Haber Fotoğrafı: Rose Valland (1898-1980)


Nazilerin arasında görünmez bir tanık
Paris işgal altındaydı. Sokaklarda Alman askerleri dolaşıyor, şehrin müzelerinde ise bambaşka bir yağma sürüyordu. Tablolar yerlerinden indiriliyor, sandıklara konuyor, trenlere yüklenip Almanya’ya gönderiliyordu. Sahipleri çoktan evlerinden alınmış Yahudi ailelerin koleksiyonları, artık Nazi subaylarının kontrolündeydi.

Bütün bunların ortasında, Jeu de Paume Müzesi’nde sessiz sedasız çalışan bir kadın vardı: Rose Valland.


Rose Valland Jeu de Paume'da

Alman subayları onu fazla önemsemiyordu. Onlara göre Rose, müzede işlerini yapan, kendi hâlinde, sıradan bir memurdu. Gün boyunca yanlarından geçiyor, konuşmalarına kulak misafiri oluyor, taşıdıkları tabloların arasında dolaşıyordu.

Kimsenin bilmediği şey ise şuydu: Rose onların söylediklerini anlıyordu. Almanca biliyordu.

Ve dört yıl boyunca, kimsenin fark etmediği bu küçük avantajı kullanarak Nazilerin Avrupa’nın dört bir yanından çaldığı sanat eserlerinin izini sürdü. Her akşam eve döndüğünde defterini açıyor ve o gün öğrendiği her şeyi yazıyordu. Hangi tablo gelmişti? Kimden alınmıştı? Hangi trenle nereye gönderilecekti? Almanya’da hangi depoda, hangi şatoda, hangi maden ocağında saklanacaktı?

O yıllarda kimse bunun ne kadar önemli olduğunu bilmiyordu. Ama savaş bittiğinde, Rose Valland’ın defterleri Avrupa’nın kayıp sanat hazinelerini bulmak için bir haritaya dönüşecekti.


Rose Valland'ın notları

Rose Valland
Rose, 1898’de Fransa’nın güneydoğusundaki küçük bir kasabada, mütevazı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Lyon’da güzel sanatlar okudu; ardından Louvre Okulu ve Sorbonne’da sanat tarihi eğitimi aldı. Kendi imkânları sınırlı bir kadın için, o dönemde böyle bir eğitim hayatı kurmak hiç de kolay değildi.

Paris’e geldiğinde Jeu de Paume Müzesi’nde gönüllü asistan olarak çalışmaya başladı. Yıllarca hiçbir ücret almadan görev yaptı. Ancak 1941’de kadrolu ve maaşlı bir çalışan olabildi.

Ve sonra savaş geldi…
1940’ta Almanya Fransa’yı işgal etti. Naziler kısa süre içinde Avrupa’nın en büyük sanat yağmalarından birini başlattı. Yaklaşık 650 bin sanat eserinin Avrupa’nın dört bir yanından çalındığı tahmin ediliyor. Bunların büyük bölümü, özellikle Yahudi ailelerin özel koleksiyonlarından alınmıştı.

Paris’te bu yağmanın merkezi Jeu de Paume Müzesi oldu.

Alfred Rosenberg’in yönettiği ERR adlı özel birlik, ele geçirilen eserleri burada topluyor, sınıflandırıyor ve Almanya’ya gönderiyordu.

Fransız Ulusal Müzeleri’nin müdürü Jacques Jaujard, Almanların müzeyi bu amaçla kullanacağını öğrendiğinde Rose Valland’a yalnızca bir şey söyledi: İçeride kal.

Rose kaldı.

Dört yıl boyunca Nazi subaylarının arasında yaşadı
Çalınan tabloların müzenin salonlarından geçişini izledi. Almanların konuşmalarını dinledi. Ve bütün bunları, kimsenin ondan şüphelenmesine izin vermeden kaydetti.

Müzeden geçen 20 binden fazla eserin izini tuttu.

Ama yalnızca tabloların yolculuğuna tanıklık etmiyordu. Bir gün, müzenin terasından aşağı baktığında, Nazi rejiminin “yozlaşmış sanat” olarak ilan ettiği yüzlerce modern tablonun bahçede yakıldığını gördü. Paris’in tam kalbinde, sanat eserleri alevlerin içinde yok oluyordu.

Sonra savaşın son günleri geldi. Ağustos 1944’te Rose, Almanların Paris’ten ayrılmadan önce çalınan sanat eserleriyle dolu son bir treni şehirden çıkarmaya hazırlandığını öğrendi. Haberi ulaştırdı. Tren durduruldu.

Paris kurtulduğunda ise Rose’un işi henüz bitmemişti.
Elinde, Nazi yağmasının izlerini süren paha biçilmez defterler vardı. Ancak, savaşın ardından bile Fransa’da güvenebileceği insan sayısı azdı. Notlarını herkese teslim etmeyi reddetti. Sonunda güvenini Amerikalı Yüzbaşı James Rorimer kazandı.

Rorimer, “Monuments Men” olarak bilinen ekipte görev yapıyordu. Rose’un defterleri Müttefikler için gerçek bir hazine haritasına dönüştü. Tuz madenlerinde, mağaralarda ve şatolarda saklanan binlerce sanat eserinin yeri bu kayıtlar sayesinde bulundu. Rose bununla da yetinmedi…


Rose Valland (solda), Edith Standen (ortada) ve Hubert de Bry (sağda), Mayıs 1946'da sanat eserlerinin önünde


Askerlerle birlikte Almanya’ya girdi
Birinci Fransız Ordusu’na “yüzbaşı” rütbesiyle katıldı ve askerlerle birlikte Almanya’ya girdi. Yıllar boyunca kayıp eserleri aradı, buldu ve gerçek sahiplerine geri dönmeleri için çalıştı. Savaş sonrasında yaklaşık 60 bin sanat eseri Fransa’ya geri getirildi. Bunların yaklaşık 45 bini sahiplerine ya da mirasçılarına iade edildi.

Rose Valland sonunda Légion d’Honneur ve Direniş Madalyası ile ödüllendirildi. Amerika Birleşik Devletleri de ona Özgürlük Madalyası verdi.


Rose Valland, 1948 yılında Başkanlık Özgürlük Madalyası'nı alırken

1961’de anılarını yayımladı. Ama kitabı fazla ses getirmedi.


Rose Valland emeklilik yıllarında. Camille Garapont Koleksiyonu  La Mémoire de Rose Valland Dernegi

Rose Valland 1980’de öldüğünde, geniş kitleler onun adını hâlâ bilmiyordu. Oysa bugün Avrupa’nın müzelerinde gördüğümüz bazı eserlerin hikâyesinde onun adı var. Çünkü bir zamanlar kimsenin önemsemediği o sessiz kadın, Nazi subaylarının arasında durup dinlemiş ve her akşam duyduğu her şeyi kâğıda dökmüştü.

Bazen bir savaşın kaderini değiştiren şey bir silah değil, kimsenin fark etmediği bir defter olabilir…


Jeu de Paume Müzesinin önündeki anma plaketi