Her sergisini büyük bir zevkle takip ettiğim, Arkas Sanat Alsancak’taki “Moda ve Resim / Mode et Peinture” sergisi sanatseverleri 19. yüzyılın başlarından 1940’lara uzanan; fırça darbeleriyle kumaş dokularının kesiştiği özel bir yolculuğa davet ediyor. Arkas Koleksiyonu’ndaki eserler ile Fransız kostüm arşivi La Dame d’Atours’un koleksiyonunu bir araya getiren bu sergi, resim sanatı ile moda arasındaki derin bağı gözler önüne koyuyor. Müze Direktörü Müjde Unustası, serginin açılışındaki konuşmasında, “Bu sergide Fransa’da bulunan kıyafet koleksiyonu La Dame d’Autours ile Arkas koleksiyonundaki figüratif eserlerden oluşan seçkiyi bir araya getiriyoruz. Ağırlıklı olarak 19’uncu yüzyılın ortasıyla başlayan eserler, 20’nci yüzyıla kadar uzanıyor ve bu yönüyle aslında modanın evrimini gözler önüne seriyor dedi.

Sergide yer alan ve dönem tekniklerine sadık kalınarak titizlikle yeniden üretilen kostümler, tablolardaki figürlerin ruhunu fiziksel dünyaya taşıyor. Antika aksesuarlarla tamamlanan bu seçki, sadece bir giyim tarihi sunmakla kalmıyor; aynı zamanda tabloların tarihsel ve sosyolojik anlamıyla bir bağ kuruyor.



Bu sergide, incelikten sadeliğe doğru gerçekleşen Modanın evriminde, Arkas Koleksiyonu’ndaki, Akademik gelenekten, Post-empresyonist ve empresyonist eğilimlere sahip sanatçıların, figür, gündelik yaşam ve toplumsal yaşam örneklerini tablolarına yansıtmalarına şahit oluyoruz.

Sergide bir araya getirilen bu iki yaratım alanı, dönemlerin estetik anlayışına ve gündelik yaşayışına ışık tutarak izleyiciye hem kültürel hem tarihsel açıdan keyifli bir izleme alanı sunuyor.

19. Yüzyılda haute couture’ün ortaya çıkışından itibaren, sanat ve moda dünyasının sanatçıları aynı estetik ve tutkuyu paylaştıkları için ortak ilham kaynaklarına ve fikirlerine sahiptirler. Bu ortak tutkuyu, izleyiciler bu Moda-Resim sergisinde çok güçlü bir şekilde izleyebilirler.



İzmir’in kültürel hayatına, bugüne kadar yedi adet Sanat müzesi kazandıran Lucien Arkas, koleksiyon anlayışını şöyle özetliyor: “Arkas Koleksiyonu’nda sahip olduğumuz eserleri Avrupalılar gördüğü zaman şaşırıyor, büyük değerler büyük emek ve yatırırım gerektiriyor ama benim, Arkas’ın misyonu bu. Sahip olduğumuz değerleri paylaşmaktan, özellikle gençlere ulaştırmaktan dolayı çok mutluyum. Ben paylaşmayı seviyorum ve önümüzdeki dönemde de bu tutkumu sürdürmeyi planlıyorum.” Arkas, eserlerini uygun yapılarda sergilemenin önemine de değinerek şunları ekledi: “Ben sanatı, tarihi, mimarisi güzel olan eski yapıları severim. Dört duvar beton yaparsınız ama bina, içinde sergilediğiniz eserlerin ruhunu yansıtmaz. Bir taşı bile ruhuyla göstermek gerekir. Eski köşkler eserlerin ruhunu çok iyi yansıtıyor. 1800’lerde inşa edilmiş Alsancak’ta bulunan Arkas Sanat Merkezi, Bornova Deniz Tarihi Müzesi de aynı döneme ait. Yine Bornova’da bulunan Arkas Mattheys Köşkü biraz daha eski, 1700’lerde inşa edilmiş. Bunun yanında Arkas Sanat Urla gibi yeni yapılarda da sergilediğimiz eserlerin ruhunu yaşatabilmeyi amaçlıyoruz. Urla’daki müzemiz ödüllü, bir benzerini aynı hassasiyetle Alaçatı’da hayata geçirdik. Tüm bu binaları sanat merkezleri olarak İzmir’e kazandırmaktan dolayı çok mutluyum.”



Zarafeti ile ilham veren bu güzel sergi 26 Temmuz’a kadar devam ediyor. Yolları İzmir’den geçen bütün sanatseverlere kaçırmamalarını tavsiye ederim.

İzmir’de 7. Sanat Müzesini 5 Nisan 2026’da açan Lucien Arkas, kendi adını verdiği merkezde, Paris’te dünyanın önemli modern sanat koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapan Centre Pompidou ile yaptıkları iş birliği kapsamında, 5 yıl boyunca Centre Pompidou koleksiyonundaki sergileri İzmir sanatseverlerle buluşturacak. Yedi mekân arasında en büyüğü olan Lucien Arkas Sanat Merkezi, sadece sergilere değil, birçok etkinliğe ev sahipliği yapacak şekilde tasarlanmış. Açılış konuşmasında Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi Isabelle Dumont, Arkas Sanat ile Centre Pompidou arasındaki iş birliğinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, iki ülke arasındaki en zengin bağın kültürel alanda kurulduğunu vurguladı.