“Paylaşmayı bilmezsen kazanamazsın!”

“Paylaşmayı bilmezsen kazanamazsın!”
KAPAK HİKAYESİ

“Paylaşmayı bilmezsen kazanamazsın!”


Fotoğraflar: Teri Erbeş & Merve Karahan


Stella M. Trevez’in kaleminden
İzzet Pinto’nun ilham veren gerçek hayat hikâyesi: “BABAM İÇİN"

İzzet Pinto’nun “Babam İçin” adlı kitabı Haziran ayında Destek Yayınları’ndan çıktı; tüm kitapçıların raflarında yerini aldı ve okuyucusu ile buluşmaya başladı.

Elinize aldığınız andan itibaren sıcacık, içine çeken, merak uyandıran, hayret ettiren, sürprizlerle dolu bir hikâyenin içinde buluyorsunuz kendinizi. Başarılı ve mutlu bir insan olmanın sırları veriliyor. Bir babanın oğlunu büyütürken tüm çevresinin eleştirilerine kulak asmadan seçtiği yol gözlerinizin önüne seriliyor. Bu kitap neden mi okunmalı? Ondan ilham alıp kendi hayatınızda da bir fark yaratabilme cesaretini kazanmak için…
Size bir sır verelim; “Babam İçin”, daha kitap olarak piyasaya çıkmadan aldığı film teklifi ile, şimdiye kadar duyulmamış bir fark yarattı. Bu da bize, uzun süre “En Çok Satanlar”da yerini koruyacağının ipuçlarını veriyor.

İZZET PİNTO, dünyanın önde gelen bağımsız TV içerik dağıtıcısı olan Global Agency’nin kurucusudur. 1978 doğumlu olan Pinto, eğitimini Türkiye ve ABD’de tamamladı. Uzun yıllar Uzakdoğu’da ticaretle ilgilenmesinin ardından, yurda döndü ve Türkiye’nin en çok satan yazarlarını yurtdışında temsil etmeye başladı. 2006 yılında Global Agency’i kuran Pinto, televizyon format ihracatıyla başladığı yolculuğuna Türk dizi ihracatıyla devam etti ve bugün dünyanın birçok ülkesinden 150 seçkin projeyi temsil ediyor. İzzet Pinto, Junior Chamber International tarafından Yılın Girişimci Ödülü (2008) ve MIPTV Onur Madalyası (2018) ödülünü aldı.

 

Miryam Şulam ve İzzet Pinto

“Babam İçin” adlı kitabı daha yayımlanmadan okuyanlardan biri olduğum için şanslıyım. Söyleşi için İzzet Pinto’nun ofisinde buluşmak üzere randevulaştık. Kitapta detaylıca bahsettiği o keyifli ofisi görmeye can atıyordum. Asansörden indiğimde beni uzun bir koridor karşıladı; duvarında sanatçı Omeria’nın keyifli graffitisi var; duvardaki oklar, mekânın haritasına, oradan da ofisin giriş kapısına yönlendiriyor sizi. Girer girmez okurken hayalini canlandırdığım bar tüm ihtişamıyla karşımdaydı. Salonun koltuklarına varmadan bir langırt, bir bilardo masası bir de oturup keyifle sallanabileceğiniz özel bir salıncak. Güler yüzle karşılanma, çay, kahve ikramları, camdan separatörlerin ardından selam veren çalışanlar. Her bir köşesinde motive eden cümleler ve zevkli detaylar. Rüya gibi bir ofis!

Kendinizi bugün nasıl tanımlardınız?
Oğluna düşkün bir baba, annesini çok önemseyen bir evlat, ablasını hayatta herkesten çok seven bir kardeş, karısını çok seven bir adam, işine tutkuyla bağlı bir iş insanı, iyi günde kötü günde gerçek bir arkadaş, hayatta dürüst olmayı ve paylaşmayı, her şeyin önünde tutan bir adam, cemaatini çok önemseyen bir insan.

Global Agency’nin kuruluş tarihinden bugüne tam 15 yıl geçmiş. Bize öncelikle şirketinizden bahseder misiniz?
15 yıl önce Türk televizyon formatlarını ihraç etme hayaliyle şirketimi kurdum. Başta büyük bir beklentim yoktu. Ama hayalim beni tahmin bile edemeyeceğim bir noktaya taşıdı. Şirketim için dönüm noktası Binbir Gece ve Muhteşem Yüzyıl dizilerinin temsilciliği olmuştur. Ablamla kurduğum şirket, 28 kişilik bir ekiple 100’ü aşkın ülkeye televizyon içeriği ihracatı yapan bir şirket haline geldi.

