Haber Fotoğrafı: Phi Phi Adası, Phuket
Güneydoğu Asya ülkesi olan Tayland’ın 750 kilometrekarelik yüzölçümü ile en büyük ve dünyaca ünlü turizm adası olan Phuket pek çok kişinin balayı listelerinin başında gelir. Tropikal bir cennet olarak adlandırılan Phuket, her yıl yaklaşık beş milyon turist tarafından ziyaret ediliyor. Turkuaz renkli koyları, pek çok filmin çekildiği el değmemiş plaj ve adaları, berrak suları ve canlı kültürü ile ister rahatlama ister macera arayan gezginlere harika kapılar açar.
Doğal güzelliklerinin yanı sıra nüfus çeşitliliği ile dikkat çeken adada, Taylandlılar dışında Çin, Malezya, Hindistan ve Nepal kökenlilerin başını çektiği pek çok ulustan insanın bir arada yaşadığını gözlemleyebilirsiniz. Anakaranın aksine burada Müslüman kesimin yoğunluğu ve âdetlerin yaşama yansıması oldukça şaşırtıcı. Ayakkabıları çıkartarak girebileceğiniz kafeler, ya da içki içmenin yasak olduğu restoranlar bazı adalarda hiç yadırganmıyor. Hint Okyanusu’nun bir parçası olan Andaman Denizi’nde bulunan adada konaklamak için en uygun yerler Patong, Kata, Karon ve Kamala Plajları çevresi sayılabilir.

Old Town - Eski Şehir
Deniz-kum-güneş üçlemesi dışında, adanın zengin kesiminin de ikamet ettiği ve tarihî anlamda da en zengin bölgelerinden Old Town’ı, yarım gün içinde rahatlıkla gezebilirsiniz. Koloni mimarisi ile dikkat çeken eski şehir bölgesi beş ana cadde ve pek çok sokakla bölünmüş. Rasada, Phang Nga, Thalang Dibuk, Krabi caddeleri üzerinde çok sayıda tarihî yapı, altı dükkân üstü ev olan “shophouseları”, her türlü turistik objenin satıldığı cıvıl cıvıl dükkânları, restoran, pastane ve kafeleri ile dolu. Aklınızda bulunsun, nemden dolayı gündüz saatlerinde sokaklarda gezmek oldukça zorlayıcı, nefes almak için klimatize edilmiş kafelerde yer bulmak ise büyük şans.
Adaları ve plajları gezmenin dışında zaman geçirebileceğiniz adanın en önemli ve saygı duyulan yerlerinden biri olan Big Budha’yı ziyaret etmenizi tavsiye ederim. 45 metre yüksekliği ile adanın neredeyse yarısından rahatlıkla görülebilen muhteşem heykel, Nakkerd Tepesi’nin zirvesinde yer alıyor. 2007 yılında inşa edilen heykel yerel halkın da dua etmek için sıklıkla ziyaret ettiği bir mekân. 360 derecelik manzarası ile gezginlere nefis manzaralar sunuyor.

