Taş devri ninelerimiz anlatıyor

Taş devri ninelerimiz anlatıyor
ARAŞTIRMA

Taş devri ninelerimiz anlatıyor

Paleolitik dönem Venüsleri (Kaba Taş Devri - Yontma Taş Devri) çoğu Avrupa’da, bir kısmı Sibirya ve Asya’da ve bir kısmı da muhtelif uzak ülkelerde olmak üzere tüm Dünyada bulunan minik kadın figürleridir. Aslında figürlerin mitolojideki Venüs ile alakası yok, bu heykelcikler yapıldığında henüz Venüs’e inanılmıyordu, isimleri yakıştırma. Şu ana kadar bulunan bu heykelciklerin sayısı iki yüzden fazladır. Bu sanat eserleri genelde fildişinden, kemikten, kilden veya taştan yapılmıştır. Binlerce ve binlerce yıl önce yapılmış olan, çoğu avuç içine sığacak boydaki kadın figürlerinin (2,5 cm ile 40 cm arası), bereketin ve doğurganlığın simgeleri olduğuna inanılmakta, ancak kesin olarak neden, niçin oyuldukları bilinmiyor. Arkeologlar ve antropologlar, onların genelde erkekler tarafından yapıldıklarını ve arzu nesneleri olduklarını düşünüyorlar. Kimileri ise heykelciklerin dinî bir anlamı olduğunu varsayıyor. Onlara sihirle, törenlerle ilgili sembolik anlamlar yüklüyor.
En meşhurları
Bulunan heykellerin bazıları son derece orantılı, çok hoş kadınların heykelleri; bazıları da pek çok heykeltıraşa ilham veren, neredeyse soyut, modern formlarda figürler. Büstler ve kadın kafaları da var ama azınlıktalar. Büyük çoğunluğu küçük kafalı, kocaman göğüslü, kocaman kalçalı, kısacık bacaklı, orantısız, tuhaf heykeller. Bazılarının kafası bile yok. Sadece vücut. Kafaları olanların yüzleri ekseriyetle belirsiz. Sanki başlarını eğmişler, önlerine bakıyorlar.

Hadi, öncelikle onların en meşhurlarından bazılarını birazcık daha yakından tanıyalım.

Hohle-Fels Venüsü

Hohle-Fels Venüsü

Almanya’da Hohle-Fels mağarasında bulunan bu eser, mamut dişinden yapılmış ve günümüzden 35.000 ila 40.000 sene öncesine ait. Şimdiye kadar bulunmuş en eski insan heykeli. (Ondan birazcık daha eski 31,1 cm boyunda bir erkek heykeli var, ama kafası aslan şeklinde.) Boyu yaklaşık 6 cm. Altı parçaya bölünmüş halde bulunmuş. Parçalar birleştirilmiş. Çok yakınında yaklaşık 42.000 sene önceye ait kemikten yapılma bir flüt de bulunmuş. O da bilinen, bulunan en eski müzik aleti.

Dolni Vestonice Venüsü

Dolni Vestonice Venüsü
11,1 cm boyundaki bu eser, dünyada bilinen en eski seramik eserlerden biri. Günümüzden 27.000 ila 31.000 sene önce yapılmış. 1925’te Çek Cumhuriyetinde bulunmuş. Bulunduğunda iki parça olarak kırıkmış, onarılmış. (2004’te tomografi cihazına girmiş bu heykelciğin üstünde bir çocuğun parmak izi olduğu fark edilmiş. Büyük ihtimalle, bir çocuk onu pişirilmeden önce ellemiş ve parmak izi ölümsüzleşmiş. Bana çok büyüleyici geldi.) Bu heykelin yanında yine seramikten ayı, aslan, tilki, at, gergedan, baykuş gibi başka objeler de bulunmuş.

Galgenberg Venüsü
Avusturya’da bulunan bu eser, yeşil, parlak serpantin taşından yapılmış ve 7,2 cm boyundaymış. 1988’de bulunmuş. Dans eden bir kadın olarak yorumlanıyor. Gayet orantılı, hoş bir kadın. Ayakları yok, göğüsleri dimdik. 30.000 yıllık. Viyana Doğa Tarihi Müzesi’nde Willendorf Venüsü ile beraber sergileniyormuş, zira bulundukları yerler birbirine yakınmış.



