ZİLBERMAN ile “JUDART” üzerine…

ZİLBERMAN ile “JUDART” üzerine…
SÖYLEŞİ

ZİLBERMAN ile “JUDART” üzerine…

Pandemi günleriydi…

İşte o günlerde, grafik tasarım sanatçısı Robert Zilberman’ı üzerinde çalışmaya başladığı JUDART dijital platformu ile birlikte tanıdım. Başlangıç aşamalarındaydı ve toplumumuzun sanat-sanatçı, yazar-çizerlerinin veri tabanını oluşturacaktı. Çok heyecanlandım. Gerçekten her konunun dijitalleştiği bir dönemde böylesi bireysel bir girişim etkileyici ve son derece faydalı!

Buyurun, Zilberman ile sohbetimize konuk olabilirsiniz…

Sanat ile buluşmanız ne zaman başladı?
Çocukluğumdan beri sanatsal yönüm çok güçlü oldu. Babamın mesleği avizecilikti, ben de okuldan arta kalan zamanlarda ve tatillerde ona yardım etmekten büyük zevk alıyordum. Çocuk yaşlarımda, kendi tasarladığım pek çok farklı çizimin, atölyede avize haline gelmesi ve bu avizeleri müşterilerimizin satın almaları bende büyük bir sevinç ve haz yaratırdı.
Sanatsal yönüm sinema, tiyatro ve özellikle konserlere olan düşkünlüğümle beslenirken, babamla olan çalışmalarım da tasarımcı kimliğimi ortaya çıkarıp şekillendirdi. Tabii Dostluk Yurdu Derneği de bu konuda hayatımda önemli bir yer tutar. 70’li yıllarda Dostluk Yurdu Derneği’nde her hafta farklı konseptler içeren faaliyetler ve partiler düzenlenirdi. Bu konseptlerin üyelere bildirildiği mektupları ben özel olarak tasarlar, teksir makinesinde baskı alarak gönderime hazırlardım. Hatta bunun için sık sık okulu bile astığımı hatırlıyorum.

Profesyonel yaşama geçişiniz de tasarımlarınızla birlikte mi oldu?
80’li yılların başında fantezi kâğıtlardan ürettiğim değişik kırtasiye malzemeleri ile grafik tasarım uygulamalarına başladım. Bu yönümü geliştirmek amacıyla Taksim’de bir matbaa ile ortaklığa giriştim. Zamanla daha güncel ve daha sıra dışı tasarımlar yapmak için, grafik ustası Gani Ada’nın Cağaloğlu’ndaki atölyesine taşınarak grafik konusunda kendimi geliştirdim. 1988 yılında Cağaloğlu’nun göbeğinde, Gani Hocanın yanında tanıştığım fotoğraf sanatçısı Yaşar Şenyüz ile birlikte çizgi üstü B&H Reklam Ajansı’nı kurdum. O yıllarda şimdiki gibi internet olmadığı için, işim gereği daha estetik ve daha çağdaş tasarımlar yapabilmek ve dünyadaki güncel grafik anlayışını takip edebilmek üzere düzenli olarak yurtdışından o dönemin ünlü grafik tasarımcılarının kitaplarını getirtiyordum. Bu kitaplardan edindiğim gözlemler, diğer grafikerlerden farklı olmamı sağladı. Kendi ajansımızı kurmamızla birlikte yapmış olduğum tasarımlarla kısa zamanda müşterilerimizin dikkatini çekmeyi başardık. Artık reklam dünyasında kabul gören bir ajans olarak birçok ünlü marka için tasarımlar yapmaya başlamıştım. Müşteri portföyümüzün genişlemesiyle birlikte, sadece grafik sanatı değil, yapımcılıktan yönetmenliğe kadar işin her aşamasında görev aldım.

