Tuhaf vergiler - İlginç binalar

Tuhaf vergiler - İlginç binalar
İNCELEME

Tuhaf vergiler - İlginç binalar

“Bu dünyada ölüm ve vergiler dışında hiçbir şey kesin değildir.”
Benjamin Franklin

Emlak vergilerinin oturduğumuz evleri ve turistik gezi yaparken hayran olduğumuz şehirleri ne denli şekillendirdiğini hiç düşündünüz mü? Bazen bu etkiyi fark etmek zordur. Yine de şehirleri büyük ölçüde, vergi almaya çalışan devlet erkânı ve vergi vermemeye çalışan halk şekillendirmiştir. Vergiden kaçınmak, kanuna uygun olarak vergi borcundan kurtulmak olarak tanımlanabilir, asla vergi kaçırmak değildir. Vergiden kaçınmada amaç, vergiyi doğuran olayın meydana gelmesini kanuna uygun şekilde engellemektir. Bunun için kullanılacak yollar ise bazen şeytana pabucunu ters giydirecek biçimde olabilir.



Fransız çatıları
Paris, dünyanın en romantik şehirlerinden biri ve aynı zamanda Fransa’nın başkentidir. Tüm insanlığın gözünde Paris; âşıkların, sanatın, modanın ve eğlencenin merkezi olarak kabul edilir. Paris çatıları ile de meşhurdur. Tepesi az eğimli, eteği daha dik “Mansard Çatıları”, Barok Dönemi’nin ünlü mimarlarından François Mansart (1598-1666) tarafından planlanmıştır; “Fransız Çatıları” olarak da bilinirler. Mimarlar, daha sonra bu çatıların değişik versiyonlarını oluşturmuştur. Mimarlık tanımıyla; her yüzünde, değişik eğimli iki dam yüzeyi olan çatıdır. Ayrıca, bu tür çatıların içine yerleştirilmiş kat ve bu tür katlarda çatıdan dışarı çıkıntı yapan pencereler için de kullanılır. UNESCO, böyle çatılı bazı Paris binalarını Dünya Kültür Mirası Listesi’ne aldı. Paris’in bu kendine özgü mimarisi, 17. yüzyılda bina vergilerinin çatı kornişine kadar olan kat sayısına bağlı olarak hesaplandığı zamana dayanıyor. Mimar Mansart çatı tasarımı ile, damların içine, vergi konusu olmayan bir-iki katlık yaşam alanı yerleştirmiş. J Mansard çatısının popülerliği, Paris’in yeniden inşası sırasında 1850’lerde yeniden canlandırılmış.


Amsterdam, kanalların kenarındaki daracık evleriyle ünlüdür


Amsterdam’daki kanal evleri
Şayet Hollanda’ya gittiyseniz, Amsterdam’da kanallar boyunca uzanan rengârenk, daracık binalar sizi büyülemiştir. Venedik dünyada kanallar şehri olarak bilinir ancak en çok kanala sahip şehir unvanı Amsterdam’da aslında. Kenti bir örümcek ağı gibi saran birbiriyle bağlantılı 165 kanal Amsterdam’ın her yerine su yoluyla ulaşımı mümkün kılıyor. 16. Yüzyılda şehir planlanırken, kanallar ticaret için çok önemliydi. Topraklarının yarısına yakını deniz seviyesinin altında olan Hollanda, Avrupa’nın büyük akarsularının döküldüğü geniş bir deltada bulunuyor. Amsterdam’ın kanal evleri şu an gözümüze çok güzel gözüküyor; ama onlar konut, depolama ve işyeri bileşkesiydi. Toprak Hollanda’da çok değerliydi ve evler taban alanına göre vergilendirilirdi. Ayrıca kanal yanındaki binaların cephe genişliğine göre de vergiler artıyormuş. Bu yüzden evleri ve girişlerini küçücük, daracık yapmışlar. Eşyalar kapılardan sığmadığı için de damların tepesine sağlam kancalar takmışlar. Sarkıttıkları halatlarla eşyaları yukarı çekip pencerelerden içeri sokuyorlarmış. (Amsterdam’daki en daracık, minicik ev Oude Hoogstraat 22. Ön cephesi sadece 2.02 metre. Derinliği de 5 metre.)


