Haber Resmi: 
Christopher Columbus’un portresi. Sebastiano del Piombo (1519)



3 Ağustos 1492’de İspanya’nın Palos de la Frontera limanından birkaç gemi yelken açarak ayrıldı.

Gemilerden biri, din değiştirip Hıristiyan olmak istemedikleri için vatanları bildikleri İspanya’yı terk eden Yahudilerin son gemisiydi. En son 31 Temmuz’a kadar ya Hristiyan olmaları ya da ülkeyi terk etmeleri söylenmişti, sonra süre 2 Ağustos’a kadar uzatılmıştı. Bütün limanlar doluydu. Gemi bulup ayrılmaları gecikmişti… Bilmedikleri bir kadere, yeni bir vatana doğru gidiyorlardı.

Diğer gemiler; Pinta, Niña ve Santa María ise bir filo teşkil ediyorlardı. Türklerin İstanbul’u almaları Avrupa’da dengeleri değiştirmiş, deniz yollarını Avrupalılara kapatmıştı. Kristof Kolomb (Christopher Columbus) adlı bir maceraperest, Hindistan’a giden yeni bir deniz yolu bulmak için gereken parayı nihayet bulmuş, izinleri almış, üç gemiyle tehlikeli bir yolculuğa çıkıyordu. Kendisi bilmese de Hindistan’ı değil, Amerika’yı keşfedecekti.


Columbus’un üç gemisi

1 Ağustos 1492 akşamı ve ertesi gün olan 2 Ağustos özel tarihlerdi. Yahudi takviminde 9 Av’dı: Tisha B’Av; Yahudi tarihinde nice felaketlerin gerçekleştiği gün. Babilliler Süleyman’ın tapınağını (1. Bet Amikdaş) M.Ö. 586’da o gün yıkmışlardı. İkinci tapınağın Romalılar tarafından yıkılışı da M.S. 70 yılında aynı tarihe denk düşmüştü. Yahudiler bu tarihte bazen tesadüfen, bazen de özellikle bu tarih seçilerek yaşanmış başka trajedilerle de karşılaşmışlardır. Örneğin, 1290 yılında İngiltere’den, 1306 yılında da Fransa’dan Tisha B’Av günü kovulmuşlardır. Şimdi de tarih tekerrür ediyor ve İspanya’dan kovuluyorlardı. 1492’nin Ocak ayında Katolik hükümdarlar İslam’ın İspanya’daki son kalesi Granada’yı ele geçirmişlerdi. İspanya’daki 800 yıllık İslam hakimiyeti artık tamamen sona ermişti. Hristiyanların ele geçirdiği yerlerde Yahudilere 1300’lü yıllardan beri çeşitli katliamlar yapılmış, pek çok Yahudi Hristiyan olmaya zorlanmıştı. Yaklaşık yarısı Hristiyanlığı kabul etmişti. Ancak, nazikçe “converso” (İspanyolcası converso - dönme), aşağılayıcı olarak da “marrano” (yaban domuzu) denilen bu insanların Hristiyan olmaları yeni sorunlar çıkarmıştı. Konverso’lar, evlatları, torunları ve cetleri artık Yahudilere yasak olan meslekleri edinip bu mesleklerde yükselebiliyorlardı, üstelik kendilerinin ne derece inançlı gerçek Hristiyanlar oldukları da bilinemiyordu. Aralarından Francisco Lopez gibi saray doktorları, Juan de Mena gibi şairler ve yazarlar, Gabriel Sanchez gibi bankacılar çıkıyordu ve de tabii ki toprak sahipleri… Hiç istenmeyen ve beklenmeyen bir sonuç. Katolik İspanya artık sadece Yahudileri değil, Marrano’ları da istemiyordu.


Ferdinand ve Isabella’nın evlenmesini betimleyen bir resim (1469)

Başlangıçta Kraliçe Isabella ve Kral Ferdinand bu konuya daha ılımlı yaklaşıyorlardı. Ancak İspanyol engizisyonunun başı Thomas de Torquemada onları gitgide daha fazla etkisi altına aldı. Ve onlardan bile fazla söz sahibi oldu. O devirde Torquemada’nın adı zulüm, dinî hoşgörüsüzlük, işkenceler ve fanatizm ile eşdeğerdi. Çok güçlü bir adamdı, defalarca papalığa şikâyet edilmesi bile durumu değiştirememişti. İspanya Yahudilerinden Portekiz asıllı Don Isaac Abravanel (Abarbanel olarak da bilinir) ve saray hazinedarı Rabi Don Abraham Senior kovulmayı durdurmak için hazineler teklif ettiler ancak Torquemada onları engelledi. Sonuçta, kovulma kesinleşti. Sultan II. Bayezid, Piri Reis’in amcası Kemal Reis’in kumandasındaki Osmanlı kadırgalarıyla Yahudileri İspanya’dan aldırttı. (Isaac Abravanel Napoli’ye gitti. Abraham Senior ise 80 yaşında Hristiyan oldu.) Peki, Kolomb’un seyahatinin de aynı zamana denk gelmesi kaderin bir cilvesi, bir tesadüf müydü? Cevap, hayır! Kesinlikle tesadüf değildi.


