Sanattaki satranç oyuncusu Ai Weiwei

Sanattaki satranç oyuncusu Ai Weiwei
Sanat

Sanattaki satranç oyuncusu Ai Weiwei

1957 Pekin doğumlu Çinli sanatçı AI WEIWEI, aynı zamanda önemli bir aktivist. Yaptığı çalışmalarla, Uluslararası Af Örgütü’nün 2015 Vicdan Büyükelçisi Ödülü’ne ve İnsan Hakları Vakfı’nın 2012 Václav Havel Yaratıcı Muhalefet Ödülü’ne layık görülen sanatçı, Çin’in kısıtlayıcı hükümet uygulamalarını eleştirmek için sanatını bir araç olarak kullanıyor. Sanattaki varoluşunu, “Ben daha çok bir satranç oyuncusu gibiyim. Rakibim bir hamle yapar, ben bir hamle yaparım. Sonra rakibimin bir hamle yapmasını beklerim” diye anlatıyor. 

Atölyesi doğanın içinde, doğa da atölyesinin içinde kendi ritminde var olmaya devam ediyor. Kediler eserlerinin üzerinde dolaşmaya tamamen izinliler. İçlerinden bir sarı kedi için, “Bu kedi kapıyı açmayı biliyor, buradaki başka hiçbir kedi kapıyı açmıyor. Kedi kapıyı açıyor ama kapatmıyor” diyerek büyük bir mesaj veriyor.

Bir düzeyde Ai Weiwei, çağdaş sanatta uluslararası bir figür ve belki de uluslararası sanatseverler için en görünür Çinli görsel sanatçılardan birisi; Coca Cola logosunu boyadığı neolitik vazo ve enstalasyonunu Londra Tate Modern’de gerçekleştirdiği milyonlarca seramik ayçiçeği tohumu, en bilinen bazı eserleri arasında. Weiwei, bu ay çiçeği tohumlarını Çin’deki bir porselen fabrikasında ürettirmiş ve sonra her biri elle boyanmış. Bir başka düzeyde ise aktivist bir sanatçı. Hem sosyal eleştiriyi sembolize eden çalışmalarıyla hem de bir vatandaş olarak gerçekleştirdiği muhalif sosyal eylemlerle sanatını icra ediyor. Çin toplumunda ve hükümetinde, kendi görüşüne göre eleştiri veya protesto gerektiren sorunları tespit edip, bu durumlara dikkat çekiyor. 


Yaşamını konu alan belgesel “Never Sorry”
Yönetmen Alison Klayman, 2012 yılında Ai Weiwei’in yaşamını konu alan bir belgesel yaptı. Klayman “Never Sorry - Asla Pişman Olma” adlı belgeselde aynı zamanda Weiwei’in, 2008 yılında meydana gelen ve on binlerce insanın ölümüne sebep olan Sişuan depremin araştırma sürecine, özellikle de ölen okul çocuklarının sayısına odaklanmış. İddiaya göre bu depremde inşaatları hatalı yapılan okullar yıkıldı. Ai Weiwei, bu depremin ayrıntılarını yayınlama konusundaki resmî yasaklara rağmen sorumluluğu üstlendi ve stüdyosunun personeli halkın dikkatini çekmek için, örtbas edilen gerçeklerin verilerini belgeledi ve yayınladı. Aktivizmi sanatından ayırt edilemez hale geldi.

Bu depremde ölen çocuklar hakkında devlet kurumlarına yüzlerce mektup yazmak gibi bir dolu veri çalışmasını stüdyo asistanları ile aylarca sürdürdü. Ai Weiwei, halka bilgi vermek için bu dönemde sürekli olarak sosyal medyadan yayın yaptı. Günde sekiz saatini Twitter’da geçiren sanatçı, o dönemde Çin’deki en aktif Twitter kullanıcısıydı.

Ai Weiwei, kendi etrafında olup bitenleri gerçekçi bir şekilde algılayabilen ve daha sonra bu koşulları hayal gücüyle bir tür düzene sokabilen bir sanatçı. Eserine bakan kişileri, dünyayı görmeye veya deneyimlemeye sevk eden türde bir ifadesi var. 

Ai Weiwei, 2010 yılında New Yorker Dergisine verdiği röportajda, “Duruşumun ve yaşam tarzımın en önemli sanatım olduğunu düşünüyorum. Diğer sanat eserleri ile koleksiyon yapabilirsiniz. Onlar duvara da asılabilir. Ama bu sadece, geleneksel bir bakış açısı. Sırf Rembrandt bunu o şekilde yaptığı için işleri belli bir şekilde yapmamalıyız. Shakespeare bugün yaşıyor olsaydı Twitter’da yazıyor olabilirdi” diyor.

Ai Weiwei, etrafındaki dünyayla ilgili sürekli süregelen bir keşif içerisinde ve bu dünyayı eleştirmede örnek bir yaşam. 21. yüzyıl sanatçıları için önemli bir rol model. Weiwei röportajında sözlerine devam ediyor: “Bir sanatçı olarak elbette farklı biçimler ve farklı şekillerde eser ortaya çıkmanın yollarını arıyoruz. Bu benim mesleğim. İçerik, saygıdır. İçerik, izleyici ile yeni bir iletişim bulmanın yolunu oluşturur.” 

Ai Weiwei, bir vatandaş ve bir sanatçı olarak tüm varlığını bireysel özgürlükleri ve ifade özgürlüğünü korumaya adamıştır. Weiwei, “Never Sorry” adlı belgeselde “Her insanın kendi haklarını ciddiyetle benimsemesi, sivil toplumun özüdür” diyor.