Bir zamanlar benim için Türkiye, sadece doğduğum ve büyüdüğüm yer olan İstanbul şehriydi. Yakın çevrede bulunan şehir ve kasabalarından ve deniz için gidilen tatil beldelerinden başka, Türkiye’nin diğer önemli kadim şehirlerini ve zengin kültürel mirasıyla büyüleyici Anadolu’yu henüz keşfetmemiştim. Son 20 yılda, bir Anadolu aşığı olan kıymetli rehber, Türkolog Ali Canip Olgunlu’nun eşliğinde birçok medeniyetin beşiği sayılan Anadolu’nun çeşitli yerlerini gezmek fırsatını buldum. Onun rehberliği, sadece “görülecek yerleri işaretlemek”ten çıkaran ve bir “keşif, anlama ve ilham yolculuğu”na dönüştüren bir bakış açısı katmıştır gezilerime. Türkiye’nin kalbinde yer alan tarihî eserleri, gelenekleri, müzik kültürü ve lezzetli yerel yemekleriyle dolup taşan bu coğrafyayı gezmek, yaşamak paha biçilmez bir zenginliktir. Binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini taşıyan Anadolu toprakları, stratejik konumu, eşsiz mimari yapıları, arkeolojik kalıntıları ve farklı kültürlerin bir buluşma noktası olarak, yerli yabancı turistlerin daima dikkatlerini üzerine çekmiştir. Anadolu, binlerce yıllık tarihi ve kültürel zenginliği ile birçok efsane ve mitolojik hikâyeye de ev sahipliği yapmaktadır. Bu yazımda, Anadolu’nun farklı yörelerinde, dilden dile aktarılan, zamanla ortaya çıkan söylencelerinden bahsetmek istiyorum. Masal diyarı olan Anadolu aynı zamanda bir söylence diyarıdır. Anadolu’yu gezdiğinizde, her yörenin, her antik kentin geçmişini fısıldayan, mitolojik ve halk efsanelerinin seslerine gelin kulak verelim…


Nemrut Dağı ve Tanrıların Krallığı - Adıyaman
Nemrut Dağı, tanrı heykelleri ve efsaneleriyle Anadolu’nun en mistik noktalarından biridir. Kommagene Krallığı’nın kralı I. Antiochos, bölgeyi tanrılara adanan bir kutsal alan haline getirmiştir. Mitoloji hikâyeleri, bu zirveyi tanrıların ve kralların buluşma noktası olarak tanımlar. Gün doğumu ve gün batımında heykellerin mistik gölgeleri, ziyaretçilere adeta bir zaman yolculuğu sunar.




Kız Kumu Söylencesi - Marmaris
Rivayete göre, eski zamanlarda Marmaris’e gelen bir korsan grubu, güçlü bir fırtınada karaya oturmuş ve gemileri battıktan sonra kumların üzerine çıkmıştır. Korsanların lideri, kumların üzerindeki kız çocuğunu köle olarak almak istemiş ancak çocuk ölümü tercih etmiştir. Bu olaydan sonra kumlar üzerinde korsan grubuna büyük bir lanet konmuş ve o günden sonra o kum, halk arasında Kız Kumu olarak anılmıştır.

Kız Kumu, o günden sonra her zaman gizemli ve doğaüstü olaylara ev sahipliği yapmıştır. Bazılarına göre, kumların üzerinde gece yürüyen hayaletler görülmüş, bazılarına göre ise, kumların üzerindeki rüzgârlar fırtına gibi esmiştir.

Marmaris’in Orhaniye Köyü’nde yer alan Kız Kumu Plajı, adeta denizin ortasında yürüyormuş hissi yaşatan eşsiz bir doğa harikasıdır. Plaj, kızıl renkli kumlarla kaplı 600 metrelik sığ bir geçit sunar. Denizin tam ortasında oluşan bu doğal yol hem görenleri şaşırtır hem de bölgeye mistik bir hava katar.




