Zeki Müren Müzesi´ne küçük bir ziyaret

Zeki Müren Müzesi´ne küçük bir ziyaret
KÜLTÜR & SANAT

Zeki Müren Müzesi´ne küçük bir ziyaret



Bilge Serdar Samanlı


Fotoğraflar: Bilge Serdar Samanlı


Viyana’daki yedi yıllık yüksek lisans maceramı nihayet sonlandırıp öz vatanıma dönmüş durumdayım ve Bodrum yakınındaki Bitez’de yaşayan ailemle birlikte oturmaktayım. Bu fırsattan yararlanıp Bodrum’un az bilinen müzelerinden olan Zeki Müren Müzesi’ne küçük bir ziyaret yaptım.

Zeki Müren
6 Aralık 1931 yılında Bursa’da dünyaya gelmiş olan Zeki Müren, şarkı söylemeyi henüz üç yaşında iken, Şaadet Camii müezzini dedesi bıçkıcı Mehmet Efendi’den öğrenmiştir. Küçük yaşta iken Müzeyyen Senar hayranı olan Zeki Müren, Bursalı tambur üstadı İzzet Gerçeker’den usul, nota ve solfej dersleri almış, Müzeyyen Senar’ın şarkılarını hocası ile meşk etmiştir. 1946 yılında İstanbul’da Boğaziçi Lisesi’ne kaydolan Zeki Müren, ilk bestesini 1949 yılında yapmıştır. Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Akademisi Süsleme Fakültesi’nden 1954’te mezun olmuş ve ilk kez 26 Mayıs 1955’te sahneye çıkmıştır. Ve gene aynı yıl “Manolya” adlı bestesi ile Altın Plak ödülünü almıştır. 1960 yılında, Cüneyt Gökçer’in yaptığı “Çay ve Sempati” adlı piyesle sahne alan Zeki Müren, 1980 Haziran’ında geçirmiş olduğu bir kalp spazmının tedavisi için ABD’ye gitmiştir. Türkiye’ye döndükten sonra, Bodrum’da, bugün müze olarak kullanılan evine yerleşmiş, TRT’den gelen bir teklif üzerine rahatsızlığına rağmen Bodrum’dan İzmir’e gitmiş, burada ona 45 sene önce radyoda şarkı söylerken kullandığı mikrofon armağan edilmiştir. Zeki Müren, en son konserini 24 Eylül 1996 tarihinde vermiş, kendisine armağan edilen mikrofon elinde iken sahnede rahatsızlanmış ve saat tam 20.59’da yaşama gözlerini yummuştur.



Zeki Müren Müzesi
Zeki Müren Müzesi’ne, Bodrum merkezden Halikarnas Disco yönünde yürüyerek yaklaşık 15 dakika içinde ulaşılabilir. Biraz uzun gibi görünse de Bodrum’un cıvıl cıvıl çarşısının içinden ve sonra da sahil boyunca uzanan Cumhuriyet Caddesi’nden yürümek keyifli gelebilir, hele sıcakların gitmiş olduğu şu günlerde. Zeki Müren’in hayatta iken kalmış olduğu ve şu an Zeki Müren Müzesi olarak kullanılan iki katlı ev, koya hâkim olan küçük bir tepenin üzerindedir ve çok güzel bir manzarası vardır. Evin ön cephesine yazılmış olan “Sevgilerimle Zeki Müren” yazısı hemen göze çarpar. Müze bahçesinde, Zeki Müren’in bir heykeli ve onun kullanmış olduğu 1976 model Buick Regal otomobil bulunmakta.

T.C. Kültür Bakanlığı’na bağlı olan Zeki Müren Müzesi’nde, Müzekart’ı olanlar para vermeden gezebilir. Kural gereği, müzeye giren herkesin galoş giymesi şart. Eve girilir girilmez, ahşap taban kaplamalarının üstünde yürümek insanı 50-60 yıl öncesine götürüyor. Müze içerisinde hoparlörden devamlı Zeki Müren’in “Yanımda Sen Olmayınca”, “Annem”, “Akşam Olmadan Gel” gibi şarkıları çalınmakta. Alt katta bulunan salon, şöminesi, halısı, masası, Şark köşesi kanepesiyle bir Osmanlı sarayını çağrıştırmakta. Kanepenin tam ortasında, Zeki Müren’in büyük bir yağlıboya tablosu yer alıyor. Gene aynı katta bulunan yatak odasındaki mobilyalar ise ünlü sanatçı tarafından İstanbul’dan getirilmiştir.



Üst katta ise, Zeki Müren’in giymiş olduğu kıyafetler ve ayakkabılar, ünlü sanatçının almış olduğu ödüller, O’nun kendi elleri ile yapmış olduğu el işi desenler sergilenmektedir.

Zeki Müren Müzesi, her ne kadar konumu itibariyle pek göz önünde bulunmasa da hem evin kendisi çok güzel hem de müze olarak iyi düzenlenmiş. Her şeyden önce, ünlü bir sanatçımız hakkında değerli bilgileri gelecek nesillere aktarmakta.