Mayıs ayında, raflarda yerini alan “Bella, un destin brisé” isimli kitap, Fransız yazar Arnaud Nemet tarafından kaleme alınmış bir biyografi ve tarih araştırması... Yazar kitabında, büyük halası Bella Ariel’in (1912-1943) hayatını yeniden ortaya çıkarmayı amaçlıyor...

Paris, 5 Haziran 1942. Boulogne Ormanı’nın yollarında, ışıl ışıl genç bir kadın bir bisikletin üzerinde poz vermektedir. Prestijli haute couture evi Jeanne Lanvin’in yıldız mankenlerinden biri olan bu kadın, Zarafet Günü etkinliğine katılmaktadır. Ertesi gün, genç kadının fotoğrafı gazetelerin manşetlerinde yer alır. Ancak bu karenin ardında çok daha karanlık bir gerçeğin saklı olduğunu kim bilebilir?

Bella Ariel Yahudi asıllıdır ve işgal altındaki bölgede sarı yıldız taşıma zorunluluğu henüz yürürlüğe girmiştir. Otuz yaşına basmasına kısa bir süre kala Bella’nın hayatı acımasızca değişmek üzeredir.


Bella Ariel. Fotoğraf Madame d’Ora -Dora Kallmus, 1930’ların sonu. Arnaud Nemet Koleksiyonu


Bu kitap, yazarın İstanbul doğumlu büyük halasının izlerini sürerek yürüttüğü uzun ve titiz bir araştırmanın ürünü... Boğaziçi kıyılarından Paris’teki Faubourg-Saint-Honoré Sokağı’na uzanan bu yolculuk, çok sayıda fotoğraf ve son tanıkların anlatımları sayesinde okuru 1930’ların Fransa’sının ve Alman işgali döneminin tam merkezine götürüyor; aynı zamanda Paris haute couture dünyasının görkemli salonlarına taşıyor.

Kitap, kaçınılmaz bir açıklıkla, İstanbul kökenli genç bir kadının nasıl moda dünyasının ilham perilerinden biri hâline geldiğini ve sonunda onu trajik kaderine sürükleyen sarsıcı koşulları gözler önüne seriyor.



Yazar – Arnaud Nemet
Gazetecilik alanındaki kariyerinin ardından Arnaud Nemet bugün iletişim uzmanı olarak çalışmaktadır. Tarih ve fotoğrafçılığa tutkuyla bağlı olan Nemet, tarihçi Anne Grynberg’in Sur nos traces: récits de persécution, spoliation, réparations (İzlerimizin Peşinde: Zulüm, Mülksüzleştirme ve Tazminat Hikâyeleri, La Documentation française, 2023) adlı eserine de katkıda bulunmuştur.

Bella Ariel (1912–1943), İstanbul doğumlu Yahudi asıllı bir modeldi. 1924’ten beri Fransa’da yaşamakta, ancak hiçbir zaman Fransız vatandaşlığına kabul edilmemişti. 1930’larda Paris’teki haute couture dünyasında yükseldi ve özellikle Lanvin moda evinin önde gelen mankenlerinden biri oldu. Dönemin ünlü fotoğrafçıları tarafından çekilen moda fotoğraflarında yer aldı ve Lanvin’in koleksiyonlarını Paris’te ve yurt dışında tanıttı. 



Bella Ariel’in, Lanvin için verdiği pozları kapsayan Roger-Viollet arşivlerinde 1935–1937 yıllarına ait çok sayıda fotoğrafı bulunmakta; Bella bunlarda Jeanne Lanvin tasarımlarını ve şapkalarını sergilemekte.

Hayatının trajik yanı ise, Nazi işgali altındaki Fransa’da Yahudi kimliği nedeniyle tutuklanmasıdır. Bella 1943’te Paris’te gözaltına alındı, Drancy kampına gönderildi ve ardından Auschwitz-Birkenau’ya deport edildi. Tarihçiler, kampa varışından kısa süre sonra öldürüldüğünü değerlendiriyor. 

Son yıllarda hikâyesi yeniden gündeme geldi ve büyük yeğeni Arnaud Nemet’in araştırmaları sonucunda “Bella, un destin brisé” (Bella, Kırılmış Bir Kader”) adlı kitap yayımlandı. Böylelikle moda dünyasının unutulmuş bu yüzünün yaşam öyküsü ayrıntılı biçimde ortaya çıkarıldı.

Bella Ariel’in en dikkat çekici fotoğraflarından biri, Haziran 1942’de Paris’te çekilen “Journée de l’Élégance à Bicyclette” (Bisikletle Zarafet Günü) etkinliğine ait görüntüdür. Fotoğrafta Bella, Jeanne Lanvin tasarımı korsan pantolon giyerken eski tip yüksek tekerlekli bir bisikletin (grand-bi/penny-farthing) yanında veya üzerinde poz vermektedir. 


"Bisikletle Zarafet Günü", Haziran 1942 - Paris

Bu fotoğrafı özel kılan yalnızca moda değeri değildir. Çekildiği tarih çok çarpıcıdır:
- Paris Alman işgali altındaydı.
- Fransa’daki Yahudiler çoktan kayıt altına alınmış ve ayrımcı yasalara tabi tutulmuştu.
- Bella’nın kimlik belgelerinde “Yahudi” damgası bulunuyordu.
- Buna rağmen o hâlâ Paris’in en prestijli moda evlerinden biri olan Lanvin’in yüzü olarak dergilerde ve tanıtımlarda yer alıyordu. 

Bu nedenle fotoğraf bugün tarihçiler tarafından bir tür trajik sembol olarak görülür: Görüntüde zarafet, moda ve yaşam sevinci vardır; fakat fotoğraf çekildikten yaklaşık bir yıl sonra Bella tutuklanacak, Drancy kampına gönderilecek ve ardından Auschwitz-Birkenau’ya deport edilecektir.

Arnaud Nemet’in araştırmalarına göre Bella’nın hikâyesi uzun yıllar unutulmuştu. Onu yeniden görünür kılan şeylerden biri de işte bu fotoğraflardı. Nemet, “O dönemin moda dünyasında yüzü her yerdeydi ama adı ve hikâyesi yok olmuştu” diye anlatıyor. 

Fotoğrafa bugün bakınca insanın aklına şu geliyor: Bella Ariel poz verdiği sırada gelecekte başına gelecekleri bilmiyordu. Bu yüzden o kare, yalnızca bir moda fotoğrafı değil; savaş öncesi Avrupa’nın kaybolan dünyasına ait son görüntülerden biri gibi duruyor.


Kaynak
:
Cultura Cervantes
Le Monde