Çok-uluslu bir imparatorluğun çok-kültürlü sakinlerinden Köpe Ailesinin tanıklıkları

Çok-uluslu bir imparatorluğun çok-kültürlü sakinlerinden Köpe Ailesinin tanıklıkları
Sergi

Çok-uluslu bir imparatorluğun çok-kültürlü sakinlerinden Köpe Ailesinin tanıklıkları

SALT Beyoğlu’nda 14 Mart’a kadar açık olan “İmparatorluklar Arasında, Sınırlar Ötesinde” sergisini Lorans Tanatar Baruh ile konuşuyoruz.

“İmparatorluklar Arasında, Sınırlar Ötesinde” sergisi bizlere neyi anlatıyor?
İmparatorlukların tarih sahnesinden çekilmesine tanıklık eden Köpe Ailesinin anılarından yola çıkan “İmparatorluklar Arasında, Sınırlar Ötesinde” sergisi, Osmanlı’nın II. Meşrutiyet, Birinci Dünya Savaşı ve Mütareke döneminden bir anlatı sunuyor. Kişisel belgeler aracılığıyla siyasal, diplomatik ve toplumsal tarihin dönüm noktalarına ışık tutuyor.

Ailenin hikâyesi Transilya’nın Braşov şehri yakınlarında bir köyde doğup büyüyen Andras Köpe ile Breton bir aileden gelen Léocadie Tallibart’ın İstanbul’da kesiştiği Tanzimat döneminde başlıyor. 1842’de evlenen çiftin Charles adını verdikleri ikinci çocukları ise, Cenova kökenli Trabzonlu bir aileye mensup Rose-Marie Marcopoli ile 1882’de hayatını birleştiriyor. Charles ve Rose-Marie’nin, Charlotte, Taib, Ida, Ferdinand, Antoine ve Eugène adında çocuklarıyla kurdukları yaşam aynı zamanda imparatorlukların hikâyesini anlatır.

Avusturya-Macaristan vatandaşlığında olan ailenin Osmanlı İmparatorluğu’nda Selanik, İstanbul ve diğer kentlerde şekillenen çok-kültürlü yaşamlarından arda kalan anılar, fotoğraflar, çizimler, ses ve video kayıtlarından bir seçkiyle iki imparatorluğun yok oluşuna giden süreç aktarılıyor. Gündelik karşılaşmalarda siyasetin, diplomasinin ve savaşı anlatıyor. İmparatorluktan ulus-devlete geçiş sürecinde ailenin farklı aidiyetler ve kimliklerle olan karmaşık ilişkisinin incelikli bir okumasını yapıyor.


Köpe ailesi, Selanik, 1903 (Antoine Köpe Arşivi, Elizabeth Childress izniyle)

Sergi fikri nasıl oluştu?
Sergiyle ilgili olarak malzemeyi keşfeden Nefin Dinç ile görüşmelerimiz 2019’da başladı. Ancak Nefin’in bu malzemeyle tanışması on beş yılı buldu; University of North Texas’ta belgesel sinema okurken, 2004-2005’te bu anılardan haberdar oldu. Dallas’ta yaşayan aileyle tanıştı, anıların zenginliğini gördüğünde bir belgesel projesi yapmaya karar verdi. Yaklaşık on beş yıldır bu malzemeyle haşır neşir ve farklı projeler üretmeye çalışıyor.

Mayıs 2020’de James Madison Üniversitesi’nde, Washington American University öğretim üyesi Elizabeth Thompson ve Ohio State University Tarih Bölümü’nden Yiğit Akın ile yaptığımız bir atölye çalışması sonrasında şekillenmeye başladı. Sonrasında Birinci Dünya Savaşı ve Mütareke dönemleri üzerinde çalışmaları olan Işık Üniversitesi öğretim üyesi Erol Ülker’i serginin kurgusunun oluşturmasına katkı vermesi için davet ettik. Ocak 2020’de SALT’ta gerçekleşen iki-üç günlük çalışmanın ardından, Mart ayından itibaren süreç uzaktan çalışma ile devam etti. Antoine Köpe’nin hayatta olan tek çocuğu Elizabeth Childress’in oğlu Tony’nin, on cildi bulan anıları, onlarca mektubu, yüzlerce fotoğrafı, birçok ses ve film kaydını dijital ortama aktarmış olmasının yanı sıra Fransızca yazılan anıların İngilizce çevirisinin yapılmış olması bir şanstı. Ailenin tüm bu malzemeyi büyük bir cömertlikle bizlerle paylaşması sayesinde sergi pandemi zamanında yapılabildi.

