Çağlar boyunca baston

Çağlar boyunca baston
İNCELEME

Çağlar boyunca baston


Kapak resmi: Devrek bastonları

Çağlar boyunca, gerek yürümeye ve ayakta durmaya destek olarak, gerekse de kıyafeti tamamlayan aksesuar olarak Baston, insanların elinde her zaman bir güç oldu.

Bastonun tarihçesi
Eski Yunan’da mitolojik kahramanlar, soylu kişiler genellikle bastonla, asayla veya ellerinde tutukları bir obje ile tasvir edilirlerdi. Örneğin Zeus elinde asa, Athena kalkanla, Hera tavus kuşu ile olduğu gibi… Din adamlarının elinde gücü temsil etmiş; Hz. Musa asası ile denizi yarıp açtığı yolda İsrailoğullarının geçişini sağlamış, susuz dönemlerde kaynaklardan su çıkarmıştır. Eski Mısır’da, kölelere yasaklanan, sadece özgür insanların taşımasına izin verilen bastonlar abanoz ağacından hazırlanır sapına uzun yaşamı simgeleyen nilüfer çiçeği oyulurmuş. Zamanla değerli taşlarla süslenmiş ve krallara, devlet adamlarına verilen hediyeler arasına girmiştir.


Elinde asasıyla Zeus

Orta Çağ’da Avrupa’da, krallar her iki ellerinde de baston taşırlarmış. Sağ elde taşınan asaletin ve kraliyetin gücünü, sol eldeki ise adaletin simgesiymiş. Din adamları da Tanrı’nın gücünü simgeleyen ucu çengelli bastonlar taşırlarmış. 1700’lü yıllarda baston taşımak, tıpkı şemsiyeler gibi soyluların, zenginlerin bir güç göstergesiymiş. 18. Yüzyılda Fransa sokaklarında, kadınlar ince tipte bastonlarla görülmeye başlamışlar. Bu modayı ilk getiren Fransız Kraliçesi, Marie Antoinette olduğu biliniyor. 1702’de Londra’da baston taşımak yerel otoritenin iznine tabiiymiş. Koleksiyonlarda bulunan bir bastonun üzerinde “Bu bastonu taşıyan kişi, Londra’nın her sokağına girebilir, şehri çevreleyen 10 millik bir bölüm içinde taciz edilemeden dolaşabilir” yazıyormuş.


Marie Antoinette

Beyaz Baston
görme engelli bir insan için özgürlük ve güvenlik sembolüdür. Tek başına sokağa çıkabilmesine, sosyal hayata karışmasına yardımcı olan rehber bir arkadaştır. Beyaz Baston, ilk olarak 1921 yılında İngiliz fotoğrafçı James Biggs tarafından kullanıldı. Görme yeteneğini kaybeden Biggs, motorlu araçlardan korunmak amacıyla bastonunu beyaza boyamıştı.

Osmanlı’da baston
Türkçeye İtalyanca “bastone” kelimesinden geçen baston sanatı ise Selçukludan Osmanlıya, Osmanlıdan günümüze devam eden bir ata mesleğidir. Yüzyıllar boyu Türk topluluklarında törenlerde tuğ denilen gücü temsil eden tüylü bir asa kullanılırmış. Müslüman Türk Devletlerinde Dürbaş adı verilen saray hizmetlileri altın veya gümüş asalar kullanırlarmış. Osmanlılarda Divanda ve bayram törenlerinde kapıcı başçıları ellerinde gümüşlü asalarıyla hizmet ederlermiş. Türklerde de asayı bırakıp ilk kez baston kullanan kişi II. Sultan Mahmut olmuş. II. Abdülhamit döneminde ise, baston dayanak olmaktan çıkmış, paşalar, genç ve yaşlı yüksek dereceli memurlar tarafından şıklık olsun diye kullanılmaya başlanmış. Frenk modasına uyarak, ince zarif bastonlar, Osmanlı topraklarında, saygınlığın, kültürün ve nezaketin simgesi olmuş.
Reşat Nuri Güntekin’in “Yaprak Dökümü”, Peyami Safa’nın “Canan”, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun “Bir Sürgün” romanlarındaki kahramanların şapka, tozluk, dürbünün yanı sıra, baston vazgeçemedikleri bir aksesuar olmuş.


Tarihi Ahlat Bastonu

Yapımında ceviz ağacı kerestesi kullanılan Ahlat Bastonu tamamen el işçiliğidir. Bastonculuk sanatı Refa Usta’nın babası Abdurrahman Usta’nın baston yapımına başlaması ile, “Selçuklu Bastonu” birçok ödül kazanmış.
Ahlat Bastonu at, kurt, kartal, şahin, güvercin, ördek, yılanlı, burma, baklava, zebra, kilim, kemik gibi yüzlerce çeşit ve desende üretilmektedir. Batı Karadeniz Bölgesi’nde, Safranbolu yakınlarındaki Devrek ilçesinde İki yüz elli yıldan beri baston yapılmaktadır. Askerliğini Mısır’da yapan Marangoz Ali Ziya sayesinde, bastonculuk bir sanata dönüşür. Marangoz ustası askerde İngiliz subaylarının ve asillerinin bastonlarını, şemsiyelerini onarmakla görevlendirilmiş ve memlekete dönünce kızılcık ağacının dallarından yapılan “Devrek Bastonu”nun ün kazanmasında büyük rol oynamıştır.



Anlatılan bir fıkra var: Abdülaziz devrinde asa yerine baston kullanan, zarafetiyle tanınan Kethüzade Hoca Ahmet Arif Efendi bastonu nedeniyle eleştiriliyordu. Kendisine “Kâfir değneğini niçün kullanıyorsun?” diye soran birine şu cevabı vermiştir. “Merak etme ben onu sünnet ettim, Müslüman oldu.”

Günümüzde bastonlar
Modern çağda teknolojinin gelişmesiyle, bilhassa yaşlı nüfusun yoğun yaşadığı Japonya gibi ülkelerde baston tasarımında birçok yenilikler getirildi. Geçtiğimiz yıllarda Barselona’da sergilenen bastonların GPS, 3G, Wi-fi gibi teknolojik özellikler içererek kullanıcısının bulunduğu yer hakkında bilgi verebilmesi çok değerli bir buluş olmuştur. Yeni nesil bastonlar, görme engellilerin yolunu bulmalarına yardımcı olmanın yanı sıra, artık kalp atışlarını ve vücut ısılarını kontrol etme özelliği de taşımaya başlamıştır.