Haber fotoğrafı: Zaha Hadid (31 Ekim 1950 - 31 Mart 2016)
Zaha Hadid’in tasarladığı bir yapıyla karşılaşmak, onun, modern mimarlığın en etkili isimlerinden biri olduğunu anında hissettiriyor. Yapının yüzeyinde dolaşan kıvrımlar neredeyse elle şekillendirilmiş gibi doğal ve akışkan. Sert malzemeler yumuşak ve zarif, aynı zamanda isyankâr bir ifadeye bürünmüş. Sıradanlığın ötesine geçen, başkalaşımı uyandırmaya gelmiş, izleyeni düşünmeye ve hissetmeye zorlayan bir olgu gibi. Zaha Hadid’in tasarımlarındaki sezgisel estetik, ileri teknolojik düşünceyle buluşuyor ve ortaya bir mekândan fazlası, adeta mimarlığın sınırlarını yeniden tanımlayan etkileyici bir güç çıkıyor.

Zaha Hadid - Konut tasarımı
Bağdat’tan dünyanın haritasına uzanan bir hikâye
Zaha Hadid, 31 Ekim 1950’de Bağdat’ta, Musul kökenli, siyasetle ilgilenen, entelektüel bir ailede dünyaya geldi. Hadid, Bağdat’taki bir Katolik kız okulunda lise eğitimini gördükten sonra Beyrut’a taşındı. Oradaki Amerikan Üniversitesi’nde matematik okudu. Mimarlığa duyduğu ilgi daha çocukken şekillenmeye başlamıştı. Yaşadığı evin düzenini değiştirir, mekânla oynar, duvarların esneyebileceğine inanırdı. Bağdat’ın modernleşme yılları, onun mekân ve toplum ilişkisine merak duymasına zemin hazırlamıştı.
Hadid, matematik eğitimi aldıktan sonra 1972’de mimarlık eğitimi için Londra’ya taşındı ve Architectural Association School of Architecture’a girdi. Burada Rem Koolhaas ve Elia Zenghelis gibi önemli mimarların yanında çalıştı. Öğrencilik yıllarında çizim yapmakla yetinmiyor, mekânları baştan hayal etmenin yollarını bulmaya çalışıyordu. Mezun olduktan sonra Koolhaas’ın OMA (Office for Metropolitan Architecture) bünyesine katıldı; kısa süre sonra kendi yolunu çizme kararı alarak 1979’da Zaha Hadid Architects (ZHA) adlı ofisini kurdu. Dünyayı dayanak sütunlarından, iç içe geçmiş çizgilerden, demir ve çeliğin kıvrımlarından ibaret gören Hadid, metalin büyüsünden etkilenerek mimari dünyasını ve tasarımlarını, doğuda ve batıda tüm dünyayı hayrete düşüren güzelliği metal üzerine inşa etti.
Zaha Hadid - Nikola Tesla Müzesi
Bağdatlılar ise dünyanın dört bir yanında yükselen Hadid imzalı yapıları hayranlıkla takip ederken, kendi şehirleri bu mimari dönüşümden uzak kaldı. Ülkenin uzun yıllara yayılan savaşları, ablukaları, işgaller ve yaygın yolsuzluklar nedeniyle projelerde yaşanan rekabet, belirsizlik ve ciddiyetsizlik, Hadid’in memleketinde tek bir yapı bile hayata geçirmesini imkânsız hale getirdi.
Geleceği eğip büken kadın - Zaha Hadid’in mimaride yarattığı yeni ufuk
Mimarlık, Hadid’in dünyasında yalnızca bir meslek değil, öğrenmenin, algılarını derinleştirmenin ve hatta mistik bir sezgi geliştirmenin vazgeçilmez alanı haline gelmişti. Zaha Hadid’in tasarımlarını ilk kez gören pek çok kişi, ortada yalnızca bir bina değil, zamanın akışına meydan okuyan, katı kuralları aşmış, özgür bir formu hissediyordu. Londra merkezli ofisinde ürettiği her proje, dünyaya adeta başka bir boyuttan eklenmiş bir iz gibi, gündeliğin monotonluğunu kesintiye uğratan ve görünmeyeni görünür kılan bir yapıdadır.
Zaha Hadid - Wangjing Soho İş ve Ofis Merkezi (Çin, 2014)
Akışkanlığın peşindeki bir zihin
Zaha Hadid’in mimarlık anlayışını en iyi tanımlayan şey harekettir. Binaları, içten içe akıyormuş gibidir. Çünkü Hadid’in mimarlığı, durağan bir nesne değil, yaşayan, nefes alan, mekânla birlikte evrilen bir organizmadır. Yumuşak kıvrımlar, beklenmedik yön değiştirmeler, ışığın her açıdan farklı bir akışla içeri düşmesi… Bunlar yalnızca estetik tercihler değil, Hadid’in dünyayı algılama biçimidir.
Dünyanın farklı şehirlerinde karşımıza çıkan Zaha Hadid imzalı binalar, sanki şehrin dokusuna sonradan eklenmiş birer ziyaretçi gibidir.
Mimarlık anlayışı
Zaha Hadid’in mimarlık anlayışı, katı köşeleri reddeden, kıvrımları ve akışkanlığı merkezine alan bir tasarım dünyası yarattı. Bu yaklaşım, üç temel alanla ilişkilidir:
1- Dekonstrüktivizm’in yeni yorumları: Hadid, 1980’lerde dekonstrüktivist hareketin öne çıkan isimlerinden biri haline geldi. Uzun çizgiler, keskin yön değiştirmeler ve parçalı formlar, onun erken dönem çalışmalarını oluşturdu.
