Ocak ayı, İstanbul’un hem en sert hem de en büyüleyici zamanlarından biri. Kış aylarında sahneler daha parlak, konser salonları daha sıcak, galeriler daha davetkâr geliyor insana. Şehrin temposu yavaşlamış olabilir, ancak kültür-sanatın ritmi tam gaz. Bale, opera, tiyatro ve sinema kentin dört bir yanında… Kahve dumanının camlara vurduğu küçük kafelerde kitap okumak, Boğaz kıyısında kısa bir yürüyüş yapmak ya da sergi salonlarında saatlerin nasıl geçtiğini fark etmemek… Bunlar kışın İstanbul’a yakıştırdığı ritüellerden. Bu ay tüm bu ritüelleri içeren dopdolu bir ajandayla karşınızdayım…
Ne izleyelim ǀ FİLM
5 Aralık’ta vizyona giren Çağan Irmak’ın yönettiği Adile, Türk sinemasının unutulmaz isimlerinden Adile Naşit’in hayatını konu ediyor. Tiyatrocu bir babanın kızı olan Adile, Direklerarası’nda geçen çocukluğunda sahneye duyduğu aşkı erken yaşta keşfeder. Ancak fiziksel görünümü Yeşilçam’ın dayattığı güzellik kalıplarına uymadığı için sinemadan dışlanır. Yine de ikinci planda kalan rollerle, ama içtenliği ve o sıcacık gülümsemesiyle seyircinin gönlünde taht kurmayı başarır. Hayatının en zor rolü ise anneliktir. Oğlu Ahmet’in doğuştan kalp hastası olduğunu öğrenmesiyle Adile’nin sahnelerdeki ışığı hastane koridorlarında silikleşmeye başlar. Onun için her şeyini feda etmeye hazır olan Adile, oğlunun tedavisi için sanat dünyasını seferber eder. Dönemin usta oyuncuları, dostları ve meslektaşları büyük bir dayanışmayla onun yanında durur. Film, bir sanatçının yalnızca sahnede değil, hayatın her alanında verdiği mücadeleyi anlatırken; dönemin sosyokültürel yapısını, kadınlara yönelik önyargıları, görünmeyen emekleri ve anneliğin sessiz fedakârlığını gözler önüne seriyor.

Ne dinleyelim ǀ KONSER
Aromsa Oda Orkestrası, 2026’yı umutla ve zarafetle karşılamak üzere “Yeni Yıla Merhaba” konseriyle dinleyicilerini taze bir başlangıcın melodik yolculuğuna davet ediyor. 8 Ocak 2026 akşamı saat 20.00’de Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda gerçekleşecek ve kemanın şiirselliği ile piyanonun zarafetini buluşturacak olan bu özel gecede, iki seçkin sanatçı sahne alacak: virtüöz kemancı Maria Solozobowa ve üstün yorum gücüyle dikkat çeken piyanist Pietro Bonfilio. Konser, Wolfgang Amadeus Mozart’ın son yıllarında bestelediği, bilgelik ve iç huzuru yansıtan Piyano Konçertosu No. 27 K. 595 ile açılıyor. Eserdeki dingin Allegro, içsel bir şefkat taşıyan Larghetto ve iyimser final, yeni yılın getirdiği umut dolu tazeliği müzikte karşılıyor. Ardından, Mozart’ın dünyaca ünlü “Türk Marşı”, canlı ritmi ve evrensel neşesiyle seyirciye bir tebessüm armağan ediyor. Klasik müzik severler için kaçmaz bir fırsat.

Nereye gidelim ǀ TİYATRO
Dans ile tiyatro arasındaki sınırları kaldıran Triptych, 20 ve 21 Ocak’ta Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde. Peeping Tom’un imzasını taşıyan Triptych, üç ayrı yapıtın birleşiminden oluşuyor: Kayıp Kapı (Gabriela Carrizo), Kayıp Oda ve Gizli Kat (Franck Chartier). İlk kez Nederlands Dans Theater için yaratılan bu üç parça, Peeping Tom’un kendi repertuvarı için yeniden kurgulanarak tek bir bütün haline getirildi. Eser, karanlık bir sahnede kayıp kapılar, gizli odalar ve saklı katlarla örülü sahne düzeni; sinematografik geçişler, efektler ve gerçeküstü bir atmosferle birleşerek seyirciyi zamanın, hafızanın ve hayalin kıvrımlı yolculuğuna sürüklüyor. Triptych’te karakterler kendi hatıralarını yeniden yaşıyor, bozup yeniden kuruyor ya da tamamen yeni hatıralar yaratıyor. Melankolik bir nostalji ile geleceğe uzanan bu içsel arayış, sahnede imgelerle büyüyor. Yeni kuşağın benzersiz fiziksel diliyle yeniden hayat bulan Triptych, seyircisini melankolik bir geleceğe doğru çağırıyor. Yerinizi hemen ayırtın.