Projenin destekçisi Macar Kültür Merkezi’nin Müdürü Gabor Fodor’un da tarih bilgisi ve Macaristan Arşivlerinden edindiği görsellerle sergiye katkı verdiğini söylemek isterim.

Köpe Ailesinin anıları ilk kez mi gün yüzüne çıkıyor?
Bahsettiğim gibi Nefin Dinç uzun zamandan beri bu sene sonunda tamamlanacak belgeseli üzerinde çalışıyor. Bu kapsamda hazırladığı antoinekope.com web sitesinde Antoine Köpe’nin anılarını ve görsel malzemeyi kısmen paylaşıyor. Belgesel için hazırlanan tanıtım videosunda da malzemenin bazı ipuçlarını görmek mümkün. Ancak sergi farklı bir boyut kazandırdı. Aile hikâyesinin ötesinde, serginin odaklandığı 1897-1920 yıllarının Osmanlı yaşamına, anlatılar, görseller, ses ve hareketli görüntülerle ışık tutuyor. Bu yoğunlukta ve bu kapsamda aile arşivi ilk kez gün yüzüne çıktı. Sergi vesilesiyle Macar Kültür Merkezi’nin işbirliğiyle, Köpe Ailesinin hikâyesini ve yaşadıkları dönemi irdeleyen makalelerin yer aldığı kitap, Macar Bilimler Akademisi, İnsan Bilimleri Araştırma Merkezi İngilizce olarak Budapeşte’de yayınlandı. Köpe Ailesinin hatıratını merkeze alan yazıların yer aldığı bir dosya Toplumsal Tarih’in Aralık sayısında yayınlandı.

Antoine Köpe’nin anılarında seni en çok ne etkiledi?
Antoine Köpe’nin ailesine bıraktığı on ciltlik anıları yalnızca samimi ve yer yer nüktedan bir metin değil. Çizmiş olduğu karikatürlerle ve çoğunluğu ağabeyi Taib’e ait yüzlerce fotoğrafla anlatısını görselleştiriyor. Taib’in haber-fotoğrafçısı olarak İstanbul’daki olayları belgelemesi ayrıca önemli. Çoğu arşivde bu bütünselliği bulmak mümkün değil; bazen sadece fotoğraf bazen de sadece belge bulursunuz, bağlantılar çoğu zaman arşivde yer almaz. Buradaki metin-görsel birlikteliğini çok değerli buluyorum. Cumhuriyet dönemi yaşamına dair ses ve film kayıtlarının olması da ayrı bir zenginlik katıyor. Aile aynı zamanda müzik ile ilgileniyor. Sergide yer alan dört videoda da kaydetmiş oldukları müzikler kullanıldı. Son video ise Antoine’ın çekmiş oldukları filmlerden fragmanlar içeriyor. Arşivlere aşina olan ve araştırma temelli sergiler üreten biriyim, bu kadar çeşitli malzemeyi ilk kez birlikte kullanma imkânını buldum.

Pandemi döneminde sergiye ilgi nasıldı?
Sergi 15 Eylül’de açıldı. Pandemi şartlarına uygun üst düzeyde tedbirlerle kuruldu. SALT Galata’ya göre daha geniş bir alanda SALT Beyoğlu’nda gerçekleştirildi. Serginin mekânsal sunumunda kamu sağlığı için belirlenmiş mesafe kurallarına dikkat edildi. İzleyicinin takip edeceği güzergâh ve duracağı noktalar oluşturuldu. Kalabalıkların oluşmasının önüne geçilmesine çalışıldı. Onun için sergi, rahat ve endişe duymadan gezilebiliyor. İlk açıldığı aylarda ziyaretçi sayısı iyiydi, pandemi şartlarının ağırlaşması ve hafta sonu yasağının gelmesiyle birlikte gelenler de doğal olarak azaldı. Bu süreçte, sergi kapsamında geliştirilen çevrimiçi konuşma programlarına ilgi yoğun oldu. Sergi 14 Mart’a kadar devam ediyor. Kamu sağlığı gözetilerek alınan tedbirler doğrultusunda, kurumun açık olduğu saatlerde yeni düzenlemelere gidilebiliyor. Sergiyi gezmek isteyenlerin saltonline.org adresinden güncel ziyaret saatlerini kontrol etmelerini öneririm.

Resimler için kaynak:
https://saltonline.org/tr/2260/imparatorluklar-arasinda-sinirlar-otesinde