ARAŞTIRMA - Güçlü Kayral*
Haber Fotoğrafı: Balat Ahrida Sinagogu 10 Para
Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde yaşanan mali krizler; çoğu zaman büyük rakamlar, borçlar ve devlet bütçeleri üzerinden anlatılır. Oysa bu krizlerin etkisi, imparatorluk tebaasının gündelik hayatında çok daha somut biçimde hissedilmiştir. Bu etkilerin belki de en görünür olanı, bugün “ufaklık para” dediğimiz küçük değerli madeni paraların piyasadan kaybolmasıyla yaşanan sıkışmalardır. Günlük alışverişlerin bel kemiğini oluşturan bu paraların yokluğu, çarşıdan pazara, ekmekçiden kahvehaneye kadar hayatın her alanında ciddi aksamalara yol açmıştır.

Tekfursaray Kasturia Sinagogu 10 Para
Osmanlı’da “ufaklık para” krizi
Bu sorun ilk kez Kırım Savaşı yıllarında (1853–1856) kendini göstermiş, ancak asıl kriz hâlini 1875 mali iflası ve ardından gelen 93 Harbi (1877–1878) sırasında almıştır. Üstelik yaşanan onca tecrübeye rağmen, Birinci Dünya Savaşı öncesinde ve savaş yıllarında da benzer sıkıntıların tekrar etmesi, ufaklık para meselesinin ne kadar kronik bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır. Dönemin gündelik hayatında ufaklık para denildiğinde, 2 ve 1 kuruş gibi gümüş sikkeler ile 40 para (1 kuruş), 20, 10, 5 ve 1 para gibi bakır ya da tunçtan basılmış küçük paralar anlaşılmaktadır. Bu sikkeler olmadan günlük ekonomik hayatın sürdürülmesi neredeyse imkânsızdır.
Ufaklık paraların piyasada azalması, yalnızca “para yokluğu” anlamına gelmemiştir. Aynı zamanda bu paraların değerleri farklılaşmış, bazı bölgelerde nominal değerlerinin üzerinde, bazı yerlerde ise altında işlem görmeye başlamışlardır. Bu durum çarşı pazarda karmaşaya, küçük esnaf ile müşteriler arasında gerilimlere ve gündelik alışverişlerin aksamasına neden olmuştur. Sorunun kökeninde ise birden fazla neden bulunmaktadır. Tanzimat Dönemi’nde yapılan para reformlarında ufaklık para ihtiyacının doğru hesaplanamaması, İstanbul ile taşra arasındaki dağıtım dengesizlikleri ve basılan paraların uzak vilayetlere geç ulaşması, sıkıntının temel sebeplerindendir.

Hasköy Maalem Sinagogu 10 Para
Savaş dönemlerinde cepheye sevk edilen askerlerin yanlarında çoğunlukla madeni para taşımaları da sorunu derinleştirmiştir. Bu durum, ufaklık paraların belirli bölgelerde yığılmasına, bazı yerlerde ise neredeyse tamamen kaybolmasına yol açmıştır. Buna ek olarak, kâğıt paraların (kaimelerin) tedavüle sokulmasıyla altın ve gümüş paralar arasındaki değer dalgalanmaları, ufaklık paraların da bir tür kazanç ve spekülasyon aracına dönüşmesine neden olmuştur. Devletin 1880 yılında çıkardığı Meskûkât Kararnamesi ile bakır paraları tedavülden kaldırması ise, sorunu çözmek yerine daha da büyütmüştür.
Halkın bulduğu çözüm: gayri resmî ufaklık paralar
Merkezi otoritenin bu sıkıntıya kalıcı bir çözüm üretememesi, halkı kendi çözümlerini üretmeye zorlamıştır. İşte bu noktada Osmanlı şehir hayatının ilginç ve yaratıcı bir yönü ortaya çıkar: Gayri resmî ufaklık paralar. Halkın güvendiği kurumlar ve kişiler, karton, teneke ya da metalden marka ve jeton benzeri paralar bastırarak bunları kendi adlarına tedavüle sokmaya başlamışlardır. Bazıları ise, daha önce tedavülden kalkmış paraların üzerine kendi işaretlerini basarak bu paraları yeniden dolaşıma sokmuştur.
Bu ufaklık paraları çıkaranlar oldukça çeşitlidir. Sinagoglar, kiliseler ve camiler gibi ibadet yerleri; bu mekânlara bağlı hayır kurumları, okullar ve hastaneler; loncalar, esnaf grupları ve yerel fabrikalar; özel şirketler ve hatta bazı belediyeler bu uygulamaya başvurmuştur. Başlangıçta yalnızca ilgili kurumla yapılan ödemelerde geçerli olan bu paralar, zamanla kurumun çevresinde ve mahalle ölçeğinde kabul görmeye başlamıştır.

