Selçuk ilçesi ile birlikte İzmir’in, kültürel turizmin iki temsilcisinden biri sayılan Bergama, Antik dönemdeki adıyla Pergamon 2014 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girmiştir.
Birkaç yıldır İzmir’de yaşamama rağmen, ancak Nisan 2026’da Akropolis’i, Athena ve Trajan, Kızılavlu Tapınakları, Asklepios Hastanesi, tiyatrosu ve kütüphanesi ile ünlü bu ilçeyi ziyaret imkanını buldum.
Akropolis
Kalede tespit edilen en eski yerleşim yerleri M.Ö. 7-6. yüzyıllara tarihlenmektedir. Pergamon’un kent surları en geniş dönemine, II. Eumenes zamanında ulaşmıştır. Şehir, sarp bir tepeye kurulmuş olması nedeniyle sıradan bir Antik kent değildir; adeta bir mühendislik ve şehircilik dehasının ürünüdür. Doğal düzlüklerin olmaması, Bergamalıları teraslar inşa ederek kendilerine yaşam alanı yaratmaya itmiştir. Dikey bir şehirleşmeye sahip Bergama en tepedeki “Yukarı Şehir” (Akropol) ve yamaçlardaki “Aşağı Şehir” olarak iki ana bölümden oluşur. Yukarı Şehir, surlarla çevrili, kraliyet ailesinin, yöneticilerin ve aydınların yaşadığı, resmî ve kutsal bir merkezdi. Burada saraylar, tapınaklar ve kütüphane gibi stratejik yapılar yer alırdı. Bu bölüm, kentin beyni ve kalbiydi.
Aşağı Şehir ise halkın yaşadığı, ticaretin döndüğü daha hareketli bir alandı. Aşağı Agora (çarşı), dükkânlar ve sivil konutlar bu bölgede yoğunlaşırdı. İki bölümü birbirine bağlayan rampalı ve virajlı ana yol, Antik dönemdeki günlük yaşamın ritmini hayal edilebilir kılıyor.
Pergamon Kütüphanesi
Yine bu dönemde inşa edilen ve Antik dünyanın Mısır’daki İskenderiye Kütüphanesi’nden sonra, en büyük ikinci kütüphanesi olan Pergamon Kütüphanesi, bilginin ne denli değerli olduğunun bir kanıtıdır. Mısır’ın papirüs ambargosuna karşı geliştirilen “parşömen” (pergament) kâğıdının anavatanı da burasıdır. 200.000 kitap rulosunun muhafaza edildiği ünlü kütüphane, büyük saray ve kent surları içinde yer alır. Ziyarete gelen bilginlerin yazı yazma malzemelerine olan ihtiyaçları, şehirde parşömen imalatını teşvik etmiş ve Pergamon, Roma Dönemi boyunca bu malzemenin başlıca imalatçısı konumuna gelmiştir; öyle ki İngilizce kökenli parşömen kelimesi Pergamon’a gönderme yapan Latince pergamenum kelimesinden türetilmiştir.
Kızılavlu Tapınağı
M.S. 2. Yüzyılda İmparator Traianus ve Hadrianus yönetiminde Pergamon parlak bir dönem yaşamıştır. Kent artık sur duvarlarının dışına taşıp ızgara planlı bir yapılaşma ile ovaya kadar yayılmıştır. Genişlemenin en önemli yapısı Kızılavlu (Serapis) Tapınağı’dır. 
Gerek tasarımı gerekse dev boyutları ile hayranlık uyandıran bu yapı, Roma İmparatoru Hadrianus zamanında Mısır Tanrısı Serapis’e ithaf edilmiştir. İncil’de adı geçen, Anadolu’nun ilk “Yedi Kilise”sinden biridir. Tapınağın kuzeyinde kalan kule biçimli yuvarlak yapı, Osmanlılar döneminde 1341’de cami olarak kullanılmaya başlanmış ve halen Kurtuluş Camii olarak hizmet vermektedir. Tapınağın yanında bir sinagog da bulunmaktadır. Çok tanrılı Antik Çağ inanışları yanında üç ilahi dine de ev sahipliği yapan tapınak, inanç turizmi açısından son derece önemlidir.