2- Akışkan formun peşinde: 2000’lerden sonra dijital tasarım teknolojilerinin gelişimiyle birlikte Hadid’in tarzı daha organik, daha kesintisiz ve adeta hareket hâlindeymiş gibi duran “akışkan mimari”ye evrildi. Bu dönemde form, strüktür ve yüzey arasındaki sınırlar kayboldu.
3- Parametrik tasarım: Parametrik yaklaşım, tasarımın bilgisayar destekli karmaşık geometriler üzerine kurulmasını sağlıyor. Böylece doğaya benzeyen, yeniden üretilebilir, sürekli dönüşen mekânlar yaratmak mümkün oluyor. Hadid, mimarlığı bir “canlı organizma gibi evrilen disiplin” olarak görüyordu.

Zaha Hadid - Vitra İtfaiye İstasyonu
Mimari eserleri: Dünyanın haritasına işlenmiş formlar
Zaha Hadid’in mimari mirası onlarca ülkede, birbirinden farklı işlevlere sahip yapılar üzerinden okunabilir.
Vitra İtfaiye Binası (Weil am Rhein, 1993) Hadid’in inşa edilen ilk projesi. Betonun keskin kıvrımlarla birleştiği bu yapı, onun dekonstrüktivist yaklaşımını dünyaya tanıttı.
Hoenheim-Nord Terminali ve Otoparkı (Strazburg, 2001) Yolun ritmiyle mekânsal hareketi birleştiren tasarım, bir ulaşım merkezini adeta bir koreografiye dönüştürüyor.
Rosenthal Çağdaş Sanat Merkezi (Cincinnati, 2003) ABD’de yaptığı ilk büyük ölçekli proje. İç mekânda kesintisiz akan galeriler, ziyaretçiye mimari bir deneyim sunuyor.
BMW Merkez Binası (Leipzig, 2005) Yüksek teknolojiyle akışkan geometrinin birleştiği bu proje, üretim süreçlerinin bile mimari bir koreografiyi takip edebileceğini gösteriyor.
Phaeno Bilim Merkezi (Wolfsburg, 2005) Yerden yükseltilmiş kütle, yapıyı bir gezegen yüzeyinden kopmuş gibi hissettiriyor.
MAXXI – 21. Yüzyıl Sanatları Ulusal Müzesi (Roma, 2009) İtalya’nın çağdaş sanat simgesi hâline gelen MAXXI, kıvrılan galerileri, organik dolaşım alanları ve ışık oyunlarıyla Hadid’in en olgun işleri arasında. Müze, akışkanlığın kent dokusuyla nasıl uyumlanabileceğini etkileyici şekilde sergiliyor.
Zaha Hadid - Guangzhou Opera Binası
Guangzhou Opera Binası (Çin, 2010) Çift taş formunda tasarlanan yapı, Hadid’in mekânı jeolojik bir oluşum gibi yorumladığı projelerinin zirvesidir.
London Aquatics Centre (2011) 2021 Olimpiyatları için tasarlanan bu yapı, dalga formu ile sporun dinamizmini birleştiriyor.
Zaha Hadid - Haydar Aliyev Kültür Merkezi
Haydar Aliyev Kültür Merkezi (Bakü, 2012) Belki de Zaha Hadid’in en tanınan eseri. Tek bir yüzeyin akarak tüm yapıyı sardığı tasarım, mimarlıkta sürekliliğin ve akışın somut karşılığı olarak kabul ediliyor.
Port House (Antwerp, 2016) Belçika’nın liman yapısına eklenen kristal kabuk, Hadid’in eski ile yeniyi çarpıcı bir kontrastla birleştirme ustalığını gösteriyor.
Zaha Hadid’in Aldığı Ödüller
Pritzker Ödülü (2004) – İlk kadın mimar olarak.
Stirling Prize – Arka arkaya iki yıl.
RIBA Kraliyet Altın Madalyası
Hadid, Irak’ta kabul gören tek projesi olan Bağdat’taki Merkez Bankası’nın yeni binasının inşaatına ancak vefatından (2016) sonra, 2017’nin başlarında başlanabildiğini göremedi. Onun değerini çok daha geç fark eden Iraklılar, Bağdat’ın merkezindeki Cadiriye’de yükselen yeni banka binasının önüne Hadid’i anmak için bir anıt yerleştirdiler.
Zaha Hadid, mimarlık tarihinde yalnızca derin izler bırakmadı; kalıpları yıkan ve geleceğe yön veren tasarımlarıyla sınırları yeniden tanımladı. Yenilikçi ve cesur bakış açısı, yalnızca kendi dönemini değil, ondan sonra gelen kuşakları da etkilemeye devam ediyor. 2016’da bir kalp krizi neticesinde 65 yaşındayken aramızdan ayrıldığında, geride yalnızca binalar değil, bir düşünme biçimi, bir vizyon ve mimarlığa dair bitmeyen sorular bıraktı: Mekân akabilir mi? Bir bina hareket edebilir mi? Tasarlamak, dünyayı yeniden hayal etmek değil midir? Onun mirası, bu soruların hâlâ bizi düşünmeye çağırmasında hayat buluyor.
Kaynaklar:
The Guardian
hasanyalcin.com
https://www.indyturk.com/
Zaha Hadid Architects – Resmî web sitesi
Rowan Moore, Zaha Hadid: Her Life and Work
Patrik Schumacher, The Autopoiesis of Architecture






