Haber fotoğrafı: Atatürk, Cumhuriyet Balosu'nda yabancı devlet elçileriyle, Ankara. (29.10.1929-1930)


Jean-Jacques Rousseau, “Bizi insan yapan başkalarını önemsemektir” demiş; Darwin de “İnsanın evrimleşmesinin ardında, duygudaşlık ve dayanışma yatar,” diye ekleyerek önemli bir noktayı vurgulamış. Gerçek şu ki, neolitik çağda (M.Ö. 10.000-6000) bir milyon olan nüfus, 19. yüzyılda bir milyara ulaşmış; caddede, dağ-bayır gezer gibi yürünemeyeceğinden, bir arada yaşamayı başarmak için hukuktur - adaptır, bir alay kural icat edilmiş…

Ünlü etiket okulu Institut Villa Pierrefeu Müdürü Faillettaz meseleyi özetliyor: “Eğitim ve görgü kuralları, uzlaşma yolunu bulmakla ilgilidir.”


Etiketin ilk kuralı, Merhaba, nasılsınız?” diye selamlaşmak

İnsanların uyum içinde yaşamasını sağlayan davranış kurallarına âdâb-ı muâşeret deniyor. “Âdâb” “edeb” kökünden, “muâşeret”, “aşr” kökünden geliyor. “Aşr” birlikte yaşamak, insanlarla iyi geçinmek demek. İngilizcede şehirli, kültürlü, ince davranışlı anlamına gelen civilized ve nezaket anlamına gelen civility kavramları da Fransızcadaki civilitéden geliyor ve Latincede “şehir” için kullanılan civitas ile aynı kökten. Yine İngilizcede kibar anlamındaki polite kelimesi de Yunancada şehir (polis) kelimesinden gelmekte. Kısaca çok insan, çok kural…

Editörümüz yazıyı kısalt deyince -o kibarca söyledi tabii- direkt Fransız devriminden başladık, asıl hikâye orada…

Etiket ve para
Versay’da parti vermeyi çok seven XIV. Louis, ağırladığı soyluların hal ve tavırlarından hiç memnun değildi. Konukların, bakımlı bahçesini tarumar etmelerinden o kadar bıkmıştı ki, sağa sola “çimlere basmayın”, “çiçeklere basmayın” uyarıları astırdı. Kimse dinlemeyince, yasak listesinin yazıldığı bileti yani “etiket”i çıkardı. Böylece İngilizce ve Fransızcada görgü karşılığı olan “etiket” kavramı doğdu. O zamana kadar görgü kuralları İtalya orijinliyken, Fransa böylece liderliği kaptı. Kafayı eğlenceyle bozmuş soylular, taşradaki evlerini ve köylüleri kaderlerine terk etmişlerdi, bu arada Louis’lerin 16.’sına denk gelecek Fransız Devriminin tohumları ekiliyordu. Devrimin ardından giyotinden kurtulan soylular, görgü kurallarıyla beraber soluğu İngiliz sarayında aldılar.


Viktorya dönemi İngiltere’sinde, görgü kişinin toplumda onay görmesini sağlar, görgüsüzlükse tüm kapıları kapardı


19. Yüzyılda Kraliçe Viktorya dönemine kadar, sadece asiller para-pul sahibiyken, Sanayi Devrimiyle yeni zenginler türemeye başlamıştı, ancak ticaretten gelen paraya asiller burun kıvırıyordu. Mülklerini kârlı bir şekilde yönetemeyen asiller zamanla “fakirleşince”, tüccar sınıfına bakışları mecburen yumuşadı ve alt sınıfa sempati duyar oldular. Tüccar sınıfı da çocuklarını asil ailelerle evlendirme hevesindeydi, refahla beraber beklentileri de çeşitlenmişti. Özendikleri hayat tarzını içselleştirmek istiyorlardı. Oğullarını beyefendilerin okuduğu en iyi okullara yazdırdılar; kızlarını ise hanımefendilik okullarına gönderdiler. Bu dönemde o kadar çok nezaket kitabı basıldı ki, 19. yüzyıl “nezaket çağı” diye anılır oldu.

Orta sınıf büyüdü, aristokrasinin âdetleri alt sınıfta yayıldı. Gözde değer saygınlıktı. Aileler yemeklere şükran duasıyla başlıyor, giyim ve davranışlarda mütevazılığa önem veriliyordu. Kadınlar kafaları bulanmasın diye edebiyata uzak duruyorlardı. İdeal genç kız az yemek yer, sık sık bayılır ve bol bol kızarırdı.


Nezaket kurallarıyla ilgili en eski yazı, M.Ö. 2400’de vezir Ptahhotep’a ait


ABD’ye ilk göçenler bayağı tutucuydu, onlara göre eğlence şeytan işiydi. Yeni Dünya, Kraliçe Viktorya terbiyesini çok benimsemişti; öyle ki erkekler ve kadınların çimenlerde birlikte oturması hoş karşılanmaz, müze ziyaretlerinde çıplaklık içeren eserler haremlik-selamlık gruplar halinde izlenirdi. Bağımsızlık Savaşından sonra Amerikalılar siyaseten Britanya’dan uzaklaşırken, eski görgü kurallarından da yavaştan koptular.

Amerikan İç Savaşından sonra, sanayileşmeyle kalabalıklaşan orta hallilerin imdadına kitaplar yetişti. Bu kılavuzlar, cenaze protokolü, düzenli banyo yapma, misafir ağırlama ve aile yönetimi gibi konuları ele alıyordu. I. Dünya Savaşı sonrası kurallar gevşedi. Sinema da bu özgürleşmeyi destekliyordu. Ayıptır söylemesi, kadınlar halka açık yerlerde sigara bile içmeye başlamıştı.

