Ekim ayı başlarında sanat dünyası karıştı. Eleştirmelerin gündeminde fırtına gibi esen konu: Dubai Expo’da sergilenen, Michelangelo’nun ünü dünyanın dört bir yanına dağılan, asırlardır takdir ve hayranlıkla izlenen eseri Davut heykelinin kopyasına getirilen sansür.


Eserin 3 boyutlu kopyası ülkeye geldikten ve sergi alanına sokulduktan sonra, organizatörler bu eserin Müslüman kültürü ile bağdaşmadığını fark ettiler. İş işten geçmişti. Expo çalışanları, bu dev heykeli, kimseye rahatsızlık vermeden sergilemenin yollarını aradılar. Heykeli önce cam bir fanusa yerleştirdiler. Böylelikle, ancak 2. kattan itibaren aşağıya bakmak suretiyle seyredilebilecek olan heykelin sadece başı ve omuzları görülebilecekti. Ayrıca bu alan sadece diplomatlara ve VIP’lere açık olacaktı. Heykelin üzerine iç çamaşır dahi konması düşünüldü. Organizatörler için bu tam bir fiyasko idi. Sanat eleştirmenleri uygulamayı gülünç bulurken böylesi bir eserin üzerinde oynama yapılmasına karşı çıktılar. Bu eserin kopyasını Dubai’ye getirmenin yanlış karar olduğunu düşünenlerin yanı sıra bu heykelin İncil’den bir tema olduğunu, putperest bir tema olmadığını dolayısıyla sanata saygı göstermek gerektiğini de savunanlar az değil.

Şimdi sanat dünyasında şöyle bir soru gündemde “Kopyası dahi olsa bir eserin üzerinde oynama, ekleme, değiştirme hakkı var mıdır?”

Anket yapılsa, çoğunluk cevabın “hayır” olacağı garanti.

O halde sanat din, dil, ırk, cinsiyet veya herhangi başka bir unsur ayrımı yapmadan salt sanatsal bir bakış açısı ile mi değerlendirilmelidir?