Grimaldi Venüsü

Grimaldi Ven
üsü
Fransa sınırında, Balzi Rossi mağaralarında, yarı değerli taştan yapılma pek çok minik figür bulunmuş. Bu Venüs onlardan biri. Kolye ucu olarak kullanıldığı sanılıyor. 2,75 cm boyundaki bu minik eser, sarımsı-yeşilimsi serpantin taşından yapılmış. Hamile bir kadın olarak yorumlanıyor. İki kafalı bir kadını ifade ettiğini düşünen bilim adamları da var. Bu figür 23.000 yıllık.
Lespugue Venüsü
Mamut dişinden yapılan bu Venüs 1922 yılında bulunmuş, maalesef çıkarılırken biraz zarar görmüş. Kocaman sarkık göğüsleri var. 24.000-26.000 yıl önce yapılmış bu eser, hem dikey olarak, hem de yatay olarak simetrik. 15 cm boyunda. Picasso’ya ilham kaynağı olmuş bu Venüs. İki tane büyük boy kopyasını yaptırmış Picasso bu heykelciğin.

Willendorf Venüsü. Önden ve yandan görünüş


Willendorf Ven
üsü
11,1 cm boyutundaki Willendorf Venüsü, 1908 yılında bir işçi tarafından Avusturya’da bulunmuş. Günümüzden 25.000 ila 28.000 sene önceye ait. Kireç taşından yapılmış, neredeyse hiç hasar görmeden günümüze ulaşmış. Bu taş, heykelin bulunduğu coğrafyada bulunmamakta, yani başka bir yerden gelmiş. Bulunduğunda üstü boyalıymış. Orijinal heykel çok değerli görüldüğünden uzun süre heykelin sadece bir kopyası müzede sergilenmiş. Viyana Doğa Tarihi Müzesi’nin ilk düzenlemelerinden
birinde özel bir vitrine konmuş. Picasso ve Louise Bourgeois gibi pek çok sanatçının eserlerine ilham kaynağı olmuş çok özel bir Venüs.
Monruz Venüsü
İsviçre’de bulunan bu eser, kolay işlenip parlatılabilen çok sert bir cins kömürden yapılmış (Jet taşı) ve 11.000 sene önceye ait. Otoyol yapılırken, bu parça bulunmuş. 1,8 cm boyuyla oldukça stilize bir parça. Constantin Brancusi, Jean Arp gibi ünlü sanatçıların eserlerine ilham kaynağı olmuş bu minik Venüs. (Modern sanata atfettiğimiz estetik anlayışının 11.000 sene önce de var olması da çok ilginç. Bu Venüse benzeyen başka Venüsler de mevcut.)
Küçük kafalı, kocaman göğüslü, kocaman kalçalı
Değişik tarz heykelcikler var, hepsi birbirine benzemiyor ama pek çoğu küçük kafalı, geniş kalçalı, büyük göğüslü, suratı olmayan, kısa bacaklı figürler. Heykelcikleri inceleyen bilim adamları, heykelciklerin ezici çoğunluğunun neden bu kadar şekilsiz, koca göbekli, obez ve abartılı cinsel organlarına rağmen çekicilikten uzak olduğunu merak etmişler. Heykeller hem formlarıyla “Ben bir kadınım” diye bağırıyor, hem de bugünün anlayışıyla hiç de hoş, alımlı kadınları çağrıştırmıyorlarmış.


26 yaşında, normal kiloda, 5 aylık hamile sağlıklı bir kadının yattığı yerden kendisine bakarken önden görünüşü ve tam aynı


Farklı görüşler

Bazı bilim adamları, “Bunlar yapıldığı zaman, Avrupa’da Buz Çağı yaşanıyordu, kadınlar böyle şişmanlayamıyordu, bunlar Venüs değil, bunlar umudun sembolleri, uzun yaşayıp yaşlanabilmek istedikleri için böyle heykeller yaptılar” diye, bazıları da “Yok, bunlar neredeyse pornografik, işte, kadın vücudu iyice abartılarak yansıtılırsa böyle olur” diye düşünmüş. Heykelcikleri, Taş Devri insanlarının dişi bir Ana Tanrıçaya taptığının delili olarak gören bilim adamları da olmuş.
Dünyayı hep kendi penceremizden görürüz
Hepimiz Dünyaya bakarız ve kafamızın içindeki ne ise çevremizde de onu görürüz. Arkeologlarla ilgili, kendilerinin hem güldüğü, hem kızdığı meşhur bir anektod var: Eğer tuhaf ve ne idüğü belirsiz bir obje varsa, o zaman objenin dinî bir anlamı vardır. Bir örnek vermek gerekirse: Bir Aztek kazısında, ne olduğu bir türlü anlaşılamayan tuhaf bir seramik tas bulunmuş. Bunun dinî bir obje olduğu zannedilmiş. Sonra objenin aslında bir çeşit davul olduğu ortaya çıkmış. Bu sefer de “törenlerde kullanılan bir davul” demişler. Peki, kazıyı yaptıkları küçük Aztek şehrinde törensel davulun ne işi varmış? Kazmaya devam edip, tarım aletleri, dikiş iğneleri, başka müzik aletleri, mücevherler, kap kacaklar ve çeşitli ıvır zıvırlar bulduktan ve teşhir tezgâhlarına benzeyen başka delilleri de ortaya çıkardıktan sonra, aslında kazdıkları yerin şehrin pazar yeri olduğunu anlamışlar. Seramik davulun, en azından bulunduğu yer itibariyle din ile, tören ile alakası yokmuş. Pazarda satılacakmış meğer. Aynı tip bir yanılgı belki Venüs heykelcikleri için de geçerlidir.