Kendi yazdığınız “Good Singers” adlı format Fransa ve Rusya’da yayına girdi. Bundan bahseder misiniz?
Bana en çok haz veren şeylerden biri de kendi formatımın hayata geçmesi. Good Singers 8 yıl önce yarattığım bir formattı. Yıllar önce Avrupa’nın en büyük kanalı TF!’ın dikkatini çekmişti, 2020 yazında da formatımı hayata geçirmeye karar verdiler. Program 2020 yazının en yüksek ratingini alarak bir rekora imza attı. 2021 yazında da ikinci sezon yayınlayacaklar.
Fransa’daki başarının ardından Rusya da 2021 kışında programı yayına soktu, 2022 için de şimdiden el sıkışıldı. Yaklaşık 15 ülkeyle de görüşmelerimiz devam ediyor.

 

Miryam Şulam, İzzet Pinto ve Stella M. Trevez

Bu kitabı yazmaya sizi motive eden neydi? Stella Trevez’in kaleminden kendinizi okumak nasıl bir duygu?
Bu kitabı yazmak 20 yıllık bir hayalimdi. 22 yaşındayken Bangkok’ta yaşıyordum ve hayatımın en zor gününü geçirdiğim bir anda, “Şu anda yaşadığım duygular bir gün kitabımda yer alacak” diye geçirdim içimden. Son 10 yıldır da yaşadıklarımı not alıyordum ama bir türlü kitap için adım atmıyordum. Üç yıl önce Destek Yayınları’nın sahibi Yelda Hanım ile tanıştım. Tedx konuşmamdan çok etkilenmiş, mutlaka baban ile olan hikâyeni yazmalısın dedi. Hatta kitabımın isim annesi de kendisi. Daha önce kitap yazma konusunda deneyimim olmadığı için profesyonel bir yazardan destek almaya karar verdim. Bunun için en doğru isim Stella Trevez idi. Hem kuzinim olduğu için beni çok iyi tanıyor, hem de bana göre Türkiye’nin en iyi yazarlarından biri. Yaklaşık üç senelik çalışmanın sonunda içime çok sinen bir kitap ortaya çıktı. Hayatımı onun kaleminden okumak çok heyecan verici. Kendimi bu konuda şanslı hissediyorum. Hiçbir yazar beni bu kadar iyi anlatamazdı. Umarım herkes keyifle okur.

Bu genç yaşınıza rağmen dolu dolu bir yaşanmışlık ve hiç de kolay olmayan sıra dışı bir hikâyeniz var. Okuyucuya aile kavramı ile ilgili neleri aktardığınızı düşünüyorsunuz?
Heyecan bağımlısı olduğum için sıra dışı ve hızlı bir hayat yaşadığımı düşünüyorum. Monotonluktan uzak, sürekli aksiyon içinde olan bir hayat beni her zaman canlı tutmuştur. Ailemin de desteğiyle cesur adımlar atıp hayallerimi gerçekleştirebildiğim bir hayatım oldu.

Babamın çok sıra dışı bir yetiştirme tarzı vardı. Annem de babama çok güvendiğinden babamın beni bir antrenör gibi yönlendirmesini her zaman destekledi. Annem ve babam, ne zaman yere yığılsam, her zaman kalkıp devam edebilmem için arkamda olduklarını hissettirdiler. Bir çocuğun başarılı ve mutlu olması için aile desteği ve yetiştirme şeklinin çok önemli olduğuna inanıyorum. Bu kitapta ebeveynlik ile ilgili de çok önemli yaklaşımlar okuyacaksınız.


İzzet Pinto ve ailesi

Babanızdan devraldığınız bayrak ile oğlunuz Aksel için hayalleriniz neler?
En önemlisi mutlu bir insan olması. Kendine, ailesine, etrafındakilere her zaman dürüst olmasını, şimdi olduğu kadar büyüdüğünde de iyi kalpli, anlayışlı, eli açık olmasını arzu ederim. Etrafındakilerle paylaşmayı bilen, kendi ayakları üzerinde duran, sorumluluk sahibi, kendini cemaatin bir parçası gibi hissedip cemaat için de çalışan biri olması benim için önemli.

Eşim de ben de elimizden geldiğince ona güzel şeyler öğretmeye çalışıyoruz. Korumacı bir anne-baba olmak yerine, bazen bilerek hata yapmasına göz yumabiliriz. Evde yemek masasında her şeyimizi konuşuruz biz. En büyük hayalim, ona babamın bana olduğu kadar iyi bir baba olabilmek. Oğlumun şimdiden benimle çalışma hayalleri kurması, işimle ilgili fikirlerini benimle paylaşması beni inanılmaz mutlu ediyor.