Pencere vergisi yüzünden bazı pencereleri iptal edilmiş bir konak. Portland Caddesi - Southampton


Pencere vergisi
Tabii, vergiler her zaman göze ve gönüle güzel gelen sonuçlara yol açmaz. Vahim sonuçlar doğurdukları da olmuştur. Pencere vergisi, vatandaşı mevcut servetlerine göre vergilendirmenin bir yolu olarak 1696’da İngiltere’de uygulandı. Daha fazla pencere, daha büyük ve daha zengin bir ev anlamına geliyordu. Bunun sonucu olarak, halk vergilerden kaçınmak için pencerelerinin bir kısmını kapadı, duvar ördü. 1750’lerden sonra pencere vergisinin üç misline hatta daha fazlasına çıkarılması durumu daha da ağırlaştırdı. Halk pencerelerini kapattı. Sonuç olarak havalandırma azaldı; tifüs, çiçek, kolera gibi sağlık sorunları arttı. Charles Dickens, 19. yüzyıl İngiltere’sinin karanlık ve havasız evlerinde yaşayan halkının yoksulluğunu ve çaresizliğini eserlerinde olanca çıplaklığı ile gözler önüne sermiştir. En sonunda, amacından saptığı anlaşılan bu insafsız vergi 1851’de kaldırıldı.

Baca vergisi
Aynı şekilde, olumsuz sonuçları olan bir başka vergi şömine (ocak / baca) vergisi… İlk olarak 9. yüzyılda Bizans’ta icat edilmiş. Daha sonra 14. yüzyılda Fransa ve İngiltere, 17. yüzyılda İrlanda, İskoçya ve Polonya kervana katılmış. Bir evde ateş kaynağı olan ocak / bacaların sayısına göre vergi artıyormuş. Vergi vermemek için bacalarını yıkanlar olmuş. Bunun neticesinde de yangınlar çıkmış. En sonunda bu tuhaf vergi ortadan kalkıp zamanın kumlarına karışmış.


Puglia bölgesinden Trullo evler

“Çatısız” evler

Görsel olarak heyecan verici turistik bir yer, İtalya’da Apulio bölgesinde Alberobello şehrinde bulunuyor. Kireç taşından beyaz evler ve konik damlarıyla çok sevimli peri evleri... Evlere Trullo deniyor (çoğulu Trulli). Benzerleri Urfa’da da var. (Ne İtalya’dakileri, ne Urfa’dakileri görmedim. Bir gün görmeyi çok isterim.) İtalya’daki bu evlerin hangi gerekçeyle yapıldığına dair pek çok teori var. Bunlardan en yaygını, vergi vermemek için bu şekilde yapıldıklarına dair. Bu evlerin koni biçimindeki tuhaf çatılarının üzerinde çatıya destek olan taşıyıcı bir kilit taşı var. İstendiğinde taş çıkartılıyor. Böylece çatısı olmayan, dört duvardan ibaret ve dolayısı ile vergi konusu olmayan bir yapı kalıyor.


İngiltere’nin Cumbria bölgesinde Ambleside’da bulunan bu şirin evin bir köprünün üzerinde inşa edilmesinin nedeni, yüksek arazi vergisinden kaçınmak.
Ev, 17. yüzyılda elma satılan bir dükkân olarak yapılmış


İlginç evler

Dünyanın pek çok yerinde bizlere çok ilginç gelen evler var. Kimi yerlerde köprüler üzerine evler yapılmış. Kimi insanlar nehirler veya göller üzerinde gemi evlerde yaşıyor. Bazı yerlerde evler bitirilebilecekken tamamlanmıyor; sıvasız, dış cephesi boyasız, damsız halde kullanılıyor. Bunların pek çoğu benzer vergiden sakınma amaçları yüzünden oluyor. Temel fonksiyonu kamu geliri yaratmak olan vergiler, sadece mimariyi değil, edebiyattan sosyal yaşama her alanı etkiliyor. Bu da vergilerin, mali ve ekonomik sonuçlarının yanı sıra davranışsal sonuçlarının da üzerinde durmak gerektiğini gösteriyor.

Kaynaklar:
https://www.rakamlarveyalanlar.com/tarihte-vergiden-kacinma/?fbclid=IwAR2d8gpyiN6_RDiZNDBNq7xerC8bSej3eRjIQFpkLjn9ycAW-8jRy3HxiTY
https://www.mimarimedya.com/fransa-paristeki-mansard-catilar-icin-unescoya-basvurdu/
https://www.rakamlarveyalanlar.com/pencere-vergisi/
https://www.strongtowns.org/journal/2018/6/28/how-property-taxes-shape-our-cities
https://www.avruparuyasi.blog/kanallar-arasinda-duz-bir-sehir-amsterdam.html
https://theculturetrip.com/europe/the-netherlands/articles/a-brief-history-of-amsterdams-narrow-canal-houses/
https://en.wikipedia.org/wiki/Window_tax