Judaic Art ya da kısaca “Judart” sitesini kurmayı nasıl düşündünüz?
Pandemi günlerinin başından itibaren bütün dernek ve kurumlar ellerindeki arşivleri teker teker dijital ortama taşımaya başladılar. Çok da güzel oldu, ancak sanki olay bir anda bir yarışa döndü ve inanılmaz bir akış yoğunluğu yaşandı. Kim nerede, ne zaman, neyi yayınladı, takip etmesi zor bir hal aldı. Yayınlanan malzemeler sosyal medyada bir anda ortaya çıkıyor ve aynı hızla kayboluyordu. Bu durum benim olduğu gibi, Momo Eskenazi Gözcü’nün de dikkatinden kaçmamıştı. Konuyu tartışırken Momo, Türkiyeliler Birliği’nin yaptığı bir çalışmayı gösterdi. İşte o zaman aklımda bütün bu malzemeleri bir araya toplamakla ilgili fikirler uçuşmaya başladı ve günbegün bu fikri geliştirmeye ve hayata geçirmeye çalıştım.

Platformun adını nasıl buldunuz?
Bizim izlerimizi, kültürümüzü ve sanatımızı tek kelimeyle ifade etmesi gerekiyordu. Judaic Art, yani Judart tam da bizi yansıtacak bir isim gibi geldi bize. Judart kanalı ile sosyal medyada yayınlanan tiyatrolar ve konserleri bir araya getirip platformu yayına hazırladım. İsim, tam da düşündüğüm gibi çabuk kavrandı ve kabul gördü. Gelen güzel tepkiler ve çok sayıda önerilerin yanında, çeşitli kesimlerden çok değerli destekler de geldi. Ve ilk destek de Şalom Dergisi Yayın Yönetmeni siz sevgili Suzan Tarablus’dan geldi ki, minnettarım.

 

Suzan Nana Tarablus ve Robert Zilberman

Ekibiniz kimlerden oluşuyor?
Ekipte ilk günden beri, tabii ki Momo Eskenazi Gözcü var. Beni sürekli destekleyen ve motive eden İzzet Bana var ki, kendisi aynı zamanda sanat danışmanlarımızdan biri. Yine sanat danışmanı sevgili Seyfi İşman var ve diyebilirim ki, onun katılımıyla siteye bir başka renk geldi. Zaman zaman destek aldığım sevgili Esti Saul var, Rosy Maçoro var, fotoğraf sanatçıları sevgili Tania Sisa ve Niso Maçoro gibi pek çok değerli kişinin manevi desteği var. Elbette ki, teknik konularda bilgi alışverişi yaptığım ve 35 senedir birlikte çalıştığım eski ortağım, eleştirmenim, dostum, fotoğraf sanatçısı ve gazeteci Yaşar Şenyüz var. Ve bu platforma katılan birbirinden değerli sanatçılar var, yani ekip hepimiziz.

JUDART hangi sanat kollarından örnekleri kapsayacak?
Aslında bu yola çıkarken daha çok tiyatro ve konserleri dâhil etmeyi düşünmüştük. Benim aklımda hep, “Kim Kimdir” projesi vardı, ama nereden başlayacağımı kestiremiyordum. Sonradan, ekip büyümeye başlayınca bütün sanat kollarını kapsama fikri gelişti. Çok geniş kapsamlı bir çalışma olduğunu söyleyebilirim. Siteyi sürekli güncel tutmak ve yeni bilgiler eklemek gerekiyor. Her sanatçıya bir galeri sayfası ilave ederek daha da renklendirdik platformu. Aslında daha birçok proje var; mesela sanal sergiler, yarışmalar düzenlemek, şiir köşeleri oluşturmak, sanal konserler ve skeçler düzenlemek, sesli kitaplar oluşturmak gibi türlü etkinlikler... Ve bunu sadece sanat değil, diğer tüm alanlara yaymak isterim. Yani biraz iddialı olacak ama sanırım benim esas amacım, toplumumuzun Wikipedia’sını oluşturmak.

Peki… Siteyi yabancı dillere çevirecek misiniz?
Platformun evrensel olabilmesi için en azından İngilizce ve Ladino dillerine mutlaka çevrilmeli. Ama ilk olarak Türkçeden başlamak gerektiğine inanıyorum. İçeriğin tamamının anlatımı aynı akışa sahip olmalı. Sevgili Aylin Yengin Judart’ın editörlüğünü üstlendi. Ayrıca gönüllü bir arkadaşla anlaşmak üzereyiz. Daha sonrasında da İngilizce çevirilerin de yer alacağına inanıyorum. Öncelikli işimiz bu platformu Türkçe olarak en iyi şekilde tamamlamak.

