(Fotoğraflar: Şahin Önder)
Haber Fotoğrafı: Würzburg
Romantik Yol, Almanya’nın orta kısmıyla güney kısmını birbirine bağlayan kuzeyde Würzburg güneyde Füssen arasında kalan yaklaşık 460 km uzunluğunda oldukça popüler bir turizm rotasıdır. Orta Çağ’da ticari amaçlı kullanılan, günümüzde yaklaşık 28 kasabanın oluşturduğu bu yol, birbirinden güzel onlarca köy, kale, köprü, şato ve kilisenin yanı sıra kartpostal tadında muhteşem doğal güzellikleri de gözler önüne serer. Romantik Yol rotası 2. Dünya Savaşı sonrasında Almanya’yı işgal eden Amerikan askerlerince keşfedilmiş ve günümüzde görülecek turistik yerler listesinin ilk sıralarında yer almaya başlamıştır. 
Füssen
Adını 18. yüzyıl sanatına damgasına vuran Romantizm akımından almış; dönemin ünlü şair yazar ve ressamları bu rotayı çok sevmişler. Almanya Alpleri’nin eteğinde Bavyera bölgesini kapsayan bu yol, gezginlere Almanya’nın bambaşka bir yüzünü gösterir. Bu yolda ilerlerken kendinizi Orta Çağ’da hissedecek, dokusu bozulmamış tarihî köy ve kasaba sokaklarında dolaşırken kendinizi adeta bir film platosunda hissedeceksiniz. Bu rotayı ister baştan sona gezin ister bir kısmını keşfedin, her köşesinde ayrı bir güzellik keşfedecek ayrı bir keyif alacaksınız.
Bavyera kültürünün kalbinin attığı şehir Münih ve diğerleri…
Biz Romantik Yolda ilerlemek için ilk önce Münih’e uçuyoruz. Oktoberfest gibi köklü gelenekleri, kendine has mutfağı ve mimarisi ile Bavyera kültürünün kalbinin attığı bu şehri keşfetmeyi başka bir yolculuğa bıraksak da dünyaca ünlü biralarının tadına bakmadan ve meydanda herkesin sabırsızlıkla beklediği saat gösterisini izlemeden geçmiyoruz.
Münih
Her an canlı ve renkli bir şehir olan Münih’in kalbi Marienplatz’da Neues Rathasu (Yeni Belediye Binası) kulesinde yer alan tarihî mekanik saat “Glockenspiel” 1908 yılında yapılmış, 32 figür ve 43 çanı ile ünlü. Yaklaşık on dakika süren gösteri, 16. yüzyıl düğün törenlerini ve veba salgını sonrası yapılan geleneksel fıçıcılar dansını (Schäfflertanz) canlandırıyor. Veba salgını yaşanan 1800’lü yıllarda fıçı birası yapanlar, halka moral vermek adına sokaklarda dans ederlermiş.
Ayrıca Münih’teki ilk fıçı bira evinin sahibi Dük Wilhelm V’in düğünü canlandırılmış. Birbirine zıt temalı bu iki dansın gösterisi, izleyiciler tarafından bolca fotoğraflanıyor. Her köşe başında küçük kafeleri, lokal barları ve Alman mutfağını sunan restoranlarının yanı sıra her an karşınıza çıkabilecek yerel kıyafetli Bavyeralılar da adeta şehre ayrı bir tat katıyor.
Romantik Yolda ilerlemeye başladığınızda Würzburg’da UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan Residenz Sarayı’nın Barok stilini şaşkınlıkla izleyip, şehri çevreleyen bağların inanılmaz lezzetli şaraplarından tadabilir veya Rothenburg’un orta çağ kokan sokaklarında kendinizi kaybedebilirsiniz. Bir orta çağ simgesi olan Dinkelsbühl’ü geçip Füssen’e geldiğinizde Hohenschwangau ve Neuschuanstein şatolarını gezerken kendinizden geçebilirsiniz. Almanya gibi sanayisiyle ön plana çıkmış bir ülkenin müthiş güzellikteki doğası ve yol manzaraları oldukça şaşırtıcı.
Dinkelsbüh
Romantik Yol rotasının en güzel şehirlerinden Würzburg
Main Nehri kenarında bulunan Würzburg 2. Dünya Savaşı sırasında %90 oranında yıkılmış ve sonrasında yeniden inşa edilmiş. UNESCO Dünya Mirası Listesindeki yapıları ve bağları ile Romantik Yol rotasının en güzel şehirlerinden biri. Şehrin en güzel manzarasını Main Nehri batı yakasında kalan Marienberg Kalesi’nden izleyebilirsiniz. Temelinde Kelt kalesi bulunan alana 8. yüzyılda bir kilise inşa edilmiş. 12. Yüzyılda ise, kilisenin etrafına kale inşa edilmiş ve 1719 yılına kadar şehri yöneten prensler bu kalede oturmuş.