İzzet Pinto babası İsak Pinto ile

Babanız İsak Pinto’nun öğretileri arasında sizi en çok etkileyenler hangileriydi?
Küçük yaşta beynime kazınan “Paylaşmayı bilmezsen kazanamazsın” öğretisi, karakterimin şekillenmesini sağladı. Sevdiklerimin iyi günde ve kötü günde her zaman yanında olmam, maddi manevi her şeyimi paylaşmam beni farklı kıldı. Sadece babam değil, içinde bulunduğum ailenin her ferdi için eli açık olmak, paylaşmak en önemli değerlerden biri olmuştur.
Benim için çok önemli bir diğer öğreti de asla pes etmemek. Her başarısızlıktan sonra kalkıp yola devam ederek hedeflerime ulaşmaya çalışmak İsak Pinto’dan aldığım en kıymetli derslerden bir diğeridir.

Hayata karşı bir duruşun olmalı. Kavgaya karışırsan kaçmayacaksın çünkü kaçarsan cesur olmayı öğrenemezsin.”

Babanızın öğretileri içinde korkmak yoktu. Başarısızlıklarınızda, korkularınızla baş etmeyi nasıl başardınız?
Hiçbir zaman korkmadım dersem yalan olur ama korktuğum anda bile soğukkanlı olup bulunduğum durumdan sakince kurtulmanın bir yolunu buldum. Başıma kötü bir şey geldiğinde oluşabilecek en kötü sonucu düşünerek kendimi rahatlatmaya çalışırım. Her türlü sorunun sakinlikle çözülebileceğini düşünüyorum. Hata yaptığınızda, risk aldığınızda sonuçlarına katlanmak durumundasınız. Yeter ki o hatadan bir ders çıkarın ve tekrarlamayın.

20 dakikalık TEDx konuşmanızda, seyircilere samimiyetle anlattığınız olayların çoğu, bir hayalin peşinden koşarken aldığınız riskleri içeriyordu. Risk almak, sizce neden önemli?
Hayatta risk almadan başarılı olmak neredeyse imkânsızdır. Hiçbir başarı kolayca elde edilmiyor. Ben yaklaşık 20 kez başarısız olup, 21. denememde başarıya ulaştım. Risk almasaydım hayallerimi gerçekleştiremezdim. Pes etme lüksüm hiç olmadı. İstediğim hayatı yaşamak için, başarıncaya kadar denedim.

İşiniz gereği dünyanın pek çok ülkesini ziyaret ediyorsunuz. Sizce dünya adil bir yer mi?
Ne dünya adil, ne de hayat. Ama rüzgârı tersine çevirmek ve ne tür bir hayat yaşamak istediğimizin kararı da bizim elimizde. Mücadele bir seçenek; oturup sadece beklemek, bunu yaparken isyan etmek, olmayanlar için kendine acımak bir diğer seçenek.
Çok sıra dışı örnekler görmek de mümkün. 2-3 nesil boyunca çok varlıklı olan bir ailenin, sonra ne tür zorluklar içine girdiğini de görebiliyoruz; veya Nusret gibi en dipten başlayıp zirveye ulaşan insanlar da var. Yeter ki bir hedefimiz olsun ve o hedef için durmadan çalışalım. Başarılı insanların ortak özelliği de işi şansa bırakmadan gerçekten çok çalışmalarıdır.


Başarılı bir ticaret insanısınız. Tecrübelerinize dayanarak hayata yeni atılan gençler için sizin önerileriniz nelerdir?
Başarılı olmak için deneyim çok önemli. Hata yapmadan başarılı olmuş insan sayısı çok azdır. Yeter ki pes etmeyip denemeye ve çalışmaya devam edin. Birçok kişi kolaya kaçıp beyaz yakalı olmayı tercih ediyor. Bu bir seçim, fakat günümüzde beyaz yaka olarak hayallerini gerçekleştirebilen kişi sayısı az.
Her zaman için kendi işimin sahibi olmayı önemsedim. Bunun verdiği tatmin paha biçilemez. Başarılı olmak için olmazsa olmaz dürüstlük, çalışkanlık ve en önemlisi yaratıcılık. Birçok kişinin yaptığı işi aynı şekilde yaparsanız, fark yaratamazsınız. Bu sebeple, ya birçok kişinin yapmadığı iş fikrini bulmalısınız, ya da birçok kişinin yaptığı işi farklı yapmalısınız.