Bu bir sanat platformu ise dileyen herkes eserlerini Judart’ta sergileyebilecek mi?
Tabii ki! Sanatla uğraşan herkesin eserlerinin bu platformda yer almasını arzu ederim. Judart’ın gelecek nesillere bırakılacak çok önemli bir kaynak olacağını düşünerek, kalitemizi de koruyarak değerlendirmelerde bulunuyoruz.

Oluşumu onca heyecan verici olan ve son derece değerli bilgiler barındıran bu sitenin tanıtımını nasıl yapıyorsunuz?
Judart’ın internette kurulmuş, tamamen bizim toplumumuza yönelik en kapsamlı platformlardan biri olması öncelikli hedefimiz. Çığa dönüşen bir kartopu gibi, her gün daha fazla büyüyen bir takipçi kitlesine ulaşıyoruz. Sosyal medya paylaşımlarımız sitemizin tanıtımı açısından en önemli yeri tutmakta. Sitemizdeki anlık duyurularımız sayesinde, Judart’ı düzenli olarak takip eden herkes toplumumuzla ilgili birçok sanatsal, kültürel bilgiye de hızlı bir şekilde ulaşmış olacaktır.

Bu paylaşımlar arasında 500. Yıl Vakfı Müzesi’ne de yer verdiğinizi tahmin ediyorum. Müze ile ortak bir çalışmanız oldu mu?
Şu an için 500. Yıl Vakfı Müzesi ile bir çalışmamız bulunmamakta, ama ilerleyen zamanlarda olmasını arzu ediyoruz. Sayfalarımızı bizim toplumumuzu ilgilendiren her türlü bilgi ve etkinliklere açık tutuyoruz.

Siteye erişimi hangi kanallardan sağlayabiliyoruz?
Browser’ınıza “Judart” yazarak arama yaptığınızda zaten birinci sırada yer alıyoruz. Sitemize www.judart.com veya www.judart.com.tr adresleriyle ile erişim sağlayabiliyorsunuz. Çok yakın zamanda sitemizdeki güncel haberlerimizi sosyal medya hesaplarından da anında takipçilerimize duyurmaya başlayacağız.

Soru ya da öneri için temasa geçmek isteyenler doğrudan sizinle iletişime geçebilirler mi?
Bize ulaşmak isteyen kurum ve kişiler sitemizdeki iletişim bilgilerini kullanarak bize ulaşabilirler. Toplumumuzu ilgilendiren her türlü konuda, her kurum ve kişi ile seve seve temasta bulunuruz.

Son söz:
Tebrikler Robert Zilberman. Çabalarınızı gönülden kutluyoruz.

ROBERT ZİLBERMAN KİMDİR…
Robert Zilberman 1959 yılında İstanbul’da, Kadıköy Yeldeğirmeni’nde doğdu.
Çocukluk yıllarından beri sinema, tiyatro ve özellikle konserlere olan düşkünlüğü onu sanata yönlendirdi. 80’li yılların başında kâğıt mamullerden ürettiği değişik kırtasiye malzemeleri ile grafik tasarım uygulamalarına başladı. Üretimini geliştirmek amacıyla, ilk matbaasını Taksim’de kurdu.
Zamanla daha güncel ve daha çeşitli tasarımlar yapmak için, ustası Gani Ada’nın Cağaloğlu’ndaki atölyesine taşındı. Piyasanın birçok ünlü markalarına ambalaj tasarımları yaptı ve iki senelik birlikteliğin ardından 1988 yılında Cağaloğlu’nun göbeğinde fotoğraf sanatçısı Yaşar Şenyüz ile çizgi üstü B&H Reklam Ajansını kurdu.
Pek çok önemli yurtiçi ve yurtdışı markalar için yüzlerce katalog, broşür, afiş, TV reklamları, radyo spotları ve web siteleri tasarlayan Zilberman, birçok organizasyonu yöneterek sektörde adını duyurdu.
Halen birçok firmaya reklam ve danışmanlık hizmeti veren Zilberman evli ve kendisi gibi sanatla uğraşan iki çocuk babasıdır.