Olympos Chimera Efsanesi (Yanartaş Efsanesi) - Antalya
Olympos hem doğal güzellikleri hem de efsaneleriyle ünlüdür. Yanartaş Efsanesi, burada sürekli yanan ateşlerin mitolojik bir hikâye ile ilişkilendirilmesine dayanır. Efsaneye göre yeraltında hapsedilen Chimera adlı yaratığın nefesi sonsuz ateşi yaratmıştır. Bu tür Yunan mitoloji hikâyeleri, Olympos’un doğasına mistik dokunuşlar katar.




Kral Midas’ın Altın Dokunuşu - Amasya
Amasya hem doğal güzellikleri hem de efsaneleriyle dikkat çeker. Frig Kralı Kral Midas’ın altın dokunuşu, bölgenin en ünlü mitolojik hikâyelerinden biridir. Efsaneye göre Midas, dokunduğu her şeyi altına çevirme gücüne sahiptir. Ancak bu yetenek, zamanla Midas için büyük bir lanete dönüşür ve ona acı verir. Midas’ın hikâyesi, insanın doyumsuzluğunun ve hırsının nelere yol açabileceğini anlatan bir ders niteliğindedir. Bu söylence, Frig kültürünün bir parçası olarak günümüze kadar ulaşmış ve pek çok farklı kültürde de anlatılmıştır. Bu güç bölgenin zenginlik sembollerinden biri haline gelmiştir.




Üç Güzeller Söylencesi - Kapadokya
Kapadokya’nın en çok ziyaret edilen Üç Güzeller peri bacalarının hikâyesine göre; bir zamanlar Kapadokya’da zengin bir kral ve onun güzeller güzeli bir kızı vardır. Herkes tarafından çok sevilen Prenses bir gün gönlünü fakir bir çobana kaptırır. Kral bu aşka izin vermediği için Prenses, babasının tüm karşı çıkmalarına rağmen çobanla gizlice evlenir ve zamanla bir çocukları olur. Prenses, torununu görünce babasının onları affedeceğini düşünerek Kralın huzuruna çıkar, ancak umduğu gibi olmaz. Kral onları affetmez ve askerlerine emir verir, gençlerin yakalanmalarını ister. Efsaneye göre, kaçamayacaklarını anlayan Prenses, tanrıya yalvararak kendilerini taşa dönüştürmesini ister. Tanrı bu dileği kabul eder ve o anda prenses, çoban ve çocuk birlikte taşa dönüşürler. Bugün Üç Güzeller olarak bilinen peri bacaları bu efsaneyi simgelemektedir.




Efes ve Artemis’in Tapınağı - Selçuk
Efes Antik Kenti yalnızca mimarisiyle değil, aynı zamanda mitolojik hikâyeleriyle de büyüleyici duraklardan biridir. Antik Yunan’ın en büyük tanrıçalarından biri olan Artemis’e adanmış tapınak, Dünyanın Yedi Harikasından biri olarak kabul edilir. Tapınağın, Artemis’in doğurganlık ve koruyuculuk özelliklerini temsil ettiği ve kutsal bir ibadet merkezi olduğu düşünülür.

Kırkoluk Çeşmesi - Ödemiş
Bozdağ üzerinden Salihli’ye bağlanan karayolunun 22. kilometresinde bulunan Kırkoluk Çeşmesi, Osmanlılar zamanında 40 şehit adına yapılmış bir çeşmedir. Rivayete göre, sadece serinliğiyle değil, mistik havasıyla da dikkatleri çeken bu çeşmenin her bir musluğundan bir yudum su içenin dileği gerçekleşiyor. Bu inanış, bölgeyi adeta bir ziyaret ve dilek durağına dönüştürmüş durumda.




