II. Dünya Savaşı sırasında 25 Auschwitz tutsağı genç kadın, üst düzey Nazi subaylarının eşleri için zarif giysiler tasarlayarak hayatta kalmayı başarmışlardı.
Holokost’un en yoğun yaşandığı dönemde bu 25 kadın, Auschwitz-Birkenau toplama kampı içinde bulunan ve Nazilerin “Yüksek Terzilik Stüdyosu” adını verdiği özel / ayrıcalıklı bir salonda, SS’lerin ve üst düzey Nazi subaylarının eşleri için zarif giysiler dikip üretiyordu.
Hitler’in propaganda bakanı Joseph Goebbels’in eşi Magda Goebbels de müşteriler arasındaydı. Kamp komutanı Rudolf Höss’ün eşi Hedwig Höss tarafından kurulan bu işletmenin yaptığı işler o kadar çok talep görüyordu ki, altı aylık bir sipariş birikimi vardı. En genç işçi 14 ve en yaşlıları 20’li yaşlarının başındaydı. Çoğu, terzi ailelerinde büyümüştü ve hayatlarını kurtaracak olan ‘moda ticareti’ne aşinaydılar.
1942 Başları
1942’nin başlarında Slovakya, bekâr Yahudi kızların çalışma kamplarına gitmelerini emreden posterler ve el ilanlarıyla doluydu. Bunlardan bazıları saklandı, binlercesi işgal altındaki Polonya’daki toplama kamplarına gitmek üzere Alman trenleriyle doğuya doğru yola çıktı.
Kadın mahkûmlar çoğunlukla açık havada çalışmak, bataklıkları ve göletleri taramak, hendek kazmak, nehir kıyılarını güçlendirmek ve Polonyalıların kaçarken geride bıraktıkları evlerini yıkmak için kazma ve el aletleri kullanmakla görevlendirildi. Yıkılan bu evlerden kalan tuğlalar, atlar yerine yine kadınların çektiği bir arabaya yüklenip inşaat alanına taşınıyordu.
Höss Ailesi (1943)
Hedwig Höss ve Marta Fuchs
Bazı şanslı kadın mahkûmlar, kamp görevlilerinin hizmetçileri ve yardımcıları olarak çalıştı. Bunlardan biri, Hedwig Höss ve ailesi için hizmetçilik yapan terzi Marta Fuchs’tu. Hedwig, Auschwitz’in Komutanı Rudolf Höss’ün karısıydı. Marta, bahçenin ve yüzme havuzunun bakımını yapmak, çocukları kızak gezileriyle eğlendirmek ya da villanın bahçesindeki salıncaklarda onları sallamak gibi işlerde görevlendirildi.
Bir gün Hedwig Höss, kullanılmayan kürk parçalarını bir paltoya dönüştürecek birine ihtiyacı olduğunu söyleyince, Marta bunu kolayca yapabileceğine dair ona güvence verdi. Hedwig sonuçtan o kadar memnun kalmıştı ki, Marta artık Hedwig’in özel terzisi ve modacısı olmuştu. Villanın çatı katı, Auschwitz mahkûmlarından yağmalanan elbiselerin ve kadın kıyafetlerinin yeniden işlendiği bir dikiş odası olarak yeniden düzenlendi. Marta, çocuklar için resmi kıyafetler ve el konulan kıyafetlerdeki düğmeleri değiştirmesi konusunda ısrar eden Hedwig için elbiseler tasarladı çünkü Hedwig “Yahudi ellerinin dokunduğu” hiçbir şeye temas etmek istemiyordu. (Lucy Adington’ın “The Dressmakers of Auschwitz” kitabından alıntı.)
Bu sırada Hedwig, Marta ile birlikte çalışmaları için birkaç terzi tutmuştu. Bir gün tavan arasına çıkan Hedwig, Marta ve başka bir Yahudi kadının dikişinde gördüğü kalite ve hız karşısında şaşkına dönmüştü: “Hızlı ve iyi çalışıyorsunuz. Bu nasıl mümkün olabilir? Sonuçta Yahudiler asalak ve dolandırıcıdır ve... kafelerde oturmaktan başka bir şey yapmazlar? Böyle çalışmayı nereden öğrendiniz?”