Neyi kaçırmayalım ǀ CANLI
TITANIC LIVE desem ne düşünürsünüz? Sinema tarihinin en iyi filmleri arasında gösterilen Titanic’i hiç böyle deneyimlemediniz. Unutulmaz film 7 Şubat 2026 akşamı saat 20.00’de, UNIQ Istanbul Volkswagen Arena’nın dev perdesine yansırken, James Horner’ın efsanevi besteleri Şef Timothy Henty yönetiminde 130 kişilik İstanbul Film Orkestrası, Sirene Korosu ve Kelt müzisyenleri eşliğinde sahneye taşınıyor. James Horner’ın besteleri, 30 milyondan fazla kopya satışıyla tarihin en çok satan film müziği unvanını taşıyor. 1997 yapımı gişe rekortmeni film, tüm zamanların en iyi filmlerinden biri haline gelmiş; gişede 2 milyar dolardan fazla gelir elde etmiş ve 11 Oscar Ödülü kazanmıştı. Bunlar arasında En İyi Film ve En İyi Yönetmen ödülleri ile, özellikle En İyi Özgün Şarkı ve En İyi Dramatik Müzik ödülleri öne çıkıyor. Orijinal diliyle ve Türkçe altyazılı olarak ve canlı orkestra performanslarıyla gösterilecek film (ara dahil) 3 saat 30 dakika sürüyor.

Nereyi gezelim ǀ SERGİ
Ali Emre’nin Sarnıç başlıklı kişisel sergisi, İBB Miras dokunuşuyla koruma altına alınan Gülhane Sanat’ta sanatseverlerle buluşuyor. Resimlerinde özgün bir dil geliştiren sanatçı, sergi için sarnıcın atmosferine özel olarak ürettiği çalışmalarda balıkları ve suyun hareketini merkeze alıyor. Sanatçının denizle kurduğu kişisel bağın ve sahille iç içe geçen yaşamının izlerini taşıyan eserler hem sanatçının hem de mekânın hafızasına bir yolculuk sunuyor. Sanatçı kendi hafızasıyla İstanbul’un tarih boyunca biriken çok katmanlı belleğini buluşturuyor. Yüzyıllar boyunca suya ev sahipliği yapmış olan tarihî sarnıcın taş duvarları arasında sergilenen resimler, mekânın belleğiyle sanatçının balıklar dünyasıyla kurduğu bağ arasında güçlü bir yankı oluşturuyor. İBB Kültür ve İBB Miras’ın katkılarıyla gerçekleşen “Sarnıç” sergisi, 18 Ocak 2026’ya kadar Pazartesi hariç her gün 10.00-18.00 saatleri arasında Gülhane Sanat’ta ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.

Ne okuyalım ǀ KİTAP
Zülfü Livaneli’den bir aşk ve direniş hikâyesi: Bekle Beni. Polisler Selim’i alıp götürdüler. Gitmeden önce Leyla’ya son bir kez sarıldı, kulağına fısıldadı: “Güçlü ol Leyla. Bu da geçecek.” Ama ikisi de biliyordu ki, önlerinde zorlu ve belirsiz günler vardı. Selim’in yokluğu evin her köşesine sinmiş, sessiz bir çığlık gibi Leyla’nın yüreğini dağlıyordu. Her şey bir anda değişmişti, geri dönüşü olmayan bir noktaya gelinmişti, bir uçurumun kenarındaydılar, düşüş başlamıştı. Leyla ile Selim, aşkın coşkusuyla bir hayat kurmak için mücadele ederlerken kendilerini türlü zorluğun, ayrılığın içerisinde bulurlar. Bir yanda birbirine kavuşma telaşı, diğer yanda özgürlük mücadelesi onları roman boyunca farklı yerlere sürükler. Aşkları direnişlerini besleyecek, direnişleri de aşklarını güçlendirecektir. Can Yayınlarından piyasaya çıkan ve aşkı, dostluğu, aile bağını ve özgürlük tutkusunu ince ince ören Bekle Beni bir ülkenin özgürlük yolunda çektiği zorlukların, baskıya karşı girişilen mücadelenin, direnmenin, yalnız bırakılmanın ve dayanışmanın romanı.

Ne deneyelim ǀ RESTORAN
İstanbul’un kültür sanat hayatına yön veren İstanbul Modern’in içinde hizmet veren Restoran Modern, yeni tadım menüsüyle misafirlerini ağırlıyor. Yerel malzemelerin modern tekniklerle harmanlandığı, sürdürülebilir ve atıksız mutfak anlayışıyla hazırlanan menünün mucidi olan Şef Tuğçe Mirza, Norveç’teki üç Michelin yıldızlı Maaemo Restoranı’nda staj yapmış bir dünya gezgini olarak, farklı coğrafyalardan ilham alan reçeteleriyle tanınıyor. Menüde Anadolu’nun zengin peynir çeşitleri sunuluyor: Balıkesir’den kaymak lor, Ezine’den beyaz peynir ve Bergama’dan tulum peyniri... Deniz levreği buğulama, kestane mantarı ve domatesler tabağınıza hem renk hem de lezzet katıyor. Vanilya sos eşliğinde sunulan orman meyveli sütlü irmik ve kaymak kremasıyla servis edilen şambali’yi tatmanızı öneririm. Gault & Millau Rehberi’ne giren Restoran Modern, İstanbul’un gastronomi sahnesinin önemli adreslerinden biri.






