Haber Fotoğrafı: Genco Erkal (28 Mart 1938 - 31 Temmuz 2024)
“Her şeyimi Cumhuriyet’e borçluyum.”
Genco Erkal
Bir sabaha tiyatronun duayeni Genco Erkal’ın Instagram hesabından yayınladığı, “Hoşça kalın dostlarım benim, hoşça kalın! Sizi canımda canımın içinde, kavgamı kafamda götürüyorum. Hoşça kalın dostlarım benim, hoşça kalın... Resimlerdeki kuşlar gibi dizilip üstüne kumsalın, mendil sallamayın bana. İstemez... Tek hecesiz elveda” paylaşımı ile uyandık. Büyük usta 31 Temmuz 2024 günü sonsuzluğa kavuşurken, bu dünyaya Nazım Hikmet’in dizeleriyle veda etti.
Genco Erkal,
28 Mart 1938’de deniz subayı Reşat Bey ve döneminin ünlü terzilerinden Nebahat Hanım’ın oğlu olarak İstanbul’da dünyaya gelmiş, Galatasaray Lisesi’nde başladığı eğitimini Robert Kolej’de sürdürmüş, tiyatroya erken yaşta gönül vermiş olmasına rağmen, ailesi tiyatroya pek de sıcak bakmadığı için, üniversite eğitimini İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde tamamlamıştı. Kendisiyle yapılan bir röportajında, “Bir Delinin Hatıra Defteri”nde psikoloji eğitiminin çok yararını gördüğünü söyleyecekti.
Genco belgeselinden, Genco Erkal ve çocukluğu
Evet, sanatçının tiyatroya olan aşkı öğrencilik yıllarında, Genç Oyuncular topluluğunda sahneye çıkarak başlamıştı. 1957’de bu topluluğu kuran ekibin içindeydi; Muhsin Ertuğrul’un teklifi ile profesyonel olarak sahne hayatına adım attı, Kenter Tiyatrosu’nda “Çöl Faresi” oyununda rol aldı. Takip eden senelerde, Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu ve Ankara Sanat Tiyatrosu’nda çalıştı.
Başarılarla dolu sanat hayatında, Genco Erkal, Türkiye’nin en önemli tiyatro topluluklarında hem oyuncusu ve hem de yönetmeni olarak görev yaptı. Otuz bir yaşından vefatına kadar, kurucusu olduğu ve kadar ülkemizde politik tiyatronun gelişimini sağlayan yapan Dostlar Tiyatrosu’nun sanat yönetmeniydi.
Genco Erkal, “tek kişilik oyunların” ustası, öncüsüydü
1965 yılında Nikolay Gogol’un “Bir Delinin Hatıra Defteri” adlı öyküsünü tiyatroya uyarladı ve Türkiye’de, Batılı anlamda metne dayalı ilk tek kişilik oyun olarak sahneledi. Bu oyunu elli sene boyunca, üç farklı yorumla, kendisiyle özdeşleştirdi. Oyun için çalışmalarında Bakırköy Akıl Hastanesi’ndeki doktorlar ve oradaki hastalarla görüştüğünü, ilerleyen senelerle oyunu farklı bir gözle görmeye başladığını söylemişti. Kendisine, oyunu izlediğimizde sahnede, “‘Bir deli’ görüyoruz, siz gerçekten deli misiniz?” diye sorulduğunda, ruhunun derinliklerinde fırtınalar koptuğunu ancak günlük hayatındaki sorumluluklarının son derece akılcı bir insan olmayı gerektirdiğini belirtmiş ve “Sahnede oynarken, hayatımda kontrol altında tuttuğum şeyler fışkırıyor. İyi ki de fışkırıyor; öyle bir çıkış olmasa herhalde delirirdim” diye sahnedeki varoluşundan bahsetmişti.
Genco Erkal tiyatro devi, tiyatro aşığıydı
Sahnede yaşadı ve son anına kadar sahnede kaldı. Ülkemizin Aziz Nesin, Haldun Taner, Nâzım Hikmet, Behiç Ak, Yaşar Kemal… gibi ünlü yazarlarının eserlerini tiyatroya uyarladı.
Aralarında Gorki, Brecht, Weiss, Sartre, Steinbeck gibi yabancı yazarların olduğu eserlerini de sahneleyen Genco Erkal, “Aslan Asker Şvayk”, “Galileo” vs. oyunlarla pek çok ödüle layık görüldü. Değişik yıllarda birçok kere, “En İyi Tiyatro Yönetmeni” seçildi.
Önemli uluslararası film festivallerinde gösterilen ve çok ödüllü “At”, “Faize Hücum”, “Hakkâri’de Bir Mevsim”, “Camdan Kalp” filmlerinin baş rollerinde oynadı. TRT Televizyonu için Haldun Taner’in ünlü müzikli oyunu “Keşanlı Ali Destanı”nı yönetti ve oynadı.
Genco Erkal ve Fazıl Say
Senfonik konserlerde Prokofiev’in “Peter ile Kurt”, Stravinski’nin “Askerin Öyküsü”, Fazıl Say’ın “Nâzım Oratoryosu” adlı yapıtlarını anlatıcı olarak seslendirdi. Bizim için o Nazım’ın sesiydi.
Paris’te ve Avignon Festivali’nde Genco Erkal, üç Fransız yapımında rol almıştı: Nâzım Hikmet’ten “Sevdalı Bulut”, Philippe Minyana’dan “Ou vas-tu Jérémie?” ve Paulo Coelho’nun romanından uyarlanan “Simyacı”. Bu performanslarıyla batıda büyük beğendi topladı.
Yaşama sebebini, “En önemli neden, mesleğime olan tutkum. Yaşama biçimim tiyatro. Bütün yaşamımı kaplıyor, özel hayat çok kenarda kalıyor. En mutlu olduğum yer sahneye çıktığım zamanlar. Sahnede olmak, oyun oynamak, izleyicilerle karşı karşıya gelmek beni hayatta tutuyor. Çünkü biliyorum ki zamanla kafa gidecek, vücut gidecek” diye ifade ediyordu.
Her yeni oyununun bir öncekinden daha iyi olması için çalışan Genco Erkal, hayatına 173 oyun sığdırdı.
Fazıl Say, Genco Erkal’ın vefatından sonra, “Büyük sanatçımızı kaybettik. Başımız sağ olsun. Tüm bir ömür ışık saçtı, ışıklarda uyusun. Tek başına mücadelenin en büyük kahramanıydı… Ondan çok şey öğrendim. Türkiye onunla daha büyüktü…” dedi.
Zülfü Livaneli, “Genco Erkal çapında bir sanatçı için bayraklar elbette yarıya iner, yas ilan edilir,” diye yazdı.
Kaybıyla tüm sanatseverleri yasa boğan, evrensel anlamda bir aydın, toplumsal duyarlığı çok yüksek ve üretken bir sanatçı olan Genco Erkal tiyatromuzun mihenk taşı olmaya ve nesilleri etkilemeye edecek… Hoşça kal Nâzım’ın sesi!