Haber fotoğrafı: Geleneksel kıyafetleriyle Bahtiyariler
İran’a ilk gezim ünlü şehirlerine idi. Tahran, İsfahan, Şiraz, Yezd gibi… Ondan sonra tekrar gittim ve göremediğim diğer kentleri de gezdim. Bu coğrafyanın üst düzey kültürünü, derin tarihini ve gururlu, vatansever insanlarını tanıdım ve yakınlık duydum.
Günümüzde, petrol zengini ülkenin fakirleştirilmiş çoğulcu, onurlu İran halkının 47 yıllık baskı dolu molla rejimine protestoları ve isyan dalgasını çok iyi anlıyorum. Kadını ezen, neredeyse yok sayan rejime ne denli karşı olduklarını biliyorum.
Kalbim, sohbet ettiğim, değerli anlar paylaştığım kadınlarla ve özgürlük arayışında olan tüm insanlarıyla…

Hürremabad
İran haritaya bakıldığında tek bir ülke gibi görünür; oysa yaklaşıldıkça, bir mozaik açılır. Dillerin, ten renklerinin, kıyafetlerin ve hafızaların üst üste bindiği kadim bir insan atlasıdır burası. Resmî anlatı İran’ı “Fars” bir kimlik içinde sunar; ancak İran, etnik ve kültürel olarak Orta Doğu’nun en çoğulcu toplumlarından biridir. Bugün yaklaşık 90 milyonluk İran nüfusunun sadece yüzde 60–65’i etnik olarak Fars kabul edilir. Geri kalan milyonlarca insan, başka dillerde konuşur, başka hikâyeler taşır, başka kökenlerden gelir. Bu çok katmanlı yapıyı anlamadan İran’ı anlamak mümkün değildir.

Hamedan'da bir Yahudi
İran’ın halkları
İran devletinin dili, edebiyatı ve resmî kültürü Farslar (Persler) üzerinden şekillenmiştir. Şiraz’ın şiiri, İsfahan’ın mimarisi, Tahran’ın bürokrasisi bu merkezî kimliği yansıtır. Azeriler (Türkler) nüfusun yaklaşık yüzde 15–20’sini oluştururlar. Tebriz, Erdebil, Zencan ve Tahran’da yoğun yaşarlar. İran’ın en önemli tüccarları, askerleri ve din adamlarının önemli bir kısmı Azeri kökenlidir.

Kürdistan Eyaletinde
Kürtler Batı İran’da, Zagros dağ kuşağında yaşarlar. Kürtçe konuşurlar. Yüzyıldır merkezî devletle gerilimli bir ilişki içindedirler. İran’ın güneybatısında yaşayan kadim halk Lurlar, Farsçaya yakın bir dil konuşur. Bahtiyariler de bu büyük Lur ailesinin içinden çıkar. Araplar Petrol bölgesi Huzistan’da yaşarlar. Arapça konuşurlar ve genellikle Şii olmalarına rağmen kültürel olarak dışlanmış hissederler.
Doğuda ve kuzeydoğuda yaşayan Sünni topluluklar Beluçlar ve Türkmenler, İran’ın en yoksul ve en az entegre edilmiş halklarıdır. Azınlıklar Ermeniler, Asuriler, Yahudiler ve Gürcüler binlerce yıldır İran coğrafyasının parçasıdır. İran, görünmeyen bir imparatorluk gibidir: İçinde birçok halk yaşar ama tek bir merkez konuşur.