Christopher Columbus ilk seyahatine çıkarken oğlu Diego ile vedalaşıyor 


Kristof Kolomb’a destek olanlar
Daha 1492’nin Ocak ayında Kolomb Kraliçe Isabella ve Kral Ferdinand ile buluşmuş, onları Hindistan’a yapacağı sefer için kendisine destek olmaya ikna etmeye çalışmıştı. Riskler çok fazlaydı, reddedilmişti. Bu, Kolomb’un ilk reddedilişi değildi. Daha önce 1484’te Portekizlilerden, 1486’da da İspanyollardan destek istemişti ve reddedilmişti. Kolomb Fransa’ya ya da İngiltere’ye gidip bir de şansını oralarda denemeyi düşündüğü sırada devreye Luis de Santángel adlı üçüncü nesil bir Konverso girdi: Sarayda mali işler sorumlusu olarak çalışan önemli bir adam. Santángel kral ve kraliçeyi, şayet Kolomb başka bir devletten yardım alarak bu işin altından kalkarsa, İspanya’nın prestij kaybedeceğine ikna etti. Ayrıca masrafların çoğunu da kendi cebinden karşıladı! Gabriel Sanchez adlı bankacı bir Konverso ve Yahudi Don Isaac Abravanel de masrafların gerisini tamamladılar. Kraliçe Isabella ve Kral Ferdinand’a cüzi, sembolik bir miktar ve de limanlarını yolculuk için açmak kaldı.


Luis de Santángel

 

Santángel’in kazıkta yakılarak can veren akrabaları vardı. Kendisi, ailesi ve soyu Kral Ferdinand’ın özel fermanıyla koruma altındaydı, yine de Yahudilerin ve Konverso’ların rahatça yaşayabileceği güvenli bir yer bulunmasını istemiş olabilir. Nitekim, Kolomb’un keşiflerinden sonra, İspanya ve Portekiz’den kaçan pek çok Sefarad Yahudisi ve Konverso, kendilerine Jamaika’da yeni bir vatan bulmuştur. Luis de Santángel’in soyundan gelen Antonio de la Cadena Maluenda ise 1525’te Meksika’ya yerleşmiş ve saray hazinedarı olmuştur.

Muhtemelen Kolomb’un, çoğunluğu İspanyol ve Mağribilerden oluşan mürettebatı arasında da Konverso kökenli çok kişi vardı, devir İspanya’da durma devri değildi. Bu Konverso’ların bazıları biliniyor. Roderigo de Triana ve Alfonso de la Calle Yahudi kökenli oldukları bilinen tecrübeli denizciler. (Roderigo de Triana, gecenin ikisinde ufukta bir ışık (Amerika kıtası) görüp “kara göründü” diye bağıran kişi aynı zamanda.) Maestre Bernal, Yahudi kökenli ünlü bir doktor. Gemide ayrıca Marco isimli bir de cerrah varmış. Ayrıca Kraliçe Isabella’nın kişisel müfettişi olan Roderigo Sanchez de Segovia da gemide onlarla seyahat ediyormuş. Ama mürettebattaki Konverso’ların en meşhuru Murcia valisinin tercümanı Luis de Torres’miş.


Luis de Torres


Kolomb Amerika’yı değil, Hindistan’ı arıyordu. Bu adam da iyi derece İbranice, Arapça ve Aramice dahil pek çok lisan bildiği için özellikle seyahate dahil olmuş.