Ya bu Venüs heykelcikleri hamile kadınlarsa
İşte bu Venüs heykelcikleri için de, farklı düşünen bilim adamları da var. Bu orantısız vücutların çok basit bir açıklaması var çünkü. Ya onların çoğu, yeni bir başlangıcın arifesindeki hamile kadınlarsa? Yattıkları ya da oturdukları yerden kendilerini incelemişler ve bu heykelcikleri yapmışlardır belki? Bu fikir, birçok heykel için orantısız görünen kocaman göğüsleri, kalçaları, karınları açıklayabiliyor.

Hamile bir kadın, yattığı yerden kendisine bakarsa, kendi kafasını göremez. Bu da kafasız, sadece gövdeden ibaret olan bazı heykelleri açıklar. Yatıp kendine bakan hamile bir kadın, eski haline göre koskocaman olmuş göğüslerini görür. Daha ileri baktığında, özellikle hamileliğin ileri bir aşamasındaysa, bütün ufkunu kapatan kocaman bir göbek görür. Bacaklarını kısacık görür. Ayaklarını ise belki görebilir, belki göremez. Heykellerin pek çoğunun da ayakları yok zaten. Hamile bir kadın kendini incelerken, vücudunu optik olarak oldukça çarpık görecektir. Bu çarpık görüntüleri heykelciklerle yan yana koyarsak da, benzerlik çarpıcı oluyor.
Hamile kadınlarla çarpıcı benzerlik
Bu kadınların aynaları yoktu. Belki de kendilerindeki değişikliği izlemeye çalışıyorlardı. Heykellerin pek çoğu, yeni bir başlangıcın eşiğinde kendisini ve değişmekte olan vücudunu tanımaya çalışan bir kadının tuhaf perspektifinden incelendiğinde anlam kazanabiliyor. Düşünmeye değer. Belki de heykelcikler elden ele geçiyorlardı ve başka kadınlar da kendi vücutlarındaki değişimi onlarla karşılaştırıyordu. Heykelciklerden görünen sanki o ki, Taş Devrinin kadınları kendi vücutları ile şimdiki zamanda yaşayan torunlarından çok daha barışıkmış ve kendilerini daha çok seviyorlarmış. Efsane ve gerçek arası uzak bir geçmişte yaşamış büyük büyük annelerimiz kendi vücutlarını heyecanla ve tutkuyla sevmişler ve taşa işleyip ölümsüzleştirmişler. Belki bize de bulunan eserler yoluyla bir şeyler fısıldıyorlardır.

Kaynaklar
https://arkeofili.com/paleolitik-donemden-en-etkileyici-10-venus/
https://qz.com/quartzy/1399713/a-different-view-of-gender-in-prehistoric-society-and-art/?fbclid=IwAR2jAcqQKyJ0FNGniLuX4FKNOl1-md2qqt1hr_K8u_SkNjUnrtp2rUbYrek
http://www.visual-arts-cork.com/prehistoric/venus-of-monruz.htm
https://blog.peramuzesi.org.tr/en/sergiler/sanatta-venus/
https://uk.phaidon.com/agenda/art/articles/2015/october/21/my-body-of-art-new-museum-exhibitions-director-massimiliano-gioni-on-the-venus-of-willendorf/
https://www.jstor.org/stable/682890?read-now=1&refreqid=excelsior%3A9c954bb1d33595ef460270a4bfede493&seq=1
https://books.google.com.tr/books?id=Ul6aCwAAQBAJ&pg=PT17&lpg=PT17&dq=funny+archeological+not+ritual+objects+but+everyday+objects&source=bl&ots=AUntSeHjAU&sig=ACfU3U1nXzTp0VlTokpBBq4wjWvgMYb-1Q&hl=en&sa=X&ved=2ahUKEwjXgKDC_o3qAhU18-AKHYH0AkcQ6AEwEnoECAcQAQ#v=onepage&q=funny%20archeological%20not%20ritual%20objects%20but%20everyday%20objects&f=false
https://www.hindawi.com/journals/janthro/2011/569120/
https://steemit.com/science/@deeallen/self-portraits-of-fertility-symbols-venus-figurines-of-upper-paleolithic-eurasia-nudity
https://en.wikipedia.org/wiki/Venus_figurines