Doğum Gününün İcadı

Doğum Gününün İcadı
İNCELEME

Doğum Gününün İcadı

Birçoğumuzun hayatında önemli bir kutlama vesilesi olan bu alışkanlık ne zamandan beri var, tarihte nasıl aşamalardan geçip günümüze kadar geldiğini hiç düşündünüz mü? Bilhassa çocukların sosyalleşme alanında, tamamen kendi çabalarıyla gerçekleştirdikleri ilk eylem olduğunu düşünürsek, bu doğum günü kutlama olayının hayatımızda çocukluğumuzdan beri ne kadar önemli bir yeri olduğunu gösterir. Çünkü çocuklar için büyümek çok önemlidir ve doğum günü kutlamasına sınıf arkadaşlarından hangisini çağırıp hangisini çağırmayacağına çocuğun kendisi karar verir.


Kubilay Han'ın doğum günü Minyatür Oxford Üniversitesi Kütüphanesinde


Doğum Günü’nün tarihçesi
Yunan Mitolojisinde av ve ay tanrıçası Artemis her ayın 6’sında doğum gününü kutluyor ve kendisine un ve baldan bir pasta yapıyordu. Yunan tanrıları her ay doğum günlerini kutladıkları için yılda 12 doğum günleri oluyordu.

Mısır’da ise M.Ö 3000 yılında Kraliçe Kleopatra’nın büyük bir davet vererek doğum gününü kutladığı söylenir. 13. yüzyılda Marco Polo Çin’i ziyaret ettiğinde, Kubilay Han’ın sarayında doğum günlerine verilen önemi görünce çok şaşırmıştı. Oxford Üniversitesi’nin kütüphanesinde bulunan bir minyatürde Kubilay’ın bu şatafatlı kutlaması görülür. 14. yüzyılda Fransız Kralı V. Charles astrolojiye merak sarmış ve doğduğu gün ve saat konusunda araştırmalar yaptırıp, yıldız haritaları çıkartmıştır.

Resmî nüfus kayıtlarının olmadığı dönemlerde, ancak anne-babanın veya din adamlarının sözlü tanıklığı, doğum tarihinin unutulmamasını sağlayabiliyordu. Orta Çağ’da kendi doğum tarihini bilmemek eğitimli kısmın başlıca kaygısı olmaya başlamıştı ve bu yüzden 13. yüzyıldan itibaren, anne-babalarından öğrendikleri doğum tarihlerini onaylamak veya düzeltmek için astrolojiden yararlanmışlardır.


Kral Herod'un doğum günü partisi

Doğum Günü’ne karşı çıkan engeller
İlk Hristiyanlar zamanında Kilise, doğum günleri yerine, ölüm yıldönümlerini kutlamayı telkin ediyordu. Çünkü onlara göre Azizlerin ölüm yıldönümlerini kutlayarak, onların öbür dünyalarına geçmek suretiyle “gerçek hayata doğmuş” olurlardı. Bu engellerden biri Kitab-ı Mukaddes’te de görülüyor. Eski Ahit döneminin sonunda Makkabiler, Kudüs’te oturan Yahudileri, kendi doğum gününde kurban kesmeye zorlayan kral Antiochus’a karşı ayaklandırdılar. “Şabat gününü kutlamaya bile izin verilmiyordu, ne babalarımızın bayramlarını koruyabiliyor, ne de açıkça Yahudi olduğumuzu söyleyebiliyorduk. Acı bir zorunluluk sonucu, her ay, kralın doğduğu gün kurban kesmek zorundaydık (II Makkabiler 6,6-7). Yeni Ahit’te de: Havariler Matta ve Markos’a göre; kendi doğum günü şerefine verilen şölende Kral Herod, huzurunda dans eden Salome’nin gönlünü hoş tutmak için Vaftizci Yahya’nın başının kesilmesini emretmişti (Markos 6, 21 ve Matta 14, 6).


Matthäus Schwarz


Matthäus Schwarz ve Kıyafetli Özyaşamöyküsü (Trachtenbuch)
Ünlü Fransız tarihçi Jean-Claude Schmitt yaptığı araştırmalarda, bugün kutladığımız şekliyle doğum gününün çok yeni bir buluş olduğunu ve oluşumunun uzun bir sürece yayıldığını söylüyor. 16. yüzyılın başında yaşayan bir Augsburglu burjuva olan Matthäus Schwarz’ın “kıyafetli özyaşamöyküsü” (Trachtenbuch) isimli bir hayli ilginç olan kitabından bahsediyor.