Kısa süre sonra Hedwig’in süslü kıyafetleri, kıskanç Nazi subaylarının eşlerinin haset duymalarına neden oldu. Böylelikle Hedwig, Auschwitz kampının içindeki çatı katı atölyesini Nazi elitlerine adanmış lüks bir moda salonuna dönüştürme olasılığını fark etti. Bu, Marta’nın yönetimindeki stüdyonun başlangıç noktasıydı.
Terzi ekibinin bir parçası olan Bracha ve Katka Berkovic kardeşler
Yüksek Terzilik Stüdyosunun kuruluşu
1944 yılında, “terzi” olarak tanımlanan bazı kadınlar, Obere Nähstube - Yüksek Terzilik Stüdyosu adlı bu yeni moda salonundaki dikişçi ve tekstil işçilerinden oluşan seçkin bir gruba katılmak üzere seçildi. Stüdyoya yeni katılacaklara (bunlar çalışanların akrabaları vs. idi) teklif, Marta aracılığıyla iletildi ve gruba arkadaşlar ve kız kardeşler eklendikçe işçi sayısı arttı. Marta, yeni terzilik stüdyosunu mümkün olduğunca çok sayıda kadını kurtarmak için bir sığınak olarak gördü.
Stabsgebaude’nin üst bodrumunda kurulan stüdyo akan su, sifonlu tuvaletler ve çalışan duşlar gibi olanaklara sahipti. Kadınlar gece gündüz çalışıyor ve hasır şilteli çift katlı ahşap ranza yataklarında vardiyalı olarak uyuyorlardı. Yemekler şalgam çorbası, patates kabukları ve bazen ekmekle margarin veya sosis içeriyordu. Bazı gardiyanlar ara sıra az da olsa şeker ve çikolata bile dağıtıyorlardı.
Yirmi beş terzi Slovakya, Macaristan, Fransa, Polonya, Rusya ve Almanya kökenliydi. SS müşterileri stüdyoya danışmanlık için geldiklerinde, ellerindeki birçok moda dergisini karıştırır, tasarıma en uygun kumaşları ve aksesuarları seçerlerdi ve Marta’nın ekibi kalıplar yaratır, kumaşı gerekli şekilde keser ve güzel iç çamaşırları, takımlar, elbiseler ve gecelikler üretirdi. Saten, ipek, pamuk ve ketenlerle çalışan kadınlardan her hafta iki elbise üretmeleri bekleniyordu. İlerleyen zamanlarda Berlin’den dahi üst düzey Nazi müşterileri oluşmuştu.
Marta, elinden geldiğince çok sayıda kadını kurtarmak istiyordu. İşçiler artık temiz kıyafetlere, yıkanma fırsatına ve medeni ve anlamlı bir işte çalışmanın verdiği tatmin ve öz saygıya sahiptiler.
Kampta Direniş
Kampta “direniş” bazen, yasaklı (örneğin bayramlar için dua kitabı veya Şabat mumu gibi) ürünler üretmek gibi küçük şeylerdi. Daha geniş çapta “direniş” ise, yeraltı direniş hareketlerinin kampın dışındaki insanlarla iletişim kurmasına ve bir kurye ağı aracılığıyla mesajları dışarı kaçırmasına gizlice yardım etmeyi içeriyordu. Auschwitz Soykırımı’nı anlatan kodlanmış mektuplar ve kartpostallar, “terziler” tarafından iletildi.
Kadınlar ayrıca, Hedwig Höss’ün bahçesinden kaçak getirilen meyve ve sebzeleri paylaştılar. Bulabildikleri tüm ilaçları toplayıp dağıttılar. Bir terzi hastalandığında, gardiyanlar tarafından dövülme ya da daha kötüsünün riskini göze alarak, onun sağlığına kavuşması için gizlice bir araya geldiler.
Çok değerli kaçakçılık ürünlerinden biri de, hapishane duvarlarının ötesinde neler olup bittiğini öğrenebilecekleri herhangi bir gazeteydi. Gardiyanları uykuya daldığında, Müttefiklerin savaş çabaları hakkındaki haberler için BBC radyosunu yavaşça açıyorlardı. Müttefiklerin Fransa’ya çıkarma yaptığını böyle gizli bir haber yayını sayesinde öğrendiler. Gazeteler ve radyo yayınları morallerini yükseltti ve onlara savaşın gidişatının değiştiğine dair umut verdi.