Kolomb, İspanya’dan 31 Temmuz’da ayrılacaktı. Ancak liman kaçan Yahudilerle doluydu. Onları almaya gelen Osmanlı kadırgalarından ayrı olarak bazı Yahudiler de kendilerini Kuzey Afrika’ya götürecek Müslüman denizcilerle anlaşıyorlardı. Kolomb planlanan günde limandan çıkamamış. Sonraki iki gün ise kendisi limandan çıkmak istememiş, ayrılışını biraz geciktirmiş. Tisha B’Av yüzünden mi istemedi, başka bir sebep mi vardı, bunu bilemiyoruz. Sonuçta 3 Ağustos’ta limandan ayrılmış. Kolomb ilk seyahatten sonra Amerika’ya üç seyahat daha yaptı. Güney Amerika’yı keşfetti ama yeni bir kıtaya vardığını en sonunda anladı mı, emin değiliz. Avrupa’dan çıkıp Afrika’yı dolanarak Hindistan’a giden yeni yolu bulan ilk denizci Portekizli Vasco de Gama oldu (1498); Amerika’ya ad verme şerefi ise İtalyan Amerigo Vespucci’ye nasip oldu.


Columbus’un Yeni Dünyaya varışını betimleyen bir resim. Dioscoro Puebla (1862)


Peki, Kolomb bir Konverso muydu?
Kendisi Cenovalı bir İtalyan olarak biliniyor. Ama farklı görüşte olan tarihçiler de var. Kolomb’un aile geçmişi oldukça belirsiz, bilerek öyle olmasını istediğini düşünen tarihçiler var. İspanyolcası, İtalyancasından çok daha iyiymiş. Vasiyetnamesi de ilginç. Kazancının onda birini çeyizi olmayan genç kızlar için ayırmış. (Bu bir Yahudi geleneğiymiş.) Lizbon’un Yahudi bölgesinde yaşayan bir Yahudi’ye de ciddi bir rakam bırakmış. Vasiyetnamesinin her sayfasında bir paraf varmış. Paraftaki işaret İspanya’daki eski Yahudi mezarlıklarında bulunan bir işarete benziyormuş. Mirasçılarının da mirastan paylarını alırken aynı sembolü kullanmalarını istemiş. “Konverso / Marrano”lar konusunda uzman bazı tarihçiler o parafın şifreli şekilde yazılmış Kadiş duası olduğunu ve kendisine bu şekilde Kadiş okuttuğunu düşünüyor. (Kadiş, Yahudi cenazelerinde okunan bir Tanrıya övgü duasıdır.) Bunun dışında oğluyla olan yazışmalarında da her sayfanın başına bir çeşit sembol/paraf koymuş. Bunun tek istisnası oğlunun Kral Ferdinand’a götürmesini istediği bir evrak. “Konverso / Marrano”lar konusunda uzman bazı tarihçiler, orada şifreli şekilde B’Ezrat Hashem (Allah’ın adıyla / Allah’ın izniyle / Allaha şükür) yazdığını düşünüyor. Çoğu tarihçi ise bu fikirleri tamamen saçma buluyor. “Kolomb İtalyan’dı” diyorlar. Gerçek geçmişte kaldı, doğrusunu bilmeye imkân yok.


Columbus’un Chicago’da Arrigo Parkında bulunan heykeli 


İnsanlık tarihinde bir dönüm noktası
Kolomb’un yolculukları insanlık tarihinde bir dönüm noktası olarak kabul edilir; nasıl ki tarihi Milattan Önce ve Milattan Sonra diye ayırt ediyorsak, Amerika’nın keşfi de küreselleşmenin başlangıcına ve buna eşlik eden demografik, ticari, ekonomik, sosyal ve politik değişimlere işaret eder. Amerika’nın keşfi dünyayı sonsuza kadar değiştirdi, keşfin olumlu ve olumsuz etkileri oldu. Kolomb’u çok sevenler olduğu gibi, nefret edenler de var. Her sene, Kolomb’un Amerika’ya ilk ayak bastığı günün yıldönümü olan Ekim’in 12’si “Columbus Day” - (Kolomb günü) İspanya’da ve ABD’de mutlu bir gün olarak kutlanıyor, buna karşılık Latin Amerika’nın çoğu ülkesinde Amerika’nın sömürülmesinin başlangıcı olarak görülüyor ve mutsuz, ırkçılıkla bağlantılı bir gün. Madalyonun her zaman çift yönü vardır.

Kaynaklar:
https://www.wikipedia.org/
https://aish.com/the-jews-who-sailed-with-christopher-columbus/
https://www.timesofisrael.com/christopher-columbus-the-hidden-jew/?__cf_chl_tk=04gTdWjka6lARU4nycWjQxRuszEbDSoY7HL4w0ItTF0-1712663284-0.0.1.1-1663
https://edition.cnn.com/2012/05/20/opinion/garcia-columbus-jewish/index.html
https://forward.com/opinion/378719/this-day-in-1492-spanish-jews-were-expelled-and-columbus-set-sail/