Würzburg
Kalede bulunan Mainfrankische Müzesi, Bavyera Bölgesindeki en önemli sanat koleksiyonlarına ev sahipliği yapmakta. Kale ve müzeyi gezdikten sonra Arte Mainbrück Köprüsü’nü geçerek Belediye Sarayı’nın bulunduğu tarihî şehrin merkezine ulaşabilirsiniz. 16 Yüzyıldan kalma sarayın hemen yanında dikkat çeken Rönesans tarzı Roter Turm Kulesi ise binaya sonradan ilave edilmiş. Muhteşem büyük salonlar, geniş merdivenler, altın kaplamalar ve heykellerle dolu olan, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesinde yer alan Rsidenz Sarayı ise Barok, Rokoko ve Neoklasik mimarinin karışımı ile göz kamaştırıyor. Akşam iş çıkış saatlerinde, günün yorgunluğunu atıp sosyalleşmek için, içkilerini alıp kaldırımlara yayılan Almanların arasına karışarak, güneşin batışının ve manzaranın tadını çıkarıyoruz.
Bamberg ve Nürnberg
Bavyera bölgesinin incisi olarak adlandırılan ve İstanbul gibi yedi tepe üzerinde kurulmuş olan Bamberg, nehir ve kanallar ile bölünmüş. Orta çağdan kalma sokakları, rengârenk yüksek çatılı Germen tarzı evlerin balkonları ve terasları çiçeklerle bezeli. Belediye Binası, Bamberg Katedrali, Neue Residenz ve St. Michale Manastırı gezilmesi gereken yerlerin başında geliyor.
Bamberg
Romantik Yolun bir diğer durağı Nürnberg. 2. Dünya Savaşı öncesi en ateşli savaş mitinglerinin yapıldığı bu şehir, ne ironidir ki, savaş sonrası savaş suçlularının da yargılandığı şehir olmuş. Türk nüfusun olukça yoğun olduğu Nürnberg, savaş sırasında neredeyse tamamen yıkılmış. Sonrasında her ne kadar yeniden inşa edilse de İmparatorluk Şehri görüntüsünü ve tarihî dokusunu büyük ölçüde kaybetmiş. 1994 yılında müzeye çevrilen, Nasyonel Sosyalist Alman İşçi Partisi’nin mitinglerinde kullanılmak üzere 1933 yılında Hitler’in emriyle ve halkı etkilemek için inşa edilmiş “Nazi Partisi Dokümantasyon Merkezi”, Avrupa’nın ele geçirilmesi en zor Orta Çağ askerî yapılarından biri olan “Kaiserburg Kalesi”, orijinali Cermen Ulusal Müzesi’nde bulunan 14. yüzyıldan kalma Gotik stilli Güzel Çeşme’yi gezerek günü tamamlayabilirsiniz.
Augsburg ve bitiş noktasına yakın olan Füssen
Bavyera eyaletinin üçüncü büyük kenti olan Augsburg, İmparator Agustus döneminde askerî merkez olarak kullanılmış. Mozart’ın babası ünlü kompozitör Leopold Mozart ve Bertold Brecht bu şehirde doğmuşlar. En önemli Rönesans yapılarından biri olarak bilinen Belediye Binası Rathaus, muhteşem kapıları, duvar resimleri, resimlerle kaplı tavanıyla gezenleri kendine hayran bırakıyor. Almanya’nın yine ilk Rönesans kilisesi kabul edilen St. Anna Kirsche Kilisesi ve şapelindeki freskler oldukça etkileyici. 1521 yılında Fugger ailesi tarafından yaptırılan 67 ev, 147 daire, kilise, çeşme ve bahçelerden oluşan Fuggerei Sosyal Kompleksi gezimizin son durağı. Gezilerimizi tamamladıktan sonra Romantik Yolun en güzel manzaralarının içinden geçerek Füssen’e doğru yola çıkıyoruz.
Augsburg
Romantik Yolun bitiş noktasına yakın olan Füssen, Gotik tarzda daracık sokakları ve rengârenk evleri ile oldukça büyüleyici ve masalsı Neuschwanstein Şatosu ve Hohenschwangau Şatosuna ev sahipliği yapıyor. Bu şatolar, Romantik Yol denince akla gelen ilk yerlerden... Özellikle Neuschwanstein, Walt Disney’in Sindirella Şatosu’na ilham veren yer olarak biliniyor. Romantik Yolun en etkileyici iki şatosunu ziyaret etmek için bir tam gün ayırmak zorundayız. Öncelikle göllerin ve şatoların manzaralarını uzaktan izleyerek yol alarak Hohenschwangau Şatosuna ulaşıyoruz. Şato II. Maximilian tarafından harabe halindeyken alınmış ve Gotik tarzda yeniden inşa edilmiş. Orta çağ kahramanlık hikâyeleri ile süslenmiş şatoda Kahramanlar Salonu, Şövalyeler Salonu ve Kraliçenin yatak odası tam birer sanat eseri. Bazı tavan resimlerinde Beylerbeyi Sarayı ve Küçüksu manzaraları bizi oldukça şaşırtıyor.