Ezidi din adamı, İsfahan
Aryanlar ve Bahtiyariler: Köken ve Gerçeklik
İran resmî ideolojisinde sıkça geçen “Aryan” kavramı, Pers ve Med kökenli antik halklara gönderme yapar. “İran” kelimesi bile “Aryanların Ülkesi” anlamına gelir. Ancak bu terim bugün daha çok milliyetçi bir mitoloji olarak dolaşımdadır. Bahtiyariler ise bu mitolojinin değil, toprağın ve göçün halkıdır.
Bahtiyariler: Zagros’un Çocukları
Bahtiyariler, İran’ın güneybatısında, Zagros Dağları’nın eteklerinde yaşayan Lur kökenli yarı göçebe bir halktır. Huzistan, Luristan, İsfahan yaylaları ve Çaharmahal-Bahtiyari onların yurdudur. Kendi dillerini konuşurlar: Bahtiyari lehçesi, Farsçaya yakın ama ondan farklıdır. Kendi zamanlarını yaşarlar: Takvimleri göçle başlar. İlkbaharda sürülerle yaylalara çıkar, sonbaharda ovalara inerler. Bu kadim hareketin adı “koç göçü”dür. Bu göç yalnızca hayvanların değil, hafızanın da hareketidir.

Soldan sağa Suzan Nana Tarablus bir Bahtiyari, bir Kürt, bir Azeri ile
Devletle yüz yüze: Bahtiyariler ve Tarih
Bahtiyariler, İran tarihinde sadece çadır kurmadı; iktidar da kurdu. 1906 Anayasal Devrimi sırasında Bahtiyari reisleri, Kaçar monarşisine karşı Tahran’a yürüyen kuvvetlerin başındaydı. İran’da ilk kez anayasanın yazılmasına giden yol, Bahtiyari tüfekleriyle açıldı. Ancak, modern İran devleti doğdukça, aşiretler tehdit haline geldi. Pehlevi döneminde Bahtiyari liderleri ya sürüldü ya da etkisizleştirildi. Devlet büyüdükçe, göç küçüldü.
Süreyya İsfendiyari Bahtiyari
Bütün dünyanın tanıdığı önde gelen Bahtiyari bir aileden olan Süreyya (1931-2001), İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi’nin büyük bir aşkla evlendiği ikinci eşi...
1951 yılında evlenen çift, çocuk sahibi olamaması nedeniyle 1958’de boşanmış ve saraydan uzaklaştırılmıştı. “Sürgündeki Prenses” olarak bilinen Süreyya 1956 yılında İran Şahıyla Türkiye’yi ziyaret etmişti. Bu ziyaret Türkiye ile İran arasındaki dostluğun pekişmesine, iki ülke arasında ticari ilişkilerin geliştirilmesine fırsat vermişti.
Bahtiyari kültürü: Kıyafet, Müzik, Hafıza
Bahtiyari erkeklerini tanımak kolaydır: Keçeden yapılmış silindirik kola şapkaları, dizlere kadar inen çuka ceketleri, geniş şalvarları ile... Kadınlar ise adeta Zagros’un çiçekleri gibidir: renkli etekler, işlemeli elbiseler, parlak başörtüleri ve gümüş takılar… Ama asıl zenginlik, sözlü kültürlerindedir: destanlar, ağıtlar, göç şarkıları… Bir Bahtiyari için dünya, bir harita değil; bir patikalar zinciridir.

Kermanşahlı bir aile Tagh Bostan'da
Bugün: Kaybolan Göç, Kalan Kimlik
Bugün Bahtiyarilerin büyük bölümü artık göç etmiyor. Ahvaz’da, İsfahan’da, Şiraz’da apartmanlarda yaşıyorlar. Ama hafıza hâlâ dağlarda. İran modernleşirken, Bahtiyariler geçmişi omuzlarında taşıyan bir halk olarak kaldı: Ne tam kırsal ne tam kentli… Ne tamamen devletin içinde ne onun dışında…
Bahtiyariler, İran’ın görünmeyen kalbidir. Onlar Aryan mitinin değil, Zagros’un gerçek çocuklarıdır. Ve belki de İran’ı anlamanın yolu, saraylardan değil; bir Bahtiyari çadırının kapısından içeri bakmaktan geçer.
Not: Bu yazımı İranlı arkadaşım Rana Sohrabi’ye ithaf ediyorum.