İzmir Fuakaperver Cemiyeti 5 Para
Bu paraların kabul görmesinin en önemli nedeni güvendir. İnsanlar, bu marka paraları geri götürdüklerinde boş çevrilmeyeceklerini bildikleri sürece, onları gönül rahatlığıyla kullanmışlardır. Bu güven duygusu, paraların kullanım alanını hızla genişletmiştir. Daha da ilginci, bu ufaklık paraların çoğunun üzerinde birden fazla dilde yazı bulunmasıdır. Osmanlıca ile birlikte Rumca, Ermenice, Ladino ya da Fransızca ibareler, bu paraların farklı topluluklar tarafından da rahatlıkla kullanılmasını sağlamıştır.
Örneğin bazı sinagoglara ait paralar, cemaat içindeki ihtiyaçları karşılamak amacıyla basılmış olsa da, mahalle esnafı ve çevrede yaşayanlar tarafından da kabul görmüştür. Benzer şekilde, kiliseler tarafından bastırılan mum paraları ya da camilere ait bazı ufaklıklar, dinî sınırların ötesinde gündelik alışverişin bir parçası hâline gelmiştir. Bu yönüyle söz konusu paralar, Osmanlı şehir hayatındaki birlikte yaşama kültürünün somut ve dokunulabilir örnekleri olarak karşımıza çıkar.

Kal Kadoş Saraiko 5 Para
Sonuç olarak ufaklık para krizi, Osmanlı’nın son döneminde yaşanan ekonomik sorunların yalnızca mali tablolarla sınırlı olmadığını; sokakta, pazarda ve gündelik hayatta nasıl hissedildiğini gösteren çarpıcı bir örnektir. Devletin çözüm üretemediği noktada, toplumun kendi iç dinamikleriyle geliştirdiği bu geçici ama işlevsel çözümler, Osmanlı şehir yaşamının esnekliğini ve yaratıcılığını gözler önüne sermektedir. Bugün bu ufaklık paralar, yalnızca nümismatik merakının konusu değil; aynı zamanda çok kültürlü bir geçmişin sessiz tanıkları olarak da büyük bir anlam taşımaktadır.
Yahudi Parası
Malûm ya elde birtakım beş paralık sarı teneke tedavül ediyor. Ufaklığın fıkdanından ve henüz bir dâire-i resmiyyeden teshîl-i muâmele için ufak bilet çıkarılmayıp ahzüitada suubet çekildiğinden bu tenekeler işe yarıyor idi. Şimdi bunların kalbı çok olduğundan dolayı tedavülü menolunmuş. Vakıa bu tenekelerin muameledeki teshilâtı gibi tedavüldeki mahzuru dahi münker olmadığından men’i isabettir. Fakat kim menetmiş burasını bilen yok. Ne ise orası lâzım değil. Şimdi bu para tedavül etmeyecek demek oluyor. Lâkin her tarafa yayılmış ve ekseriya okuyup yazması olmayan birtakım satıcı ve esnaf eline düşmüş olduğundan, men’i halkın zarar içinde zarara uğramasını intaç ederek bu da lâyık olmamasına göre bir müddet daha tayiniyle beraber herkesin anlayacağı derecede ilân ettirilmesi iktiza eder. Bu da o makule şeylerin merciine ait vezaiften görünüyor. (Ali Efendi, Basîret Gazetesi, Sayı: 2222, Istanbul, 29 Ramazan 1294 / 7 Eylül 1877, Syf.3)

Kal Kadoş Naftali 5 Para
Nakid gibi tedavül etmek üzere bilet tabı yasak olduğu halde bu kere Ortaköy’de Museviler tarafından 10’ar paralık biletler çıkartılmış. Bunların diğerlerinde olduğu gibi derhal tedavülden mennini padişahımızın buyruğudur. 1300 Mayıs 24 / 1884 Haziran 5 (C.Osmanlı Arşivleri I-DH 919/72908)
Hele muharebe vakti kaimelerden başka şimdiki damga pullarına müşabih pullar ve bazı hususi cemaatler tarafından üzerlerinde işaratı hahsusa madrub sarı tenekeler nakid makamında kullanılmıştır. (Hasan Ferid, “Nakid ve İtibarı Mali” İstanbul 1914, Cilt I, Syf. 240)
Not: Musevi cemaati paraları örnekleri çok nadirdirler ve bazıları bugün var olmayan sinagoglara aittir. Bununla birlikte Ladino ile yazılmış olmaları da bu paraların tarihi birer belge olma özelliğini ortaya çıkarmaktadır.
*Güçlü Kayral: Araştırmacı, Nümismat (Nümismat: Para konusunda uzman, araştırmacı ve/veya bilgili koleksiyoncu.)