Aspendos ve Herkül’ün İzleri
 - Antalya
Aspendos Antik Yunan tiyatrosunda Yunan tanrıları ve söylencelerin izlerini bulabilirsiniz. Efsaneye göre Herkül’ün Aspendos’u koruduğuna inanılır ve hikâye, tiyatronun tarihini daha da etkileyici kılar. Tiyatro hem mimarisi hem de Yunan mitoloji hikâyeleriyle büyüleyici atmosfere sahiptir. Aspendos Kralının çok güzel bir kızı vardır. Kral kızını evlendirmek ister fakat kızına kimseyi layık görmez. Bunun üzerine bir karar alır ve “Halkımız, kentimiz için kim yararlı bir şey yaparsa, kızımı ona vereceğim” diyerek kararını halka duyurur. Bu haberi duyan ikiz kardeşler hemen çalışmalara başlarlar. Kardeşlerden bir tanesi engebeli arazileri aşarak şehre su gelmesini sağlayan bir su geçidi inşa eder, diğeri ise bir antik tiyatro. Antik tiyatronun en önemli özelliği ise, sahnenin tam ortasında yere düşen bir bozuk paranın dahi sesini en üst sıradaki kişin gayet net duyabilecek olmasıdır. Kral su geçidinden çok etkilenir ve kızını bu geçidi inşa edene vermeye karar verir. Ancak, antik tiyatroyu inşa eden kardeş Kralın kızıyla evlenmeyi çok istediği için, Krala bir oyun oynamaya karar verir. İnşa ettiği yapıtın ne denli başarılı olduğunu kanıtlamak adına, Kralın üst sıralarda dolaştığı bir vakti kollayıp, sahnenin ortasından “Kızını buranın mimarına vermelisin” diye fısıldar. Fısıltıyı çok net bir şekilde duyan Kral çok etkilenir ve kızını bu kardeşe verir.




Truva Şehri Söylencesi - Çanakkale
Truva Savaşı, mitolojinin ötesinde tarihsel gerçeklerle birleşen bir efsanedir.

Homeros’un İlyada’sında anlatılan bu efsaneye göre, binlerce yıl önce Truva Savaş’ının yaşandığı bu mistik şehirde, kahramanlık hikâyeleri ve tanrıları iç içe geçmiş, trajediler olmuştur. Truva Savaşı’nın en dikkat çekici unsurlarından biri de Truva Atı efsanesidir. Homeros’a göre, Yunanlılar Truva’yı ele geçiremeyince devasa bir tahta at yaparak, gece askerleri içinde saklarlar ve bu atı Truvalılara hediye ederler. Truvalılar bu hediyeyi kabul edip şehrin içine alırlar. Gece Yunan askerleri atın içinden çıkarak şehri fethederler. Arkeologlar ve tarihçiler bu hikâyenin sembolik olabileceğini ve gerçek bir Truva Atı yerine bir askeri stratejiyi temsil edebileceğini ileri sürmektedirler.




Ağlayan Kaya Söylencesi - Manisa
Ağlayan Kaya efsanesinin başkahramanı, Manisa’da Spil ve Yamanlar dağları çevresinde hüküm sürmüş yarı Tantalus ve Dione’nin kızı Niobe’dir. Tanrıça Leto ile çocukluğunda arkadaş olan Niobe büyünce Thebai Kralı Amphion ile evlenir ve altısı kız altısı erkek olmak üzere 12 çocuğu olur. Leto ise Zeus ile evlenerek Apollon ve Artemis adında iki çocuğu olur. Bir süre sonra Niobe Leto’nun sadece iki çocuğu olduğu için onu küçümser ve kibrinden kendini Leto’dan üstün görmeye başlar. Bunu duyan Leto, öfkelenir ve çocuklarından Niobe’yi cezalandırmalarını ister. Bunun üzerine Apollon ile Artemis, Niobe’nin tüm çocuklarını okla öldürür. Çocuklarının cesetlerini bulan Niobe, günlerce ağlar. Zeus, onun bu haline acır ve acısını dindirmek için Niobe’yi ağladığı yerde taş haline getirir. Manisa’nın simgelerinden biri olan Ağlayan Kaya’ya gelen ziyaretçiler, başı eğik bir kadın silueti görürler. Kayada gözyaşına benzeyen izler bulunur.

Bu yazıda Anadolu’da gezmiş olduğum yörelerin efsanelerine değindim. Asırlarca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan, bereketli Anadolu topraklarında daha keşfetmeyi bekleyen birçok efsane var.