1944’ün sonlarında ve 1945’in başlarında, Müttefik bombaları düşmeye başladı ve Almanlar çılgınca Auschwitz Soykırımı’nı belgelendiren kayıtları yok etmeye çabaladılar. İmha edilmesi hedeflenen o kadar çok dosya, defter ve ayrıntılı kayıt vardı ki, Almanlar onları yok etmek için “şenlik ateşleri” yaktılar.
17 Ocak 1945, kadınların son iş günüydü. Terziler, on binlerce mahkûmla birlikte, Auschwitz boşaltılıp neredeyse terk edilirken, batı ve kuzeybatıdaki diğer kamplara yürümeye zorlandılar. On gün sonra, ilerleyen Rus ordusu geldi ve geride kalan hasta ve güçsüz mahkûmları kurtardı. Mayıs ayına gelindiğinde Amerikan, İngiliz ve Rus birlikleri bir araya gelmeye başladı ve 2 Mayıs 1945’te Almanya teslim oldu.
Marta Fuchs
Marta 1918’de günümüz Macaristan’ında doğdu. Prag’ın moda ve haute couture çevrelerinde yükselen bir yıldızdı. Hayatındaki yolu farklı olsaydı Paris’te bir moda ikonu olabilirdi. Bunun yerine Auschwitz’e gitti ve Yüksek Terzilik Stüdyosu’nun lideri oldu.
Auschwitz terk edildiğinde, Marta ve beş kişi daha, kaçmak için Almanların başlattığı ‘Ölüm Yürüyüşü’nden ayrıldı ve Slovakya - Polonya sınırına kadar ulaşmayı başardı. Ancak Alman birliklerinin açtığı ateşle yanındaki dört kişi vurularak öldürüldü, sadece Marta ve bir Polonyalı arkadaşı kaçabildi. Marta, ormana doğru koşarken Alman kurşunlarının sırt çantasındaki kitaplara isabet etmesi sayesinde kurtuldu.
Marta, savaştan sonra Prag’da kendi işini açtı. “Salon Marta” makul fiyatlı, kaliteli kadın kıyafetleri üretti.
Rudolf ve Frau Höss: Auschwitz Komutanı ve eşi
Edna Hedwig Höss, 1929’da bir cinayet cezasıyla hapisten çıkan Rudolf Höss ile evlendiğinde 21 yaşındaydı. Auschwitz arazisi içinde, güllerle süslenmiş bir bahçe villasında yaşıyorlardı. Savaşın sonuna doğru Edna, Rudolf ve beş çocukları yetkililerden kaçıp sahte isimlerle kuzey Almanya’ya yerleştiler.
Höss, Mart 1946’da bir İngiliz Nazi avcıları ekibi tarafından bulundu, tutuklandı ve Nürnberg’de ifade vermesi ve ardından yargılanması için Amerikalılara teslim edildi. Rudolf Höss’ün otobiyografisi hapishanede yazıldı. Savaş suçlarından dolayı bütün suçunu reddetti çünkü sadece “emirleri takip etmişti”. Bir yıl sonra, Auschwitz toplama ve imha kampının eski komutanı suçlu bulundu ve asılarak 16 Nisan 1947’de idam edildi.
Rudolf Höss'ün İnfazı
İnfazı, çoğunluğu Yahudilerden oluşan 1,1 milyon insanın öldürüldüğü eski Auschwitz krematoryumunun arazisine yakın bir avluda gerçekleşti.
Edna Hedwig Höss, Eylül 1989’da Virginia’daki kızını ve torununu ziyaret ederken vefat etti; 81 yaşındaydı.
Miras
Yüksek Terzilik Stüdyosu’nun hikâyesi, İngiliz yazar ve giyim tarihçisi Lucy Adlington’ın Eylül 2021’de “The Dressmakers of Auschwitz” isimli kitabını yayınlamasına kadar büyük ölçüde bilinmiyordu. New York Times’ın En Çok Satanlar listesinde yer alan kitap 22 dile çevrilerek dünya çapında dostluk, sadakat ve kadın kahramanlığı temaları vurgulanmasına vesile oldu.
* Bu yazı, Dan Rich tarafından 5 Mart 2025 tarihinde aish.com sitesinde kaleme alınan “The Dressmakers of Auschwitz” isimli makalenin tercümesidir.