Geçtiğimiz Dergi’de bahsettiğim Mısır gezimizin dört gecelik gemi turumuzda, bir sonraki durağımız Edfu şehri limanına, öğle vaktinde yanaştık ve rıhtımda bizi bekleyen faytonlarla Edfu Tapınağı’nın yolunu tuttuk.

Edfu Tapınağı
Mısır’ın en iyi korunmuş tapınaklarından biri olan Edfu Tapınağı’nın inşası M.Ö. 237 yılında başlamış ve 180 yıl sürmüş. Uzun yıllar toprak altında kaldığından çok iyi bir şekilde günümüze dek muhafaza edilmiş olan tapınağı, 1860 yılında Fransız arkeolog August Mariette keşfetmiş. Tapınak, Eski Mısır’ın gök tanrısı olan şahin başlı Horus ile onun eşi ve Eski Mısır’ın bereket tanrıçası Hathor için yapılmış. Ana kapısının iki yanında Horus’u simgeleyen şahin heykelleri göze çarpmakta.
Edfu Tapınağı’nı gezdikten sonra yeniden faytonlara binip gemimize geri döndük. Demir aldık ve güneye, Aswan’a doğru yolumuza devam ettik. Akşam yemeği sonrası Kom Ombo kasabasına yanaştık. Buradaki Kom Ombo Tapınağı’nın gece ışıklandırılmış halini ziyaret ettik.



Kom Ombo Tapınağı

M.Ö. 180-47 yılları arasında inşa edilmiş olan Kom Ombo Tapınağı’nın en önemli özelliği, aslında bitişik iki tapınak olması. Tapınağın kuzey yarısı, gök tanrısı Horus için, güney yarısı ise Antik Mısır’ın timsah başlı tanrısı Sobek için yapılmış.
Tapınakta, eski Mısırlılara ait bir festival takvimi dikkatimizi çekti. Eski Mısır takvimi, her biri dört aydan oluşan üç mevsimden oluşmakta idi. Nil’in taşmasına ve tarım çalışmalarına bağlı olarak adlandırılan mevsimler, “taşkın”, “yetiştirme”, ve “hasat” mevsimleri idi.
Kom Ombo Tapınağı’nın çekirdeği ise, Kral VI. Ptolemy tarafından M.Ö. 2. yüzyılda yaptırılmış. Bu bölümün iç hipostil (sütunlu) salonunu geçtikten sonra üç vestibüle ulaşılıyor. Bu vestibüllerin her birinin ikişer kapısı bulunuyor ve bu kapıların her biri, Kom Ombo Tapınağı’nın iki tanrısından birine adanmış. Vestibüllerden biri, orijinal tavan süslemelerini muhafaza etmekte. Bu süslemelerde mavi bir gökyüzü üzerinde yıldız desenlerinin yanı sıra, Aşağı (Kuzey) Mısır’ı simgeleyen Kırmızı Taç’ı ve Yukarı (Güney) Mısır’ı simgeleyen Beyaz Taç’ı giyen akbaba figürleri bulunuyor. Nil Nehri kuzeye, Akdeniz’e aktığından dolayı Mısır’ın kuzeyi Aşağı Mısır, güneyi ise Yukarı Mısır olarak adlandırılıyor. Yukarı ve Aşağı Mısır’lar ayrı devletler iken M.Ö. 3100 tarihinde Kral Narmer döneminde birleşmiş. Tapınağın en iç kısmında bir duvarda antik tıbbi gereçlerin resimleri dikkat çekmiyor. Kom Ombo Tapınağı’nın bahçesinde ise, “nilometre” olarak bilinen kuyudaki su seviyesi ile Nil Nehrinin su seviyesi ölçülmekteymiş.



Timsah Müzesi

Kom Ombo Tapınağı’ndan sonra yakında bulunan Timsah Müzesi’ni ziyaret ettik. Müzede sergilenen mumyalanmış Nil timsahları, Kom Ombo Tapınağı’ndan 2 kilometre uzakta bulunan El-Şatb bölgesinden getirilmiş. Müzedeki 20 adet timsahtan en büyük olanı 4,3 metre uzunluğunda iken en küçük olanı ise 2 metre uzunluğundaydı.
Gemimize geri döndükten sonra Nil’deki son durağımız olan Aswan’a hareket ettik. Ertesi gün Aswan’da, Aswan Aşağı Barajı’nın inşasından sonra sular altında kalmamak için yeri değiştirilen Philae Tapınağı’nı ziyaret edeceğiz...