Phi Phi ve James Bond adaları en çok tercih edilenler…
Zümrüt yeşili suları, bitki örtüsü ve dikey kayalıkları ile keyifle gezeceğiniz adalar ve koylar arasında seçim yapmakta zorlanıyorsunuz. Yaklaşık 40 tane ada bulunuyor, hepsini gezmek mümkün değil tabi. Ancak Phi Phi ve James Bond adaları, en çok tercih edilen adalar olarak öne çıkıyor. Bence gezinin en güzel tarafı adalara giderken sürat teknesi ile yapılan yolculuk ve verilen yüzme molaları. Teknelere binerken can yeleklerini giymeniz ve deniz üzerinde bulunduğunuz müddetçe çıkarmamanız gerekiyor. Bu nedenle yüzme molalarında, teknenin etrafında oluşan manzara, gemi kazasından kurtulan kazazedelerin çırpınışlarını andırıyor. Can yelekleri ile yüzmenin bu kadar zor olduğunu hiç düşünmemiştim.
Bizim ilk tercihimiz, turkuaz rengi denizi yemyeşil tropik ormanları ve dua eder gibi denizden gökyüzüne yükselen dev kayaları ile Tayland turizminin yıldızlarından olan Phi Phi Adaları oldu. Gezi sırasında şnorkelle yüzme, Bamboo Adası’nda öğle yemeği, küçük bir yürüyüş molasının yanı sıra Maya Bay plaj ziyareti de yapıyoruz. 2000 yılında Leonarda DiCaprio’nun başrolünde oynadığı The Beach (Kumsal) filminin burada çekilmesi ile meşhur olmuş bu plaj günümüzde koruma altına alınmış. Filmin ardından ünlenen plaja yüzbinlerce turistin akın etmesi sonucunda, mercanların zarar görmemesi için yüzme yasağı getirilmiş. Şimdi plajı ziyaret eden turistler sadece kumsalda gezip fotoğraf çekmekle yetiniyorlar.
Meşhur James Bond Adası’nı görmeden Phuket’ten dönmek olmazdı. Phang Nga Körfezi adaları arasında nefes kesici güzelliği ile kendimizden geçerek dolaşıp ilk önce nüfusunun büyük kısmı Müslüman olan küçük balıkçı köyü Koh Panyee’ye ulaşıyoruz. Köy dediysem karada olduğunu düşünmeyin, suda yüzen ahşap kazıklar üzerine kurulmuş oldukça yoksul bir köy. Öğlen yemeğimizi bu adada yedikten sonra, denizin üzerinde daracık sokaklarında dolaşıyoruz. Halkın yoksulluğu oldukça dikkat çekici, kahve içecek bir yer bulamadan köyden ayrılıp James Bond Adası’na yola koyuluyoruz.
1984 yılında çekilen ve başrolünde Roger Moore’un James Bond karakterini canlandırdığı “Altın Tabancalı Adam” filmi ile meşhur olan Khao Phing Kan ve Ko Tapu, artık yerel halk ve rehberler tarafından da James Bond Adası olarak anılıyor. Adaya gelen her turistin meşhur kayanın önünde klasik pozu vererek fotoğraf çektirmek istemesi sonucu zaman zaman kuyruklar bile oluşuyor. Bana göre esas gezi ada değil, adaya gelene kadar yapılan yolculuk. Kano ile yarasa mağaralarında ve tuzlu suda yetişen ağaçların kıyılarında yaptığımız gezi paha biçilmezdi.
Kuşkusuz Phuket, yakınlarında bulunan pek çok adaya ev sahipliği yapıyor. Dalış tutkunları ve sakinlik arayanlar için ada çevresinde pek çok tropik lokasyon bulunuyor. Adanın en ünlü plajı olarak bilinen Patong Beach ve çevresindeki gece hayatı nedeniyle ünlenen Bangla Road aynı bölgede bulunuyor. Akşam saatlerinde trafiğin neredeyse kilitlendiği bölge, eğlence odaklı turistleri kendine çekiyor. Ünlü Bangla Road, sağlı sollu yüzlerce restoran bar ve gece kulüpleri ile dolu. Dansı, müziği seviyorsanız ve en önemlisi sıra dışı gece hayatını deneyimlemek istiyorsanız mutlaka Bangla Road’a gitmelisiniz. Gece hayatını sevmiyorsanız ya da bir kez görüp bana yetti diyorsanız, gece pazarlarını gezebilirsiniz. Şehirde onlarca gece pazarı mevcut. Kıyafetten süs eşyalarına kadar el işi hediyeliklerin yanı sıra atıştırmalık yiyeceklerin de bulunduğu zengin seçenekleri ile oldukça eğlenceli. Şehirdeki en büyük gece pazarı sadece hafta sonları kurulan “Phuket Weekend”. Tezgâhlar arasında dolaşırken, size ürün satmaya çalışan yerlilerle sıkı pazarlık yapmayı sakın unutmayın.

Ödüllü “Siam Niramit” gösterisi
Phuket gecelerinde yapabileceğiniz bir diğer güzel aktivite ise, Tayland’ın kültürel mirasını öne çıkarak ödüllü “Siam Niramit” gösterisini izlemek olabilir. 24 dönümlük arazi üzerine kurulan kompleks, ülkenin dört bölgesinden gelen geleneksel Tay köylerini sergiliyor. Siam Niramit, Tayland’ın eski adı olan Siam’ın tarihi, gelenekleri ve mitolojisi hakkında dünya standartlarında bir kabare gösterisi diyebilirim. Gösteride yaklaşık 150 oyuncu ve 500’den fazla kostüm değişikliği yer alıyor. Gösteriden önce 1.000 kişilik bir restoranda akşam yemeği veriliyor. Geleneksel Tay yemeklerinin sunulduğu küçük bir Tay pazarına benzeyen restoran, Avrupa ve Hint yemeklerini de açık büfe tarzında servis ediyor. Akşam yemeğinden sonra, kompleksin arazisinde gerçek boyutlu evlerin bulunduğu örnek Tay köyünü ziyaret etmenizi öneririm. Orada geleneksel kıyafetleri deneyebilir, mutfak eşyalarına dokunabilir ve el sanatları hakkında bilgi edinebilirsiniz. Köy içinde fotoğraf ve video çekimi kısıtlama olmaksızın serbest. Ancak çok fazla oyalanmamak gerekiyor çünkü meydanda ihtişamlı kıyafetleriyle yapılan geleneksel dansları kaçırabilirsiniz. Dışarıda dilediğiniz gibi fotoğraf çektikten sonra ana gösteri başladığı andan itibaren fotoğraf ve video çekimi yasak. Fotoğraf makinalarınızı kaldırıp, “Siam’ın Büyülü Krallığına Yolculuk” adlı bu harika gösteriyi izlemeye başlayabilirsiniz.