Schwarz, 23. doğum gününden itibaren, doğduğu andan başlayarak bütün yaşamını yazı ve resimle yeniden inşa eder ve yıllar boyu giysilerindeki değişimleri betimlemeyi sürdürür. Bu kitapta, Schwarz’ın kendi diktirdiği ve doğumundan yaşlılığına kadar belli günlerde giydiği kıyafetlerle, Narsiss Renner tarafından yapılmış 137 resmi yer alır. Resimlerin altında ise yazarın yıl, sık sık da ay, hafta ve gün olarak belirtilmiş yaşı yer alır. Bu tarihler çoğunlukla doğum yıldönümleriyle bağlantılıydılar. Kendisi çocukluğundan 23 yaşına kadar giydiği kıyafetleri nasıl resmettiğini şöyle açıklıyor: “Annemin karnından 1520 yılına kadar olan ilk resimlerde, önce anılarımı bir araya getirmem gerekti. Bunu 1519’da yapmayı düşündüm zira babam hala yaşıyordu. On ikinci resme kadar, olayların hangi gün ve yılda gerçekleştiğiyle ilgili hafızamdaki boşlukları doldurmak için ona danıştım. 1510 yılında, başımdan geçenleri enikonu tarif edebilmeye başladım; bunun sonrasında kendi eskizlerimi çıkartmak benim için hiç zor olmadı.” Oğlu Veit Konrad, babasının nöbetini devralarak 1561’de aynı yöntemle kendi “Kıyafetnamesi”ni oluşturmaya başlamıştı.

Çağımızda doğum günleri
Günümüzde Batılı ve modern ülkelerde kutlanan doğum günleri, Asya’da -özellikle Çin ve Kore’de- geleneksel ve yerel kutlamalara yerini bırakıyor. Buralarda güncel hayatta, gün hesabı ve tarihleme sistemiyle birlikte evrensel takvim kullanılırken, doğum günü söz konusu olduğunda bunun yerini geleneksel ay takvimi alır, böylece doğum günleri her yıl başka tarihte kutlanır. Ülkemizde de doğum günü kutlamaları büyük çoğunluk tarafından benimsendi ve bazen de büyük harcamalarla gerçekleştiriliyor. Bilhassa çocuklar için vazgeçilmez törenler bunlar. Benim gibi doğum günlerini fazla önemsemeyen insanlar da mevcut tabii. Ben yalnız bu yaşımda değil çocukluğumda bile, ailemde doğum günlerinin çok önemsendiğini ve detaylı hazırlıklar yapıldığını hatırlamıyorum. Bugün bile birçok arkadaşım doğum günümü bilmez(di). Tabi Facebook hayatımıza girene kadar… Şimdi kimse doğum gününü saklayamaz. Çok fazla tanımadığınız kişilerden dahi doğum günü tebrikleri alabiliyorsunuz. WhatsApp ve Facebook’ta tebrikler ve emojiler uçuşuyor adeta. Kabul edelim ki, insanı mutlu ediyor hatırlanmak. Benim şöyle bir şansım var; senede 2 gün tebrik alıyorum. Biri Almelek Galerisinin doğum günü, diğeri de benimki.

Her yeni doğum günü, yeni bir sayfa açmaktır. Doğum günlerimizde dile getirdiğimiz dileklerimizde kesinlikle Shakespeare’in hayata bakışını benimseyelim.
Hayat bir sevdadır… Onu yaşa!
Hayat bir hediyedir… Onu al!
Hayat bir bilmecedir… Onu çöz!
Hayat bir fırsattır… Onu yakala!
Hayat bir şarkıdır… Ona eşlik et!
Hayat bir iyiliktir… Ona karşılık ver!
Kendine bir iyilik yap. HERKESE GÜLÜMSE…

Kaynakça:
“Doğum Gününün İcadı”, Jean-Claude Schmitt, Kırmızı Kedi Yayınevi, Ekim 2020