşecek bu özel konseri kaçırmayın!

Nereyi gezelim ǀ SERGİ
Pera Müzesi’nin Suyun Kıyısında: Halil Paşa’nın Yaşamı ve Sanatı başlıklı sergisi, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte modern resmin öncülerinden Halil Paşa’nın üretimini kapsamlı bir seçkiyle bir araya getiriyor. Asker Ressamlar Kuşağı’nın en üretken isimlerinden olan sanatçı, akademik disiplini izlenimci bir duyarlılıkla buluşturan yaklaşımı ve açık hava resim geleneğine katkısıyla öne çıkıyor.


Sergi, Halil Paşa’nın Paris’te École des Beaux-Arts’ta aldığı eğitimden Mısır yıllarına uzanan üretim sürecini kronolojik bir akışta ele alıyor. Portre, natürmort ve peyzaj çalışmalarının yanı sıra arşiv belgeleri, mektuplar, fotoğraflar ve desen defterleri de seçkiye eşlik ediyor. Bu yönüyle sergi, yalnızca sanatsal üretimi değil, sanatçının yaşam öyküsünü de görsel bir bütünlük içinde sunuyor. Doğu ile Batı arasında kurulan estetik ilişkiyi odağına alan seçki, Osmanlı modernleşme süreci ile erken Cumhuriyet döneminin sanat ortamını birlikte okuma imkânı tanıyor. Küratörlüğünü Özlem İnay Erten’in yaptığı sergi 23 Ağustos’a kadar Pera Müzesi’nde gezilebilir.

Ne okuyalım ǀ KİTAP
Can Yayınları’ndan çıkan, Ayfer Tunç’un Annemin Uyurgezer Geceleri, unutamayan bir belleğin kişisel muhasebesi, hayata rengini veren otuz yıllık güçlü bir aşkın anatomisi ve bir ülkenin toplumsal panoraması. Annesinin uyurgezerliği bilinçdışının labirentlerinde kaybolduğu sanılan aile sırlarını açığa çıkarırken buna tanık olan Şehnaz’ın belleği unutma yetisini kaybeder.


Öğrendiği sırlar sadece aile sırları değildir, Osmanlı’dan günümüze uzanan toplumsal ve trajik bir kadınlık durumudur. Ekonomi profesörü Şehnaz kadınların yüzyıllardır süren yok-hayatlarını sorgularken erkeklerin hayattan erken çekildiği kadıncıl ailesinin var olma sürecini bir akademisyen gözüyle ele alır. Kişisel muhasebesini yaparken toplumsal normlara uymayan otuz yıllık aşkının zehirli yanlarıyla yüzleşir, bu sırada aklında bir başka kadın, büyük aşkı E.’nin karısı Eyşan vardır. Annemin Uyurgezer Geceleri, bireysel hatıraların nasıl toplumsal hafızaya dönüştüğünü güçlü bir edebiyat diliyle sorgularken okurları bu ülkede kadın olmanın düşünmekten kaçındığımız gerçeğini de düşünmeye zorluyor.

Ne deneyelim ǀ RESTORAN
Nişantaşı, Süleyman Nazif Sokak’ta bulunan Alta Nişantaşı bir şef restoranı ve bar. Rahat ve samimi atmosferiyle yerel müdavimlerin buluşma noktası olan Alta’nın menüsü her üç ayda bir mevsimsel malzemelerle yenileniyor ve Akdeniz, Türk ile Avrupa mutfaklarının modern yorumlarını sunuyor.


İç mekân sade ve sıcak dekore edilmiş, herkesin kendini “evde” hissedebileceği sıcak bir atmosfer yaratıyor. Bar ile yemek alanı bütünleşik bir deneyim sağlıyor. Akşamları loş aydınlatma ve seçilmiş müziklerle davetkâr bir ambiyans yaratılıyor. Menüdeki yenilikçi sunumlar, dengeli lezzet profilleri ve özenle seçilmiş içkiler dikkat çekiyor.