İstanbul
Artık buralara dönelim ve 19. yüzyılda sosyal hayattaki değişimleri, yazarların kaleminden canlı canlı izleyelim:
Amasyalı İbrahim Edhem’in, usul âdâba aşina olmayan taşralılarla ilgili kaygıları vardı; çünkü “Dersaadet’e yeni gelen birine konu komşu, gazino, kahve müdavimleri hüsn-i iltifat ve teveccüh göstermez”di.


Osmanlı’da küçüğün, büyükten önce selam vermesi hadsizlikti


Gezinti, vitrin bakmak ve gece hayatı benzeri sosyallikler, kabalığı kaldırmıyordu. Hasan Bahri de tramvaylardaki görgüsüzlerle dalgasını geçmekteydi:
“Yere tükürmek, ayakkabılarını çıkarmak, bağdaş kurmak, mendillere gürültülü burnunu silmek, sonra mendilini açıp mücevheratını muayene ve seyr etmek, eliyle burnunu, kulaklarını karıştırmak, çamurlu ayaklarını üst üste atmak, geyirmek, karşısındakini yutacak gibi aksırmak, üst dudağını semaya alt dudağını arza doğru açarak esnemek, bu hareketinde elini ağzına götürmemek, üst başına, bıyıklarının ve sakallarının üstüne dökerek enfiye çekmek pek kabih ve çirkin âdetlerden olduğu gibi, diğerlerinin rahatını ihlal etmesi memul olan tütün içmek de hoş ve münasip değildir.”


1948 basımı ilkokul kitabı


Boğaz başka bir âlemdi. Şirket-i Hayriye Müdürü, Boğaz seferi yapan bir vapur kaptanına gecikmelerin sebebini sorduğunda, şu cevabı almıştı:
“Muhterem Müdür Beyefendi. Malûm-ı âliniz Çengelköy’ün zerzevatı, Kuzguncuk’un haşeratı, Beylerbeyi’nin teşrifatı bir türlü bitmiyor ki, vaktinde gelebilelim. Vapur Beylerbeyi’ne uğrayınca daha iskelede herkes birbirine ‘Efendim, rica ederim, zat-ı âliniz buyurun lütfen!’ demeye başlıyor. ‘Estağfurullah efendim, ne demek, önden zat-ı âliniz buyurunuz! Hak-i payinize iltifat buyuruyorsunuz, ne haddime efendim, bendenize zat-ı âlinizden önce binmek yakışır mı?’ İşte böyle gecikiyoruz, muhterem beyefendi.”

Osmanlı, başkent dışında yaşayanların sümkürmesiyle uğraşmıyordu. Yüzü Batıya dönük Cumhuriyet’in ilk yıllarındaysa, Osmanlı’nın mevki ve servet odaklı, sokaktaki adamı dışlayan âdâb-ı muâşeret anlayışı eleştirilerek, vatandaşlık öne çıkarıldı; artık sınıf değil, sadece tahsil ve terbiye farkı vardı.


Diplomaside protokol çok önemlidir. Diplomatlara saygısızlık, ülkelerine gösterilmiş sayılır

Zaman değiştirir
Dijital iletişim ortaya çıkıp her şey hızlanınca, ortama bir update şart oldu; kısa mesajlar hemen cevaplanmalı, metin, bağırmayı çağrıştıran büyük harflerle yazılmamalıydı. Kültürel farklılıklara saygı duymak, modern görgü kurallarının önemli bir parçası oldu; örneğin, geleneksel Japon selamı ve Hint “Namaste”si, saygı işareti olarak uluslararası iş ilişkilerine girdi. Cinsiyet ayrımı gözetmeyen bir dil kullanmak, mimaride engelli bireylerin gözetilmesi, geleneksel olmayan aile yapılarının tanınması gibi konular gündeme alındı. Görgü kurallarına dahil edilen bir başka konu ise geri dönüşümdü; çevreye saygısız insanlar artık görgüsüz sayılıyordu. En güzeli, yemek âdâbı gevşedi, keyif öne çıktı.



Yukarıdaki paragraf, kaynaklardan; kendi izlenimim öyle değil. Gençlerin “telefonu sessize almıştım”, “mesajı görmedim” gibi bahanelerini kanıksadık, zaten bunlar sosyal medyadaki asıl zorbalıkların yanında çok masum kalıyor. “Âdâb-ı muâşeret” mazide kalmış bir kelime… Görgüde çıta yerlerde, iki düzgün cümle kurunca “elit” oluyorsunuz. Cem Yılmaz bile konu etmiş, linki şu: https://www.facebook.com/watch/?v=1389878896489481

İzahı yoksa mizahı var…

Kaynaklar
https://istanbultarihi.ist/127-istanbulda-adab-i-muaseret#:~:text=%C3%82d%C3%A2b%2D%C4%B1%20mua%C5%9Feret%20kitaplar%C4%B1nda%20sokak,%C5%9Femsiye%20kullan%C4%B1m%C4%B1%20ile%20ilgili%20kurallard%C4%B1r.
https://kids.britannica.com/students/article/etiquette/274218
https://theenglishmanner.com/insights/a-short-history-of-etiquette/
https://thesalonhost.com/a-brief-history-of-western-etiquette/
https://www.fastercapital.com/content/Etiquette-History--Etiquette-History--How-Manners-Shaped-the-Modern-World.html#From-Ancient-Rituals-to-Royal-Courts
https://ivpworld.com/#:~:text=For%20over%2070%20years%2C%20Institut,students%20from%20around%20the%20world.