Bergama Sinagogu
Bergama’da Yahudi cemaatinin varlığı 16. yüzyıldan öncesine dayanıyor. Öyle ki, 1570’lerde Bergama’daki Yahudi Cemaati nüfusu, İzmir’dekinden daha fazla. 19. Yüzyılda çay boyunda (havranın çevresinde) ikamet eden Yahudi Cemaati nüfusunun, 1896 yılı Aydın Salnamesi’ne göre 90 hane ve 495 kişi olduğu biliniyor. 1884 yılına ait salnamede de Bergama’da bir sinagogun varlığından bahsediliyor. 1875 yılında inşa edilen sinagog, 2014 yılında gerçekleştirilen restorasyonun ardından yeniden hayat buldu. Bergama’nın merkezinde, Turabey Mahallesi’nde bulunan Yabets Sinagogu, üçüncü derecede arkeolojik sit sınırları içerisinde yer alıyor. Sinagog, Yahudi Cemaati Bergama’yı 1950’li yıllarda terk edene kadar, özgün ibadethane işlevini sürdürmüş. Sinagogun girişinde yapım tarihinden ve yaptırandan bahseden İbranice yazılı bir kitabe mevcut. Kitabenin açıklaması şu şekilde: “Tanrı’nın yardımıyla... Yapı ustalarının küçümsediği taş, köşe taşı oldu. Bu inşaatta Efrayim Bengiat Beyefendi -Tanrı onu korusun-, Babası -bilgeliği sonsuz iyiliğe olsun- Yitshak Bengiat’ın ruhunun cennette istirahati adına, senenin 14 Kislev akşamı haham efendilerin -Tanrı onları korusun- bir zahmet ruhu için okumaları ve Kipur günü akşamı Yabets Sinagogunda rahmet duası okumaları şartıyla 37 lira tahsis etmiştir. 5645 (1875) bereket ve iyilik yılı!”

Sinagogun pastel renklerinin armonisine, kalemisi süslemelerine ve merdivenle ulaşılan ahşap konstrüksiyonlu platformlu görkemli vaaz kürsüsüne (teva) hayran kalmamak, etkilenmemek mümkün değil.
Asklepios Hastanesi
“Ölümün yasaklandığı, Vasiyetnamelerin açılmadığı yer” olarak anılan hastane, M.Ö. 4. yüzyılda sağlık tanrısı Asklepios’a adanarak inşa edilmiş ve Antik çağın ilk ve en büyük sağlık merkezi olarak M.S. 4. yüzyıla kadar hizmet vermiştir. Bu psikoterapi merkezinde, ilaçla, şifalı bitkilerle, müzikle, su sesi, telkin ve rüya tabirlerine dayalı tedavi yöntemleri uygulanırdı. 
Hastalar, tedavileri ya da sosyal ve tiyatro etkinliklerinden sonra yatak odalarına açılan bu tünelden sakinleştirici müzik eşliğinde giderlerdi
Bergama’nın güney batısında, sulak ve yeşil bir vadi içinde kurulan hastane, kütüphanesi, amfi tiyatrosu, tapınakları, kutsal su ve çeşmesi, yeraltı geçidi ile, bugün konuklarını ağırlamakta ve 1984 yılından bu yana burada, Uluslararası Grup Psikoterapileri Kongresi düzenlenmektedir.
Asklepion Tiyatrosu
Asklepion Antik Tiyatrosu, Bergama’nın tarihî ve kültürel mirasının en önemli parçalarından biri olan bir Antik tiyatro kompleksi. Tiyatronun yapımı M.Ö. 2. yüzyılda Bergama Kralı Attalos II tarafından gerçekleştirildi. Tiyatro, Antik çağda Bergama’nın en önemli kültürel ve dinî merkezlerinden biri olarak kabul edilir. Bu kompleks, hastaların iyileşmelerini ve rahatlamalarını amaçlayan bir dinî ve sağlık merkezi olarak hizmet verirdi. Grek mimarisine özgü bir tasarımı olan tiyatro, 20 metre yüksekliğinde ve 25 bin kapasiteli bir arenaya sahip. Tiyatro, günümüze kadar iyi bir şekilde korunmuş.