Kitabınızla ilgili bir hedefiniz var mı? Ya sonra?
En büyük hayalim kitabımın “En Çok Satanlar” listesinde zirveye ulaşması. Kitabımın birçok kişiye ilham olacağını düşünüyorum. Ne kadar çok kişinin hayatına dokunursam, o kadar mutlu olacağım.
Kitap henüz satışa çıkmadan film hakları için Türkiye’nin önemli yönetmenlerinden Özer Feyzioğlu ile el sıkıştık. Özer Feyzioğlu ülkemiz için çok önemli bir isim, zira dünya çapında ses getiren Naim filmi ve Fatma dizisinin yönetmeni. Bambaşka bir konu için bir araya gelmişken, babamla hikâyemden etkilenip, bunu film yapmayı istemesi benim için çok kıymetli. Hayatımı onun gözünden izlemek en büyük arzum. Kendimi galada filmi seyrederken hayal ediyorum ve bu beni çok heyecanlandırıyor. Birçok film festivalinden de ödül alması muhteşem olur.

 

Stella M. Trevez

STELLA M. TREVEZ 1956’da İstanbul’da doğdu. Sainte Pulchérie’nin ardından, liseyi yurt dışında tamamladı. Evli, iki çocuk, iki de torun sahibi. On iki yıl briç öğretmenliği ve pek çok farklı alanlarda da çalıştı. Bir medyumun “Sen bir kitap yazacaksın” sözlerinin ardından yazarlık yolunda ilk adımını attı. “Ben 44 Yaşındayım, Oğlum 53”, “Söz Yaşlarım”, “Ben 50 Yaşındayım, Oğlum 59”, “Ölü Oyuncaklar” ve “Raya’nın İtirafı” isimli beş tane kitabı yayınlandı. Hayatını kaleme aldığı, “Ben 44 Yaşındayım, Oğlum 53” isimli ilk kitabı, İzzet Pinto’nun girişimiyle Tayland, Tayvan, Hong Kong ve Macau’da Çince ve Tayca’ya, Brezilya’da Portekizce’ye çevrilerek okurlarla buluştu. Son olarak, İzzet Pinto’nun hayatını içeren “Babam İçin” adlı kitabı yazdı.

“Babam İçin” adlı yeni kitap projenizin hikâyesini bizimle paylaşır mısınız?
İzzet Pinto, bir gün bana “Benim hayatımı yazmanı istiyorum” dedi. Böyle bir hayali olduğunu bilirdim ancak bu kadar gençken bunu hayata geçirmek isteyeceğini düşünmezdim. Bunu benden istemesinin gururuyla hemen kabul ettim. Kuzenim olduğundan onu çocukluğundan beri tanırım. Daha doğrusu tanıdığımı sanıyordum! Birlikte çok titiz, ciddi ve aynı zamanda keyifli bir çalışma süreci geçirdik. Bazı dış etkenler yüzünden bu kitabı tamamlamamız iki sene sürdü. Yazarı ben olsam da bu kitap İzzet’in kitabı. Onun beğenmesi ve içine sinmesi, benim için her şeyden önemliydi.

Bu kitapta, baba karakterini okuyuculara İzzet Pinto’nun gözünden aktarmak, kendi hayatınıza da farklı bir bakış açısı kazandırdı mı?
İzzet’in babası İsak Pinto, benim de çok sevdiğim bir insandı. Eşine ve çocuklarına olan düşkünlüğü, yardımseverliği herkes tarafından bilinirdi. Kitapta da anlatıldığı gibi o çok farklı, sıra dışı bir babaydı. Takdir edilen birçok yönü olsa da oğlunu yetiştirme tarzıyla gerek dostları, gerek bütün ailemiz tarafından çok eleştirildi. Ben de ailem nedeniyle o eleştirilerin etkisi altında kaldığımı itiraf etmek zorundayım. İzzet’i çocuk yaşlarından itibaren çalıştırmasına bir anlam veremiyordum. Fakat bugün karşımda duran şahsiyetli, yardımsever, başarılı iş adamı İzzet Pinto’yu gördüğümde, hepimizin ne kadar yanıldığını, İsak Pinto’nun ne kadar mükemmel bir evlat yetiştirdiğini anlayabiliyorum. Kendi adıma söylemem gerekiyorsa, İsak Pinto, önyargılarımızı kırmamız gerektiğini bize ispatlayan kişi oldu.”