Aswan Barajı
Sabahleyin gemimiz Aswad’a yanaşırken biz de kahvaltımızı yaptık. Daha sonra Aswad rıhtımında bizi bekleyen otobüsümüze binerek Philae Tapınak Kompleksi’nin yolunu tuttuk. İlk önce, 1902 yılında inşa edilmiş olan Eski Aswan Barajı’nı gördük. Bu baraj hem sulama hem de elektrik üretiminde epey faydalı olmuş, ancak Philae Tapınak Kompleksi’ni sular altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya getirmiş. 1960-70 yılları arasında Yeni Aswan Barajı’nın yapımı da bu tehlikeyi daha da büyütmüş.
İlk olarak Yeni Aswan Barajı’nda bir fotoğraf molası verdik. Daha sonra tekneyle, Eski Aswan Barajı Gölünün ortasında bulunan ve üzerinde Philae Tapınak Kompleksi’nin bulunduğu Agilkia Adası’na geçtik.

Philae Tapınak Kompleksi
Philae Tapınak Kompleksi, aslen Agilkia Adası’nda değil, Philae Adası’nda kurulmuş. Philae Adası, “Nil’in İncisi” olarak da bilinmekte ve yüzyıllar boyu gezginlerin uğrak noktası olmuş. Adadaki tapınakların en etkileyicisi, M.Ö. 380-362 tarihleri arasında, İsis tanrıçası adına yapılmış olan... Adadaki diğer tapınaklar Ptolemaik Dönem’e (M.Ö 305-30) ve Roma Dönemi’ne (M.Ö. 30-M.S. 306) ait.
1902 yılında Eski Aswan Barajı’nın inşasından sonra yükselen sular, Philae Tapınak Kompleksi’ni basmış ve ziyaretçiler tapınakların içine teknelerle girmeye başlamış. 1960’larda su seviyesi daha yükselmiş ve kompleks tamamen sular altında kalma tehlikesi ile karşı karşıya gelmiş. Bunun üzerine Mısır hükümetinin talebi sonucu UNESCO’nun liderliğinde uluslararası bir hareket, Philae Tapınak Kompleksi’ni, Philae Adası’ndan Agilkia Adası’na taşımış ve böylece bu anıtsal tapınak kompleksi, sular altında kalmaktan kurtulmuş.

Bitmemiş Dikilitaş
Buradan, bir sonraki uğrak noktamız olan Bitmemiş Dikilitaş’ın yolunu tuttuk. Aswan yakınında bulunan ve eski Mısır döneminde ait bir taş ocağında yer alan Bitmemiş Dikilitaş, binyıllarca kumun altında gömülü kaldıktan sonra 20. yüzyıl başlarında keşfedilmiş. Dikilitaş, büyük olasılıkla Kraliçe Hatşepsut (M.Ö. 1508-1548) tarafından Karnak’taki Amun Tapınağı’na yerleştirilmek amacıyla sipariş edilmiştir. Dikilitaş eğer tamamlanabilmiş olsaydı yüksekliği 41,75 metre ve ağırlığı da 1,090 ton olacaktı, yani en büyük ve en ağır Mısır dikilitaşı olacaktı. Ancak yapı malzemesi olarak kullanılan taşta beliren sorunlardan ötürü dikilitaş yarım bırakılmış.



Aswan Botanik Bahçesi

Daha sonra, Nil Nehrinin feluka olarak bilinen geleneksel yelkenlilerine binerek nehrin ortasında bir adada bulunan Aswan Botanik Bahçesi’ne gittik. 1898 yılında İngiliz subayı Lord Kitchener, bu adada bir askeri kamp kurmuş. 1956 yılında İngiliz güçlerinin Mısır’ı terk etmesi üzerine Mısır hükümeti bu adada bir botanik bahçe kurulmasına karar vermiş. Günümüzde Botanik Bahçe’de, 108 bitki familyasından 732 bitki çeşidi sergileniyor. Büyük ölçüde çöllerle kaplı olan Mısır’ın ender yeşil mesire alanlarından biridir.